Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Ayten Öztürk Davası Yeni Baştan!

Selim Çürükkaya / Ayten Öztürk 27 Temmuz 1992 Günü Dersim mıntıkasında Beyaz Renoo Merka bir arabayla dört kişi tarafından kaçırıldı. 08 Ağustos 1992 günü Elazığ Asri Mezarlığında cesedi, bir eli dışarıda kalmış haliyle gömülü olarak bulundu.

Ayten’in babası Hıdır Öztürk, o günden bu güne kadar, Mahkemelerin kapılarında adalet dileniyor. Ona göre Türkiye de mahkeme vardır ve devlet katillerin hak ettiği cezayı günü geldiğinde verir.

27 yıldır mahkemeler bir arpa boyu kadar bile yol alamamıştır. Bu gün vardıkları aşama şudur:

Savcı, bir iddaname hazırlamış, Mahmut Yıldırım (Yeşil), Adulkadir Aygan ve Mesut Mehmetoğlu’nu katil zanlısı olarak arıyor.Pardo Türkiye de olanı aramıyor, olmayanları arıyor! Tükiye de yaşamayan veya yaşasa bile yerlerinini kimselerin bilmediği Mahmut Yıldırım İle Adulkadir Aygan hakkında tutuklama emri çıkarmış, Türkiye de yaşayan, yeri bilinen Mesut Mehmetoğlu hakkında ise tutuklama kararı çıkarmamıştır.

Savcıya göre zanlılar bu üçüdür.

Savcı bey, Peki Hıdır Öztürk ve üç kızını makamına çağıran, Onları Mahmut Yıldırım ile tanıştıran, kızların telefon numaralarını, adreslerini Mahmut Yıldırım’a verdirten Tunceli Alay Komutanının hiç mi bir suçu yoktur?

Size göre Alay Komutanı sanık değilse neden? İfadesinde “ben Mahmut Yıldırım’ ı da, Hıdır Öztürkü de, kızlarını da tanımıyorum, Ayten Öztürk olayını görmedim, bilmiyorum, dummadım” demesinden mi?

Eğer siz halkın malını ve canını korumakla göevli bir savcı olsaydınız, eğer siz adaleti tesis etme gibi bir anlayışın sahibi olsaydınız, O Alay Komutanına şunları sorardınız,

Tunceli Küçük bir il, Ayten Öztürk kaçırıldıktan sona, şehirde olayı duymayan kalmadı, Cesedi bulununca şehir ayağa kalkı, Şöforlar kontak kapattı. Esnaf kepenk indirdi. Cenaze törenine binler katıldı. Senin emrindeki Jandarmalar yol kavşaklarını köşe başlarını tuttu. Nasıl oldu da bir şehirin bütün insanları bu olayı duydu da en başta duyması gereken sen, olayı duymadın?

Mahmut Yıldırım adlı Jitemcinin Dersim yöresinde terör estirdiğini gazeteler yazdı. İnsan Hakları Dernekleri açıklamalar yaptı. Dersim Milletvekilleri Kamer Genç ve Sinan Yerlikaya Mahmut Yıldırım’ın Dersimde yaptıklarını barbar bağırdı. Dersimde zulüme uğrayan herkes Mahmut Yıldırımı tanıyor da, bir Alay Komutanı olarak onu en iyi tanıyan biri olarak neden tanımıyorum dersin?

Peki savcı bey, Ayten Öztürk katl edildikten sonra dönemin otopsi raporunu yazan Elazığ savcısı ve iki doktor neden sanık değiller? Onların tuttukları otopsi raporu senin dosyan da mevcuttur.

Bir bakın, ne yazıyor o raporda? AytenÖztürkü’ ün gözleri, çıkarılmış, dudakları ve burnu kesilmiş, başının derisi yüzülmüş, yani kendisine işkence edilmiş. Ama otopsi Tutanağını yazan savcı ve doktolar, “ceset bir buçuk ay toprağın altında kaldığından, gözleri kulakları, burunu çürümüş” diye yazmışlar. Ve eklemişler, “baş derisinin kazınmasının nedeni, cesedin üzerindeki toprak kürekle alınırken kürk sürtmesi sonucu kafasının dersi saçlarla birlikte soyulmuştur”

Siz adaletli bir savcı olmuş olsaydınız, Bu tutunağı düzenleyen savcı ve doktorları sanık kürsüsüne oturup şu soruları sorardınız: Ayten Öztürk 27 Temmuz 1992 akşamı kaçırldı, 08 Ağustos 1992 günü cesedi bulundu. Kaybolma süresi 11 günken, siz neden raporda onun cesedinin bir buçuk ay toprağın altında kaldığını yazdınız?

Ayten Öztürk’ün babasına kızın hangi tarihte kaçırıldığını neden sorma gerekçesi duymadınz?

Yoksa sizin elinizdeki şikayet dilekçelerinden dolayı, kızın kaçırılma gününü biliyordunuz da işkenceleri gizlemek için mi kayblma ve bulunma tarihlerini gizlediniz?

Cesedin üzerinde ki otuz santimlik toprak kürekle alınırken bir insanın kafa dersinin yüzülmeyeceğini bize yutturacağınızı mı sandınız?

Sayın Savcı bey, Tunceli valisi neden sanıkların arasında değildir? Yoksa kanunlara göre valilerin suç işlediktn sonra cezai yeptırımlara tabi tutulmama gibi bir konumları mı var?

(Ben bu soruları Kayın Babam Hıdır Öztürk adına soruyorum. Yoksa ben savcıların da Valilerin de Alay komutanlarının da Kürt öldürme özgürlüklerinin olduğunu biliyorum.)

Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, Tunceli de valiliğe bağlı Özel idarenin şefiydi. Kızı kaçırılıp öldürülünce, normal olarak Valinin Hıdır Öztürk’e baş sağlığı dilemesi, geçmiş olsun demesi gerekmiyor muydu?

Siz valiyi sanık sandalyesinde oturtup şu soruları sorasaydınız, Tunce Alay komutanı, Hıdır Öztürk ve kızlarını kendi makamına çağırdıktan hemen sonra siz neden Öztürk’ün kızlarından Hemşire olanı Kars’a, Muhendis olan’ı Çorum’a sürdünüz?

Ayten Öztürk’ün cesedi bulunduktan beş gün sonra siz neden Hıdır Öztürk’ün Özel idarerinin lojmanlarından atılası için resmi yazı yazdınız?

Ve yine kırk yıllık memurunuz olan Hıdır Öztürk’ü neden istifaya zorladınız?

Savcı bey gördüğünüz gibi Ayten Öztürk’ün katillerinin kodları bu olaylarda gizldir. Ve siz bunlara dokunamazsınız. Siz ve Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk Türkiye de adaletin olabilceğine inanabilirsiniz. Bu saf vatandaş ile mesleğine bağlı bürokratın aymazlığıdır. Ama ben Türkiyede adaletin asla tecelli edilemeyeceğine inanırım. Keşke birileri yanıldığımı bana gösterebilseydi!

Yazar: Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Yazara mesaj göndermek için burayı tıklayın: selimcurukkaya@hotmail.de

Tüm Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

five × 4 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla