Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Ulusal Mücadele ve Medreseler


Hasan Dere / Bir ara Kürtler arasında cılız bir tonla seslendirilmiş, ve Müslüman kökenlilerin özellikle de dini bir Kürt devleti peşinde koşan militanların hısımına uğradığından sahiplenilmemiş bir söylem var. „Müslüman olmasaydık şimdiye kadar devlet olmuştuk!“
Bu iddianın karşısına güçlü bir savunma çıkarılmıştı; “ulusal önderler Medreselerde yetişti ve çoğu dini kimlikliydi buna Seyit Rıza da dahildir!” gibi.
Acaba gerçekten öyle miydi?

Dini kimlikle ulusal önder olunabilinir mi? İnsan öyle iddialı bir işe yeltense bile başarılı olabilir mi? Recep Tayyip Erdoğan hem milli hem dini lider vasfını koruyarak TC toplumunu diri tutabildiğine göre Kürtlerde bunu başaracak biri neden çıkmasın?
Sorular çoğaltılabilir.

Dalay Lama’nın Çin karşıtlığı üzerinden Emperyalist amaçla desteklendiğine kuşku yok.
Recep Tayyip Erdoğan gerçekten milli bir kişilik mi, yoksa bunu asıl emeline varmak için araç olarak mı kullanıyor? Genel Müslüman camiasında geçer akçe durumundaki Kürt düşmanlığı da o emelleri gerçekleştirmek için verili bir kullanım gereci midir?

Asıl sorun şudur, milli devlet ne demektir? Bir topluluğu, dini gelenek görenek, kültür ve disiplin içinde bir arada tutmayı ve yönetmeyi amaçlayan bir ideoloji; bir soy ve bir dil gibi dar alana indirgenmiş bir topluluğu hangi amaçla bir arada tutacaktı?

Bırakın TC’nin ‘Milli mücadele’sini, Kürt aydınlanmasının öncülerine baksanız bile o hırslı ‘Medrese’ iddianın doğru olmadığını görürüz. Unutmamalı ki sadece Müslüman halklarda değil, tüm dünyada eğitim esas olarak dini kurumlarda başlamaktaydı. Medrese kadar kilise de bu işin içindeydi. Buna rağmen Avrupa’daki ulusal hareketlere Kiliseler önderlik etmemiş aksine karşı durmuşlardır.
Gerek Osmanlının, gerekse Kürt aydınlanmasının öncülerinin din tedrisatından gelmelerine rağmen, Saidi Nursi dışta tutarsak, çoğunluğu din adamı değil. Aksine ağırlıklı olarak Asker, doktor ve gazeteci kimlikli aydınlardır. Saidi Nursi ise gösterilmek istendiği gibi ulusalcı değil Osmanlıcı ve Halifeci idi. Kürtçülüğü ise halifelik üzerinden Osmanlıya yamamada kullandı. Bir dönem sonra ise bir daha Kürtçü emellere temas etmedi.
Şeyh Said, kendi ifadesiyle sabit, kaynı ve aynı zamanda Azadi hareketi liderlerinden Cibranlı Halit’le akrabalığı nedeniyle davaya iştirak etti ki gerçek manada tek din adamı oydu.

Abdullah Cevdet (dinsizlikle suçlanan doktor)
Koçzade Yusuf Ziya Bey (tüccar ve siyasetçi)

Seyyit Abdülkadir Efendi (Din liderliği yanında aileden gelen milli geleneği var, Ulusal isyancı  Şeyh Ubeydullah Nehri’nin oğlu)

Hüseyin Şükrü Baban (Baban aşiretinden Yazar ve Ordinaryüs Prof.) ile Babanzade Mustafa Zihni Paşa, Hicaz eski valisi; Babanzade Fuat Bey; Babanzade Hikmet Bey; Babanzade Aziz Bey; Babanzade Mahmut Bey

Dr. Mehmed Şükrü (Sekban) (Unvanından belli, Doktor.)
Miralay Cibranlı Halit Bey (Subay)
Ekrem (Subay)ve Kadir (Subay, Ziraat ve siyaset adamı) Cemilpaşa 

Badirhaniler Saymakla bitmez, neredeyse tüm ileri gelenler dava içindeydiler.
Adı geçenler ve daha onlarca isim Kürdistan Teali Cemiyeti kurucularıdırlar. Din adamı olmadıkları gibi din militanı da değillerdi. Lakin ağırlıklı olarak Sünni Müslüman idiler.

Ulusal mücadelede Aleviler de var. Koçgiri, ulusal taleplerle başlamış bir direniş hareketiydi ki önderlerinin Medreselerle ve din ile ilgileri yoktu. (Bir parantez açarak şunu da belirtmekte yarar var. İslam dışında hiçbir Peygamber dinini silahla yaymaya kalkışmamıştır. Alevi din liderleri de toplumu isyana teşvik edecek niteliğe ve etkiye sahip değillerdi. Alevi hareketleri de isyan değil başlatılan kıyımlara karşılık örgütsüz, projesiz savunmalardan ibarettir. Not: Kürtler tarihi genç Osmanlıların empoze ettiği mavallar gibi okumamalı ve yorumlamamalıdırlar. Tarihi gerçek tarih olarak değerlendirmeli. Seyit Rıza gösterildiği gibi bir isyan başlatmış değildi, aksine bir imha kararına kurban edilmişti.)

Ancak anımsatalım ki başlangıçta galip devletlerde sempati uyandırmış olan Bağımsız Kürdistan ideali; gerek Kürdistan Teali Cemiyetinin ve Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin yayınladıkları bildiri ve basın organlarında ve gerekse tek tek şahsiyetlerin verdiği demeçlerde, Hilafete ve saltanata sahip çıkan tümceler nedeniyle Batılılar ürkmüş ve karşı tutum almalarında etkisi olmuştur. Avrupa, Haçlı seferlerinde ve Ermeni katliamındaki rollerini anımsayarak bu emeli gerçekleştirmekten geri durdu.

Medrese ve din adamlarının amacı, inanan, itaatkar bir toplum yaratmak ve yöneticiler inanan ise onlara destek olmaktır. Din ile devlet kurumunun yan yana durması ve bazen doğrudan yöneten olması bundandır. Osmanlı, halifecilik ve sömürgeci aşkı da bu ‘bizden’ mantığının eseridir.
Ulusal devlet ise aynı dili kullanan akraba toplulukların birliği demektir. Eğer bir ulusal hareket söz konusu olursa, din orada birleştirici değil dağıtıcı rol oynar. Sömürgeci devlet, ulusun düşmanıdır, ancak din, onu ‘bizden’ saydığından gerçek yüzünün görülmesini engeller.
Nitekim, inan Kürtler arasında düşman devletin tetikçiliği yapıldığı sıklıkla görülmektedir. Dinsiz saydıkları (PKK-Solcu, Alevi, Ezdi ve Bağımsızlık yanlıları) Kürtlere karşı savaşta düşman güçlerinin safında yer almaktadırlar.

Oysa ulusal bir mücadele için, inansın inanmasın aynı dili kullanan bütün sosyal ve siyasal katmanların, sınıf ve tabakaların birliği söz konusudur. Yetmedi, aynı ırktan olmayıp aynı dili konuşmayan ama coğrafyamızda yaşayan azınlıklara da laiklik üzerinden dil, din ve kültürel haklar konusunda güven verici anayasal tedbirlerle desteklerini sağlamak gerekir.
Unutulmamalı ki birlik sağlanmadan ulusal, zaten olunmaz. Kaldı ki, Kürtlerin birliği daha da zor, çünkü mayınlarla birbirlerinden ayrılarak her biri diğerinden zalim dört düşman arasında paylaşılmış olmak, din gibi emellere saplınca, birlik şöyle dursun dağılmak daha da kolay oluyor.

Sonuç olarak bu olgular gösteriyor ki, sanılanın aksine din ve medrese ulusal mücadelede yapıcı değil, dağıtıcı rol oynamıştır, oynuyor ve oynayacaktır!

Egemen devletin darbeci generalleri bunu gördüklerinden “din birleştiricidir” tespitinde bulunarak Kürdistan bölgesinde başlattıkları dini eğitimi, tüm TC sathına genişlettiler.
Böylece Kürtleri birbiriyle değil ama din üzerinden sömürgecilerle birleştirmek mümkün olmuştur, oluyor da!..

3 Yorum
  1. Barzan diyor

    BIR AVUKAT ARIYORUM.
    Eski TKP,li Kùrd dù§mani Hatip Dicle ceza-evin,de iken Ittirafci Abdullah Oçalan gibi ittirafciligi kabul edip” Kurulacak Kùrdistan devleti ikinci bir Israil devletidir.Siyasiler bunu engellemeli “dedikten sonra ceza-evinden çikarilip biz Kùrdlerin içine sallindiktan sonra Avrupa,ya çikarilip iltiça ettirilen bu Kurd ve Yahudi dù§mani Tùrk mùslùman i§birlikci benim adima dava edecek bir avukat ariyorum.
    Bu ittirafci Kurd ve Yahudi dù§mani adami mahkemeye ta§iyacak avukatin masrafini kar§ilamaya hazirim.
    Bu konuda bana yardimci olacak Kurd avukatin VenGma sitesine yazarak kendisi ilà ileti§im kurmama yardimci olmasinida rica ediyorum.
    Kurd ve yahudi dù§mani bir ittirafcinin demokratik avrupada kendi halkimiza seminerler verip toplantilar yapmasina mùsade eden PKK kadrolarini vatanimiz Kurdistani savunmaya davet ediyorum.
    Xainleri içimizde barindirmayalim.

  2. Vengma diyor

    Hasan Dere’nin medreseler ile ilgili makalesini dikkatle okudum. Kürtlerle ve Türkerin büyük çoğunluğu müslüman olduğundan dolayı din biz Kürtlerin kurtulamamızda olusuz bir rol oynamıştır. Din biz Kürtleri sadece Allahın kulu haline getirmekle yetinmemiş ayni zaman da bizi kulların kulu haline de getirmiştir. Ama her zaman her koşulda din ulusal bir harekete hizmet etmez görüşü doğru değildir. Türkler islam dini aracıyla üç kıtada at oynattılar, İran İslamın başka bir versiyonuyla bölge devleti oldu. Cezayir Kurtuluş mücadelesinde dinin rolü büyüktür. Medreseler de Kürtçe eğtim gören insanların, Kürdistan’daki kıpırdamalarda rolleri vardır.

  3. Barzan diyor

    Sunni ve Alivi islam Arab olmayanlar için dogumdan olùme,be§ikten mezara Arabi bir kole olarak ya§amaktir.
    Isim,den ,kulaga soylenen ilk kelime Arabi olmanin zorunlu kilinmi§ hùkmùdùr.
    Arabin islami ise 1400 yillik sava§,katilam ve talanci bir yikicilik ilà ortada.
    Islamdan vaz etmek en akilci yoldur.
    Avrupa ortadogudan gelen hiristiyanlik ilà çok aci çekti ve mahkumetti kurtuldu.
    Yahudiler çok aci çekti ve bu acilari yetmedigi gibi yahudi olmaktan otùrù son katilamdan kurtulmak ilà yahudiligi deyil devlet olmayi esas aldilar ve mezheblerin birligi deyil demokrasi birligi ilà demokratik devlet in§a ettiler.
    Bence Kùrd aydinlari demokratik bir Kùrdistan cumhuriyeti için dù§ùnce ùretmeli.
    Islam agza alinin bir mekruh ve haram olarak anilmali.
    Hitler,Himler ne ise enfalci ve katilamci Muhammed ve Ali aynisidir.
    Nazizim iyi olmadigi gibi islamin sunni ve Alivisi iyi deyil.
    Islami savunan kole yada islami savunarak ozgùr insan olunmaz.
    Islam Arabidir.
    Taib sabah ak§am islam ilà ya§ayan Arabi bir kole ve Arabi bir katildir.
    Bu çol kafali Arabi katilin kiravatina aldanmamak lazim.
    Arabi i§gal ve kole yapmak Memluki kafasi buda mùmkùn deyil.
    Rojeva Kurdistanda Hasan Bildirici iyi yazmi§.

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

eleven − 5 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla