Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Ahmet Altan’a vefa

Munzur Okur / Ahmet Altan’a vefa ve saygımla. Kürtçe “rêz” saygı anlamına gelir. İstedimki saygımı kendi Kürtçe olan anadilimle belirteyim. Ve tabiiki “dılsozi” yani “Vefa” bunları hak eden birini anmak ve hakında bir iki kelam etmek istiyorum.

Biz Kürtler içinde “Kürdistanın işgal edildiği” gerçekliğini görüp, Türk devletinin sömürge devleti olduğunu yüreklice yazıp söyleyen kendi aydınlarımız sınırlıyken, başka ulustan (özelikle sömürgeciler içinden) Ahmet Altan gibi bir aydının söyleyip savunması benim açımdan oldukça sevindirici ve saygı degerdir. 17 Nisan 1995 günü Milliyet gazetesinde sömürgeci ırk devleti ve Türk halk faşizminin inkar ederek yok saydığı Kürt halkı ve ulusuna dikkat çekerek “Atakürt” başlığıyla bir yazı yazıp, sömürgecileri empatiye davet eden biri vardı. Bu yürekli aydın Ahmet Altan’nın kendisiydi.

Bu cesaret ve yüreğinden ötürü sömürge hukukunu savunan DGM’ler tarafından yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmış ve çalıştığı Milliyet gazetesinde istifa etmek zorunda bırakılmıştı. Ahmet Altan 10 Eylül 2016’dan beri sömürgeci Türk ırk devlet iktidarı tarafından Silivri Ceza evinde tutulmaktadır. Benim nezdimde Ahmet Altan’ı saygı deger kılan iki özeliği vardır. Birinci özeliği : kim ve kimden olduğuna bakmadan iktidar ve güce karşı korkusuz ve cesurca düşüncelerini yazmasıdır. Ikinci özeliği ise: Türk sol ve aydının beynini iğdiş eden Kemalizm’i aşması ve anlamasıdır.

Bu söz konusu iki özelik Altan’ı şerefli bir entelektüel kılmıştır. Bir makalesinde “Eğitim sopasıyla öyle bir vurdular ki toplumun bel kemiğini kırdılar”diye yazarak Atatürkçülerin sirk eğitimcilerinin hayvanlara uyguladığı zulümü Türk halkına uygulayıp adına da “eğitim” dediklerine dikkat çekmiştir. Bugün Altan’nın Silivri zindanında tutulmasının nedenleri tamda yukarda bahs etiğim iki husustur.

Kimse yanlış hesap yapmasın hayır ben Altan’ı kutsamıyorum, sadece coğrafyamızda örnegine çok az rastladığımız bir aydın olduğunu söylüyor saygı ve vefayı hak etiğini savunuyorum. Altan’nın güçlülerin hanki tarafta olduğuna bakmadan doğrularını söylemesi, Altan’ı ortadoğu coğrafyasında silahların gölgesinde susup, silahlılara ve savaş baronlarına el pençe duran binlerce korkak aydından farklı kılmıştır. Hem dağda davasına inanmış savaşan gerillanın, hemde eline silah verilerek kurban diye Kürdistan dağlarına gönderilen Türk askerinin yanında durmuş, rahat ve keyfinde bir dakika bile feragat etmeyen PKK baronlarına olsun, sömürgeci Türk devleti ve generallerine olsun, yazı ve düşünceleriyle “sizler birer korkak ve savaşla beslenen yamyamlarsınız” demekten çekinmemiştir.

İki tarafıda “madem savaşıyorsunuz savaş kurallarına göre savaşın” diyerek savaştırılan çocuklar ve acılı anne ve babaların tarafından olduğunu üstüne basa basa belirtmiştir.

Altan “Doğruyu söyleme gücünün sağladığı özgürlük, yeryüzündeki bütün iktidarlardan daha çekici bizim için” demişti, aynı düşünce ve espiriyle yazdığı binlerce makale ve yazılarının birinde. Altan’nın bu samimiyetine inanan ve saygıyla alkışlayan biri olarak bir kere daha “aşk olsun sana yürekli insan” diyerek hiç bir gücün özgürlük aşkından daha güçlü olmadığını belirtip kendisini cesaretinden dolayı kutladığımı söylüyorum. 12.09.2019 Munzur Okur

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

fourteen − seven =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım Daha Fazla