Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Türkiye Kürdlere Karşı Savaş Suçu İşliyor.!

Mehmet Kobal  / Türk devletin, Rojava işgali ve Kürdlere karşı seferberlik çağısı Kürd etnisitesini yok etme savaşıdır. Devletsiz, savunmasız Kürd toplumuna uygulanan bu barbarlık, bir insanlık suçudur, durdurulmalıdır. Şu ironiye bakın ! Türk eğemen ulusun baskısı altında can çekişen Kürdler değil, Rojava Kürdistan’ı işgal eden, Kuzey Kürdistan’ı sömürgeleştiren ve Kürdlere bir ilkokul hakkı bile tanımayan Türk devleti, seferberlik çağrısı yapıyor! Turkler, 20 Ocak 2018 Tarihinde Batı Kürdistan (Rojava) Efrin şehrini 72 uçakla vurdu. Efrin, Azez işgali, Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin’nin izniyle başlamıştı. Türkler, 9 Ekim 2019’da Batı Kürdistan’ın Serikaniye,Tel Abyad askeri işgali ise ABD Başkanı Donald Trump’ın izniyle başlattı.

Böylece Rusya ve ABD’nin vizesiyle Suriye ve Rojava’nın sınır bölgeleri Türk ordusu ve ortakları cihatçı çetelerin talanıyla istila edildi. Kürd paranoyasına tutulmuş Erdoğan Türkiyesi, savaşın derinliklerine çekilerekmi boğulacak, yoksa başka türlümu işi bitirilecek bilmiyorum. Ancak Suriye, Rojava işgali Ankara devletine ve çeteci suç ortaklarına yedirilmeyeceğini biliyorum. İslamist terör çetelerin patronu cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözde DEAŞ karşıtlığı bir yanılsamadır. IŞİD muhafızlığını yapan Türk ordusu Suriye ve Rojava’da sürdürdüğü işgal savaşında bir tek IŞİD’li öldürmemiştir. Ama yüzlerce IŞİD’li ile birlikte Kürdlere karşı halen savaşıyor. Türklerin Kürd düşmanlığı, Uluslararası DEAŞ, Elnusra gibi terör örgütlerine arka çıkacak kadar uzun bir tarihe sahiptir.

Türk ordusu, Kürdlere karşı onbinlerce paralı çeteleriyle vekalet savaşından fiili savaşa geçmiştir. Türkiye’nin, ABD ve AB’nin silahlarıyla Suriye ve Rojava’da Kürd direnişçilerine, savunmasız halkına karşı karada, havada dengesiz bir savaş yürütmesi bütün NATO üyesi ülkelerinin suç ortaklığıdır. NATO’nun ikinci ordusu, devletsiz Kürdlere karşı savaşmayı, savunmasız insanları öldürmeyi, topraklarından katilleri olarak var olmayı zafer olarak telakki etmesi dehşet vericiliğin ötesinde işgalci bir ruh halidir. Kürd milletin bağımsızlık, özgürlük talebini savaş zoruyla bastırmak, kitlesel şiddetle yönetmek bir zafer ise, Türkiye Cumhuriyet tarihi o ”zaferlerle” doludur.

Beytuşşebap, Koçgiri, Zilan, Ağrı, Dersim. Jenosidleri, Cizre katliami, Rojava istila savaşı ve onbinlerce faili belli katliamların gerçekleştirilmesi Kürd direnişçilerin ölü bedenlerine bile işkence yapılması gibi insanlik suçların işlenmesi, Türklerin birer trajik zaferi oluyor. Türkiye ‘halkları’ bu savaşın suç ortağı olmak istemiyorsa, Ankara, İstanbul, İzmir gibi Şehirlerde ayağa kalkmali. Halk, hak kavramından gelir. Başka ülkelerin, toprakların işgali şöven suskunluğuyla manipüle edilemez. Bilinmelidir ki, ABD önderliğindeki kualisyon güçlerin, Rojava Kürdistan’ında beklenmedik bir hamle ile geri çekilmesi, türk ordu ve çetelerin işgaline izin vermesi düşündürücü ve türlü provokasyonlara gebe gibi görünüyor.

Batı Kürdistan direniş güçlerin ve savunmasız halkın türk işglci ordusunun saldırılarına maruz bırakılması bir skandaldir. Türklerin, Rojava (Batı Kürdistan) istilası, durdurulmazsa diaspora Kürdlerin isyanı yüzbinlerle dalga dalga yayılacaktır. Türkiye’nin yarisi Kürd’tür. Hiçbir bir Kürd evinde oturup  ölümünü beklemeyecek. Kürdler, dünya kamuoyu ve devletlerin yardımı ile Türk yayılmacılığın durdurulmasını ve Rojava işgaline son verilmesini istiyor.

Kürd Siyaseti Kendini Yenilemelidir.

Herkes biliyor ki Kürdler, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze sistematik bir inkâr ve imhaya tabi tutulmuş ve hiçbir can güvenliği kalmamıştır. Katil ulus, magdur ulusun ortak yaşaması imkânsız hale gemiş. Türk devleti, dünyanın başına bela olmuş uluslararası dinci çetelerle birlikte Kürdlere karşı savaşması ve Rojava istilası bu kopuşu hızlandırmış ve Kürd meselesinin uluslararası çözüm tartışmalarını aktüel hale getirmiştir. Türkiye’nin, 9 Ekim’le başlayan Suriye, Batı Kürdistan istilası, Rojava Kürd otoritesine askeri olarak geri bir adım attırsada, siyasi olarak uluslararası sömürge statüsünü daha çok görünür hale getirmiş ve uluslararası çözümü zorunlu kılmıştır.

Dünya kamuoyu ve devletlerin, Kürdistan topraklarının Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında paylaşılması, aile, akraba ve halkın parçalanmışlığını gündemine alması, uluslararası çözüm yöntemlerini tartışması bir ilk oluyor. Kürd siyaset sorumluları,Türk devlet terörüne karşı oluşan bu haklı siyasi atmosferi birlik içinde ve dikkatle yürütmeleri gerekir. Dünya kamuoyu ve medyası, Kürdlerin devletsizlik ve siyasi statüsüzlükten dolayı etnik katliamlara maruz kalmasını tartışması Kürdlerin işgal altında kurtulmada ve kendi geleceğini belirlemede etkili olabilir. Kürdler, ulusal direniş tarihinde  ihanet, terkedilmişlik ve yenilginin çok daha beterlerini yaşamıştır. Ama toprağına dökülen kanından yeniden filizlenmiş, gelişmiş ve yenildiği yerden mücadele bayrağını kaldırmıştır. Kürdler, bundan sonraki yenilgilerindende çok daha güçlü ayağa kalkacaktır. Çünkü daha eğitimli ve donanımlıdır. Bilim, teknik, medya imkânlarına sahip ve heryerdedir. 

Fakat Kuzey ve Batı Kürdistan siyasi hareketlerin yöneticileri bu absurd politikalarına son vermeleri gerekir. Başta Rojava olmak üzere dışındaki bütün Kürdlerle ulusal bir program doğrultusunda kendini yenilemelidir.

Çünkü Batı Kürdistan, (Rojava) Kürdleri doğru bir siyasetle yönetilmiyor. Kürdlerin sayısız katliam, yenilgi ve deneylerine rağmen ulusal program temelinde güçbirliği oluşturamadı. Bass rejimi ve DEAŞ’ın işgalinden onbinlerce Kürdün kanı canı pahasına kurtarılan Kürdistan toprakları ve halkı ulusal birlik cephesiyle temsil edilemedi. Kendi ülkelerinde hatırı sayılır, etkili Kürd dostları ve devlet yöneticileri, milli birliğinizi kurun ve tek şemsiye altında ne istediğinizi ulusal temsilcilerinizle gelin konuşalım söylemleri örgütün ideolojik kalıplarını aşamadı.

Kürdlerin devlet hakkı ve ulusal değerlerine göre siyaset yapılmıyor. Dünya etnik katliam diyor, siz halklar, ekoloji diyorsunuz. Batı başkentleri Kürdistan diyor, siz kuzey suriye diyorsunuz. Dünya Kürd Milleti diyor, siz olmayan halkların kardeşliği diyorsunuz. Şimdi Ortadoğu gibi diktatörlerin ve sermayenin cenneti diyebileceğimiz coğrafyada, bütün kırılma ve göçertmelere rağmen toprakları ve ulusal sosyolojisiyle bütünlüklü Kürd ulusun devlet hakkını savunmazsanız, müttefik güçlere üstünüze düşeni yapın demeyın. Çünkü siz yöneticiler olarak üstünüze düşeni yapmadınız. Halen fırsat varken yapın.

Sonuç olarak Trump ve Putin’in, uluslararası yasalara uymayan Türkiyenin Suriye, Rojava işgaline ne tür pazarlıklarla sesiz kaldıklarının perde arkası çok bilinmezsede elleri altında hazır bekleyen ve yeni bir seçim zaferine şiddetle ihtiyaç duyan Erdoğan Türkiyesini çıkarlarına geldiği ölçüde, özellikle Kürdlere karşı kullandıkları görülüyor. Erdoğan, bütün dünya’nın gözleri önünde Kürdlere karşı etnik bir savaş yürütüyor. Dünya medyasına göre ”Kürtler hariç Türk toplumunun çok büyük bir kısmı Erdoğan hükümetin Kürdlere karşı savaşını savunuyor. Kürd siyasi liderleri, otoriteleri bu somut gerçeğe uygun siyaset yapmalıdır.

Medkobal@gmail.com

1 Yorum
  1. Vengma diyor

    Batı Kürdistan terimi yerine “Rojava” terimi kullanıldığı gün Kürtlerin bu günkü kaderi çizildi. Kürdistan bür ülke olmaktan çıkarıldı, bir bölgeye indirgendi. Yazar arkadaş hala Kuzey ve Güney batı Kürdistan Politikasında söz sahibi olan Kişilerden medet ummakta, onlara “gelin düzelin” diye çağrı yapmaktadır. Oysa yazırın kast ettiği kişiler ve klik çoktan Kürt ulusuna/ halkına ihanet etmiş, onu teorisiz stratejisiz bırakmış ve bilinçli olarak Kürdistanı sömürgeleştiren devletlere çalışmaktadırlar. Bu gerçeği bilince çıkarmayan hiç bir analizin ömrü bir yıl uzun olamaz.

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

14 − three =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla