Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

İmralı Duruşu ve Kandil

İmralı ve Kandil kavramları, Öcalanın yakalanması sonrasında gündeme gelen kavramlar. Daha önceki süreçlerde, Öcalan ve Örgüt kavramları ön plandaydı;ancak zamanla bu kavram, yerini İmralı ve Kandile bıraktı. Bazen Kandil, bazen İmralı çokça kullanılan sözcükler oldu.

Aslında dil anlatıma yerleşen kavramlar bir ölçüde zihnin dışavurumu olarak ele almak mümkün, realite çoğu zaman dil anlatımda zuhur eder. Açlık grevleri, İstanbul yerel yönetimler seçimi ve Suriye´de Kürtlerin tutumuna yönelik, tekrardan bu iki zihniyetin tavır davranış ve aslında duruşu , yeniden gündemdeki yerini aldı.

Anlaşılan o ki Kandil başka, İmralı başka bir yaklaşıma sahip, bu farklılık hiçbir zaman bu kadar açık ve net tartışma konusu olmamıştı.

Burada şu soruları sormakta fayda var: Kandil, bütünen İmralıdan kopuyor mu, Apoya rağmen Apoyu fiilen etkisiz ve yetkisiz bırakma olasılığı var mı, bu anlamda fiili bir ayrışmadan bahsetmek olası mı veya İmralı, Kandile rağmen yeni bir süreci başlatabilme erkine sahip mi , İmralı Duruşu derken aslında PKK iç yapısında yeni ve farklı bir oluşumdan mı bahsediliyor veya Öcalan yeni parti kurabilir mi?

Bu soruların tam olarak net cevaplarını vermek çok da kolay değil ;ancak her iki tutumu daha iyi anlamak için Öcalan ve Bayık arasındaki ilişki tarzına dikkat etmek önemli, çünkü Kandil demek Cemil Bayık demek. Cemil Bayık, Öcalana bağlılığı ile bilinen bir duruşu sahip; ancak bu bağlılık yüzeyde kalmış, Cemil Bayık´ın olduğu alanlarda Öcalan sadece ismen var olmuş esasta ise yoksanmıştır. Bunun pek çok örneğini vermek olası, örneğin Öcalan´a yakınlığı ile bilinen pek çok insan Cemil Bayık´ın beyanları esas alınarak tasviye edilmiş, bu tasviye ya infaz edilme ya da etkisizleştirme biçiminde ortaya çıkmıştır.

Hal böyleyken, Öcalan ve Bayık arasındaki bu kördüğüm halini alan ilişkilenme nasıl olur da bu kadar zaman üstü örtük bir şekilde devam eder? Ya da Öcalan, kendisine karşı en ufak bir şaibeyi barındıran tutumlara karşı şiddetle karşılık verirken, Cemil Bayık´ın kendini esas alan tutum ve davranışını anlamıyor, görmüyor muydu? Bu soruların net cevabını sanırım zaman verecek. Ancak anlaşılan o ki, her iki tutum, davranış, epey farklılaşmış ve bu farklılık toplumun da asıl gündemi haline gelmiştir.

Uzun bir süreden beri devam eden açlık grevleri, Suriye´deki Kürt´lerin durumu ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasına yönelik her iki anlayışın farklı duruşlara sahip olduğunu anlamak mümkün. Bu farklı duruşa şöyle ifade etmek mümkün mü? Türkiye ve İran çelişkisi her iki tutumda ciddi bir çelişkiye sebep oluyor, İran´ın hükmünde bir Kandil, Türkiye´nin kırmızı çizgilerini ya da hassasiyetlerini öne çıkaran İmralı duruşu dense çok mu abartılı olur?

O zaman şunu sormak lazım Kürtler esasta bu ilişkilenmenin neresinde, HDP siyaseti bu çelişkilerden ne kadar doğru sonuçlar çıkaracak? Bu soruların, konuların o kadar uzun ve karışık bir hikayesi var ki, tabiri caizse yılan hikayesine dönmüş vaziyette.

Öyleyse Kürtlere düşen kördüğüm halini almış bu ilişkilerden kurtulmak ve arınmaktır.

Yazar: Vera Koyi

1961 yılında Kars'ta Doğdu. İstanbul'da Dil ve edebiyat Fakültesinden mezun oldu.

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

four + 20 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla