Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Kurşun Polis Silahından

Diyarbakır Barosu Başkanı iken 28 Kasım 2015’te Suriçi’nde Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaptığı sırada çıkan çatışmada ensesinden vurularak hayatını kaybeden Tahir Elçi’nin ölümüne yol açan kurşunun hangi silahtan çıktığı ve kim tarafından ateşlenmiş olabileceğine dair yeni bir rapor bugün kamuoyuna açıklandı.

Diyarbakır Barosu, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü ana ışık tutmak ve olayın şüphelilerini belirlemek maksadıyla Londra merkezli uluslararası araştırma şirketi Forensic Architecture’dan teknik bir araştırma yürütmesini talep etti.

Elçi’yi öldüren kurşun 3 polisten birinin silahından çıktı

BBC Türkçe’den Selin Girit’in haberine göre; şirketin bugün kamuoyuna açıklanan raporunda, olay yerinde bulunan 3 polisten birinin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetmiş olabileceği sonucuna varıldı.

Avukat Barış Yavuz, raporun ardından tanık olarak dinlenmiş olan 3 polisin şüpheli olarak ifadelerinin alınmasını talep etti.

Yapılan incelemeler sonrasında ulaşılan sonuçlar raporda şöyle özetlendi:

– Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde, yaklaşık olarak saat 10:55’te, 7 saniye 12 karelik (7:12) bir süre diliminde tek bir mermiyle vurularak öldürülmüştür.

– PKK mensuplarından ikisi de öldürücü atışı yapmamış görünmektedir.

– Araştırmaya konu olan zaman aralığında yapılan bütün atışların benzer ses profilleri vardır. Bu süre içinde kayda değer derecede uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delil yoktur.

– Üç polis memurunun (A, C ve D) Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı vardır ve silahlarını birden çok kere ateşledikleri görülmektedir. Polis memuru C, Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memurdur.

Raporun sonunda, araştırmanın olay yerindeki polis memurlarından kesin olarak hangisinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunu tespit etmediği belirtilirken; “kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarını saptandığı” kaydedildi ve “Öldürücü atışın Elçi’yi vurma kastıyla yapılmış olup olmadığının saptanması araştırmanın kapsamı dışındadır” notu düşüldü.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu ile Gonca Tokyol’un haberine göre de; Birleşmiş Milletler’e (BM) de birçok davada danışmanlık hizmeti veren Forensic Architecture, raporunu Diyarbakır Barosu’nun sağladığı görsel, işitsel ve belgesel delilleri analiz ederek ve olaylar silsilesinin aslına sadık üç boyutlu bir dijital modelini oluşturarak hazırladı. Kurum, olaya dair yaptığı mekânsal araştırmada, basın mensuplarının ve polis memurlarının çektiği video kayıtları, sivillerin ve polis memurlarının emniyete verdiği tanık ifadeleri, baronun talebiyle hazırlanan ya da Türkiye Cumhuriyeti resmi makamları tarafından hazırlanan raporlardan da yararlandı.

Tahir Elçi’nin hâlâ hayatta olduğu zamandan ölümünden dakikalar sonrasına kadar uzanan bir zamanı kapsayan ve üçü basın mensubu, biri de basın açıklamasına dair istihbarat toplamakla görevli bir polis memuru tarafından çekilen görüntüleri inceleyen uzmanlar, Elçi’nin tam olarak vurulduğu anın görsel olarak kayda geçmemesi sebebiyle sahneyi mekânsal ve zamansal olarak yeniden canlandırdı ve bütün aktörleri bu canlandırma içine yerleştirdi.

Ölümle yaşam arasındaki 7 saniye, 12 kare

Raporda, dört farklı videonun ses kayıtları da referans alındı ve görsel işaretlerin doğrulama için kullanılmasıyla eşzamanlı hale getirildi ve Elçi’nin yaşarken görüldüğü son an ile bedeninin görüldüğü ilk an arasında yaşananlar incelendi. Kayıtlarda duyulan son silah sesi de dikkate alındığında, odaklanılan zaman aralığı dokuz saniye, on kareye (9:10) indirildi. (T24’ün notu: Araştırmada video kayıtların her bir saniyesi 25 karede incelendi. Bu nedenle rapordaki zaman formatları ‘saniye:kare’ şeklinde kullanıldı. Örneğin ‘7:14’ün denk düştüğü süre birimi ‘yedi saniye, 14 kare’dir. Her bir kare arasında saniyenin 25’te biri, 2.4 salise zaman farkı vardır.)

İncelenen dokuz saniye on karelik zaman aralığında kırk ayrı mermi atışı tespit eden Forensic Architecture ekibi, bunların çıktığı silahları ve hedefini ya da yönünü belirledi. Video kayıtları sayesinde 26 silah atışının polis memurları tarafından yapıldığı gözlemlenirken; 14 atışı kimin yaptığı ise belirlenemedi. Bağımsız Adli Tıp Uzmanı Dr. Ümit Biçer’in, Tahir Elçi’nin yüzü ile ellerindeki yara ve sıyrıkların düşmeye karşı koymaya çalışmadığı, dolayısıyla da aniden ölümüne ya da bilinç kaybına yol açtığı yorumuna dayanarak yaptığı, ‘Vurulduğunda Elçi’nin cesedinin bulunduğu konumdan en fazla 1 metre kadar geride ayakta duruyor olabileceği’ tespitini de dikkate alan ekip, zaman aralığını 7 saniye,12 kareye indirdi. Bu da, tespit edilen son 10 atışın elenmesini sağladı.

“Polislerden 3’ünün de Elçi’yi vurması ihtimal dahilinden, biri engelsiz ateş hattına açıkça sahipti”

Tahir Elçi’nin polislerin silah atışlarından biriyle öldürülmesi ihtimaline dair incelemede ise ilk olarak polis tarafından yapılan atışlara odaklanıldı ve Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı bulunmayanlar elendi. Geriye olay yerindeki beş polisin üçü tarafından ateşlendiği görülen, 3’ü kısmi, 4’ü doğrudan ateş hattına sahip 7 atış hattı kaldı. Raporda, polislerin üçünün de Elçi’yi vurmasının ihtimal dahilinde olduğu belirtilirken, içlerinden birinin 4 farklı atış sırasında da ‘Elçi’ye doğru engelsiz bir ateş hattına açıkça sahip olan tek memur olduğu’ kaydedildi.

“Harekete geçmek devlete kaldı”

Forensic Architecture Direktörü Eval Weizman, raporla ilgili olarak, “Bir barış aktivisti ve insan hakları savunucusu olan Tahir Elçi’nin öldürülmesi ve devletin bu cinayeti soruşturmak konusundaki bariz isteksizliği, insan hayatına ve insan haklarına yönelik rahatsız edici boş vermişliğini ortaya koyuyor. Sadece hali hazırda devlete sunulan kanıtlara dayanarak Tahir Elçi cinayetinin şüphelilerini belirledik. Şimdi bu bulgular ışığında harekete geçilmesi devlete kaldı” yorumunda bulundu.

Forensic Architecture nasıl çalıştı?

Forensic Architecture raporu, Diyarbakır Barosu’nun sunduğu kanıtlar, tanık ifadeleri, olay yerinde dört ayrı kameradan çekilen görüntüler, ses analizleri ve mekanın üç boyutlu dijital bir modelinin inşası üzerinden yapılan incelemeler sonucunda hazırlandı. Forensic Architecture araştırmasında, olay yeri inceleme raporundaki bulgulardan yararlanıldı. Olay anını kaydeden 4 ayrı kameranın görüntüleri eş zamanlı hale getirildi, senkronize edildi.

40 el silah atışı yapılmış

Ardından Elçi’nin ölümünün gerçekleştiği zaman aralığı, Elçi’nin ayakta olduğu son kare ve yerde yatarken göründüğü ilk kare ile son duyulan atış sesine göre 9 saniyelik bir dilime indirildi. Bu zaman diliminde gerçekleşen 40 el silah atışı bir zaman çizelgesine yerleştirildi. Mimari planlar ve uydu görüntüleriyle, olay yerinin 3 boyutlu bir modeli oluşturuldu.

Raporda varılan sonuç ne?

Elçi’nin bedeninin görüldüğü bir fotoğraf üzerinden Elçi’nin vurulduğundaki konumu tespit edildi, vurulduğu anda nerede olduğu değerlendirildi. Bu noktanın Elçi’nin öldürüldüğü zaman aralığında hangi silahların ve kimin atış alanında bulunduğu incelendi.

Tahir Elçi raporu

Kaçan 2 kişinin silahından çıkmamış kurşun

Buna göre, olay yerinde bulunan iki PKK militanından birinin Elçi henüz hayattayken olay yerinden uzaklaşmış olduğu, diğerinin ise silahının önce atış istikametinde doğrultulmadığı, sonra ise silahını elinden atmış olduğu belirlendi. Dolayısıyla raporda Elçi’nin olay yerindeki 2 PKK militanının silahlarından çıkan kurşunlarla öldürülmüş olması ihtimalinin bulunmadığı ifade edildi.

Yapılan sonik inceleme neticesinde de olay yerinin dışından uzun menzilli bir silahın kullanılmış olmasının da mümkün görünmediği savunuldu. Araştırmaya göre, Tahir Elçi’yi öldüren kurşun büyük ihtimalle olay yerinde bulunan 3 polis memurundan birinin silahından çıktı. Raporda, şüpheler özellikle Elçi’ye yönelik açık bir atış hattı bulunduğu bir anda silahını ateşlediği belirtilen bir polis memuru üzerinde yoğunlaştı.

Tahir Elçi raporu

Ne olmuştu?

Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Diyarbakır’ın Suriçi ilçesinde Dört Ayaklı Minare’nin ve tarihi kültürel mirasın zarar görmemesi için basın açıklaması yapmıştı. Elçi, Elçi’nin öldürülmeden önceki açıklaması şöyleydi: “Biz Diyarbakırlılar olarak Diyarbakır barosu olarak tarihi değer ve eserlerimize insanlığın bin yıllık emeğine birikimine bu kadim şehre sahip çıkalım. Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihi bölgede birçok medeniyete beşiklik etmiş ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” Açıklama sonrasında gazeteciler ve Elçi Dört Ayaklı Minare’nin önündeyken çatışma çıkmış, olayda Elçi hayatını kaybetmişti.

Tahir Elçi raporu

2 başsavcı, 3 savcı, 4 müfettiş görevlendirildi, katil bulunmadı

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da saldırıyla ilgili “Tahir Elçi’ye suikast planı olabilir. Hedef açıktır, hedef Türkiye’dir. İkinci ihtimal ise teröristlerin saldırısı sonrası 100 metre mesafede oradakileri korumak için polislerimizin ateş açması ve arada kalması” demiş ve Davutoğlu’nun faillerinin açığa çıkarılması için çalışacaklarını söylemişti. Ancak aradan geçen 3 yılda Diyarbakır’da 2 başsavcı, 3 savcı, 4 müfettiş görevlendirildiği halde Elçi’nin katileri hâlâ bulunamadı.

Demokratik Ulus Haber Merkezi

Yazar: Vengma

Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

nine − 4 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla