Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Parti, Öcalan ve narsizm

1998 yılının Mart ayında Zelal Yayınları tarafından basılan “ERKEĞİ ÖLDÜRMEK” isimli kitaptan alıntılara devam ediyorum. Bakalım Abdullah Öcalan Mahir Sayın’a neler söylemiş:

“Ben yine bir tarzımı size söyleyeyim. Neden ben büyüyorum biliyor musunuz? Çok tuhaftır, erişilmezi imkansız bir amacı dağlarda parıldayan bir ışık gibi önüme koyarım. Veya o tayflar var, sarı kırmızı, yeşil çizilir ya öyle bir amaç önüme koyarım. Yetişemezsem de o beni çeker hep. Politika biraz böyledir.”(sayfa 48)

Kitabın sayfaları arasında ilerledikçe bu türden, Öcalan’ın kendi kendini şişirdiği sayısız böbürlenmeyle karşılaşıyorsunuz. Başkası değil, O, yani Öcalan, kendi kendisini övüyor. Bu hoş bir şey mi? Neden bir insan kendi kendisini över? Size de itici gelmiyor mu bu sözler? Hele hele başkalarının ödediği bedeller üzerinden kendisinin büyüdüğünü söylemesi hakikaten mide bulandırıcı değil mi? Burada kimse Öcalan’ın sözlerini yumuşatmaya, onun sözlerine başka anlamlar yüklemeye kalkmasın, şunu demesin: “Başkanın burda büyüyor dediği partidir, Kürt mücadelesidir”

Hayır efendim, değil. Sözlerime itimat etmiyorsanız lütfen kitabı bulun ve okuyun. Bu alıntıladığım sözün katmerlilerini defalarca bulacaksınız kitapta. Bu, Öcalan’ın ruh halinin ta kendisidir. Kendisine aşıktır. Narsizmin tanımı Öcalan’ın sözlerinde örnekleniyor adeta.

MAHİR SAYIN’DA BAKIŞ AÇISI SORUNU

Bir başka alıntıyla devam edeyim, ama bu kez Mahir Sayın’dan bir alıntı:

 “Benim için ilginç bir nokta da neredeyse bütün Güney Kürdistanlı militanların Türkçe bilmesiydi. Bir çoklarının konuştukları Türkçeden Güneyli olduklarını anlayamadım. Etruş mülteci kampında da yapılan Kürtçe eğitim sırasında çocuklara Türkçe öğretmekte beis görülmemektedir. Dar milliyetçilik yerine çocuklara Halkların kardeşliğine dayalı bir bilinç verilmeye çalışıldığına tanık oldum.” (sayfa 53)

Görüyorsunuz değil mi?

Mahir Sayın’a göre Güneyli Pkk militanlarının Kürtçe yerine Türkçe öğrenmeleri halkların kardeşliğine delalettir; böylelikle dar milliyetçilikten Pkk arınmış oluyor. Türkçe hümanizmanın dili, Kürtçe ise dar, milliyetçi kesimin diline dönüşüveriyor. Bu, Mahir Sayın’ın Kürt soruna nasıl şaşı baktığını yeterince açık bir biçimde ortaya koyuyor, benim başka bir şey ilave etmem gerekmiyor.

DOĞRU TEMELDE İLİŞKİ VE TEK KARAR MERCÎ

Abdullah Öcalan’la devam edelim. Diyor ki:

 “Kıza da erkeğe de söylüyorum: Doğru temelde ilişkilerinizi görürsem en büyük alkışı ben tutarım. Köle veya küçük ağa, küçük ağanın örgüt içinde kadını kullanmasına ben nasıl rıza göstereyim? Bu cinayet olur?” (sayfa 60)

Hep “ben”… “ben”…

Siz ortada bir kurumsal kimlik görüyor musunuz?

Bir parti var mı? O partinin programı, ilkeleri, suçun ve cezanın hangi yazılı kriterle göre tanımlandığı…

PKK’nin P’si, “Parti” demek. Partiya Karkêren Kurdistan. (Kürdistan İşçi Partisi)

Sizler, Öcalan’ın bu sözlerini okuyanlar, ortada hakikaten “Parti” namına bir emare olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu söylem, Urfa’dan çıkmış yoksul bir köylü çocuğunun büyük bir güce kavuşmasından doğan aşiret ağası söylemidir. Pederşahi dili, köylülüğünü aynen muhafaza ettiğini gösteriyor. Bu dil ilkeldir, çağdışıdır. Modern kavramlar, çağın demokrasi kültürü, kanunlarla sınırlanmışlık, hesap verirlilik Öcalan’ın sözlerinde yok. Varsa yoksa sınırsız bir güç ve bu güce dayalı hep bir “ben” vurgusu…

Kanun o…

Savcı o…

Hâkim o…

Jandarma o…

Parti yok, hep “ben” diyen bir Öcalan var.

Hukukun H’sini uğramadığı bir yapıyla karşı karşıyayız. Röportajın yapıldığı günlerde sosyalizm diyor ama, yoldaşlık hukuku desen o da yok. Olsa, “biz” derdi. “Biz, şu konuda şu kararları aldık, şu kararlar gereği partimizde kadın erkek ilişkileri şu şu ilkelere göre düzenlenmiştir.”

Hayır, ne sosyalist ahlaka göre konuşuyor, ne çağın dilini kullanıyor. Ve bu içler acısı haliyle durmadan “çözümlemeler” yapıyor.

“Doğru temelde ilişkilerinizi görürsem en büyük alkışı ben tutarım” diyor. Doğru temel ne ola ki? Her kes Abdullah Bey kadar şanslı değil ki doğru temelde ilişki kurmayı öğrensin. Pkk’de kaç faniye nasip olur  “yoğunlaşma evleri”nde güzel kızları etrafına toplayıp onlarla devrimci temelde ilşki geliştirmek!!!

İÇİNDEKİ ERKEĞİ ÖLDÜRMÜŞ

Mahir Sayın:

“Konuşmasının bir yerinde ‘Ben içimdeki erkeği öldürmüşüm’ deyince can alıcı bir noktaya geldik” (sayfa 61) diyor  Mahir Sayın ve ilave ediyor: “Erkeklik” en önemli toplumsal değerlerden biriyken, birbirine “karı gibi kıvırtma, ibne” diye hakaretler edilirken “kendini kadına yaklaştırmanın demokratik devrim” olduğunu söyleyen bir insanın “özgürlük ve eşitlik” sorununa yüzeysel yaklaştığını düşünmek olanaklı değildi. (sayfa 61) diyor.

Mahir Sayın bu tespitine yürekten inanıyor mu? Yoksa kendisi inanmadığı şeyleri yazarak Kürt mahallesine sempatik mi görünmeye çalışıyor?

Eğer Mahir Bey Öcalan’ın özgürlük ve eşitlik sorununa yüzeysel yaklaşmadığını düşünüyor ve onun bu konuda devrim yaptığına kendisi de inanıyorsa, İsviçre’de yaşıyor kendisi; Pkk’den kopmuş kadınlarla, erkeklerle ilişkiye geçsin, öğrensin Öcalan’ın nasıl bir özgürlük-eşitlik anlayışı olduğunu. Pkk derneğinde hevallerin masallarıyla vicdanını rahatlatmasın. (Ayrıca “Pkk’de Kadın Olmak” isimli kitabı alıp okumasını tavsiye ederiz kendisine. Kadınların durumuna dair bir miktar fikir edinebilir.) DEVAM EDECEK…

Not: Bu yazı dizisinin ilk bölümünü okumak isterseniz : “BİZİM ÖRGÜTTE İKİNCİ ADAMLIĞA GELENLER…” başlıklı yazıya göz atmanızı tavsiye ederim. Bir de bu yazı dizisine girizgah sayılacak BAŞKAN ERKEĞİ ÖLDÜRDÜ AMA başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

eleven + five =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla