Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

“Demokratik Uygarlık Çağı”nı yaratmaya çağırıyorlar

VENGMA// Türkiye’de savaş tamtamları çalıyor. Irkçı AKP ile MHP, iktidarını konsolide etmek için milliyetçiliği kabartıyor. Bunun için tek ihtiyaç duydukları şey Kürt düşmanlığı. Kürdün kanını emerek iktidarını uzatmak istiyorlar.

Bu savaşa her Kürt şiddetle karşı çıkmalıdır. Özellikle de AKP’ye oy veren Kürtler artık gözünü açmalıdır.

Güya KCK de (PKK diye okuyun) bu savaşa karşı çıkıyor ve halkımızı adeta seferberliğe çağırıyor.

Yaptıkları açıklamaya bakıyoruz, akıl alır gibi değil.

Hala Suriye’nin birliği vurgulanıyor, “Demokratik Uygarlık Çağı” safsatasıyla daha ileri bir demokrasi vaad ediliyor. Sözde Demokratik Uygarlık Çağı’nı yaratmak için Kürt halkını her zamanki gibi savaşmaya çağırıyrlar. Nasıl bir uygarlık yarattıklarını bilmesek kendilerine hemen inanacağız. Yarattıkları Uygarlık(!) tek parti, tek lider uygarlığıdır.

Muhalif olana ölümü reva gördüler bugüne kadar. En ufak eleştiriye tahammül göstermediler. Ama ölecek adama, savaşçıya ihtiyaç duyduklarında ise her kese kucak açıyorlar.

Yaptıkları açıklamayı dikkatinize sunuyoruz:

“KCK : Herkesi Demokratik Uygarlık Çağı’nı yaratmaya çağırıyoruz . Türkiye’nin Rojava’ya yönelik işgal hazırlıklarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, ‘gün ayağa kalkma, Kürt düşmanlığında öncü AKP-MHP faşizmini yenilgiye uğratma günüdür. Herkesi böyle bir tarihi direniş içinde yer alarak Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da Demokratik Uygarlık Çağını yaratmaya çağırıyoruz.” dedi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında öne çıkanlar şöyle: Yıllarca insanlık düşmanı IŞİD çeteleriyle Rojava Devrimini boğmak, Kuzey-Doğu Suriye özerk yönetimini tasfiye etmek isteyen soykırımcı sömürgeci Türk devleti şimdi kendisi dereye girmiş bulunuyor. Suriye’nin demokratikleşmesinin temeli olan Kuzey-Doğu Suriye’deki demokratik sistemi yıkarak faşist soykırımcı sistemini ayakta tutmaya çalışıyor. IŞİD’e karşı 10 binden fazla şehit veren ve 20 binden fazla gazisi olan Kuzey Suriye halkları IŞİD’i destekleyen Türk devleti tarafından saldırıya uğruyor. Bunu cesaretlendiren de IŞİD’i yendiğini iddia eden Trump yönetimi olmaktadır. ABD ve Türkiye arasında sınır güvenliğini sağlama iddiasıyla yapılan anlaşmanın işgalin önünü açan ve meşrulaştıran bir anlaşma olduğu kanıtlanmıştır. Böylece IŞİD’i destekleyen Türk devleti ödüllendirilirken; 10 binden fazla şehit veren, şehirleri yakılıp yıkılan Kuzey Suriye halkları cezalandırılmış olmaktadır. Halklarımız bir daha kapitalist modernitenin buz gibi soğuk çıkarlarıyla yüz yüze kalmıştır. Kuzey Suriye halkları IŞİD’e karşı kurulan koalisyon güçleri içinde yer alarak yenilgiye uğratılmasında belirleyici rol oynamışlardır. 10 bin şehit vererek sadece kendileri için değil tüm insanlık için savaşmışlardır. Bu direnişleriyle Kuzey-Doğu Suriye sadece Kürtler, Araplar ve Süryanilerin değil tüm insanlığın özgür ve demokratik yaşam alanı kazanımı haline gelmiştir. Bu yönüyle Kuzey-Doğu Suriye özgür ve demokratik yaşam alanına karşı tüm insanlığın siyasi, vicdani ve ahlaki sorumluluğu bulunmaktadır. Bu açıdan buraya yönelik saldırıya karşı tüm insanlığın direnişçilerin yanında yer alma tarihi görevleri vardır. Rojava devrimcileri ve Kuzey-Doğu Suriye halkları hiçbir ülkeye yönelik saldırı içinde olmadığı gibi sürekli Suriye’nin birliğinden yana olduklarını söylemişlerdir. Suriye sınırlarını ve birliğini savunanlar olduklarını ve sorunlarını Suriye’nin demokratikleşmesi çerçevesinde çözmek istediklerini vurgulamışlardır. Bu açıdan Rojava devrimcileri ve Kuzey-Doğu Suriye yönetiminin Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozduğu söylemleri bir demagoji ve yalandan ibarettir. Kaldı ki Rojava devrimcileri ve Kuzey Suriye halklarının Daiş ve El Nusra’ya karşı gösterdikleri direniş olmasaydı tüm Suriye bu çetelerin eline geçecekti. Biz Kürt Özgürlük Hareketi olarak her zaman Kuzey-Doğu Suriye’deki Kürtlerin Suriye’nin birliği içinde sorunlarını çözmesinden yana olduk ve bu yönlü de teşvik ettik. Suriye’nin parçalanması yönündeki her anlayış ve girişime karşı olduğumuzu vurguladık. Bugün de Suriye’nin demokratikleşmesi çerçevesinde sorunların çözümünden yanayız. Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgali sadece Kürtler için değil tüm Suriye ve Ortadoğu halkları yanında tüm dünya halkları için de bir saldırı olmaktadır. Bu işgal girişimi Suriye ve Ortadoğu’daki demokratik dinamikleri ezmek ve insanlık düşmanı gerici güçleri ayakta tutmak için yapılmaktadır. Bu açıdan bu işgal saldırısına karşı Suriye ve Ortadoğu halkları başta olmak üzere tüm insanlık direnmelidir. Dünyanın tüm demokratik halkları, emekçileri, tüm demokratik siyasi hareketler ve kurumları bu işgale karşı direnişçilerin yanında saf tutmalıdır. Türk devleti Kürt düşmanlığında öncüdür. Türk devletinin Rojava Kürdistan ve Kuzey-Doğu Suriye saldırısı en başta da Kürt düşmanlığından ileri gelmektedir. Bu açıdan bu saldırı tüm Kürt halkına saldırıdır. Kürdistan’ın her parçasındaki kazanım diğer parçalardaki Kürtleri güçlendirdiği gibi her kayıp da tüm Kürtleri zayıflatmaktadır. Bu açıdan Kürdistan’ın 4 parçasındaki halkımız bu saldırının kendilerine yönelik olduğunu bilerek ayağa kalkmalı, Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye halklarının direnişinin yanında aktif yer almalıdır. Türk devletinin işgaline karşı direnenlere savaşa katılma dahil her türlü desteği vermelidir. Gün ayağa kalkma, Kürt düşmanlığında öncü soykırımcı sömürgeci AKP-MHP faşizmini yenilgiye uğratma günüdür. Herkesi böyle bir tarihi direniş içinde yer alarak Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da Demokratik Uygarlık çağını yaratmaya çağırıyoruz.” (Kaynak: nupel)

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

four × two =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla