Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Vedat Türkali’yi hatırlamak…

Vedat Türkali bundan tam 3 yıl önce, 29 Ağustos 2016 tarihinde 97 yaşındayken aramızdan ayrıldı.

Bugün onun ölüm yıldönümü.

Yeni okuyup bitirdiğim Bitti Bitti Bitmedi isimli son romanı onun ölümünün üçüncü yılına girdiğimiz bugüne denk geldi.

97 yıllık ömrünü dolu dolu geçirmiş üretken bir yazarın ardından onu hakkıyla anlatmak, böyle kısa bir yazıya sığdırmak elbette ki mümkün değil. Benimkisi, onu bu kısa yazıyla bir kere daha hatırlatmaktan ibaret.  

“Akıllı iki iş yaptım yaşamımda: 1. Sigaraya alışmadım. 2. Şair olmadığımı erken sezinledim!”

Ölümünden 2 yıl önce Haber Türk’ten Kübra Par kendisiyle yaptığı bir söyleşide bu sözleri kendisine hatırlatmış, “Haksızlık etmiyor musunuz tütüne ve şiirinize?” diye sormuş.

Vedat Türkali’nin cevabı şöyleydir: “Sigaraya başlamamak en iyisi. Ben şiirden çok iyi anlarım. Ama şiiri anlamak başka bir şeydir, şair olmak başka. Nazım varken, Yahya Kemal varken insan şiirden ürker.”

1950’li yıllarda şiirleri beğenilerek okunan, “Bekle Bizi İstanbul” gibi bir şiiri yazmış olan Vedat Türkali’dir bunu diyen.

Aynı röportajda “Komünistim ama Stalinist değilim” diye de ekliyordu.

O, sadece ve sadece geriye BİR GÜN TEK BAŞINA, GÜVEN, veya KAYIP ROMANLAR gibi bir roman bıraksaydı da, bu onun büyüklüğü için yeter kanıttı herhalde. 1974 yılında yayınlanan BİR GÜN TEK BAŞINA kim bilir kimlerin kimlerin evine girdi; kaç okur kitabı başkasına tavsiye etti, kaç kuşak onu okudu, okuyor ve daha da okuyacak?

Ölümsüzlük denilen şey budur işte.

Her birimizin kalbine, ruhuna dokunan kitaplar, yazarlar vardır. Benim için de bu yazarların en başında Vedat Türkali gelir. Onun ilk okuduğum kitabı Bir Gün Tek Başına’ydı. Çok çok sevmiştim. Öyle ki, bir ara “Bir kızım olursa ona Günsel, erkek olursa Kenan ismini vereceğim” diyordum. Roman o derece sarmıştı beni.

Cin gibi bir oğlan. ‘Okuman, yazman var mı?’ dedik. ‘Harfleri tanıyorum da birbirine vuramıyorum.’ dedi. Okuyamıyordu. Epeyi kaldı bizimle… Bir gün ‘Ne vakit gözü açılacak, ne vakit gerçekleri görecek bu halk.’ gibisine dertleşiyoruz. ‘Baba’ dedi, ‘bu millet de benim gibi, harfleri tanıyor da daha birbirine vuramıyor. (Bir Gün Tek Başına)

Derken zamanla onun başka kitaplarını da edindim, okudum. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları, Komünist, Güven, Kayıp Romanlar, Mavi Karanlık ve  daha yeni okuyup bitirdiğim Bitti Bitti Bitmedi)

Belki de O, bizim kuşak için ton ton, yaşlı bir yazardı. O kadarını biliriz. Oysaki hayat hikayesi her gerçek aydın gibiydi. Soruşturmalar geçirdi,  tutuklandı, cezaevinde kaldı (7 yıl). Üzerindeki baskıdan kaçmak, kendini bir nebze unutturmak için yazdığı senaryolarda gerçek ismini, Abdülkadir Pirhasan’ı değil, Vedat Türkali’yi kullanmaya başladı.

Her romanıyla bir döneme ışık tuttu. Onun romalarındaki sahiciliğin kitaplarına tarihsel bir belge niteliği kazandırdığını söylersem herhalde yanlış bir tespitte bulunmuş olmam.

Bir Gün Tek Başına’da da böyle, Güven’de de, son romanında da.

Ölümünden kısa süre önce yayınlanan “Bitti Bitti Bitmedi” isimli romanında Kürt ve Ermeni sorununa değindi, Cumhuriyet tarihinin kimi uygulamalarını, 12 Eylül rejimini, Diyarbakır Cezaevini yarattığı karekterlerin ağzından edebiyatçı inceliğiyle işledi.

“Evren Paşa Evren Paşa

akrep dolu çevren paşa

o akrepler soksun seni

acı nedir öğren Paşa.

Tutup astın o gencecik Erdal’ı

cehennem ateşlerinde,

kıvrım kıvrım kıvran Paşa”

Komünist isimli kitabında şöyle yazdı: “Tutarlı antifaşist politik çizgi izleyen tek günlük gazete TAN’dı. Tüm ötekiler, sırası geldi mi TAN’a dişlerini gösteriyorlardı ya, “tutarlı” faşist çizgide yürüyen tek büyük gazete de CUMHURİYET’ti. Faşist ideolojinin ülkemizde mayalanmasında en etkin olmuş yayın kurumu CUMHURİYET’tir”

Fizyolojisi 97 yılın sonunda kendisine “buraya kadarmış” dedi, ecel kapısını dayandı. “Bataklıkta Dağ Güneşi” adlı romanımı yazıyorum demeye fırsatı kalmadı belki.

O, geride bıraktığı kitaplarıyla hayat sınavından alnının akıyla geçti; insanlık galerisine astığı resminin altına altın harflerle VEDAT TÜRKALİ yazdı, diğer kapıdan çıktı gitti.

Okurların seni unutmadı Vedat Türkali, bilesin…

Saygıyla…

1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    Belliydi zaten-yazar Tunceli kalemşör.Türkçe süper-Kurmanc nine!
    Hemde de benim en sevdiğim ve saydığım Kurmanc yöresinden-Dersim Mezgir!
    Kimşer yok ki orada:Seroke ne mir Mazlum-Seroke ne mir Delil-Piro Hüseyin Cevahir-Seroke e mirCafer Cangöz!
    Bakın tarih tespiti:Bu Türk Solu (Kryptokemalist içinde cirit atıyordu) hep Alevi Kürdler (Türkleşmiş) sayesinde biraz Dersim’de gezebiliyor-yoksa onların felsefesi:
    Kışın Mersin-Havin Dersim.Eeee Dersim yöresi cennet’dir!!!
    Muhacir Türkler eğer sözde Sosyalist olursa hep Ortak Vatan TC’ye kadar-Azad Kürdistan iste-bak nasıl sana cephe alırlar.
    Ben Seroke ne mir Ibo can Kaypakkaya’dan başka hakiki Türk Sol Komünist tanımam-o tek başına cennet’dir. Diğerleri hepsi bizim Milli Düşmanımızı Selanikli Ayyaş Iblis’i savundular.
    Dersim bir yöre’dir-paytext Mameki’dir, fakat kim Kirmançki kim Kurmanci konuşuyor???
    Lewra Kürdlük ve Komünistlik Tunceli de Türkleşmiş ve yozlaşmıştır maalesef-bi xwedi şerm u heyf.

    Yazar Mezgir’li olsa sabah akşam Mazlum,Delil,Cevahir ve Cafer Cangöz’u anlatır ve yazar.

    Özüne dönmek karakter, kişilik ve insanlık ister-yoksa yazdığın ve çizdiğin tablo aynı Girava İmralı gibi 1001 dümen,derew ve hile içerir.
    Yani Azad Kürdistan’a karşı-Amed Hewler Mehabad heta Efrin!

    Dersim demek Kirmançki ve Kurmanci demek-Dem ve Semah Kirmançki ve Kurmanci demek.
    Tunceli demek Muawiye demek-Imam Hüseyin’in ve Serok Ibo’nun kafasıyla futbol oynamak demek.

    Acı ama gerçek

    Silav u rez

    Rehevalo Şehiden mezin General Doktor Baran u Hamili (Bave Kazım) Yıldırım

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

4 + five =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla