Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Medeni Durun / Kürdler

Dünyada 40-50 milyonluk bir nüfusu olan Kürtlerin durumu çözülmesi gereken bir sorundur. Dünya yeniden yapılanırken Kürtlerin kendi kaderlerini belirleme haklarını kullanmalarına kimse engel olamaz. Çünkü demokratik uygar güçler toplum iradesini esas alıyor. Kangren olması için TC’nin her türlü hilesine uğrayan Kürtler zaman geçtikçe kendi değerlerine yabancı oluyorlar.

Sanki Kürtleri savunmak bir lütufmuş gibi konu değerlendiriyor. Ulus olup bir statüye sahip olmayan milyonların uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan milli görevleri vardır. 40-50 milyonluk bir halk niçin evladının kafası gövdesinden ayrıldığı halde bu vahşeti yapanları hala uluslararası bir mahkemede yargılayamıyor! Seçilmişse seçilmişi var vekilse vekili var, silahlı gücüyse silahlı gücü var ekonomik ve siyasal gücüde var dünyanın tamamında da alabildiğince örgütlü. Peki, neden hala kürdü vahşice katleden Kürt halkına karşı hala katliamlar gerçekleştiren devletler, uluslararası hukuk alanında işledikleri suçlardan dolayı hiç bir yaptırımla karşı karışa değiller?

Bunlara karşı hiç bir yasal kısıtlama “tedbir” konulmamış, bunu Kürt siyasetinin kendisine sorması gerekmez mi? Hadi onlar sormuyor; peki, bu konuda Kürt aydını neden ezberden kurtulup, çıkıp halkın bu konuda dili ve sesi olamıyor, bu eksikliği gerçekten fark edebilecek aydınlıkta değil mi? Değilse nedir bu durum, nasıl izah edilmeli?

TC’nin çeşitli kanallarından Kürt ulusal haklarımızı savunmayı küçümseme, teorik sabotajlarla insanlarımızı kendi değerlerine yabancılaştırılma eğilimleri maalesef gittikçe boyutlanıyor. Biz siyaseti kurtarıcı bir unsur olmayı değil, kendini kurtarabilecek meziyetlere sahip olması gereken toplumu kurtarıcı öge olarak onların önünde ışıklar olmak zorundayız. Demokratik uygarlık çağı dediğimiz günümüzdeki aydınların misyonu budur. Aydın statüsü eskici pazarların siyasal piyasada ifade edildiği gibi değildir. Bilimin ve teknolojinin inanılmaz bir biçimde gelişmesi bir taraftan siyasal rant peşinde olan unsurların maskesini düşürürken, diğer taraftan bilimin nimetlerinden yararlanıp çeşitli meziyetler kazanan kişilerin bilimin mantığıyla düşünmenin ürünlerini topluma sunabilmelidir.

Yazıp çizen, düşünen, konuşan Kürtler bir bütün olarak Kürt aydınlarının yürekleri aynı atmalıdır. Artık Aydınların, toplum için çok gerekli olan meslek gruplarındaki gelişmeleri birbirine aktarma için kıtalar arası seyahatin tükettiği zamanın şansızlığına düşmeye gerek yoktur. Dünya çok küçüldü, tüm sorunların anlatılması, paylaşılması çok kolaylaştı. En başta aydın olmayı bir imtiyaz olmaktan çıkarmak gerekiyor. Sadece siyasal grupların kalıplaştırdıkları ezberlerle aydın olunmuyor. Aydınların kendilerini tanımlama konusunda buna karar vermesi gerekiyor. Mesela kendi aralarında Türkçeye susmayı yaygınlaştırmak tartışılabilir.

Yoksa Ankara siyasetine güdümlenmenin önü nasıl kesilebilir? Eğer bu başarılamazsa tüm Kürtler TC’nin yönlendirilmişliğine gelebilir. yönlendirmeden kasıt şu, son bir kaç yıldır, Ankara siyasetine güdümlerin,”Biz bütün Ortadoğu halklarının birleştiği bir demokratik yapılanmayız, biz ulus-devlet anlayışını reddediyoruz” demelerinin altyapısı ve koşulları var mı ? Yine Ortadoğu’da dört Müslüman devletin işgaline uğrayan mağdur Kürtlerin devletleşmesinin önünü alan bu siyasette Ankara’ya güdümlenme değilse nedir?

Kürdün, Kürdistan özgürlük mücadelesini “bilinmedik” muğlak kavramlara yükleyip, gelişmeler karşısında tavır alıp, hareket etmeyen, daha çok “günü kurtarma” anlayışıyla hareket eden siyasetçiler neden toplum iradesini değil de tutsak edilen bir iradeye kendini bu derece bağımlı hale sokmuş ki? Her gün yaşayarak görüyoruz, dünyanın tüm Müslüman devletlerinden toplanan lümpenler, Rojavada kendi gibi Müslüman bir çoğunluğa sahip Kürtlerle savaşıyor bu “Müslümanlar” Rojavada öyle fetvalar çıkardılar ki…

Bırakalım din, inançları bir tarafa normalinde her vicdanlı insanın buna karşı Kürtlerden yana tavır alması gerekiyorken, Ortadoğu’da tüm sağ, sol, İslamcı devlet ve örgütlerin buna karşı kör ve sağır olması, “Ortadoğu halklarının demokratik birliğini” temel amaç edinmiş Kürt siyasetini bir taraftan yalanlarken, diğer taraftan düşündürtmüyor mu?

düşündürtmüyorsa Kürt aydınlarının bu konuda hiç mi günahı yok? Özetle: Kürdün devletine karşı olmak TC misyonerliği anlamına gelir. “Demokratik Türkiye” Kürtler için demokratik kurtuluş sistemi değildir, “Ortadoğu halklarının birleştiği” gerçekleşmesi mümkün olmayan maksat komşular siyaset yaptığımızı görsün dedirten sadece bir fantezidir. Bir an önce Türk Devletini Kürtlerin devleti olarak lanse eden misyonerlere geri adım attıracak tartışmalar başlatılmalıdır: Bu da aydınların çabalarıyla mümkündür;başka bir değişle Ankara siyasetine güdümlenen siyasete geri adım attırmada Kürd aydınlarının takınacakları tavır çok önemlidir. Medeni Duran

Yazar: Medeni Duran

Medeni Duran
1971 Mardin Nusaybin doğumludur. Yazar,
PEN üyesi, Yayınlanmış 3 kitabı var.
2000/ 2011 yılları arasında Mezopotamya haber ajansı (MHA) ve Fırat Haber ajansı (ANF) NewsKurd de yayınlanmış yüzlerce haber, söyleşi ve makalesi bulunuyor.
Evli, 21 yıldır Almanya’da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

17 + 3 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla