Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Kürtlerin Seçimi

Kürdistan Bölgesi, 25 Eylül 2017 ‘de referanduma gitti. Halk oylamasına götürülen konu Kürtlerin bağımsız devlet olma isteği oldu. Pek çok tepkiye rağmen referandum gerçekleşti ve Kürt toplumu %92,73 oranında EVET, %7,27 ise HAYIR yönünde tercih kullandı.
Bir asırdan fazla bir zamandan beri ilk defa Kürt ulusunun tercih ve kabulü sandığa yansıdı. Hal böyleyken Doğu ve Batılı pek çok ülke konuşma hakkını kendinde buldu. Kimi Kürtleri dağa sürmekle tehdit etti, kimi yıllarca çok dostane ilişkileri olmasına rağmen Kürtleri aç bırakmakla tehdit etti. Kimi de Kürt Ulus devleti karşısına ekolojik yaşam ve cumhuriyetle çıktı.
Peki burada şu soruyu sormakta fayda var, bir asırdan beri Kürtlerin Seçimi ve tercihi gerçek anlamda sandığa yansıyor mu, mevcut haliyle seçimler Kürt toplumunun herhangi bir sorununu çözüyor mu?
Bu soruların yanıtını bulmak için bazı önemli seçim süreçlerin yönelik belli başlı bir araştırma içine girdim. Bu çalışmanın sonuçlarının burada paylaşmak istiyorum.


Tarih 6 Mayıs 1921…

Yer Güney Kürdistan Bölgesi…

İngilizlerin akıl hocalığını yaptığı bir demokrasi oyunu sahnelendi. Kürtlere nasıl bir idari örgütlenme istedikleri yönünde soruları kapsayan bir çeşit halk oylamasına gidildi. Bu oylamada kullanılan yöntem basit ve ilkel olmanın yanında pek çok şaibeyi barındırıyordu. Örneğin, halk mahallelerde toplatılır, topluma görüşleri sorulduktan sonra tercihleri sorularak el kaldırmaları istenirdi. Veya bir aşiret reisi binlerce insan yerine tercih yapardi. Ancak buna rağmen Kürt ulusu Irak`la birlikte yaşamak istemediğini ifade etse de ciddi sonuçlar alınmamıştır.


Kuzey Kürdistan bölgesindeki seçimler de iç ve dış kamuoyunu aldatma esası üzerinde şekillendi ve bu facia Lozanda en üst boyutta yaşandı. Sonraki süreçlere bakıldığında misaki milli sınırları içindeki bölgelerde seçimler çok da şeffaf ve güvenilir olmamıştır, toplumun tercihi farklı da olsa sonuçlar mevcut iktidarların isteklerine göre yeniden şekil almıştır.


Örneğin tek partili dönemde chp’nin akıl hocalığı ile açık oy gizli sayım yöntemi kabul görmüş iktidar seçim sonuçlarını yeniden şekil vermiştir.
12 Eylül 1980 darbesi ihtimal dahilinde olan şeffaflığı da ortadan kaldırmış özellikle Kürt bölgerinde OHAL uygulamaları ile yine sandıklara müdahale edilmiş, bir çok yerde kural ihlalleri ortaya çıkmış, seçim sonuçları yine iktidar mantığı ve isteğine göre şekillenmiş, terörle mücadele adı altında kürt seçmenlerin tercihleri sümenaltı edilmiş, seçimlerin doğal olumlu sonuçları kürt seçmenlere yansımamış, hatta tercihlerinden dolayı baskı ve şiddete maruz kalmıştır.
Öyleyse Kürtleri yöneten hangi devlet olursa olsun, sözkonusu kürtler olunca seçimin de seçmenin de bir anlamı kalmıyor. Ortadoğu coğrafyasındaki bir asırlık seçim tarihi bize bu konuda önemli deneyimler sunmakta.
Sadece geçmiş zaman değil günümüz koşulların da bile Kürdün tercih hakkı tahakküm altında, bu anlamda seçim süreçleri adeta bir savaş süreci gibi algınanıp şiddet ve baskı en temel psikolojik yöntem olarak kullanılmakta.
O halde şunu söylemek çok da abartılı bir sonuç olmaz, Kürtlerin siyasi tercihleri yok hükmünde, oy kullansa da, kullanmasa da doğrusu sonuçlar pek değişmiyor.
Bu noktada şunu sormak mümkün, kürtleri bu kadar tercihsiz bırakmanın sonuçları neler olabilir?
Bu tercihsizlik halkların yaşamına nasıl yansımış ve bu konunun yüzyıllık bölge tarihine yansıması nasıl olmuştur?
Ortadoğu coğrafyasında Batı empeyalizminin sosyal, siyasal ve ekonomik emelleri olsada bu emelleri besleyen bir sosyal zemin söz konusu. Bölge de egemen olan unsurlar kürtlerin reddi temelinde var olma ve varlıklarını devam ettirme uğraşında olmuşlardır. Bu çıkmaz bölgeyi her dönem şiddete yöneltmiş, pek önemli imkanlara rağmen bu coğrafyanın insanı huzurdan, gelişmeden ve adil bir yönetimden mahrum kalmıştır. Kadim bir söz var , Bir göz ağlarken diğer göz gülmez,diye.


Bir diğer husus Kürtlerin esasta tercihsizliği en çok da Kürt yaşamını, gelişimini ve geleceğe doğru kendini var etme süreçlerini olumsuz etkiliyor, dil, kültür ve ekonomik yaşamda gelişmesini engelliyor ve hatta bu tercihsizlik bireysel hayatı da bir çıkmaz içine sokarak yaşam hakkını üreterek gelişerek yerine getiren bir insan tipinden ziyade kolay ölen öldürülen bir insan kişiliği ortaya çıkıyor. Savunmasız, her yönelime açık bir toplum yapısı içinde bireysel hayatlar da bu anlamda layıkıyla yaşanmıyor geleceğe dair bir iletiyi taşımaktan uzak kalıyor, bu anlamda hayat tam bir çıkmaz sokak.
Kısaca bir iki hususu ifade ettikten sonra çözüm ne olmalı?
Kürtler, sosyal, siyasal ve ekonomik tercihlerini ve kabullerini daha derinlikli geliştirip çeşitlendirmeli, ciddi bir siyasi ve düşünsel problem olan tek tip insan ve düşünce biçimine karşı tercih seçeneklerini geliştirmeli pek çok alanda kurumsal kimliğini geliştirmeli ve arayışlarına set çekmemeli.

Yazar: Vera Koyi

1961 yılında Kars'ta Doğdu. İstanbul'da Dil ve edebiyat Fakültesinden mezun oldu.

Tüm Yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

twenty − six =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla