Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Dersim Tertelesi.

Faysal Dağlı, Dersim Tertelesi’nin acılarını Haydar Işık’ın romanından okuyunca edebiyatın, hele romanın o gizemli güçlü efektini bir kez daha yüreğimde hissetim. Ve edebiyatin insan soyu arasındaki kavgalarda yürekten vuran etkili bir silah olduğunu bir kez daha duyumsadım. Evet iyi bir roman, yarası bir süre sonra iyileşen bir merminin aksine, insanın ruhunda derin izler açan bir patlama etkisi yapabilir. Haydar Işık, tertele zamanındaki Dersim’i anlatırken, Dr. Nuri’nin neden ‘intikam’ nasihatıyla kavrulduğu anlayabiliyorsunuz! Ve devletin memurlarının neden erken davranıp kitabı toplayıp, yasakladığını da.

Dersim Tertelesi, Kürdistan’daki 38 katliamının bir kesitinin belgesel romanı. Kürd yüreğinde silinemeyecek denli koyu bir acı olan Dersim soykırımının Kürd kalemi ve tanıklığından bir belgeseli.

Mergasor köyü sakini Kureyşan Aşireti‘nin isyana karışmamasına ve reisleri Rıza Çavuş, Şeyh Sait isyanı sırasında, isyancı güçlere arkadan saldırmasına rağmen, imha edilmekten kurtulmaz. Romanın kahramanı Alibinat, Kürdistan’nın sağduyusudur. Direniş ruhu ve efsanesidir. Ne var ki tüm saygınlığına ve çelebiliğine rağmen, köylülerini ve aşiretini Kemalist tufandan kurtaramaz. Ona göre kurtuluş direnmededir, Kureyşanları direnişe ikna edemez ve Kemalistlerin vicdanından ummar bekleyen ve yenilmezliğine inanan aşiretini de kırılmaktan. Onun varlığı kaderini gören bir kahinin kehanetleridir. O büyük acılar görmeye, tecrübeler edinmeye mahkumdur ve bunları anlatıp, evlatlarını uyarmaya. Bilge Alibinat’in nasihatı hala geçerli ülkemizde: İyi evlatlar yetiştirin!

Ve sonra ana ve babasının ve köyünün ve ulusunun katili bir subay tarafından karısına hediye olarak götürülüp, beyninde, ruhunda büyük çelişkiler ve acılarla büyümek zorunda kalan Hayriye’nin Kürdistanı betimleyen kaderi. Zorlu, acılı, korkunç ancak muzafer kavgası. Asimilasyon zehrinin kemirdiği bir beynin sancılarını yaşayan Hayriye’nin Kürdistan gibi kimliğini bulma, Senem olma mücadelesi. Alibinat’in kırımdan kurtulan ve sürgünde olgunlaşan oğlunun, Mirzali’nin Mergasor’u yeniden diriltmesi, katliamdan kurtulan kızından uzak kalması,

Kutsal Duzgın’ın, Kutu Deresi‘nin, Tujik Bava’nın, Zel’in ve Koye Sur’ın tanıklığınde Kürdlerin lanetlenmesinin öyküsü: İhanet. Terteleden bu yana Kürdistan’da çok şey değişti mi? Aynı ordular, aynı katliamlar, aynı soysuz eylem ihanet ve yine acı kere acı.
Haydar Işık, tıpkı romanında anlattığı kahramanı Gulé/Hayriye/Senem gibi Dersim Tertelesi zamanında doğmuş. Kürdistan’nın gümüş kapısınaki insanlık depreminin izleriyle büyümüş. Büyüdükçe, üzerinde yeşerdiği toprakların öyküsünü büyütmüş. Tertelenin destanlarıyla uyumuş. Ve Alibinat’ın çağrısına yanıt vermiş: Unutmayın bu terteleyi, çocuklarınıza anlattın.

Şu sıralar Dersimli bir Ermeni kadınının tertele zamanındaki eziyetini anlatan Arevik romanını da yazan Haydar Işık, bu romanıyla, ulusunun evlatlarına dayanışmayı, tarihlerini unutmamayı, kavgayı ve düşmandan korunamyı öğütlüyor. Ve Dersim Tertelesi Kürd romanında, Kürd diliyle yazılmamasına rağmen, Kürd ulus bilinciyle yazmanın bir örneğini oluşturuyor.

Evet, Dersim Tertelesini okuduktan sonra bir kez söylemek gerekir ki, Kürdler roman yazmalı, kendi romanlarını ve kendi tarihlerini kendileri yazmalı. Ve Kürd romanı tartışmasına kalındığı yerden devam edilmeli. Dersim’in yetmişbeş yıldır kanayan yarasını görmek için Tertele’yi okumalı!

Dersim Tertelesi‘nin yetmişbeşinci yıldönümü yaklaşırken tekrar okuduğum bu kitab ile ilgili yazdığım bu yazı daha önce yayınlanmıştı.

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

1 × 4 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla