Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Nuh Tufanı Nerede Oldu?


Ferhat Sağnıç / Bildiğiniz gibi Cudi dağı ve Nuh efsanesi Kürtler için çok önemli olmakla beraber Kürtlerin tarihi hakkında da bize bilgiler verir.Efsaneler bir halkın geçmişine ışık tutar. Hele böyle bir efsane düşünün ki tüm dünyadaki bilim adamlarının kafasını karıştırmış olsun. Arkeologların yaşamlarını adadığı ve hala netlik kazanmayan ama varlığı da inkâr edilemeyen ancak nerde ne zaman ve nasıl sorularının sorulduğu bu efsane Mezopotamya’da yaşandığı artık tartışılmayan ancak Mezopotamya’nın neresinde yaşandığı Ağrı’da mı Cudi demi olduğu tartışılan Nuh tufanı günümüzde hala netlik kazanmamış. Ancak bu olay Kürdistan’da yaşanmış olduğu konusunda tüm bilim adamları bu konuda hem fikirler. Ben burada kesin bir sav ileri sürmeyeceğim. Benim araştırmalarım sınırlı ve kaynaklara dayalı. Bunun içinde bu kaynaklardaki çelişkiler umarım sizlerin bu konu da araştırmaya iter.

Nuh efsanesi neredeyse tüm dünya halkalarının mitolojisinde yer alır ve herkes bu efsanenin kendi dağında olduğunu söyler. Örneklendirelim

Yunan’ lılara göre gemi Parnesus dağındadır. Babillilere göre Nimus. Asurlulara göre Nisir –Nizir. Hindulara göre Himavat. İnkalara göre And, Aztekler ve Tolteklere göre Colhvacan

Hristiyanlar için Ağrı-Ararat. Müslümanlar için Cudi de olduğu söylenir. 

Peki gemi nerede? Bazı kaynaklardan örneklerle gemiyi bulmaya çalışalım

Kuran’a göre Nuh’un gemisi Cudi dedir. (Hud süresi 44 ayet)

Amerikalı araştırmacı David Fasold a göre Ağrı dağı yöresinde bulunan Üzengili köyü yakınındaki Musa dağındadır. Nerdeyse geminin bulunduğu yerin koordinatlarının verir. Doğubayazıt’ ın 11,3 km. Güney doğusunda 39 derece kuzey paraleli ile 44 derece doğu meridyeni arasındadır.

Nuh’un gemisinin kalıntıları bazı kayıtlara göre ise: 20 Ağustos 1829 da Alman bilim adamı Frederiç Parrot tarafından geminin izini Ağrı dağında bulduğunu söyler.

Birde geminin yapım malzemeleri üzerinde bir tartışma var ki dudakları uçuklatacak cinstendir. Bunlara örnek verelim:

Yine Amerikalı David Faslo’da göre gemi iki güverteden gemin baş tarafının soğan şeklinde olduğunu söyler. Ayrıca moleküller frekans jeneratörü ile bu çıkıntıda 13 demir olduğunu bu demirlerin birbirinden 30 cm uzakta olduğunu ve her direğin üzerinde 60 cm uzaklıkla demir çivilerin olduğunu da ekler sözlerine. Yine araştırmacımız Fasold geminin tahtadan değil çimentodan yapıldığıdır. Tahta kısmı sadece iç döşemeleridir der.

İşte bir gemi, işte bir tufan ve işte sahipleri.

  Öncelikle ben Yunan mitolojisini okurken baba annemin, ninelerimin okuma yazma bilmeyen bu insanların anlatımları aklıma geliyordu. Mitolojiye derinlemesine bakmak istedim. Acaba neden Yunan mitolojisi ile Kürt mitolojisi bu kadar birbirine yakın diye. Ve sonuçta şu kanıya vardım; evet Yunan mitolojisi ilhamını Kürt mitolojisinden almış. Çünkü Kürt Miti Yunan mitinden çok eskidir. Yakın dönemdeki arkeolojikkazılardaki buluntularda bunun ispatıdır. Göbekli Tepe ve Commagene kazıları da benim bu savımı ispatlar durum da dırlar. Evet dünyanın en eski mitolojisi olan Kürt miti arkeolojikkazıların sınırlı olması ve araştırmaların sınırlı olması Yunan mitolojisi kadar tanınmıyor, bilinmiyor.  Bana sorarsanız Yunan mitolojisi Kürtlerden çalınmış bir mitolojidir. Konumuz bu olmadığı içinde bu konuda ayrıntılara girmeyeceğim.

   Nuh ve Cudi bir birbirinden ayrılmaz iki konu. Bunun için ben Nuh tufanını anlatırken Cudi’yi de anlatmam gerekir. Öncelikle sizin de bildiğiniz ama benim tekrar da sakınca görmediğim bazı teknik bilgilerde vermek istiyorum.

Cudi Dağı: Güneydoğu Torosların ön ülkesinde, Irak sınırı yakınında Şırnak ve Silopi ilçe merkezleri arasında 2114 metre yüksekliğindedir. (Büyük Larousse) 

Gelelim Nuh unun gemisine onunda teknik bilgilerini vereyim.

Geminin eni ve boyu aynı ölçülerdedir. Omurgası 3528 metre, alt ve üst güvertesi aynı olup uzunluğu 60 metredir. Gemi altı kat olarak inşa edilmiş, alt ve üst güverte 7 bölümden oluşmaktadır. Ambarları ise 9 bölümdür. Omurgası 5 günde geminin tümü ise 7 günde bitmiştir (Gılgamış Destanı Cumhuriyet Yayınları).

Geminin boyutları hakkında da çelişkili ifadeler var 

Tevrat a göre geminin boyu 153 metredir

31 Ağustos 1949 da bir Fransız keşif grubuna göre geminin boyutu: 150 metre uzunluğunda, 24 metre genişliğinde. 15 metre yüksekliğinde bir gemi kalıntısını Cudi’de bulduklarını söylerler.

Bir başka iddia ise geminin 300 metre boyunda olduğudur.

Araştırmacı David Fasold göre ise geminin kıçı 1935 metre başı ise1901 metre yüksekliktedir

    Hepinizin bildiği efsaneyi tekrarlamak istemiyorum.  Ancak az önce de söylediğim gibi Nuh Tufanı ile Cudi’yi ayrı anlatmak söz konusu değil iç içe ve aynı konudur. 

Tufan neden olmuştur sorusuna yanıt bulmaya çalışalım. Tüm dini kitaplarda Tevrat ve Kuran’da halkın tanrıya inanmayıp, putlara tapması ve kötülüklerin başını alıp gitmesi sonucu ve Nuh peygamberin tün uyarılarına rağmen kötülüğün devam etmesi sonucu tanrı tarafından bir tufanın yapılacağını ve bunu Nuh peygambere bildirmesi üzerine yine tanrı tarafından Nuh’a bir gemi yapması emir edilir. Bu gemiye yer yüzünde yaşayan tüm canlılardan bir dişi bir erkek almasını söyler (aileni ve iman edenleri gemiye yükle. Hud süresi 40. ayet.) yine aynı surenin 44. ayetinde şöyle der “ey yer suyunu yut ve ey gök suyunu tut. Su çekildi ve gemi Cudi nin üstüne oturdu. 

Tevrat a da hemen hemen aynı şekilde anlatılır. Ama Gılgamışdestanını eyer en eski buluntu ve kanıt olarak ele alırsak bu bilgilerin bu kutsal kitaplara Gılgamış destanından geçmiş ve bizimde esas almamız gereken bu tabletler olması gerekmez mi? Gılgamış destanında Nuh tufanı şöyle anlatılır:

Utnapiştim (Nuh) ile Gılgamış arasında geçen konuşmadan sonra tanrıların bir tufan yapmasına ihtiyaç duyuluyor. (Tanrılar Gılgamış’tan kurtulmak için Tufan yaratırlar) Tanrıların tufan yapma kararına tüm tanrılarda katılıyor ancak Ea bu karar muhalefet etmese de içi insanlığın tümden yok olmasına razı değil. Tanrı EA tüm bilinenin tersine Nuh’a direk söylemiyor tufanın olacağını. Bir kamış çite duvara söylüyor. Bir geminin yapılmasını söylüyor. Sonraki gelişmelerde ise Utnapiştim gemiyi tanrının verdiği ölçülerde yapar ve emir ettiği gibi tüm canlılardan bir dişi bir erkek olmak üzere gemiye yükler. Ancak burada on birinci tablette “bütün soyumu, sopumu ve kavmimi gemiye bindirdim ovanın yabani hayvanlarını ve evcil hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım” der ki buda Kuranla çelişir durumda.Kuran “aileni ve iman edenleri gemiye yükle der.

Efsanemize dönelim. Fırtına tanrısı ADAD ve yardımcıları ŞULLAT ile HANİŞ fırtınalar yaratıyordu. İra ise dünyanın kazıklarını söküyordu. NİNURTA gök yüzü havuzunun sularını yeryüzüne boşaltıyordu. Tüm tanrılar birleşmiş insan soyunu bir anda kurutmak için ellerinden gelini yapıyordu. Öyle bir fırtına ve yağmur yağıyordu ki, şimşekler çakıyordu ki tanrılar kendi afetlerinden korkmaya başladılar. Makamlarını en yüksek yerine kaçmışlar ve “tanrılar bir köpek gibi kıvırılmışlardı”. Tanrı İŞTAR ise kendine lanet okuyordu. Çünkü tanrılar meclisinde bu tufanın oluşumu için tanrıları ikna eden (emir veren) kendisiydi.İnsanlığı yok etmek isteyen İştar kendi kötülüğünün altında eziliyor ve korkuyordu. 6 gün altı gece süren fırtına ve tufan 7 günde dinginleşir

 Tanrılar sindikleri yerden başlarını çıkarırlar.  Tevrat’a göre 40 gün Gılgamış efsanesine

Göre de 7 gün sürer. Yeri gelmişken tufanın süre ile ilgili bazı bilgiler vereyim.

Bazı kaynaklar 60 gün 60 gece olduğunu bazılarına göre ise 52 yıl sürdüğüdür. Yani bu tufanın süresi ile ilgilide çok net bilgiler mevcut değildir. Efsaneye kaldığımız yerden devam edelim:

Ancak tufanın sonunda bazı insanların kurtulduğunu gören ENLİL BURDA BİRCAN KURTULMUŞTUR Kİ BU TUFANDAN KİMSENİN KURTULMAMASI GEREKİRDİ der.   Burada çıkan sonuç şu tanrı Enlil insanlara kızmış ama nedeni bilinmiyor.  Ea ise dünya yüzündeki yaşamın bitmesinden yana değil onun için tanrıların sırını Utnapiştim verir.  Diğer kutsal kitaplarda ise tanrı dünyayı saran kötülükten dolayı bu böyle bir gazaba uğratmıştır. Efsanenin sonunda ki benzerlik şaşırtıcıdır tüm kitaplarda sıraları farklı olsa da aynı hayvanlar uçurtulur suların ne kadar çekildiğini anlamak için. Sonuçta bugünde barışın timsali olan ve tüm dünyada da kabul gören   zeytin dalı güvercin tarafından Utnapiştim getirilir.

Efsane farklı versiyonlarla devam eder. Ancak çıkan ortak sonuç şu: Nuh tufanı Kürdistanidir geminin oturduğu yer Cudi ve Ağrı’dır. Cudi olma ihtimali yüksektir Ararat ile isim benzerliğinden bir karışıklığın olma ihtimali yüksektir Cudi nin eski isimlerinden biride SARARAT tır. Ararat’la olan benzerliği görüyorsunuz. Cudi Cİ Di ci yer di buldu olarak düşünüldüğünde Cudi isminin de nerden geldiğini görebiliriz. bu benzetmeyi yapan E. Xemgin böyle açıklıyor Cudi’nin ismini 

Bu konuda çok daha fazla bir şey söylemek istemiyorum ama şu bir gerçek ki topraklarımızda yapılmayan/ yapılamayan kazılar,arkeoloji çalışmalar tarihimiz gibi kaybolmaya yüz tutmuştur. Cudi yi anlatan birçok kaynak karıştırdım. Sonuçta her parmak Cudi’yi işaret ediyor

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

20 − two =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla