Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Evin Güneş: Kuşları Dinleyin

Şimdi şu an hatırladıklarım ve yakın sayılabilecek tarih.

Bu dünya, bu insanlık, çok uzağa gitmeyelim (salgın hastalıklar dışında) 1.dünya savaşını gördü.!
İki dünya savaşı arasında ülkelerde, bölgelerde yaşanan isyanları ve devrimleri ve bu devrimlerde yaşanan ölümleri gördü…
Toplu ölümleri!
Bu dünya bir Hitler kıyımını gördü.
Mussolini, franko ve cümle faşist diktatörün kıyıölarını, insanların korkunç şekilde katledilmesini, topluca katledilmesini gördü.

Bu dünya 2.dünya savaşını gördü.
Ve bu savaştan sonra bölgesel çaplarda katliamları gördü – görüyor.
Atom bombasını gördü bu dünya!
Bir vuruşta yüzbinlerce insanın aynı anda ölümünü gördü!
Halepçeyi gördü.
Kimyasallarla gerçekleştirilen, hemde bir saatte yada on dk da gerçekleştirilen ve aynı anda yaşanan binlerce hazin ölümü gördü.!

Bu coğrafya, en son atmış yıldır sürekli ölümleri gördü – görüyor.!

Yani ölüm hep bizimle!
Her an ; günlük yaşamımızda, yakın selamlarımızda, içmek için elimizi uzattığımız bardaktaki su kadar yanımızda, yakınımızda oldu hep.

İlk Bahsettiklerimde neredeyse milyonları bulan ölümler yaşandı.

Şimdi, belki bende ölenlerden olacağım belki olmayacağım ama velevki yüzbin insan ölecek. Velevki dünya genelinde milyonlarca insan ölecek, tıpkı saydığım olaylardaki toplu ölümler gibi.

Ama hayat, ama yaşam devam edecek!!

Ve ölenleri tanıyanlar, ve onlarla yaşamış olanlar, yaşamı ölenlerin üzerinden devam ettirecek.
Bir on yıl sonra bu günler de anlatılacak.!

Şimdi nasıl çiçek hastalığını, vebayı, kolerayı, sars, veya tüm dünya toplu ölüm sahnelerini înternettên araştırıp dinlediğimiz, okuduğumuz, filmlerini seyrettiğim, üzerine konuştuğumuz yazdığımız gibi, on yıl sonrada o zaman var olanlar bunu yapacak.

Yani demem o ki yaşam ve can ve canlılık hep ve daima devam edecek.!

Dünyanın sonu nedir?
Sevdiğini kaybetmektir.!

Dünyanın sonu nedir?
Altından kalkamayacağın acılar yüklenip delirmektir!

Dünyanın sonu nedir? Kıyamettir!
Peki kıyamet nedir?
İşte yine geldik dayandık en sevdiğimizin en kıyamadığımızın kaybıdır!

Ve unutmayalım, kıyamet ölenin kıyameti değil, öldüğü için geride kalanın yaşamak zorunda kaldığı acının ta kendisidir.

Nihayetinde tüm bunlara rağmen yinede yaşam devam etti.
Dünya devam etti; Güneş yine doğdu.
Mevsimler yine döndü.
Yine baharda sevinçli oldu insanlar, yine güzde hüzünlendi
Yine kış ta üşüdü, yine sabahları karşıladı, yine sevdi aşk oldu doğurdu..!
Yaşamı doğurdu..!
Ve yaşam Şu anda da devam ediyor.

Örneğin, özellikle bizim coğrafya için diyorum:ölüm her an, nasıl nerden gelir demeden, nerden geleceğini ve her an gelebileceğini bilerek, hissederek yaşadık ömrümüz boyunca..
Ben mesela, başka bir yaşam tanımadım, ben ve benim akranlarım.
Benden sonrakiler için bu daha da böyle..

Yaşama bu kadar tutkuyla bağlı oluşumuz da belki bundan.

Ama ne yazık ki Şimdi herkes, sanki insanlık tarihine ölüm ilk kez ve ilkkezinde de bizim zamanımızda düşmüşcesine panik yaşıyor. !..
‘herşey bitti’ gibi bir panik içindeler.
Elbette yaşama iç güdüsü gibi güçlü bir itli, ölüm korkusuyla birleşince ortaya bu durum çıkıyor. Çıkar.
Genelde gördüğüm de bu.
Nerden mi anlıyorum:şu an tek kalabalık olabildiğimiz yer olan sosyal medyadan, iletişimde olduklarından ve kendimden tabi.

Ancak böyle değil ha!
Böyle Olmaz.
Olmamalı! .

Kısaca Yine şiirler yazılmalı, romanlar yazılmalı.. insan insana daha sıkı sarılmalı,
sarılabilecek yüreği bir kere daha kendinde yaratmalı.
Yaşam bunu istiyor.

Sen yaşamı öldü sayarsan yaşam da seni öldü ilan eder!

Mesela, Resimler yine çizilmeli..
Kitaplar okunmalı, kadınlar yine cımbız alıp kaşlarıyla oynamalı mesela.
Açlık zamanlarımı geliyor, gelirde.
O zaman geldiğin de insan Olduğu günden buyana yaptığını ve en iyi bildiği şeyi yapacak:
İhtiyaçtan gelişimini yaratacaktır mutlaka..

Mesela, Sevmeyi sevişmeyi ertelememeli.
Kendi dünyasında çoğalmayı, üretmeyi, kendini üretmeyi aşk olmayı, kendini aşk kılmayı sağlamalı ve nasıl güzel bir fırsat aslında bu karantina zamanları..!

Öyle olmalı ki yaşamaya devam edecekler güzel bir dünyanın ve yaşamın renklerini bırakabilmeli..

Bağlama çalmayı öğrenmeli mesela.
Yada bir dil öğrenmeye hasretmeli.

Evet Evet tamda bu dönem.!
Tamda ölümü bu kadar çıplak düşündüğümüz dönem.
daha sıkıca tutunmalı yaşam damarlarına..

Kendini, insanı,kadınlığı, erkekliği, doğayı, tüm canlıları bir kere daha sevmeyi, anlayabilmeyi öğretmeli herkes kendine..

Bu hastalık, bu salgın bitecek.
Ama Biz, yaşamı diri tutan biz insanlar bitmeyelim ki yaşamı üretmeye tam hız devam edebilelim..
Ölümü bilelim ama öleceğiz korkusunun bizi tutsak edip kötürğmlwştirmesine izin vermeyelim.
İnanın bunu doğanın en muhteşem ürünü insan potansiyeli başarabilir!

Sevgiyle sağlık ve en estetiğinden devamlılık diliyorum her birimize.
Unutmayalım;sabahları güneşi neşeyle karşılayan kuşlar hep ve daima cıvıl cıvıl ötüşleriyle kendilerine kulak verenlere saf bir neşe yaşatmaya devam edecekler..
Kuşları dinleyin!

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

3 × 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla