Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Şaire bir de burdan bakalım


(N.Hikmet solcu degil, kuva-i milliyeci idi.)

Bazı arkadaşlarım arada bir Nazım Hikmet Ran’a Güzellemeler çeker, doğum gününü kutlar, ölüm gününde anısına şiirler paylaşırlar..
Bir şeyleri de ben paylaşmak istedim. bazısının hoşuna gitmezse de::
…..
İttihat ve Terakki’nin Devamı 
Kuva-i Milliye Teşkilatı Sevdalısı; 
NAZIM HİKMET RAN

Bir İşgalin İtirafı:
“Dört nala gelip uzak asyadan, 
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan 
Bu vatan bizim!”
Nazım Hikmet Ran!

Nazım Hikmet, iyi bir sevda şairi ve Türkçe ustasıdır.
Temas ettiği konularda ise, “aşklarını”, “aşıklarını” baştan çıkarır!
Başat olarak “sosyalizm”, “komünizm” sosuyla sunduğu kadınlar ve Kuva-i Milliye ruhuna ruhunu katar!,.
Ermeni, Pontus, Rum, Êzidî, Rêya Heqîyê ve Kürd katliamlarını gördüğünde, gözlerini sımsıkı kapatır, görmek istemez. Büyük kör olur. Mustafa Kemal’in gözlerini ise, Kocatepeden Afyona bakarken, “Çakmak çakmak’ eder. 
Afrika’nın, Asya’nın halklarını sevip, üstüne kalem kalem mürekkep döker, sevda yakar, zihin yorar, kendini tüketir. Ama söz konusu Kürdler, Ermeniler ve Yakın Doğu’nun kadim halkları olunca, kalemi yazmaz, elleri tutmaz ve zamanı sıyırıp geçer. 
“Orta Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi” uzanırken, hiç bir mazlumun hukukuna takılmaz. Ermeni’nin vadilerde yankılanan sesi, arşı azmanı yırtar, ancak Nazım Hikmet’in duymak istemeyen kulak zarları kapalıdır, duymaz!
Türk gururu tınısında kendinden geçer, ancak Laz’ın yok sayılan dilini görmez, Pontus’un Kızılırmak’a düşen kanlı bedenini aramaz.
Kaleminde; Türklük gururu,“Kuva-î Milliye Destanı” akarken, Qoçgiri, Piran, Gelîyê Zilan, Dersim, Sasun’da “Kürdlerin lebe leb cesetleri vadilerde istiflenirken”, kurda kuşa yem olurken, kanları dere ve nehirleri kızıla keserken; “Sevdalı Nazım!”, savdalandığı Türk milletine methiyeler dizer, Kürd’ün hawarına/imdadına, kulaklarını, hata beş duyusunu kapatır, görmez, duymaz, dokunmaz, acısını hissetmez, 
Tüm olanlara rağmen, “Kuva-i Milliye’ye “Destanı” yazacak kadar, sistemin padişah ailesindendir. Dayısı Ali Fuad Cebesoy’a güvenir! 
İttihat ve Terakki Cemiyeti; Ermeni, Süryani, Êzidi soykırımında, katliamlarında ismi başat olur. Alman emperyalizminin, İngiltere ve Fransa’nın katliamlara katılan kişi ve kurumların yargılanmasını isteyince, Divanı Harp’te davalar açılır. Bunun üzerine Kuva-i Milliye Teşkilatı, İttihat ve Terakki Cemiyeti yerine ve devamını sürdürmek üzere kurulur. 
Nazım Hikmet, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin izindeki Kuva-î Milliye Teşkilatı üzerine “Destan” yazar. Övgüyle Kuva-i Milliye çetelerine methiyeler dizer.
Nazım, 1936’da hapishaneye düşer, Atatürk’e yalvar yakar olur, “af” dilenir. 
Ancak af edilmez!! 
Falso verir. 
Türkçü milliyetçiliği “iyi” bilir. Biraz da hayranıdır. 
Yanı sıra “Sevdalınız Komünisttir!” Ettiği ise Türkçülük propagandasıdır.
Bunun için ve söylediği, etik bir kalıba sığmaz. Bilinç dışı tüm Türkçü siyasiler, küfürler ederdi. Bugün ise tüm Türkçü şoven partiler, dün söyledikleri kem sözlerini geri almaktadırlar. Nazım Hikmet Ran’ı şimdi anlamış ve Türk milliyetçileri olarak vefa göstermektedirler. Onun “kendilerinden biri” olduğunu dillendirdiler.
Nazım Hikmet’in, mezarının uzakta, Rusya’da olması, başta sağcı partiler olmak üzere, her Türkçü’ye vicdani eziyet vermektedir.
Ancak, Nazım Hikmet kızmıştır, kırılmıştır, nasihat bırakmıştır; “Mezarım hep Nis’te kalsın!” demiştir. 
Türkçüler, geç te olsa Nazım Hikmet Ran’ın kendilerinden biri olduğunu, buna rağmen “komünist” diye dışladıklarını anladılar. 
Geç anlayan ama ilk keşif eden de Alparslan Türkeş oldu Sonra diğer sağ lider ve cenah, “Üzüldük!” diye özeleştiriler sunmuştur.
Oh!… Nazım Hikmet Ran’ın canına minnet. Sağdan, soldan, Türkçüsünden, okuduğunu anlamayan ve Türkçesindeki akıcı aşk nidaları ile kendinden geçen bizim Türk ruhlu Kürdler, Ermeniler ve diğerleri de birer Nazım Hikmet Ran hayranı oluvermişti!
Tabii bunların da ekseriyeti sosyalizm sevdalısı!
Yanlış anlaşılmasın, sosyalizmi yerdiğim yok, ancak tüm ideolojileri Türkçülük tahvili üzerinden algılatmak, sunulan zehiri, ilaç diye bizim de yutmuş olmamız acıdır!
Sene; 1978 Sonbaharı, Bingöl’den Elazığ’a giderken, Karakoçan Yol Kavşağı’nda, “Kuva-i Milliye Destanı”, yapılan yol aramasında üzerimde bulmuştu polis! Kaldığım karakolda, falakalar, dayaklar yemiştim! Bir sürü nasihat ile sorgulanmadan sonra, salıverilmiştim. Sonraki yıllarda, bu kez; “Neydi o halimiz?” diye sorgulayan ben olmuştum! Halimizin hal olmadığını anlamıştım… 
Kürdler, azınlıklar ve devrimciler karşılarındaki Nazım Hikmet Ran’ı çok geç sorgulamaya ve anlamaya başladılar.
Nazım Hikmet Ran’ın, “Kuva-i Milliye Destanı”, öylesine hoş ve sempatik bir algı yaratmıştı ki, 2013 yılı Newroz’unda, Abdullah Öcalan’ın sözcüsü, Sırrı Süreya Önder, 21 Mart günü, Amed Newroz Meydanı’nda iki milyonluk kitleye; Newroz mesajında “Özgürleşme Manifestosu” olarak sundukları metinde; “Türkiye’nin Misaki Milli sınırları için Kuva-i Milliye ruhu ile mücadele edeceğiz” dediğinde, patlayan alkış ve sempatinin öncesinde, Nazım Hikmet Ran’ın “Kuva-yî Milliye Destanı” etkisindeki güzellemeden kaynaklandığını iddia etmek doğru olmaz mı? 
Tabi burada bizdeki tarih bilincinin yetersizliği, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Kuva-î Milliye Teşkilatı’nın birbirlerinin devamı olduklarını, yaptıkları katliamlarla tanınmamasının acı cehaleti değildiyse ne idi? 
Ama daha anlamayan ve anlamak istemeyenlerin de sayısı fazlasıyla vardır.

Ahmet Önal

Yazar: Vengma

Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Tüm Yazıları
1 Yorum
  1. Barzan diyor

    Nazim Hikmet Asya,dan on Asya,ya kadar mùlkùn tabusunu goçebe Turklere çikarirken kendisi Tùrk deyil.
    Dedesi avare bir deniz miçosu Alman.
    Goçebe Tùrkmenlere istanbul yasak §ehir olduguna gore anne tarafida Balkani olsa gerek.
    Devletin §airleri sofradan yemedigi zaman muhalif olur.
    Ama ruh ayni kalir.
    Alman dedesi Mehmet Ali ismini alip Osmanli zabiti oluncaya kadar kim bilir neler yapmi§.
    Insan huyu genitik olsa gerek yada aile kùltùrù.
    Kùçùk rùtbeli Osmanli zabitliginden TC subayi olanlarin tùmù devlet içinde yer almayinca kominist olanlardir.
    TKP,nin tamami subay.
    Mustafa Suphi ve arkada§lari Enver katilinin ordusunda Almanlarin hesabina pantùrkist ye§il ordu cihadistleri.
    Rus kominizimi dedigimiz zaten yeni Rus çarligi ve parti diktatorlùgù.
    Bizim Cigerxwinin bize yazdiklari yeter.
    Nazimla raki içenlerin son hali arabeks,tir.
    Yani sevdigini bir zalime saclarindan tut getir demesidir.
    Rojan Barnas ve Zeynel Abdin Han bizim §airlerimiz.

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

one − 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla