Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Muş’ta Gelenek ve Görenekler

Bir toplumun geçmişini ancak onun gelenek ve göreneklerini anlamak ile mümkün olur. Bu toplumda ilerleme, ancak gelenek ve göreneklerinin incelenmesi neticesinde kendisini belli eder. Muş gelenek ve göreneklerine bugüne kadar sıkı sıkıya bağlı kalmış bir ildir. Halk asırlar boyunca bu geleneklerini kendi aralarında yürütmüşlerdir. Hiç bir yabancı tesir altında uzun zaman kalmadıkları için başkalarının adetlerini pek kapmamışlardır. Muş, gelenek ve göreneklerinde pek hurafeye kaçmamıştır. Bazı adetlerinde ise hurafe kalıntıları bulunmakta ise de Kürdistanın her yerinde olduğu gibi bu tip ufak tefek kalıntıları olabilir. Muş’un bazı geleneklerinden vereceğimiz örnekler bunu gerçek yönü ile gösterecektir.

Kurdeşen olan bir hasta banyoya sokulur. KEZİL( hasır urganı) denilen bir parça ile vücudu ovulur. Sonra hastanın üzerine dökülür. Buradaki inanış kalbur deliklerinden dökülen suların vücuttaki kabarcıkları yok ettiğine inanılır. Bir genç bir kız isterken ev halkının evet demesi için, Hoca tarafından muska yapılır. Bu muska gidilecek evin, hiç kimsenin görmediği zamanda evin şipanesine yani eşiğine konulur. Ev halkının buradan girip çıktıklarında, bu muskanın ağızlarını bağlayacağı ve evet demelerini sağlayacağı inancı vardır.

EVLENME

Kız Görme: Eskiden Muş’ta erkekle kızın birbirlerini görmeleri mümkün değildi. Ekseriya bir aracı vasıtasıyla mümkün olurdu. Karar verilince, oğlanın annesi, yakınları ile birlikte o eve yakın birisi vasıtasıyla ile misafir olarak giderlerdi. İstenecek kızın her türlü hareketlerini kontrol ederlerdi, hatta bir genç kız vasıtasıyla kızın fikrini öğrenmek gayesiyle ona nakış gösterilmesi istenirdi. Sonra gelin adayı kızdan su istenir. Tabak ve su bardağı tutuşuna dikkat edilirdi. Kız suyu tutarken sol elini hürmeten göğsüne dayardı. Sağ eli ile su verdiği hanımın gözlerinin içine bakar, hürmetle tebessüm ederdi. Kızın çay, kahve dağıtışına dikkat edilirdi. Bardakları koyup kaldırmasındaki inceliğe dikkat edilirdi. Bardakların ve kahve fincanlarının temizliği ve evin temizliğine dikkat edilirdi. Kızın el işleri varsa kaynana adayı onu tetkik ederdi. Kızın ayrıca misafir, karşılamasına dikkat ederlerdi. Kızın gelen ayakkabılarını önlerine kadar getirip koymasında da bir tertibe dikkat edilirdi.
Muş’ta düğünler bir dizi seremoniye sahipti. Gelinin seçilmesi, kız görme, nişan, ekmek kesmek, gelin görme, bohça, kına, damat tıraşı, düğün vs. Bahsi geçen bütün seremoniler Muşlulara özel coşkulu geleneklerdir ve hepsi için şarkı ve halaylar vazgeçilmez etkinliklerdi. Muşlular geleneksel bir yapıya sahiptir. Müstakbel gelinlerini daha beşikteyken seçerlerdi. Bu şarkılara beşik şarkıları, ninni denmekteydi. Eskiden gelini anne ve baba seçmekteydi, hatta gelin ile damadın birbirlerini ilk defa düğün günü gördükleri bile olurdu. Muş düğünleri şarkılı, oyunlu, çalgılı olurdu, ilginç görenekleri vardı. Gelini düğüne götürürken ayağının uğurlu olması için ayakkabısının içine köylerde buğday tohumu, şehirde ise bozuk para koyarlardı. Damat evinden gelen misafirler de kız evinden gelinin dili uzun olmasın diye bir kapak, kısmeti kendisiyle birlikte gelsin diye de bir kaşık çalmaya çalışırlardı. Köylerde, damadın annesi elinde birkaç ekmekle dışarı çıkar, ekmeklerden birini gelinin başının üstüne koyar ve diğer ekmekleri elinde tutarak halay oynardı. O sırada bir kişi su dolu bir testiyi gelin ile damadın önüne atıp kırardı. Bu, nazar kovmak için yapılan bir şeydi. Evdekiler, çatıdan gelinin üzerine kuru üzüm, ceviz ve bazen de bozuk para dökerlerdi. Eve girmeden önce imam damadın annesinden gelip Kuran’ı Kerim’i öpmesini isterdi.

Beşik Kertmesi: Söz kesimi kızla erkek henüz beşikte iken yapılabilir. Buna ‘’beşik kertmesi’’ adı verilir ve iki dost veya komşu aile arasında yaşanır. Evlilik girişiminde bulunan daima erkek tarafıdır. Ebeveynler veya yakın akrabalar gelin bulma işini üstlenirler. Ön hazırlıklar sırasında temel aktörlerin daima kadınlar olduklarını söylemek daha doğru olur. Evliliğe daima kendileri zemin hazırlarlar; ardından, daha sembolik ayrıntıları erkeklere bırakırlar. Buna göre, bir genç bir kıza “gönül koyarsa”, onunla evlenme isteğini önce annesine açar. O da haberi eşine iletir ve onun onayını aldıktan sonra, müstakbel gelinin evine genellikle iyi ve sevilen biri olan bir aracı kadın gönderilir. Aracı kızın annesiyle görüşür. Annesi kabul ederse, o zaman erkekler devreye girer ve bu durumda daha çok kızın ve oğlanın babaları faal olur. Yeni bir tiyatro perdesi gibi, yeni bir manzara ortaya çıkar; bu defa gelin ve damadın babası, yanlarına bir dostlarını alarak kızın evine ziyarete gider. Ahmet, bizler Allah’ın izni ile Helin ‘i bizim Yılmaz’a istemeye geldik; ne dersin? -Hoş gelmişsiniz, sefalar getirmişsiniz; başımızın üstünde yeriniz var. Madem yakınlarımız ile birlikte gelmişsiniz, Allah isterse, ben ne yapabilirim ki? Kızın babası eşine dönerek kadın, Helin’e sordun mu? Kendisi istiyor mu? Kızın annesi yahu! Adam, bu ne biçim söz? Dayısı ve sen uygun gördüyseniz, kız kim ki sizin sözünüzden çıksın? Kızın babası madem öyle, söyleyecek sözüm yok, Allah hayırlı etsin der. Ondan sonra, oğlanın babası kızın annesinin avucuna değerli bir miktarda para koyar ve söz bu şekilde kesilmiş olur. Sonra içeri kız girer, misafirlerin ellerini öpmeye başlar; sofra kurulur, ziyafet verilir ve nişan tarihi belirlenir. Ancak kızı gelin olarak almak için erkek tarafınca ödenecek başlık parası konusunda iki aile önceden anlaşmaya varır ve ancak ondan sonra söz kesilir

Kız İstenmesi: Bu mevzu iki aile tarafından müştereken tespit edilir. Özellikle( yekşem) pazar, perşembe(pençşem) günleri olur. Oğlan tarafı bütün aile yakın akraba ve komşuları ile birlikte bir alay halinde erkekli kadınlı olarak yatsı ezanından sonra kız evine giderler. Erkekler ayrı bir odada, kadınlar ayrı bir odada toplanırlar. İkram edilen sigarayı erkek tarafı bilhassa içmez. (evvela tatlı alalım) gayesiyle, evvela hal hatır edilir. Sonra erkek tarafının en yaşlısı söze başlar. Konuşma aynen şöyle olur: beyim, efendim, siz bize buraya neden geldiğimizi hiç sormadınız. Ev sahibi biraz sıkılgan tavırla mukabele eder. Misafire neden geldiniz denir mi? Bunun üzerine gene aynı adam sözüne devam eder. Biz buraya Allah’ın emri, peygamberin kavliyle sizin kızınızı (Helin’i) bizim Ahmet efendinin oğluna istemeye geldik. Oğlanı siz tanırsınız, yeni askerden geldi. Allah’a şükür işi de iyidir. Ekmeğini taştan çıkarır, terbiyeli, namuslu, rakısı yok, sigara içmez, kumar oynamaz, evinden işine, işinden evine gider gelir. Ahlakı çok güzeldir. Çokta cesur ve yiğittir. Gözünü ateşten kırpmaz. Artık siz bilirsiniz. Allah kader etmiş ise zaten siz de buna mani olamazsınız. Bizim bu işimiz de olsun. Bunun üzerine kız babası görüşlerini açıklar. Erkek tarafından gelenlerden, bazıları da sırasıyla söze iştirak ederler. Kardeşim ben tarafsız olarak söylüyorum, bu iş için çok münasiptir. Çünkü: ben kız tarafını çok iyi tanırım. Annesi filan ailenin kızıdır. Sütü( Tahir) arı ve temizdir. Babası da falancanın oğludur. ( Kemiği de) temizdir. Tahir bir anne ve babanın Tahir çocuğu olur. Oğlan tarafına gelince siz benden daha iyi bilirsiniz. Sütü, kemiği temiz, namuslu ve kâtip ailedir. Oğlanda evine bağlıdır. Kızın babası usulen odadan dışarı çıkar. Annesiyle tekrar müşavere(Münazara) ederler. Babası içeri girer. Söze şöyle başlar: misafirler, siz hoş geldiniz, sefa geldiniz, benim başımın, gözümün üzerine geldiniz. Mademki bu kadar insan bu işi iyi görüyor, ben de bir kızdır, size kurban etmişim. Bunun üzerine gelenlerden en genç olanı, kız tarafının en büyüğünden başlamak üzere, küçüğe doğru ellerini öperler. Bu merasime bu yüzden el öpme de denir. Kadın tarafına haber salınır(gönderilir). Orada damadın annesi veya bacısı nişan yüzüğünü kızın yani gelinin parmağına takarlar. Böylece nişan merasimi yapılır. Erkek ve kız tarafları bundan sonra şeker dağıtırlar. Kolonya serpilir, sigara içilir. Bu arada bir de başlık parası mevzusu vardır. Bazen on bin liraya kadar çıkabilir. Fakat iki aile arasında anlaşma ile tespit edilir. Ayrıca fazladan olmak üzere at ve silah ta istenir.
MUŞ’TA SÜNNET DÜĞÜNÜ
Muş’ta bu merasime sadece sünnet denir. Sünnet ekseriye(Özellikle) çocuk iki yaşına geldiği zamanda yapılır. Fakat hattı zatında sünnet için hakiki bir yaş tahdidi yoktur, daha küçük veya daha büyük yaşlarda olabilir. Çocuğunu sünnet etmeye hazırlanan bir aile, evvela bir kirve temin eder. Bu kirve çocuk sünnet olurken, çocuğu sünnet olmak için hazır vaziyette tutar. Bu Kirve artık o evin bir ferdi sayılır ve hürmet görür. Çocuk bayramlarda evvela kirvesinin bayramına gider, ondan hediyelerini alır.
Sünnete hazırlanan çocuk için, bir entari dikilir. Bu entari sünnet bittikten sonra giyilir. Ayrıca, bu entari saklanmaz. Çocuğun başına fes tertibinde (KINTİK) bağlanır. Bunun etrafı altınlarla dolanır. Çocuğun beline hamayil( içine muska konularak boyuna asılan silindir biçimindeki kutu) takılır. Entarisinin üzerine mavi boncuklar bir halka halinde dizilerek takılır.
Sünnet Merasimi:
Sünnetçi hazır olunca halka haber verir. Sünnet yapılacağı an herkes bir ağızdan salavat getirirler. Sünnet, bu salavatlar arasında yapılır.
Sünnetçi cebindeki mendilini açarak ortaya bırakır. Orada hazır bulunan davetliler, sünnetçiye bahşiş verirler. Sünnet ’ten sonra ev sahibi gelen misafirlere yemek verir. Şenlik ekseriye(özellikle) gece yapılır. Davul, zurna veya mahalli sazların eşliğinde halk oynar, eğlenir. Durumu müsait olan aileler yedi gün eğlence ve şenlik yaparlar.
Çocuk iyileşip ayağa kalktığı zaman, kirvesinin kendisi için yaptırdığı elbiseyi giyer. Her ailede adettir. Mutlak surette kirveler sünnete hazır olarak tuttukları çocuklara hediye alırlar. İnsanın sayılı günleri vardır diye söylenilen Muş’ta , sünnet bir sayılı gündür……

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

20 − 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla