Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Dünya kadınlar günü, yâ da uluslararası kadınlar günü vesilesiyle

 

Hak arayışlarına vesile olduğundan, bir günde olsa, tüm dünyada var olan sorunlarına tema edilmesi, elbette biz kadınlar için önemi büyüktür.
Tüm dünyada yüz yıllardır kat kat büyüyüp gelen, hiçbir zaman tam anlamıyla çözüm noktasına ulaşılmayan kadın problemlerine, Acaba böyle bir gün var olan sorunlarımıza çözüm olacak mı? Tabi ki olmayacak!
Dövülürüz! Sövülür, türlü hakaretler edilir! İkinci sınıf muamelesi görülür, birileri için eğlence aracı olunur ve hep itiliriz. Bu sorunlar geçmişten buyana var oldu, var olmaya da devam edecektir!
Peki? Bunların önüne geçilemez mi? tabi ki geçilir! Ancak, doğrularda buluşmasını bilirsek!
Aslında kadın sorununu toplumsal karakterinden izole ederek, salt-cinsiyetin belirleyiciliğiyle kadın sorunu olarak ELE almak dar kapsamlı olmakla beraber, esas irdeleyicide değildir. Çünkü sorun bir cinsiyetin bir diğer cinsiyeti sömürmesinden öte, temel olarak sınıf çelişkisinden kaynaklanan ve hakim erklerin, diğerlerini sosyal, cinsel ve ekonomik olarak sömürmesi sorunudur.
Evet, kadın sorunu toplumsal çelişkinin sadece bir sorunudur, versiyonudur. Bir kuruşluk sakız reklamı için, kadının çıplak bedenini araç olarak kullanan erkler değil, düzenin ta kendisidir.
Bir sorunun saptayışı, hangi kapsamı taşıyorsa çözümü de o çerçevenin köktenciliğiyle olur. Öyleyse bizimde kendimize göre bir özgürlük tanımımız olmalıdır. Özgürlük insandan insana bahş edilen bir olgu değil, insan olma vasfının doğarken beraberinde getirdiği var olma onurudur. Bu yüzden kadın özgürlüğünün kadın dışında tutulması, kadının kendi sorununu kendi mücadelesi dışında algılaması da oldukça abes ve toplumsal problemlerin çözümü diyalektiğinin kendi öznesinden soyutlamasıdır.
Biz elbette ki insan olmanın ortak haysiyetiyle, bütün haksızlıklara erkeklerle birlikte mücadele talebimizi her zamankinden daha canlı tutacağız, ama bu sorunun öncelikle biz kadınları ilgilendirdiğini de unutmamalıyız.
Hükmeden erklere boyun eğen, düzen içi kurumlarda, evine, eşine sadık, verileri takır-takır yerine getiren pısırık, kendini toplumsal konumuyla yargılamayan kadın; bilinçsizliğin hışmıyla sürüklenir. Ve bu kadının özgürlük gibi sorunu da yoktur. Çünkü kendisini bulamayan bireyin, özgürlük talebi de olamaz.
Unutmayalım! Geçmişle bu günü kıyaslarsak, kat edilen bir mevzi var. Ancak yeterli değil. Neden yeterli değil? Bu gün okuyan kadın, yöneten kadın, çalışan kadın sayısı rasyonel olarak daha iyi. Bilinç hak, hukuk anlamında maalesef kötü! Çalıştığın halde maaş kartın eşindeyse, ürettiğin halde, hala eşine hesap vermek durumundaysan kötüsün! O yüzden çözüm noktasına doğru ilkelerle odaklanmak zorunluluğu vardır.
Çözüme gelirsek; Sorun ortaksa, çözümde ortak olmalıdır. Öyleyse bütün kadınların ortak sorunları için bir araya gelmeli, güçlerini birleştirmelidirler. Çünkü iki elin çok sesi olduğunu biliyoruz.
Adımlarımızı doğru temellerde atmamız gerekiyor. Önce kendimize sormamız gereken sorular var; Ben kimim, insanca yaşamanın neresindeyim, ne yapmalıyım, nerden başlamalıyım dememiz lazım. Biz ne zaman ki bu soruları kendimizde sorgulamaya başlarsak, o zaman bizim için hak arayışları başlar demektir.
Var olan adaletsizlikleri ancak biz aşarız. Biz yıkarız kronikleşmiş, kadınlarımızın yakasına kene gibi yapışmış, kendi iradesinden uzak kişiliksizlikleri!
-Bağımlılıktan kurtulup, kendi irademizi yakalamak durumundayız
-Kendi özgür irademizle söz ve karar sahibi olmalıyız
-Kendimizi bilince yoğurup, tüm karar ve yönetme mekanizmalarında var olmalıyız
Şunu unutmayalım, sorunlar sadece kadın sorunu olarak bilinmesin. Eğer bir yerlerde sorunlar, haksızlıklar ve problemler varsa, orda adaletsizlik vardır. Demokrasi ölmüştür, çürümüşlük vardır. Bu gerçekler varken, sadece kadının problemi olarak görülmesin. Bu yekten hepimizin sorunudur. Ülkelerin sorunudur. Tüm dünya sorunudur. Önemli olan bizim, hepimizin çözüm üretme mücadelesi vermesidir. Bizim, haklarımız hep var, ama biz kullanmak için yeterli ve doğru mücadele vermiyoruz. Bu haklara sahip olmak için yeterli çaba harcamıyoruz! Var olan sistemlerde kadın hala eziliyorsa, bu bir toplum ayıbıdır. Burada suçlular aranmaz. Doğru yapılanmalar, doğru gerçekler aranır, yakalar, kullanılır, kullandırtırsınız. Bu böyledir. Yanı yanlış işlevlere karşı doğru mücadele verilmezse, alınacak hiçbir hakta olamaz.
Sonuç olarak;
Dünya emekçi kadınlar gününün, umut ve özgürlük getirmesi dileğiyle… En hırçın mücadele prangalarına inadına direnme sevdasıyla… Kendini en güzel yerinde bulma ve hayatı orada yaşama ufkuyla selamlıyorum. Saygılarımla

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

twenty − nine =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla