Take a fresh look at your lifestyle.

İlham Ehmed’in Pentagon’dan söyledikleri…

364

ABD’de Suriye kargaşasının sürdüğü dönemde Demokratik Suriye Meclisi Eş Başkanı İlham Ehmed, ABD’ye gitti ve Pentagon’da görüşmelere başladı. Ehmed, Pentagon’un içinden sorularımı yanıtladı.

Ahmet Nesin / Geçtiğimiz hafta Suriye’de Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eş Başkanı İlham Ehmed görüşmeler yapmak üzere Amerika’ya gitti. Biz ne kadar yerel seçimler dolayısıyla başta CHP olmak üzere bütün partilerin iç yapısı allak–bullak oldu desek de ABD’de durum çok da farklı değil. Trump başka konuşuyor, Pentagon farklı, Trump’ın söylediklerini ya mahkeme yada senato toparlayıp, düzeltiyor ama sonuçta parasıyla bile olsa dünyaya hâkim olmaya çalışıyor. İşte ABD’deki Suriye kargaşasının sürdüğü dönemde İlham Ehmed, ABD’ye gitti ve Pentagon’da görüşmelere başladı. Bunun üzerine gazeteci bir arkadaşıma kendisine soru sorup soramayacağımı sordum ve 5 dakika sonra 3 soruyla sınırlı olmak üzere aşağıdaki soruları gönderdim. Bu 3 soruyu telefonla yapmayı çok isterdim, İlham Ehmed türkçe konuşabildiği için bu gazeteciliğim açısından çok iyi olurdu ama olanak yoktu ve İlham Ehmed, Pentagon’un içinden sorularımı bant olarak, kısık bir sesle yanıtladı.

Ahmet Nesin: İşler bu noktaya geldikten sonra Recep Tayyip Erdoğan, Esad’la masaya oturur mu, aynı zamanda sizinle de?

İlham Ehmed: Recep Tayyip Erdoğan her şeyi yapabilir. Özelikle mevzu Kürtler olunca her tavizi vermeye hazır bir yapıdadır ve tek amacı da Kürtlerin yapılanmasına karşı durmak. Bu konuda geri adım atmıyor. Diyor ki ”illa Kürtlerin yapılanmasını engellemeliyim”. Bu sebeple yine taviz verebilir. Şimdiye kadar zaten hep taviz vermiştir. Daha önce ”muhalefet” diye ortaya çıkan grupları çetelere evirerek Rejim’e karşı kullanırken hepsini daha sonra tavizler şeklinde tasfiye etti. Esas hedefi Kürtlerin özgürleşmesini engellemek ve aynı zamanda Suriye içinde gelişen demokratik yapıdır.

Bunun dışında Rejim de kendi çıkarı doğrultusunda otoritesini tekrardan tüm Suriye’de sağlamak için, tüm alanlarda kontrolü sağlamak için girişimlerde bulunmaktadır. Bizim ise Rejim’le yaptığımız görüşmelerde, temel amacımız prensipler doğrultusunda Suriye’nin demokratikleşmesidir. Bize göre demokratikleşmeyi tüm Suriye’ye yaymalıyız, bölgesel kalmalı. Bu çerçevede görüşmelerde bulunuyoruz.

Ahmet Nesin: Suriye’deki olumlu gelişmeler Kürtler açısından Türkiye’yi ne kadar etkiler?

İlham Ehmed: Şimdi Suriye krizi ve çözümsüzlüğü ister istemez komşu ülkeleri de etkiliyor. Eğer Suriye sınırları korunarak bir çözüm gelişirse, demokrasi projesi Suriye’de ilerlerse o zaman komşu ülkeler de kendi sınırlarına çekilir ve eski karışık durum, dileyenin silahlı çeteleri Suriye’ye yolladığı durum, ortadan kalkar. Tabii bu Suriye’nin içiyle bağlantılıdır; Suriye’de demokrasi mi gelişiyor yoksa diktatörlük mü? Eğer demokrasi gelişiyorsa bu komşu ülkelere de olumlu yansır ve daha barışçıl bir iklimin hâkim olmasını sağlar. Yok eğer diktatörlük veya cihadist gruplar hâkim gelirse bu durum komşu ülkeleri de sürekli bir karışıklık ve tehdit altında bırakır.

Ahmet Nesin: Neredeyse bütün dünya çeşitli nedenlerle Kürtleri desteklerken Erdoğan savaşı göze alabilir mi? 2. ordu komutanı Suriye’ye karşı savaşa karşı çıktı, diğer komutanlar bu riski alır mı, Erdoğan’a rest çeker mi?

İlham Ehmed: Eğer tüm dünya Kürtlerin ve Kürtlerle beraber hareket eden, teröre karşı dünyayı savunup ve dünyanın da güvenliğini sağlayan kesimlerin korunması gerekir derse o zaman Erdoğan kendi gücüne dayanarak adım atmaz. Birileri ona yeşil ışık yakmazsa bu yönlü hareketlere girişemez. Yani ne TSK komutanları ne de çeteler bu şartlarda savaşır. Şimdiye kadar Erdoğan Suriye’ye hep bazılarından yeşil ışık alarak giriş yapmıştır. Yani güç olarak da öyle göstermeye çalıştıkları bir güçte değiller. Türkiye devleti ve Erdoğan hükümeti, adeta çocuk gibi, başka devletlerin ellerinden tutup büyüttükleri bir yapıdırlar. İşte şimdi bu çocuk asi-avare bir çocuk mu olacak? Yani bütün dünyanın karşı çıktığı bir işe girişirse bu duruma düşer. Bu sebeple tek başına hareket etmeyecektir.

Tabii Türkiye’nin Kürt’ü katliama uğratma tehlikesi içeren Kürt karşıtlığına, yüzyıllardır Kürt’e uyguladığı zulme ve işgalci tutumuna karşı uluslararası net bir tavır olmalıdır. Bugün Türkiye’de parlamentoda olan resmî bir partinin vekilleri ile binlerce üyesi tutukludur. Bu partinin üyelerine karşı siyasi bir kırım söz konusudur. Bu bir nevi katliamdır. Bu yapılanların hepsi de ”terörle mücadele” adı altında yapılmaktadır. Artık uluslararası güçlerin Türkiye’nin bu terör manipülasyonuna karşı çıkması ve Kürt sorununu çözme noktasında bir şeyler demesi gerekir. Net bir tavırla karşı durması gerekir. Kürtlerin yıllarca inkârı, köylerin yakılması, şehirlerin harap edilip, ocakların söndürülmesi, zorunlu göçe tabii tutulması… Artık dünyanın bu millete ”terörist” gözüyle bakmak yerine bu millete teröre karşı net tavır almış ve dünya adına onlarla savaşmış, dünyanın güvenliğine katkı sağlamış bir millet gözüyle bakma zamanı gelmiştir. Bu dediklerim Rojava Kürtlerinin yanında tüm Kürtleri kapsar zira Rojava Kürtleri şahsında bu durum tüm Kürtleri kapsar. Dünyanın bunu bilmesi, anlaması gerek. Kürtler hiçbir zaman uluslararası değerlere karşı durmamış ve ulusların çıkarına karşı da tehdit oluşturmamaktadır. Kürtler hiçbir halka karşı zor ve zulüm uygulamamış tam tersine halkları ve insani değerleri koruyup savunmuştur. İşte bu nedenle bu fedakârlığa karşı dünyanın Kürtlere olumlu geri dönüş yapması gerekmektedir. Dünyanın bu çerçevede Türkiye’nin saldırılarına karşı durması gerekmektedir. Tabii Türkiye tek de değil, diğer işgalci saiklerle hareket eden her kesime karşı bir tutum gerekmektedir. Baas Rejmi de bazı yönlerden Türkiye’ye benzemektedir. Demokratik sistem sorununun olmasının yanında geçmişten günümüze Kürtlere karşı tutumu Türkiye’den çok da farklı değildir. Yani mesele budur. Net bir tavırla Kürtler savunulmalıdır. Demokrasi çerçevesinde insani çerçevede savunulup korunmalıdır. Bu noktada Türkiye’ye baskı uygulanmalıdır ki Kürtlere karşı politikasını değiştirsin. Evet sadece Türkiye’nin saldırıları durdurulsun da demiyoruz. Türkiye, Kürtlere karşı tavır değişikliğine zorlanmalıdır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 + 3 =