Take a fresh look at your lifestyle.

Vera Koyi yazdı: Kral Çıplak diyorlar!

205


Siirt Vakası;
Ziyaret amaçlı Siirt’e gitmiştim. Kadına şiddet konulu bir seminer çalışması için İHD şubesine gittim. Amacım konuyla ilgili somut veriler üzerinde bir çalışma yapmaktı. Dernek başkanı Gülay Hanım nezaketle beni kabul etti. Bir süre sonra genç ve kumral bir kadın içeri girdi, tedirgin ve ürkek bir hali vardı. Ben rahatsız etmeme adına dışarı çıkmak istedim ;ancak isminin Delal olduğunu söyleyen genç kadın, kalmamı isteyince bende meseleyi öğrenmek adına içerde kaldım. Ben, bugün bu genç kadının hikayesini sizlerle paylaşacağım. Delal, üniversite yıllarında dağa yönelir. Uzunca bir zaman bu bağlamda faaliyet yürütür; ancak sonra dağdan ayrı düşer.
Hakkından ciddi iddia ve ithamlar olsa da somut bir kanıta rastlanmaz ve şartlı salıverilir. Delal neden dağdan ayrı düştüğünü esasta hiç anlatmadı. Ancak bu genç kadının hikayesi öğrenilmeye değer. Ben aradan çekiliyorum geri kalan kısmını Delalden dinleyelim. ” Ben üniversite yıllarında dağı tanıdım, uzunca bir zaman dağ yaşamına dahil oldum ancak sonra dağı dağda, örgütü örgütte bıraktım ve ayrıldım, yeniden bir hayat kurmanın uğraşında oldum. İlk zamanlar çok zorlandım ev, aile ve sivil hayatta. Her şey bana çok ama çok yabancı ve garip geliyordu. Yatarken, kalkarken, yemek yerken ve konuşurken yaşamın her hali bana tuhaf geliyor, belli etmesem de çoğu zaman ne yapacağımı bilmiyordum gerçekten.
Konuşulan, tartışılan ve önemli, önemsiz her şey benim için çok farklıydı. Bazen konuşacak konu bulamazdım ya da sivil hayatta konuşulanlar benim için bir anlam ifade etmiyordu, örneğin ev kirası, elektrik su parası veya karı koca kavgası ne bileyim gezmek, tozmak yani giyinip süslemek ya da sevme sevilme ihtiyacını duymayı kendi içimde bir suç unsuru olarak görür, yaşamın en rutin hallerini garipserdim.
Her geçen gün, yalnızlaştığımı fark ederdim. Mesela tesadüfen bir uçak, blr helikopter sesi duysam ya mevzilenir ya da savunma, korunma pozisyonuna girerdim, insanların çok gülmesi, bağırıp çağırması ve hatta bana basit ve anlamsız gelen konuşmalarını dinler boş boş bakmakla yetinirdim.
Sözcüklerim yetmezdi sivil hayatların konuşmasına dahil olmaya ve gece olunca sessizliği dinlerdim, aklım dağın, taşın ve vadilerin karanlığına giderdi, bazen üşürdüm bazen de uyku ve uyanıklık arasında yaşadım yılları.
Yeniden okumalıydım ve disiplinli bir çalışmayla üniversiteye hazırlandım, kazandım ;ama korkuyordum, nasıl ve neyle okuyacağım vb kaygılarla öylece ürkerdim.
Bir yandan ekonomik sorunlar, yabancılaşma, devletçilerin, örgütçülerin yaydığı psikolojik baskılar ve toplumun iki arada bir deredeki küçük hesap ve kaygıları her geçen gün beni zorluyordu. Sustum.
Okul yıllarında yurtlara alınmadım, hatta bazı yurtlarda kovuldum, gerekçe de şu,” Burada dağa yakın öğrenciler var sorun çıkarırlar.” diye. Yerli yersiz takibe alındım, resmi, gayri resmi. Öğrenci grupları yöneldi, kimden duymuşlar bilinmez. Bazı çevrelerin çok ciddi korku ve kaygıları olmalı ki sürekli beni izlerlerdi, zavallı öğrencileri bana yönlendirir beni denetlemeye çalışırlardı. Bunlar kimdi bilemedim ne örgüt ne devlet ikisi arası bir şeydiler.
Bazen gereğinden fazla küçük görüldüm, bazen de gereğinden fazla büyük, toplum hücrelerinde kümelenen her kişi ve kişiliğin birincil hedefi haline geldim. Korkusu olan, hesap kitabı olan kim var kim yok görevden vazife çıkarıp bir yandan devlete, bir yandan da örgüte yaranmanın uğraşında oldular. Ses etmedim, okuyacaktım kararlıyım bu sefer okul bitecekti. Pek çok zorluğu geride bırakarak mezun oldum. İşe ilk başladığımda her şey çok normal gelişti; ancak bir zaman sonra psikolojik baskılar başladı, dağı hatırlatan imalar, bu konuda taciz ve hakir edici yönelimler ve bir ay sonra işveren ” Evden ve işten çık hatta bu sokaktan da bir daha geçme” diyerek hukuksuz bir şekilde çıkışımı verdi. Tabi buraya kadar olan kısmı normal kabul edilir;ancak esas facia bundan sonra başlar. Yeni iş yerim Siirtti ve buraya yabancı bir insandım, bildiğim, tanıdığım kimse de yok ve paramı alamadığım gibi yanımda para da yoktu, sadece bir paket sigara almaya yetecek kadar para vardı yanımda. Tablet ve bazı kitaplarımı satmak istedim ama kimse almadı. Merkezdeki caddeleri öylece dolaştım ve caddenin sonunda HDP binası dikkatimi çekti. Önce tereddüt etsemde, ancak öyle zor durumdayım ki anlatamam, bir yandan işsiz kalmanın sıkıntısı, diğer taraftan garip adamlar tarafından takip edilmem, parasızlık ve kalacak bir yerin olmaması gibi duygularla parti binasına girdim. Sakin bir şekilde merdivenleri yavaş yavaş çıkıp ve açık olan kapı aralığında genç bir kızın pencere kenarı masabaşında oturduğunu fark ederek hemen yanına gittim. Kadın yönetimiyle görüşmek istediğini ifade ettim. Uzun boylu, sarı saçlı ve gençten bir adam kapı eşiğinde konuşulanları dinlese de pek önemsemedim. tahminen beş – on dakika içinde yerel kıyafetler giymiş dört kadın içeri girer. Kapı arkasında fısıldaşmalar, telaşlı telaşlı adım atmalar bir süre devam eder ve hemen akabinde daha önceki genç kız, gelen gideni kapıda karşılayan, hışımla içeri girip bana ” Sen ne hakla buraya gelirsin hemen çık git burdan, cesarete bak ya ” deyip avazının çıktığı kadar bağırarak hakaret etmeye başladı. Kızım yaşında bir genç kız, havalı havalı devrimcilik yapmakta, yani beni kovmakta ve ne yaptığını bilmemekte, erkeklerin tüm yiğitlikleri üstünde, üstüme üstüme yürümekte.
Öfkeyle bakan bir yığın adam, şaşırmadım ama çok üzüldüm ve ilk defa şunu dedim, sadece bir kadın olarak geldim buraya ancak sizden ne yurtsever ne de demokrat çıkar , ölümü ne kadar çok seviyorsunuz. ” deyip ordan çıktım.
Hayatımda hiç olmadığım kadar öfkeliydim gerçekten , biraz önce yaşadığım bir gerçek miydi, deyip sanki gördüğüm yaşadığım şeye inanmayı, kabul etmeyi bilincim ret ediyordu. Bu duygularla soluğu EğitimSen’de aldım.Vakit akşama doğru hızla ilerliyordu. Nazikçe gitmem gerektiğini söylense de dinlemedim ve kısaca durumu anlattım. Gidecek bir yerim yoktu, bunun üzerine
Sendikadaki öğretmenler beni birkaç gönlüğüne öğretmen evine yerleştirdiler. Bir kaç günün verdiği stres ve psikolojik baskılardan olsa gerek ciddi sağlık sorunları yaşadım ve öğretmenlerin desteği ile hastahaneye götürüldü. İşlemler bittikten sonra muayene için içeri girdim. İri yapılı, esmer ve bir kadın için gereğinden fazla kilolu bir kadın doktor, bana baktı ve hiç abartısız ” Siz hamilesiniz, çocuk düşürmüş olabilirsiniz deyince,hiç olmadığım kadar sakin ve mağrurdum gerçekten, çünkü bu zavallı insanlar böyle yöntemler kullanıyor. Şunu sordum, Sen nasıl bir kadınsın, nasıl bir doktorsun, deyip ona tepeden ve aşağılayarak baktım.
Muayene bile olmamıştım, amaç bir kadın olarak toplum içinde beni itibarsızlaştırmak, ve son birkaç gündür komple bir kaosun içinde olduğumu orada anladım, ben sivil hayatta pek çok şey umardım ama bir kadın doktorun bu kadar çirkin bir bilince sahip olacağı aklıma bile gelmezdi . Muayene olmadan ordan ayrıldım yine peşimde aynı adam. Daha olumsuz durumlarla karşılaşmamak için soluğu İHD’ de aldım. ” Biz bu genç kadını dinledikçe olayın ayrıntıları daha net ortaya çıkar.
İşveren, devletten destek almak için Delale acımasızca ve arsızca mobing uygular.
Bu genç kadının peşinde dolanan adam Siirtli, sürekli Delali takip eder özellikle Kürtlerin yoğun olduğu kalabalık grublara genç kadını gösterip, bu kadın benimle yaşıyor adı bahar, vb pek çok yalan, iftira ve genç bir kadını itibarsızlaştıracak ne kadar söz varsa bunları dile getirir.
HDP çalışanları kendilerince
devrimci blr tavır takınıyor ve yıllarını dağda geçiren yalnız ve zor durumda bir kadını her türlü olumsuz yönelimlere maruz bırakıyor. Delalelin maruz kaldığı yönelim tam tamına sivil bir faşizm ve öyle sıradan bir olay değil çözüm süreci denilen zamanların arefesinde yaşanıyor.
Acaba aynı şekilde bir erkek olsaydı veya Delal her hangi bir güçle hareket etseydi aynı yaklaşım olur muydu, hdp’si, işvereni ve bir kentin ayaktakımı el birliği ile yalnız ve savunmasız bir kadına karşı ortak tutum geliştiriyor,
psikolojik baskı oluşturuyor, tahkir edici yönelimlere maruz bırakılıyor.
Sosyal, siyasal, toplumsal sorunları çözme iddiasında olanlar, haklıdan yana değil, güçlüden yana tavır koyarsa,
Kürdün acısına, sevincine ortak olmayı emir talimat biçiminde ele alırsa, Kürtlerin haklı mücadelesine zerre kadar zarar vermeyeni ötekileştirir, kirli ve düşmanca yönelimlere ortak olunursa , topyekün bir ulusun varlığı için ciddi tehdit unsuru olanları aklayıp paklarsan, askari düzeyde demokrat olmayı beceremezsen, gün olur sizin de sesiniz soluğunuz kesilir ve sizi ne duyan ne de dinleyen olur.Çünkü adalet ve demokrasi herkese lazım.
Ha bu arada Delal mezun oldu, muazzam resimler yapıyor

1 yorum
  1. Barzan diyor

    Ekonomik durumlari iyi olan bir koklù aileden olup okulu terk ederek bizler gibi daga §ava§maya çikan bir arkada§imdi.
    Sonra orgùt çam kirigi gibi param parca oldu.
    Bu arkada§ taraf olmadigi için yapa yanliz kalan ve bulundugu pe§merge kampini terk etme secenegi kaldi.
    Bulundugumuz alandan Kuzey Kurdistana gitmek için orgùtùn merkez komitesinden birden fazla orgùt ve partinin bulundugu alandan gùvenli geçmek için yazili bir mektub gerekliyken kendisine verilmedi.
    Ki§ mevsimiydi i§galçi askerleri olmasa bile Kurtlarin varligi bir olùm tehlikesiydi.
    Baki§lari ilà benden yardim istiyen bu yigit arkada§ima bir sonraki sinir otesine giderken beraber oldum.
    Donù§te bende onun gibi oldum.
    Kuzey Kurdistana gidemezdim ama Rojeva Kurdistana gitmek için 5 ay sùrede ancak ula§abildim.
    Pe§merge mùfrezeleri ilà dolana dolana.
    Yillar sonra O arkada§ ve diyerlerinin Kuzey Kurdistana gecerken yakalandiklari ve yillarca hapis yatiklarini ogrendim.
    Biz Kurdlerin orgùtlerinde ki§i hukuku nedir halen bilmiyorum.
    Hayatini kaybeden Kurd yigitlerine §ahadet ve cennet verildigini her orgùt ve parti soyleyip yaziyor.
    Ama sava§ magduru gazilerin durumu nedir bilinmiyor.
    bilet parasi olmadigi için uzak §ehirlerdeki tutsak çocuklarini gidemeyen aileleri tanidim.
    Kralmi çiplak yoksa orgùt ve parti millitanlarimi uryan ve kimsesiz bir muama.
    Vera Koyi hanimin bunlari yazarak irdelenmesi iyi oldugunu dù§ùnùyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

17 − sixteen =