Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

BİR ANI BİR KİTAP VE EZELİ DOĞANAY

Birsen İnal, 14 Kasım günü sabah saat 09.00’da Diyarbekir semalarından havalandığımızda; ben de iki tür heyecan vardı doğrusu. Biri, gurbet eldeki yavruma kavuşma heyecanıydı. Diğeri ise; Almanya’nın Nürnberg şehrinde yapılacak Çağdaş Halk Ozanları Gecesine katılabilme heyecanıydı. Davet almıştım ama kimseleri tanımıyordum, üstelik de yurt dışında yapılacak bir geceydi. Nasıl karşılanırdım bilemiyorum…

İstanbul aktarmalı uçacaktım Münih’e. Hiç vakit kaybetmeden gidebilsem geceye yetişebilecektim. Münih’e akşam 19.00 gibi indim. Havalimanında bekleyen bir dost yürek sayesinde adeta uçarcasına yetiştik Nürnberg’e.

Daha ilk anda tüm kaygılarımın boşa çıktı. Kapıda karşılanmış başköşeye oturtulmuştum. Sadece fotoğraflardan tanıdığım Ezeli DOĞANAY’ın dostane ve sıcak karşılaması bir anda kaynaşmamız, sanki yıllardır birbirimizi tanıyor gibiydik. Gitgide insanı insan yapan değerlerin bir bir yok olduğu günümüzde bizim bunları yaşıyor olmamız, aynı kültürün hamuru ile yoğrulduğumuzun, aynı pencereden bakıyor olmamızın dışında başka bir şey değildi… Konuşmadan sadece gülen gözlerle bakışırken, ne çok şey konuştuğumuzu düşünüyor olmamızdı o gece yaşadığımız.

Ne güzel geceydi. Birkaç saatte yaşadıklarımı bir ömür boyu unutmayacağım. Benim için inanılmaz güzellikteydi pirler, dedeler ocağında, değerli ozanlarla bir arada olmak. Asrın buluşması desek yeriydi. Aylarca planlasak bu kadarını denk getiremezdik. Münih’e oğlumu ziyarete gelişimin bu güzel geceye denk gelmesi hayal edemeyeceğim güzellikte bir şeydi…

Bir sonraki akşam Ezeli dostun sıcak yuvasında bir araya geldik. Avrupa’nın soğuk havasına ve insanların soğuk yüzlerine inat biz dostlar, Ezeli canın sazı, kana karıştığı anda bağımlılık yapan dizeleri, sohbet ve espriler, semaverde demlenen demli kaçak çayın doyumsuz tadıyla daha bir doyumsuzlaştırıyordu dost meclisini. Dostluğun, kardeşliğin tavan yaptığı anlardı…

Hele Ezeli kardeşin dünyalar güzeli eşi sevgili Nihal’in gecenin bir vakti koşturarak misafir sofrası için alış-verişe gitmesi inanılır gibi değildi. Şip-şak hazırlanmıştı dost sofrası. Sevgiyle paylaşılan her şeyin güzel, içtenlikle, samimiyetle paylaşılan her lokmanın harika olduğu Ezeli dostun sofrasında pizzaya uzanan ellerle, badeye değen leblerden dökülen sözlerin dostluğa atılan temelde sağlam harç olarak kalacağı gerçeğini yüreğimde taşıyarak, istemesem de memlekete yol alırken; ‘İyi ki de geldim ve DOĞANAY’ı tanıdım. Üzerinde nefretle oynandığı, sevinçlerin yok edildiği, gülücüklerin yüzlerde dondurulduğu, hüzünlerin diz boyunu aştığı yamuk yerkürede, her şeye rağmen yüreklerimizde sevgi, barış ve kardeşlik duyguları eksik olmasın.’ diye sesli düşündüğüme gülümseyerek karşılık vermişti uçakta yanımda oturan yolcu…

Her kalemi eline alanın kendine ön ad olarak ‘araştırmacı-şair-yazar’ diye eklediği günümüzde gerçek yazarları, yazıdan anlayan okurların seçmesi zor değildir aslında. Şöyle ki: Yazdıklarımız bir yerde gerçek yaşamın beynimizdeki yansımasıdır. Her yazar, gerçekliği kendi beyninde, duygu ve düşünce biraz da hayal dünyasında harmanlayarak yeniden yaratır ve yaratısını kalemiyle dillendirerek kâğıda döker. İyi bir okuyucu da yazarın ürettiği eserlerde; estetik güzelliği, dilsel özgünlüğü, çekiciliği ve inandırıcılığı arar. Eğer yazarın eserinde özneli yakalamışsa okur ve önerir.

ANA DENDİ BACI DENDİ YAR DENDİ

‘ANA DENDİ BACI DENDİ YAR DENDİ’ , Ezeli DOĞANAY’ın sekiz yıllık bir emeğin karşılığında okuyucuyla buluşturduğu bu kitap; yukarıda andığım ÇAĞDAŞ OZANLAR GECESİ’nde imzalı olarak edindiğim çok değerli bir kitaptır benim için. Kitabın başlığı zaten başlı başına bir kitaptır bence. Ezeli DOĞANAY, kadın halk ozanları antoloji ile bize imgenin izini sürmeye yönlendiriyor kitabı eline alan okuyucu; geçmişten bugüne Anadolu’yu deyim yerindeyse dağ-taş, ova-yayla, köy-kasaba-şehir, demeden adım adım bir geziye çıkıyor imgeler eşliğinde… Bu nasıl bir sabır? İnanamıyor insan. İmgenin her zaman narin ve güzeli gösteren, ibresini milim milim gezdiriyor kadın ozanların söylemlerinde… Okuyucunun algılarını yerinden oynatıyor adeta…
Şöyle ki:
Gerçek kimliği, kişiliği, doğum ve ölüm tarihi bilinmeyen SEHER ABDAL’a ait eserleri bulup dillendiriyor EZELİ…

ETMEM KEDERİ

Yine seyyah oluben destime aldım
teberi
Yine ben azm-ı diyar etmeye kıldım
seferi
Dünü gün ah ederek yârimi buldum
seheri
Münkir’in taşına ben gerçi ki kurdum
siperi
Tövbeler bir dahı ben kimseye etmem
kederi
Yürü ey zülüf-i siyah noktadan aldım
haberi
…………

Kitaplarında kullandığı dil, sözcükleri, hayatın gerçekleri ile şiirlere ve yazılarına ruh katan, kaleminin gücüyle, düşünen beyniyle ‘ÖTEKİ’ dir Ezeli DOĞANAY ben için…

Birsen İNAL

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

five × one =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla