Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Mele Mustafa Barazani

EFSANEVİ LİDERİN KISA YAŞAM ÖYKÜSÜ VE KÜÇÜK YAŞTA MAHKÛMİYETİ…

Mustafa Barzani, Kürdistan’ın tanınan önemli bir şeyh, aşiret, mir ailesinin oğludur. O, Şeyh Muhammed Barzani’nin oğludur. 14 Mart 1903 yılında Barzan köyünde dünyaya geliyor. O dünyaya geldiği zaman, Kürt milli mücadelesini sürdürüldüğü koşullardı. O bundan dolayı şanslı bir çocuk olarak dünyaya geldi. O daha üç yaşında iken, ağabeyi Şeyh Abdulselam Barzani ve annesiyle birlikte Diyarbakır’a sürgün edilip hapse atılır. Bugün Diyarbakır’da müze haline gelen tarihi ve başka ünlü Kürtlerin de yattığı hapishanede yatar.

O, 12 yaşına geldiği zaman, ağabeyi Şeyh Abdulselam Kürt milli hareketine liderlik yapmaktadır.

Şeyh Abdülselam Barzani, Osmanlı İmparatorluğuna karşı yürüttüğü mücadeleden yenik düşer. Kürdistan’ın Doğusu’na gider. Daha sonra tekrardan dönüşe karar verir. Kürdistan’ın Kuzeyinde Van’da bir aileye misafir olur. Ne yazık ki misafirlikte ihanete uğrar, yakalanıp Musul’a götürülür. Musul’da hukuk dışı ve hızlı bir yargılama sonucu idama mahkûm edilir. Çünkü Irak Devleti, Şeyh Abdulselam Barzani “belasından” hızla kurtulmak istemektedir.

Şeyh Abdulselam, kardeşi Mustafa Barzani’nin gözlerinin önünde idam edilir. Mustafa Barzani, o zaman ya milli mücadeleye katılmayacaktı, ya da katılıp hayati bir karar almak durumundaydı. O zaman milli mücadeleye katılmaya karar verir. Bu kararıyla birlikte, Kürt milletinin düşmanı devletlere teslim olmamayı da kendisine ilke olarak benimser.

Mustafa Barzani’nin milli mücadele macerası o tarihten sonra başlar.

 KÜRT VE DÜNYA TARİHÇİLERİNİN EFSANEVİ KÜRT LİDERİ HAKKINDAKİ ORTAK ÖNEMLİ GÖRÜŞLERİ…

Kürt ve dünya tarihçileri, Efsanevi Lider Mele Mustafa Barzani’nin birkaç önemli özelliği üzerinde görüş birliğine sahiptirler.

Mele Mustafa Barzani’nin üzerinde anlaşma sağlanan birinci özelliği: Mele Mustafa Barzani ismi, Kürdistan’ın bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle her yönüyle örtüşen, iç içe geçen bir isim olduğudur. Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin mihenk taşı olmasıdır. Bu özelliğini, yürüttüğü büyük ve kapsamlı milli mücadelesinden; bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine adanmışlığından kazanmaktadır.

Kürt ve dünya tarihçilerinin Mele Mustafa Barzani üzerinde anlaştıkları ikinci özelliği: Mele Mustafa Barzani’nin, tüm diğer Kürt liderlerinden daha etkin, daha evrensel, halkla bütünleşen bir lider olduğudur. Dünyada en çok tanınan Kürt liderlerinin başından gelmesidir.

Üçüncü özelliği: Mele Mustafa Barzani’nin, Kürdistan milli mücadelesini yerel plandan, Kürdistan geneline ve evrensel plana taşımasıdır. Mele Mustafa Barzani’nin yürüttüğü milli mücadelenin Kürdistan’ın bütün parçalarındaki ve dünyadaki Kürtleri derinden etkilemesi, bilinçlendirmesidir. Kürtlerin, dünyada, geniş ve yaygın plânda tanınmasını sağlamasıdır.

Dördüncü özelliği: Mele Mustafa Barzani’nin Kürt milli hareketini, Şeyh Abdulselam ve Şeyh Ahmet Barzani’den devralıp, sürekli hale getirmesidir. Sömürgeci devletlerin, Kürtleri ve Kürt milli mücadelesini tümden yok etme plânlarını engellemesi ve kursaklarında bırakmasıdır.

Beşinci özelliği: Mele Mustafa Barzani’nin, milli mücadeleyi yürütmek için modern anlamda ve çağdaş koşullara uygun olarak KDP’yi kurması ve partili mücadeleyi sürdürmesidir.

MELE MUSTAFA BARAZANİ HEM EFSANEVİ SİYASİ BİR LİDER VE HEM DE ASKERİ DEHAYDI…

Mele Mustafa Barzani, sadece bir milli siyasi lider değil, aynı zamanda efsanevi askeri bir lider ve dehadır da. Bütün Kürtler ve dünyadaki Kürdologlar da Mele Mustafa Barzani’yi böyle tanıyorlar ve tanımlıyorlar.

Kürtlerin büyük dava adamı ve entelektüeli Edip Karahan,1970’de Mele Mustafa Barzani hakkında Diyarbakır’da yayınladığı bildiride de bu iki özelliğini, siyasi ve askeri liderliğini tek bir cümlede ifade ediyor.

Edip Karahan’ın bildirisinin başlığı, “Kürt Milli kurtuluş Savaşının Lideri General Mele Mustafa Barzani”dir.

Bu askeri dehasından dolayı, “general”, “başkomutan”, “büyük savaşçı” lakaplarıyla tanımlanmış ve Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti’nde de Genel Kurmay Başkanı olmuştur.

Mele Mustafa Barzani’nin generalliği, savaşçılığı, başkomutanlığı mücadele sahasında pêşmergeleriyle birlikte savaşa katılmasıyla bir anlam kazanmıştır.

Bu konuda hiç kimsenin de bir şüphesi ve itirazı yoktur.

Bu konuya biraz daha yakından bakalım.

Mele Mustafa Barzani, “1919 yılındaki İngiliz işgalcilere karşı Süleymaniye’de isyana karşı savaşan Şeyh Mahmud-i Hafid’in safında 300 yoldaşı ile saf tutar.

Mele Mustafa,1920 yılında Şeyh Ahmed Barzani tarafından Kuzey Kürdistan’a Şeyh Said’in yanına Şeyh Sait isyanı ile Şeyh Mahmudi Hafid isyanları arasında koordinasyon kurması için gönderilir.

1931-32 yılları arasında Barzan, Mêrgesor ve Şêrwan bölgelerinde İngilizlere karşı savaşan Peşmergelere komutanlık yapan Mela Mustafa Barzani’nin askeri dehası fark edilir.

1932 yılında dönemin Irak hükümeti, İngilizlerin yardımıyla Şeyh Ahmed Barzani’yi yakaladıktan sonra Mele Mustafa Barzani, Kürt başkaldırı hareketinin başına geçer.

Mela Mustafa yönetimindeki Peşmerge güçleri Irak’a karşı1943’ten sonra tekrar silahlı kalkışmaya başlar.” (Kürdistan 24)

Bu başkaldırı başarılı olmaz ve devlet tarafından kırılır. Bunun üzerine Güney Kürdistan’dan Doğu Kürdistan’a geçer.

SÜREKLİ BİR MÜCADELE LİDERİ OLMASI VE BARZANA GERİ DÖNÜŞÜ…

Mele Mustafa Barzani, İkinci Dünya Savaşının devam ettiği, Irak’ta siyasi altüst oluşun olduğu koşullarda yararlanarak, yeniden milli kurtuluş savaşını geliştirmek için Barzan Bölgesine geri döner. Zayıf düşmüş Irak Hükümetinin bütün isteklerini ret eder ve hükümetle bütün ilişkilerini keser.

Mele Mustafa Barzani, yeniden bir pêşmerge gücü oluşturmaya başlar. Bundan da büyük başarı elde eder.

Bu hareket tarzı, Mele Mustafa Barzani’nin sürekli bir milli mücadele lideri ve savaşçısı olduğunun da önemli bir kanıtıydı.

Mele Mustafa Barzani’nin bu yeni hazırlığının, kendilerinin başına büyük iş açacağını düşünen Irak Hükümeti, büyük bir askeri güç ile Barzan Bölgesinin üzerine yürür, hazırlık halindeki Kürt milli hareketini bastırmak ister.

Irak Hükümetinin bu büyük askeri taarruzuna karşı, Mele Mustafa Barzani kendi komutasında pêşmerge güçlerini harekete geçirir. Irak ordusuna karşı büyük bir mücadele verir. Ama Irak ordusunun olağanüstü büyük gücü karşısında Kürdistan’ın Kuzeyinden Kani Reşê’ye çekilmek zorunda kalır. Orada konumlanır.

Oradan da, Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti’nin kuruluşu için hazırlıkların yapıldığı Kürdistan’ın Doğusuna, Mehabad şehrine geçer.

KÜRDİSTAN MEHABAD CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE GENELKURMAY BAŞKANIYDI…

Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yeni stratejik konjonktür ve olanaklar, Sovyetler Birliğinin desteği ile 22 Kasım 1946’da Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti’nin kuruluşu Çarçıra Meydanında, Cumhurbaşkanı ve İKDP Lideri Qazi Mihemed tarafından ilan edildi. Devletin kuruluşu ilan edildiği zaman, Mele Mustafa Barzani de onun yanı başındaydı.

Benim düşünceme göre Mele Mustafa Barzani, Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti’nin kurucularından biriydi. Bu Kürdistan Devleti, tam anlamı ve içeriğiyle dört Kürdistan parçasını temsil eden bir devletti. Bundan dolayı Mele Mustafa Barzani de bir kurucusuydu. Bundan dolayı da, devletin genelkurmay başkanı oldu.

Qazi Mihemed ve Kürdistan Devleti’nin diğer kurucuları mahkemede yargılandıkları zaman, Mele Mustafa Barzani ile olan ilişki, bir suç olarak iddianamede yer edinmişti. Qazi Mihemed de mahkemede Mele Mustafa Barzani’yi, evin sahibi, devletin sahibi, Kürt milli lideri olarak savunmuştu.

Mele Mustafa Barzani, kendisi karizmatik bir milli Kürt lideri olmasına rağmen, Qazi Mihemed’in başkanlığına, kararlarına hep saygı duymuş. Onun aldığı kararları, kayıtsız şartsız tatbik etmiştir.

Sovyetler Birliği’nin, ABD ve İngilizlerle anlaşarak Kürdistan Mehabad Cumhuriyetine ihanet etmesinden sonra, İran Ordusu bütün gücüyle Kürdistan Devleti’ni yıkmak için harekete geçer. O koşullarda, Mele Mustafa Barzani İran ordusuna karşı direnmeyi önerir. Qazi Mihemed, “devleti demokratik ve barışçıl bir yöntemle kurduk. İran ordusuna karşı da bu duruşumuzu devam ettireceğiz. Halkımızla birlikte olacağız. Onun kaderini paylaşacağız” dediğinde Mele Mustafa onun kararına saygı duyar.

O da direnme olanaklarına ve gücüne sahip olmasına rağmen, Qazi Mihemed’in kararına uydu. O karardan sonra, ailesini ve çoğu taraftarını Kürdistan’a göndermeyi planladı. Kendisi de 500 arkadaşıyla birlikte Sovyetler birliğine gitmeye karar verir.

MELE MUSTAFA BARZANİ’NİN SOVYETLER BİRLİĞİNE UZUN YÜRÜYÜŞÜ VE ORADAKİ MÜCADELESİ…

Kürt milletinin Efsanevi Lideri Mele Mustafa Barzani, Kürdistan Devleti’nin saldırıyla karşı karşıya kalmasından sonra, Devlet Başkanı Qazi Mihemed’in izni ve isteğiyle Sovyetler Birliğine gitmek için, üzüntülü olarak ayrılır.

Bu yürüyüş uzun ve riskli bir yürüyüş olur. Tarihe de, Mustafa Barzani’nin Uzun Yürüyüşü diye kayıt edilir.

Yürüyüş sırasında İran ve Türk Devleti güçleriyle çatışmak zorunda kalır. Sonuçta çok zor koşulları yenerek ve arkadaşlarından hiçbir kayıp vermeden Sovyetler Birliği’ne ulaşır.

Sovyetler Birliği’ne gittiği zaman da, arkadaşlarıyla birlikte iyi bir muameleyle karşılaşmaz. Sovyetler birliği yönetimi tarafından ülkenin dört köşesine dağıtılırlar.

Kürdistan lideri orada da mücadelesine devam eder. Arkadaşlarını bir araya getirmek için büyük bir çalışma yapar ve Kremlin’in önünde açlık grevi yapar. Bu mücadelesinde önemli ölçüde başarılar sağlar. Sovyetler Birliği yönetimi, onu resmi bir şekilde muhatap almak durumunda kalır.

ABDULKERİM KASIM’IN İKTİDAR OLMASI, MELE MUSTAFA BARZANİ VE ARKADAŞLARININ KÜRDİSTAN’A DÖNÜŞLERİ…

Kürdistan lideri Mustafa Barzani, 12 yıl Sovyetler Birliğinde kaldı. Irak’ta yönetim değişikliğinin olması, Abdulkerim Kasım’ın iktidarı ele geçirmesi üzerine, devletin talebi üzerine arkadaşlarıyla birlikte 26 Ekim 1958 tarihinde Mısır üzerinden Irak ve Kürdistan’ın Güneyine dönüş yaptı.

Dönüşü Kürdistan’ın bütün parçalarından büyük sevince yol açmakla kalmaz, aynı zamanda ulusal bilincin gelişmesi, Kürt milli hareketinin bütün parçalarda kendisini örgütlemesini tetikler.

Irak Hükümeti, Mele Mustafa Barzani Irak’a dönmeden önce önemli sözler verir. Bu verdiği sözlerin bir gereği olarak yeni bir anayasa yapıldı. Bu anayasada, Irak Devleti’nin, Kürtlerden ve Araplardan teşkil ettiğini; iki milletin devletin kurucu iradesini oluşturduğunu; Kürtçenin, resmi, eğitim-öğretim dili olduğunu; Kürdistan Bölgesinin de otonom bir yönetime kavuşturulacağı benimsendi. 

Ama ne yazık ki, bir dönem sonra Irak Merkezi hükümeti Anayasayı tatbik etmemeye başlar. Bunun üzerine, Kürdistan lideri bütün güçlerini Kürdistan’a çeker. Milli mücadele için hazırlığa başlar. Irak Merkezi Hükümetinin doğru yola gelmesini bekler.

EYLÜL MİLLİ DEVRİM HAREKETİ, BAAS’IN YÖNETİME GELİŞİ, 11 MART DEGLERASYONU VE KÜRDİSTAN OTONOMİSİNİN KURULUŞU…

Irak Merkezi Hükümeti, sömürgeci saldırıları başlatınca ve anayasayı tümden ayaklar altına alınca: Kürdistan’da Mele Mustafa Barzani’nin öncülüğünde silahlı Milli Devrim Hareketi Eylül 1961 yılında başlatıldı. Mücadele kısa sürede önemli mevziler kazandı.

Silahlı Kürdistan Milli Devrim Hareketi, Irak’ta büyük altüst oluşlara, siyasi çelişki ve çatışmalara yol açtı. Siyasi kriz gittikçe derinleşti. Bu derinleşen kriz sonucunda, Baas Partisi 1968 yılında Irak Hükümetine karşı askeri bir darbe gerçekleştirdi. Yönetim Hasan El-Bekir ve Saddam’ın eline geçti.

Baas Partisi Hükümeti de bir dönem Kürtlere karşı savaşı sürdürdü. Ama bu savaştan zaferle çıkamayacağını, daha büyük kötülüklerle yüzleşeceğini tespit etti. Bu durum üzerine, Kürdistan lideri ve onun partisi Irak KDP ile müzakereler başlattı.

Bu müzakereler sonucunda, 11 Mart 1970 tarihinde antlaşma yapıldı. Bu antlaşma sonucu, kapsamlı bir deglerasyon yayınlandı. Bu deglerasyonda Kürdistan’ın kapsamlı Otonom Bölge olması benimsendi. Kürt milletinin kendi kendini yöneten ve iktidarını ele geçiren bir hale gelmesini sağladı.

Kürdistan lideri “Kürdistan’ın kalbi dediği Kerkük’ün” statüsünün de referandum ile saptanması kabul edildi. Referandumun da 4 yılda 1974 yılında gerçekleştirilmesi karara bağlandı.

KERKÜK’TE PLEBİSİTİN ENGELLENMESİ, MELE MUSTAFA BARZANİ’YE SUİKAST, 1974’DE SAVAŞININ YENİDEN BAŞLAMASI, YENİLGİYE YOL AÇAN CEZAYİR ANTLAŞMASI VE KÜRDİSTAN OTONOMİSİNİN YIKILMASINA ŞAHİTLİĞİNİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI…

Irak Merkezi Hükümeti, antlaşmayı bozmak için 29 Eylül 1971’de Mele Mustafa’yı öldürmek için girişimlere başlar. Bu konuyla ilgili Iraklı gazeteci Seyf Duri, “Mart anlaşmasının üzerinden bir buçuk yıl geçmesi ardından, Irak Genel Güvenlik Sorumlusu Nazım Gizaz, Mela Mustafa Barzani’yi öldürmeye kalkıştı ama başaramadı” diyecekti.

Mustafa Barzani’nin öldürülmesi planı şu şekildeydi:  10 imamdan oluşan bir imamlar heyeti, Irak ordusu ile Peşmerge güçleri arasındaki savaşın durdurulması amacıyla arabuluculuk yapmak üzere Mele Mustafa Barzani’nin yanına giderler. İmam heyetini taşıyan araç 16.45’te Haci Omeran’e varıyor. İmamlardan birinde içinde bomba düzeneği bulunan bir ses kayıt cihaz vardır. Bu imam, Irak Genel Güvenlik Sorumlusu Nazım Gizar’dan aldığı talimatı doğrultusunda Mela Mustafa konuştuğunda cihazı patlatacak, bu şekilde Mela Mustafa Barzani terörist bir saldırı ile öldürülecekti. Ama bomba düzeneği patlamasına rağmen Mustafa Barzani patlamadan yara almadan kurtuluyor.

Irak Merkezi Hükümetinin bu saldırıları devam etti. En önemlisi de, Kerkük’te referandumun yapılmaması için siyasi ayak oyunlarına başvuruldu.. Bu siyasi ayak oyunlarıyla birlikte Kürdistan’a askeri saldırı başlattı.  Bu saldırıya karşı, Kürdistan lideri ve Otonomi yönetimi direnme ve savaşma kararı aldı.

Kürtler, bu savaşta bir yıl boyunca büyük başarılar elde ettiler. Ne yazık ki, İran ve ABD’nin ihaneti Kürtlerin yenilgisini getirdi.

Sömürgeci devletler, Cezayir Antlaşmasını yaparak Kürdistan Otonomisinin yıkılmasında elbirliği ve işbirliği yaptılar.

Bu yenilgi ve karşılaşılan ihanet, Kürdistan Lideri Mele Mustafa Barzani için büyük ağırlık ve çekilmez bir hal yarattı. Bu yenilginin dayanılmaz ağırlığı ve acısı onda kanser hastalığının üremesine yol açtı.

MELE MUSTAFA BARZANİ BİLGE BİR LİDERDİR. O, iyi bir medrese eğitimi almıştı. Bundan dolayı medrese eğitimini teşvik ediyor ve o geleneğin devam etmesi için olağanüstü çaba gösteriyordu. Öğrendiklerini Kürt milleti ile paylaşma maharetini gösteren ve bilgeliğini de halkın hizmetine sokan bir şahsiyetti. Bu bilgeliğinin bir sonucu olarak, mücadelesinde pêşmergelerin, siyasi kadro ve yöneticilerinin; en önemlisi de Kürt milletinin eğitimine önem vermiştir. Eğitimi her zaman teşvik etmiştir. Kürt ulusal değerlerinin, Kürt dili ve kültürünün eğitim yoluyla gelişeceğine, yaygınlaşacağına, kökleşeceğine iman getirmişti. Buna göre davranıyordu.

MELE MUSTAFA BARZANİ MİLLİ, TOPLUMSAL, DEMOKRAT, HALKÇI, BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERİN TEMSİLCİSİ, DİNDAR BİR LİDERDİR. Milli bir lider olduğu için, Kürt milli kurtuluş mücadelesinin gelişmesi, başarıya ulaşması, Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele etti. O bütün toplumsal kesimlerle yakın temas ve ilişki içinde olduğu, farklı toplumsal kesimlerle hareket halinde olduğu için, milli ve toplumsal bir liderdi. Bütün toplumsal kesimlerin, Kürdistan’daki bütün sınıf ve tabakaları milli mücadelede birleştirdiği için milli mücadelede tüm toplumsal kesimlerin bir temsilcisiydi. İkinci Dünya Savaşından sonra demokrasiyi tercih ettiği, 1946 yılında demokrat ve milli bir parti kurduğu, farklı görüşlere önem ve değer verdiği; farklı toplumsal kesimlerin, farklı görüşlerin, farklı etnik toplukların partide yer almasına olanak sağladığı ve bunun için özel çaba sarf ettiği; Kürdistan’daki farklı ulusal topluluklara, farklı dinlere ve mezheplere saygı duyduğu, onların haklarını somutça ve yaşamda koruduğu; dindarlara ve dinsizlere karşı eşit davrandığı; adaletli ve hukuka uygun hareket etiği; seküler olduğu için, demokrattır. O bir şeyh olduğu için de milli ve dindar bir liderdi. Ama aynı zamanda onun dindarlığı, İslam dışındaki dinlere, suni mezhebi dışındaki mezheplere verdiği önem ve destekle tanımlanır.

MELE MUSTAFA BARZANİ İYİ BİR AŞİRET YÖNETİCİSİ VE İYİ BİR AİLE BABASIDIR. BÜTÜN AİLESİNİ VE ÇOCUKLARINI MİLLİ MÜCADELE İÇİN HAZIRLAYAN LİDERDİR. Barzan Şeyhleri, en başta da Şeyh Abdulselam Barzani ve onun mirasçıları, kendi aşiretleri içinde büyük bir saygınlığa sahiptirler. Bu saygınlık tesadüfen ortaya çıkmamıştır. Barzan Şeyhlerinin adaletli, eşitlikçi, hukuka uygun davranışları bu saygınlığı yaratmıştır. Bundan dolayı da aşiretleri onlara büyük güven duymaya devam etmişlerdir. Onlar için her fedakârlığı göze almışlardır. Barzan şeyhleri de, Kürt milli hareketiyle bütünleştikleri için, onların aşiretleri de Kürt milli hareketiyle bütünleşmekten geri durmamışlardır. Barzan şeyhleri ve Mele Mustafa Barzani de kendi aşiretinin milli harekete katılması için gerekli eğitimi ve olanakları sağlamıştır. Ama onlar milli mücadelede hiç bir zaman aşiret üyelerini ileri sürüp, kendileri geride kalmamışlardır. Barzan Şeyhleri ve Mele Mustafa Barzani her zaman kendisi önde aşiret üyelerini de tüm Kürtleri koruduğu gibi korumuştur. Bundan dolayı Barzan Aşireti milli bir aşirettir. Liderlerinin sürgünde oldukları zaman ve ellerinin bağlandığı dönemlerde kendi başlarına harekete geçerek onları kurtarmak istemişlerdir. Mele Mustafa Barzani, iyi bir aile babası olduğunu yetiştirdiği değerli çocuklarından ve onların ulaştıkları lider konumlarında ortaya çıkmaktadır. O, çocuklarını diğer Kürtlerden farklı görmemiştir. Milli mücadelede kendi çocuklarının daha fazla fedakârlık yapmasını onlardan istemiştir. Bütün Kürtler de bu görüşü paylaşmaktalar ve bu gerçeği görmektedirler. O hiçbir zaman çocuklarını arkadan, diğer Kürtleri önden savaşa sürmemiştir. Kendisiyle birlikte onlar da en ön saflarda Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü için savaşmışlardır. 

MELE MUSTAFA BARZANİ NAKŞİBENDİ LİDERLİĞİNİN VE GELENEĞİNİN DEVAM ETTİRİCİSİDİR. ŞEYH UBEYDULLAH NEHRİ’NİN, ŞEY ABDULSELAM VE ŞEYH AHMET BARZANİ’NİN, ŞEYH SAİT EFENDİNİN, CİBRANLI HALIT BEYİN, SEYİT RIZA’NIN, QAZİ MIHEMED’İN; AZADİ VE HOYBUN ÖRGÜTLERİNİN MİRASÇISIDIR. Bu özelliğinden dolayı Kürdistan milli kurtuluş mücadelesinin bir neferi, bir savaşçısı, bir lideri olarak hareket etmiştir. Kürdistan milli kurtuluş hareketinin sürekli hale gelmesi için bütün fedakârlıkları göze almıştır. Bunu yaparken, Kürdistan liderlerinin ve örgütlerinin değerlerine saygı duymuş ve önem vermiş. Onlardan öğrendiklerini geliştirerek hayata geçirmiştir.

İbrahim GÜÇLÜ

Yazar: Mele Mustafa Barzani

Genç yaşlarında Osmanlı ordusu kendisi ve ailesini tutuklayıp Diyarbakır'a sürgün ve hapse gönderdi. 12 yaşında iken, ağabeyi Abdülselam idam edildi. 1919 yılında İngiliz işgalcilerine karşı yürütülen isyana katıldı. 1931'de büyük kardeşi Şeyh Ahmed'in başlattığı ayaklanmada yer aldı.  1943'te Bağdat yönetimine başkaldırdı. Ağustos 1945'te geniş çaplı bir ayaklanmaya dönüşen bu hareketin bastırılması üzerine peşmergeleriyle birlikte İran'a geçti. Kürt Mahabad Cumhuriyeti'nin kuruluşunda önemli rol oynadı. Mahabad Cumhuriyetine son verilince, yaklaşık 500 silahlı peşmergeleriyle Sovyetlere geçti. Eylül 1961'de tekrar Güney Kurdistan’da ayaklanma başlattı ve peşmerge kuvvetiyle güney Kurdistan'ın büyük bir bölümüne egemen oldu. Bağdat rejimine karşı silahlı mücadeleyi sürekli kıldı. Cezayir anlaşmasıyla Partisi KDP geri çekildi. Hastalandı.1976'da Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti ve orada vefat etti.

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

20 + 9 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla