Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Söze O başladı/ Harun Tak

Söze o başladı;
Yıllar yıllar önceydi Garé de operasyon yapan düşman gücünü vurmak için küçük bir birim hazırladık. Arkadaşların büyük bölümünü alandan çıkarmıştık. Bu yüzden çok rahat hareket edebiliyorduk. Eylem birimimize Doktor komuta ediyordu.

Sırtlar ve boğaz düşman tarafından tutulunca harekete geçtik. Önce boğaza yöneldik orda düşman gücünü vurup bizde alanı terk edecektik. Boğaza vardığımızda düşmanın burayı o gece gizliden bırakıp gittiğini gördük. Doktor boğazı tutmayı ve sırttaki düşman mevzilerini vurmayı önerdi. Benle iki bayan arkadaş boğazda mevzilendik. Arkadaşlar sırttaki düşmanı vuracak sonra yanımıza gelece, Hep birlikte Gere yi terk edecektik…


Eylem anında saniyeler saatler kadar uzun yaşanır bilirsin. Boğazda bekledik bekledik bekledik! Arkadaşlar gideli saatler olmuştu ama ne bir patlama ne silah sesi ne de arkadaşlardan bir telsiz çağrısı gelmemişti. Beynimde her ihtimal, nedense hep en kötü olasılıklar dönüp duruyordu. Arkadaşlara ne oldu? Sorusuna bir türlü cevap bulamıyordum. Olmaz ama ya arkadaşları düşman pusuya düşürüp elle! Yakaladıysa.

Onca güçlü ve değerli arkadaştan bir tekinin bile silahını kullanamadığı, esir düştüğü fikrine inanamıyor ” yok yok olamaz! Kimse silahını kullanmazsa dahi Doktor rahat duramaz” diyordum. Ama saatlerdir bekliyorduk ve sırtta giden arkadaşlardan hiç bir haber yoktu.
Bu düşüncelerle cebelleşirken telsizimden ” Munzur Munzur!” çağrısıyla yerimden fırladım.
-Dinliyorum Heval
– Heval sırt sırt gel gelll gellll gellll
Doktordu ama sesindeki o acayipliği anlayamıyordum. Tekrar sordum kızgınca
-Anlaşılmadı Heval tekrar et!
– Hevalim sırt sırt gel gelll gellll gellllll
Ya xizir! Tamam, doktoru biliyorum; Delidir ama eyleme gittiler! Birkaç saattir beklemekten bunaldım. Simdi de bana gayri ciddi, lakayt bir ses tonuyla “Gel gelll gellll gellll” diyordu.


Dayanamayıp Gülüyorum.
Gülme Harun walla çok sinirlenmiştim. Doktor Süleyman’la aynı bölgede uzun zamandır birlikte çalışıyorduk. Onu tanıyordum; ne kadar deli olduğunu biliyordum. Birde YAJK sorumlusuydum bölgede.
Hala gülüyordum. 


– şimdi anladım; YAJK sorumlusuyla ne bicim konuşuyor bu dedin?
Yaw gülme yok öyle bir şey. Arkadaşlarla sırtta eyleme gitmişler! Saatlerdir ondan haber alamamışım. Arkadaşlara ne oldu? Sorusuna cevap bulamıyorum o kalkmış “gel geelllll geeelllll geeelllll” diyor.
Yüzüne gözlerinin ta içine bakıyorum yoldaşımın. O anları yeniden yeniden yeniden yaşıyor. Giden yoldaşlarına ne oldu kaygısını o güzel gözlerinin derinlerinde görebiliyorum.
Ne yaptın peki?
Ne yapayım; sinirden kudurmuş halde sırt sırt ilerledik. Gidiyoruz gidiyoruz bir türlü Doktor ve diğer arkadaşlara ulaşamıyoruz. Sırtta her düşman mevzisine ulaşınca kesin buradalar diyorum! Yok. Düşman sırtı tamamen bırakmış. Tüm mevzileri boş. Garé sırtı kilometrelerce uzar gider. Bizde gecenin ayazında o sinirle gittik gittik gittik. Her adımda Doktora olan kızgınlığım da artıyor bu arada. Sonunda ulaştık. Sırtta bizi bekliyor ama yalnız!


O kızgınlıkla yakasına yapıştım tabi. “Arkadaşlar nerede. Ne bicim konuşuyorsun telsizde” dedim. Yakasına yapışan kolumu hafifçe geriye itti.
“Sakin ol Heval gel bak buradayız”
Büyükçe bir düşman mevzisinde arkadaşlar oturmuş kendilerine ziyafet çekiyorlar. Düşman giderken konservelerini, sularını bırakıp gitmiş. Bizimkiler de Koli koli yiyecekler arasına oturmuş bir masa kurmuşlar. 
-Keyifleri yerinde yani.
– Hee hem de hiç olmadığı kadar. O yüzden öyle keyifli ve gayri ciddi bir sesle bana çağrı yapmış. Allah sizleri kahretmesin dedim, bizde oturduk ziyafet sofrasına.


Doktor ısrarla düşmanı aramak derdinde. İzlerini takip edip bulana dek ilerleyelim dedi. Hep birlikte düşman gücünün izlerini takip ettik. Vadiye inmişler. Bizde peşlerinden. O gece Doktor Süleyman`nin ne kadar gamsız ve cesur olduğuna tanıklık ettim. Vadide ulaştığımız birliğe saldırdık. Ayakta kendini korumadan saldırıyordu. Arkadaşlar ona yetişmek için adeta koşarak ilerlemek zorunda kalmıştı. 


Doktor Süleyman içimizdeki ender arkadaşlardan biriydi. Aykırıydı, vurdumduymazdı, deliydi yani. Simdi düşünüyorum da bizlerden birkaç adim öndeydi hep; hayata bakışta, savaşta ve zekada. O yüzden onu anlamakta zorlanıyorduk. En çok eleştirilen yani kadına yaklaşımıydı…
Gülüyoruz uzun uzun.


Biliyor musun YAJK yönetim toplantısında onun birliğine kimi yollayalım diye uzun uzun tartıştığımız olurdu.
Niye ki?
Kimi yollasak Doktora aşık oluyordu da ondan.
Ölümünün birinci yılında iki eski yoldaş; oturmuş Doktor Süleyman’ı ve onunla yaşmadıklarımızı konuşmuştuk. Çokça gülmüş, bazen hüzünlenmiş, bazen de ağlamıştık. O biz eskiler! İçin ölümsüzdü ve hayallerimizin peşinde koşan komutanımız…
Harun Tak /29.10.2017

Yazar: Sait Çürükkaya

1968 de Bingöl'de doğdu. Çukurova tıp fakültesi 3. Sınıfa kadar okudu. 1990 Yılında gerilla olarak dağa çıktı. 10 Yıl gerilla komutanlığı yaptı. 2002 Yılında Almanya'ya geldi. Almanca ve ingilizce öğrendi. Bremen üniversitesinden mezun oldu. Üç adet işyeri kurdu. 2014 Yılında Daiş' e karşı savaşmak için Kurdistan'a gidip peşmergeye eğitim verdi. Bombanın patlamasıyla Naveran bölgesinde yaralandı, Koblenz askeri hastahanesinde yaşamını yitirdi. Kürdistan parlementosu tarafından kendisine General ünvanı verildi

Tüm Yazıları
1 Yorum
  1. Barzan diyor

    PKK saflarinda Kurd yigitlerini ve Kurd ki§iligini tanimak mùmkùn deyildir.
    Bir Kurd aydinin belirtigi gibi PKK nin hain dedigi ve kahraman yaptigi Kurd Abdullahin dudaklari arsinda ve mùridlerin hùnerine kalmi§tir.
    Kahramanlarimizin silah arkada§larida ekseriyeti hayatta deyiller.
    Kahraman evladlari kendisine yasak bir milletiz.
    Harun Tak binlerce kahramanimizin az bulunur bir vefali silah arkada§i.
    Gerçektende dogruya parmak basmadir.
    Zeki Mùren erkekler erkekgi olur.
    Bir ittirafci adina festival dùzenlenir.
    Pe§merge katili bir solcu Tùrk kizin intihari bize kahraman diye sunulur.
    Merhum SAID çùrùkkaya Dr Sùleyman olarak Amed eyaletinden duymu§ olsakta korkak Abdullah Ailece PKK de olanlardan en çok korktugunu hepimiz biliriz.
    Ben Merhumu ilk defa tonlarca patlayiciyi Pe§merge içinde patlamaya hazir araci etkisiz hale getirmesi sonrasi tanidim ve takib ettim.
    500 pe§merge demek, 500 kayip ,500 matemli aile ve bugùnkù haliyle binlerce Kurdin hayati demektir.
    Ter ve toz toprak içinde,pe§merge gorevine donme acelesi ilà konu§an gùler yùzlù mùtevazi bir Kurd evladi.
    Hele Hevlerdeki konferanda konu§masini kisa kesip pe§merge gorevine gitmesi.
    Ote tarafta cennet biletciligi yapan mùrid lakirdilari.
    Merhum SAID binlerce Kurde hayat veren Kuzeyden gùneye esen Araratin Kurdi ruhu ve bahariydi.
    Bunca yapacak i§i varken.
    Ax felek ,bla diya te bimirit.

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

ten + seventeen =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla