Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Yerel seçimin geneli…

Yerel seçimin geneli…

Zeynel Abidin Kızılyaprak

İlk gözlemim şu: HDP, birkaç istisna ilçe hariç, Türk kentlerinde adeta tatilde; pek çalışmıyor. Belediye meclis üyeliklerinde CHP ile yaptığı örtülü pazarlık sonucu alabildiği kontenjan adaylar, belli ölçüde kendi çevresini ve partideki solcuları bir parça hareketlendirmiş olmasa sanırsınız HDP Türk kentlerinde siyasete mola vermiş. Bunun nedeni ‘dışlanmışlık duygusu’ değil bence, daha çok CHP adına oy istemenin kendi tabanı bakımından zorluğu…

HDP’nin Kürt kentleri dışında ve mesela İstanbul gibi ciddi bir gücünün bulunduğu Türk kentlerinde aday göstermemesinden en çok CHP’liler mutlu görünüyor. Bir CHP yöneticisinin bana aktardığına göre, “Erdoğan’ın ‘HDP ile işbirliği’ konusunu bir suçlama haline getirmesi, aday belirleme döneminde en çok Kılıçdaroğlu’nun elini rahatlattı, çünkü HDP ile görüşmelerde ‘aman ittifak görüntüsü vermeyelim’ denilerek HDP’ye tahminlerin çok gerisinde kontenjanlar verildi.” Sonuçta HDP, sonuç sayıları CHP hanesine yazılacak biçimde, CHP’ye bir hayli yardımcı olmuş durumda. Ancak bu yardımın siyaseten doğal bir takım sınırları var. Örneğin aday belirleme dönemi geçtikten sonra CHP HDP’lileri seçime asılmaları konusunda sıkıştırıyor, ancak ‘seçmen’ dediğimiz kütle (veya bu kütlenin ağırlıklı kesimi) bir hamur parçasına şekil verir gibi şekillendirilemiyor.

Görülen o ki, özellikle büyük Türk kentlerinde, HDP kendi seçmenini büyük ölçüde yönlediremeyecektir. Tabanındaki sol güçler bu örtülü ittifaka destek verecektir, ancak bunların sayıları çok sınırlı. HDP seçmeninin diğer büyük bölümünün oralarda sandığa gitmeyeceğini tahmin ediyorum, aslında buna tahminden öte gözlem de denebilir. Sonuç ise HDP hanesine başarısızlık olarak yansıyacaktır ve bu, yerel seçimlerde partilerin kendi oy oranları hakkında fikir veren, belediye meclis üyelikleri oylarında dramatik bir şekilde görülecektir.

Şu soru hala yanıtlanamamıştır: HDP niçin kendi başına seçimlere girmemiştir de CHP ile örtülü işbirliğini tercih etmiştir? (Ki bu işbirliğine bazı yerlerde Saadet Partisi şemsiye altında gitmekteler.) O CHP ki tarihsel/kimliksel olarak malum bir partidir ve üstelik HDP ile temasını inkar bile etmektedir ve HDP de bu durumu kabullenmektedir. Hani ortada AKP’ye karşı ilkelerde ortaklaşılmış açık ve berrak bir ‘cephe’ olsa, durum belki anlaşılabilirdi ve hatta CHP’nin şovenizm aleyhine azıcık değişmesi konusunda umut bile yaratabilirdi. Böyle bir noktada olmadığımız çok açık. Yok eğer konu ‘Erdoğan gistin de nasıl gidiyorsa gitsin’ ise, HDP’nin kendi başına seçimlere girmesi bu arzuya engel bir durum da oluşturmazdı. Tam tersine, HDP seçmenleri (veya HDP ile temas nedeniyle partilerine küsmüş olan bir kısım ‘damardan Türkçü’ CHP seçmenleri) sandığa gidecekleri için, AKP dışındaki partilerin güçleri toplam oylarda artış gösterecekti ve belki belediye başkanlıklarında AKP lehine küçük bazı artışlara yol açsa bile, toplam oy hesabında AKP’ye oy vermemişler oranını yükseltecekti; herkesin birleştiği nokta, Ankara-İstanbul belediye başkanlığı haricinde (ki, bu iki kentteki belediye başkanlığı sonucuna HDP oy katkısının sanılandan/umulandan az olacağını hep birlikte göreceğiz) temel politik belirleyicinin toplamdaki oy yüzdeleri olacağı değil midir?..

Sonuçta, Kürt meselesi söz konusu olduğunda beton misali bir katılığın, Kemalizmin o minvaldeki en geri versiyonunun temliscisi bir partiyle böylesi ilkesiz içli-dışlılığın Kürtlere bir hayrı olmayacağı gibi, genel merkezine sol görünümlü gizli Kemalistleri oturtmuş HDP’ye de bir hayrı dokunmayacaktır.

Söylediklerime karşı “Niye şaşırıyorsun ki, Kemalizm HDP geleneğinin genlerinde var olan bir faktör” diyerek itiraz eden olursa, kabullenmemek anlamında şaşırma refleksimi yitirmek istemediğimi söyleyebilirim…

Malum argumanı biliyorsunuz: Eli sandığa gitmeyenleri, iç rahatlığıyla seçebileceği bir parti göremeyenleri CHP ile birlikte HDP yöneticileri de “Oy vermemek AKP’ye yarar” diyerek suçlamakta. İyi de, örneğin ben kişisel olarak CHP’yi kötünün iyisi filan değil, kötülerden eşit biri olarak görüyorsam nasıl oy verebilirim ki?.. Bir başka değerli soru da şu olmalı bence: AKP’ye karşı ilkesizliklerle, halkın konumuna ilişkin ortak tutum almaktan uzak siyasetçi sınıfı usulü gizli pazarlıklarla sağlanabilecek bir ‘başarı’, gerçekten halk adına bir başarı sayılabilir mi?.. ‘Olur’ diyenler, kaldıysa herbir ilkesini gereksiz birer yük gibi fırlatıp atabilirler… O zaman srıf AKP adayı değil diye örneğin Ankara’da şovenist bir adaya içlerini rahatlatmış olarak oy verebilirler, oy isteyebilirler. Yalnızca Ankara’da mı; oy verecek eller nereye uzansa orada şovenistin önde gelenine temas edecek bir atmosferdeyiz; oksijensiz…

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

nine + 6 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla