Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Liberalizm

LİBERALİZM NEDİR?

Liberalizm, 350 yıllık geçmişi olan bir düşünce sistemi, bir ideoloji.

Buna karşın liberalizmin yeterince bilinen, üzerinde yeterince konuşulan bir dünya görüşü olduğunu söyleyemeyiz.

Kürtler, Türkler, Araplar; daha genel bir ifadeyle tüm Ortadoğu, liberalizmin olmazsa olmazı olan “birey hakları, özgürlük, hukuk, uzlaşı, tolerans, çoğulculuk” gibi en temel kavramlarından bihaber yaşayıp gidiyorlar. Böyle olunca da yaşadığımız coğrafyada kafamıza kadar gömüldüğümüz şiddetten arınıp demokratik kuralların işlediği bir mekanizmayı hayata geçiremiyoruz.

Türkiye’deki duruma bakın…

Akp sadece Akp’linin hakkı hukukunu merkeze alıyor; Chp’li, Kemalist kafa yapısına sahip olanlara hayat hakkı tanıyor.

Pkk’liler, Kürdistan’da parti denilince sadece kendilerini hesaba katıyor, gerisine “xayin” diyor.

Bu liste böyle uzayıp gidiyor.

Yaşadığımız onca acının, gözyaşının en temel sebebi bu “tekçi” anlayış değil de nedir?

Pekii bu tekçi anlayışlara karşın ne önerilmeli?

Çözüm ne olabilir?

Birlikte nasıl yaşanabilir?

Şiddete nasıl veda edilebilir?

Tüm farklı kesimleri tek bir kalıba sokamayacağımıza göre, bu farklı kesimler, birbirinin kafasını gözünü yarmadan birlikte nasıl yaşayabilirler?

Batılı devletler bunu nasıl başardı?

İsviçresi, Danimarkası, Finlandiyası, Almanyası bunu nasıl başarıyor?

Bizlerden neleri fazla; yahut bizlerin neyi eksik?

Onlarda olup bizde olmayan şey herkesin ağzına sakız olan o kelime: Demokrasi.

Ben bunu liberal demokrasi olarak buraya almak istiyorum.

Bildiğiniz gibi sosyalist demokrasiler de var. (Bu yazının ana konusu sosyalist demokrasi veya sosyalizm olmamakla birlikte, sosyalizme ve onun uygulamalarına da değinmek gerektiğini düşünüyorum. Sosyalist sistemin teorisine ve uygulamalarına değinmeden liberalizm üzerine bir şeyler yazmak çok da anlamlı gelmiyor bana. “Her şey zıddıyla değer kazanır” diye bir söz vardır. Çirkin olmadan güzelin, kısa olmadan uzunun kıymeti nasıl bilinemezse, sosyalizm olmadan da liberal demokrasinin kıymeti bilinemezdi diye düşünüyorum)

Buradan hareketle bu yazının asıl muhtevasına geliyorum.

Sizlere liberalizm üzerine birkaç kelâm etmek istiyorum.

Pekiî, nedir liberalizm?

Liberal kime denir?

Liberalizm hangi özellikleriyle diğer “izm” lerden ayrılıyor?

İktisadi ve siyasi temeli nedir?

Liberal kelimesi latince özgür anlamına gelen liber’den  türemiştir.  Kelime, önceleri İngiltere kaynaklı, yabancı kaynaklı politikaları ifade etmek amacıyla kötüleyici ve suçlayıcı bir anlamda kullanılmıştır. İzleyen yıllardaysa İspanyollar Liberal sıfatını İngiltere kaynaklı politikaların nitelendirilmesi amacıyla kullanmaya başlamış ve Lockecu anayasal monarşi ile parlamenter yönetim ilkelerini savunan milletvekillerini liberales olarak isimlendirmiştir. Bir başka görüşe göre Adam Smith, Ulusların Zenginliği’ndeki liberal ihracat ve ithalat sistemi ifadesiyle liberal kavramını ilk kullanan yazar olmuştur. Zamanla kullanımı yaygınlaşan kavram, yüzyılın ortalarına ve sonlarına doğru siyaset sözlüğüne iyice yerleşerek “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ifadesinin yerini almış ve düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve serbest ticareti savunanların adlandırılmasında kullanılan etiket durumuna dönüşmüştür. (1) 

Liberalizmin kurucusu olarak John Locke (1632_1714) kabul edilir.

Locke’de hayat, hürriyet ve mülkiyet hakları içiçedir ve aslında bunları birbirinden ayırmanın imkânı yoktur.(2)  

Adam Smith (1723-1790) ise “Ulusların Zenginliğ” adlı eseriyle hem iktisat biliminin kurucusu hem de “iktisadi liberalizmin” kurucusu sayılmıştır.(3)

Liberal düşüncenin temsilcileri liberalizmi tanımlarken kimisi özgürlüğü biraz daha öne alır, kimisi özel mülkiyeti, kimi de hukuku. Bu kavramlar elbetteki birbiriyle ilintili kavramlar.

John Stuart Mill’de özgürlük kavramı ön plandayken, Friedrich von Hayek’te ise hukuk,  yani “kanun hâkimiyeti” başat kavramdır.

Türkiye’de liberalizm denince akla gelen ilk isimlerden Atilla Yayla’nın tanımı Hayek’in tanımına çok yakındır. Zaten Atilla Yayla da kitaplarında ve konuşmalarında Hayek’e olan hayranlığını sık sık vurgular ve kendi çizgisini klasik liberal çizginin devamı sayar.

Friedrich von Hayek’in liberalizm tanımı şöyledir:

Liberalizm, insanların âhenkli bir düzen dâhilinde gayret sarf etmelerini sağlayan ‘rekabet’ kuvvetlerinden kabîl olduğu kadar iyi bir şekilde istifade edilmesini ister; yoksa her şeyin olduğu gibi bırakılmasını istemez. Liberalizm, ferdî gayretleri sevki idare etmek için en iyi vasıtanın rekabet olduğu kanaâtine dayanır. Rekabetin hayırlı bir rol oynayabilmesi için itina ile kurulmuş bir hukukî düzenin lüzumunu inkâr etmek şöyle dursun, bunun lüzumu üzerinde bilhassa ısrar eder. (4)

Yayla göre ise:

Özgürlüğü bireysel ve toplumsal hayatın en temel değeri olarak kabul eden ve özgürlüğe uygun siyasi, hukuki ve iktisadi yapılanmaları savunan fikirler demeti, veya esnek, tamamlanmamış bir ideoloji (5)

Mustafa Erdoğan’a göre ise “Liberalizm bireyci ve özgürlükçü bir doktrindir.”(6)

Burada liberalizmin temel argümanlarını alt alta şu şekilde sıralamak mümkün:

1-Birey ve onun özgürlüğü

2-Devletin minimalize edilmesi

3-Hukuk sistemi

4-Teşebbüs hürriyeti (piyasa ekonomisi)

5-Kuvvetler ayrılığı

6-Bireylerin ve kurumların gücünün sınırlandırılması

7-Serbest seçimler

8-Basın özgürlüğü (İfade özgürlüğü)

9-İnanç özgürlüğü şeklinde sıralayabiliriz.

 Üç ayrı liberal çizgiden bahsedilir. Bunlar:

1-Anarko kapitalistler:Anarko kapitalistler, devletin toplumsal hayata müdahalesi sıfır olmalıdır derler. “Devlet gereksiz bir kötülüktür” (Ama henüz böyle bir devlet yok.)

2-Klasik liberaller: Klasikler devletin varlığını gerekli görürler. (Devleti gerekli kötülüktür) Minimal devlet teorisini savunurlar. Bu gelenek piyasa ekonomisini savunurken, bunu adaletin ve refahın kaynağı olarak görürler. Adam Smith, Hayek, David Hume bu çizginin savunucuları olarak sayılıyor.

3-Amerikan Liberalleri (Sosyal liberaller veya devletçi liberaller de denir) : Bu gelenekten gelenler için devlet, toplumda öncülük rolü oynar. Ekonomiyi çekip çevirebilir. Devlet gerekli bir iyiliktir. Toplumu eğitebilir, adaleti tesis edebilir, fakirlik problemini ortadan kaldırabilir. (ilk iki liberal akım, bu görüşleri devleti kutsama olarak görür ve bunu liberalizmden sapma olarak nitelerler.

BIRAKINIZ YAPSINLAR…

Liberalizm deyince çoğu insanın aklına  “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler/ laissez faire, laissez passer” sözü gelebilir.

Ne demek bu?

 Azgın kapitalist sınıfın kural tanımaz, hukuk bilmez kâr hırsı mı?

Bir sosyaliste göre liberalizm, kuşkusuz bu olabilir.

Ama iktisat tarihinde sıkça kullanılan bu sözle anlatılan şudur:

Bırakınız yapsınlar: Devletin piyasaya hiçbir şekilde müdahale etmemesini ifade eder. Bu anlayışa göre piyasada üretici ve tüketici konumunda bulunan bireyler, ekonomik tercihlerini tamamen kendi isteklerine göre ve dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın yapacaklardır.

 Bırakınız geçsinler: ülkeler arasında yapılacak ticaretten her ülkenin karlı çıkacağını savunur. Dolayısıyla bu anlayışa göre dış ticarette sınırlamalar koymak, yüksek gümrük duvarlarıyla dış ticareti zorlaştırmak, bir ülke açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla dış ticaret teşvik edilmeli ve dış ticaretin önündeki engeller kaldırılmalıdır. (7)

Görüldüğü gibi, sosyalizmle taban tabana zıt bir dünya görüşünden bahsediyoruz.

Bunun doğal sonucu olarak sosyalist sistemden farklı bir devlet yapılanması ve buna göre oluşturulacak olan kurumlar, kurallar silsilesi söz konusu.

Buraya kadar yazmaya çalıştıklarım liberalizmin çok genel bir çerçevesini oluşturuyor. Oysaki asıl belirtmem, altını çizmem gereken şey ise, bir liberalin örneğin bir sosyalistten farkının ne olduğu; Devlete, hukuka, seçimlere, basın özgürlüğüne, bireysel hak ve özgürlüklere, ekonomiye (iktisadi sisteme), yasaklamalara bakışlarında nasıl tavır takındıkları vs. olmalıdır. Şeytan da tam burada gizli. Yoksa amacım sadece kitabi bazı tanımlamalarla liberalizmi tanımlayıp bırakmak değil. Tüm bu başlıklar birkaç ayrı yazının konusu olabilir. Fırsat buldukça bu konuya dair birkaç yazı daha yazmak isterim.

Kaynaklar:

(1) Wikipedia

(2) Barry, An introduction, s. 226, Aktaran A. Yayla, Liberalizm, s.47

(3) A. Yayla, Liberalizm, s.73

(4) Friedrich von Hayek, Kölelik Yolu, Liberte Yayınları, s. 62

(5)   Atilla Yayla, Siyasi Düşünce Sözlüğü, Adres Yayınları, s. 120

(6)MustafaErdoğan,http://www.liberal.org.tr/sayfa/liberalizm-ve-turkiyede-liberal-egilimler-mustafa-erdogan,344.php

(7) https://tarihibilgi.org/birakiniz-yapsinlar-birakiniz-gecsinler-kisaca-ne-demektir/

Yazar: Ulaş Boz

1975 yılında Dersim/Mazgirt'te doğdu. Marmara Üniversitesi Iletişim Fakültesi/ Radyo Televizyon Sinema Bölümü mezunu. Türkiye'de Ulusal televizyonlarda kameramanlık ve kısa bir süre de yönetmenlik yaptı. Eylül 2009'dan beri Almanya'da yaşıyor.

Web sitesi: http://www.liberalsol.com

Tüm Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

one × 2 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla