Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Örgüt ve İşkence…

EDEP YA HU!

İşkenceyi hoş görmek…

İşkence, eziyet, hakaret ; inanç ve kültürlerin ret ettiği, yasaların suç saydığı ve ideolojik politik mücadelelerin en önemli gerekçesi olarak kabul gördüğü bu kavramlar, yaşamın öteki yüzünde hep katlanarak var ola gelmiştir. İnsan bilinci, bilgisi ve kültürü geliştikçe işkence ve kötü muamele ciddi bir suç olarak kabul görmüş ve bu bağlamda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Devletler bile işkence yaptığını gizlemiş, türlü bahanelerle bu çirkin eylemlerin üstünü örtmenin gayretini göstermiştir. Çünkü işkence bir insanlık suçudur.

Kısaca bunları ifade ettikten sonra konuyu kırk yıldan beri Kürtlerin hayatında var olan illegal hayatlara ve bu bağlamda insana yaklaşıma getirmek istiyorum.

Örgüt yaşamında işkence, kötü muamele var mı, örgütler yanlış yapar mı, haksız ve hukuksuz yönelimler mümkün mü , özellikle arkadaşlık ve yoldaşlık ilişkileri dışa yansıdığı gibi pürüzsüz ve lekesiz mi, yargısız infazlar, entrika ve komplolar, iftira, yalan beyan ve bu bağlamda subjektif yaklaşımlar mevcut mu? Kısaca örgüt yaşamında işkence, kötü muamele var mı, İllegal hayatlarda adalet mekanizması nasıl işliyor? Bu soruların cevabı beraberinde pek çok sorunun da cevabı ve çözümünü getirecek.

Yakın geçmişe bakıldığında illegal örgütsel yapıların iç yaşamı ve ilişkileri toplum tarafından bilinmiyor, anlaşılmıyordu ; ancak zamanla büyülü gizem çözüldü ve akla durgunluk verecek işkence eziyet ve yol yöntemleri gündemdeki yerini aldı. Yargısız infazlar, gerçek dışı beyan, iddia ve ithamlar , psikolojik baskı ve en kötüsü de en ağır hak ihlallerini mazur gören , işkence ve kötü muameleyi haklı gerekçelerle izah eden sosyal bir zeminin varlığı, meseleyi daha girift blr hale getirmekte. İllegal örgütlerin resmi beyanları ve iç yaşamlarında hakim olan realiteler tezat bir gelişim göstermekte. Hak arayışı, adalet, demokrasi istem ve özlemini dile getiren bu yapılanmaların iç yaşamlarındaki uygulamalara bakıldığında düzen yaşamını aratacak cinsten olduğunu söylemek olası.

Tam da bu noktada bazı uygulamalara değinmekte fayda var. Örneğin sözde ajanlık iddia ve ithamıyla tutuklanıp işkenceye maruz kalanlara uygulanan bazı yöntemler: Tutuklu olanın çıplak bedenine naylon damlatmak, üzerinde sigara söndürmek, kızgın demirle bedenini dağlamak ya da korkan, kararsız olan yeni katılımları aç bırakma, üzerine şekerli su dökerek ağaca bağlayıp karıncaların saldırısına maruz bırakmak ya da örgüt yönetimlerin susturamadığı kadrolara ilişkin iftira karalama faaliyetini yürütmek, kişiyi intihara yönlendirmek, hedef kişiyi aç bırakmak, temel ihtiyaçlarını kısıp zor olan yaşamı içinden çıkılmaz bir hale sokmak…

Ve yargılı, yargısız infazlar , bu bağlamda alınan kararlar, insan yaşamını öncelikle de Kürt yaşamını, tehdit etmekte.

Ne acı bir durum!

Faşizmin en bedbah yüzünü gören, zindanlarda işkenceye maruz kalanların koyu bir tarafgirlik anlayışıyla örgüt yaşamındaki işkenceyi ret etme, gizleme ya da bahanelere sığınarak haklı ve gerekli gösterme çabalarını anlamak mümkün değil.

Bu kültür ve bilinç hangi sosyal, siyasal dinamikler üzerinde gelişti?

EDEP YA HU!

Devletlerin işkence, infaz düzenine karşı çıkanların illegal yaşamlarda bu yöntemlere onay veren, susan, kabul eden, üstünü örten bir kimlik ve kişiliğe bürünmesi neyle izah edilir?

Oysa “İnsanlık Onuru İşkenceyi yenecek.” sloganı milyonları etkilemişti.

Yazar: Vera Koyi

1961 yılında Kars'ta Doğdu. İstanbul'da Dil ve edebiyat Fakültesinden mezun oldu.

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

five × 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla