Take a fresh look at your lifestyle.

Dil Ve Ulusal Bilinç

324

Vera Koyi / Dil, insalar arası iletişimi sağlayan canlı bir varlık olarak tanımlanır ve dilin varlığı en az insan kadar eskidir. Dillerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı konusunda tam ve kesin bilgiler olmamakla birlikte bu konuda pek çok teorinin olduğunu söylemek mümkündür.

Yansıma teorisi, ilahi teori, güneş dil teorisi sadece bunlardan birkaçıdır. Dil üzerinde yapılan çalışmalar, farklı yer ve zamanlarda oluştuğu varsayılan diller arasında çeşitli benzerlikler olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Dil aileleri bu temelde oluşur. Bu bağlamda belli başlı dil aileleri, Hint_ Avrupa, Hami_Sami ve Ural _Altay dil aileleri gibi.

Kısaca bunları ifade ettikten sonra dillerin gelişimini etkileyen önemli bazı hususlara değinmekte fayda vardır, coğrafya, iklim koşulları, üretim ilişkileri, din, inanç ve genel olarak yaşam kültür ve koşullarının yanında dilin korunması bu anlamda konuşulup hayat bulması kuşkusuz belirleyici bir öneme sahiptir.

Şunu biliyoruz ki tıpkı her canlı varlık gibi diller de ölür, dil tarihine baktığımız zaman pek çok ölü dilin varlığına rastlarız ve kayıp dillerden sonra ulusların da kaybolduğunu görebiliyoruz.

Öyle ise dil ve ulus arasında çok güçlü bağlar vardır ve bu çağ itibarıyla şunu tereddütsüz söylemekten çekinmem, ‘Dil ulusun kendisidir.’ çünkü bir ulusu var eden etmenlerin tümü zaten dillerin oluşumunda var ve bu anlamda ulusun blr dil anlatımı varsa gerisi teferruattır.

Ancak her şey gibi dilin de gelişmesi, güçlenmesi için ilgiye, sevgi ve saygıya ihtiyacı vardır, diğer blr husus yine her canlı varlık gibi dilin beslenmeye, ve devridaime ihtiyacı vardır.

Bunun en basit ve kolay yolu konuşmak, yazmak araştırmak, peki bunlar tek başına yeterli mi? Elbette hayır! Ancak bu sayede dil ölümcül hastalıklardan, yani unutulup yok olmaktan kurtulur.

Dil ve ulus bilinci arasında kuşkusuz kopmaz bir bağ var ve bu bağın korunup gelişmesi elbette hayati bir öneme sahiptir, bu bağı önemseyen ulusların dil anlatımı gelişmiş ve yücelmiştir.

Bu konuda Kürtçe kadim bir dil olmasına rağmen ne yazıkki hak ettiği yeri alamamıştır. Hala yalnız ve mahzundur, her geçen gün konuşulma alanı daralıyor, hala bir suç unsuru olarak kabul görüyor, hatta cinayet gerekçesi olabiliyor.

Öyleyse dilin gelişmesi ve ulusun gelişimi iç içedir. Kürt Dili ve Edebiyatı her şeye rağmen köklü ve derin uygarlıklardan besleniyor. Buna rağmen Kürtçe hala inkara maruz kalan bir dildir. Bu inkar ve ret kuşkusuz, veya belkide insanlığın ilk konuştuğu dil olan Kürtçe’yi daraltıyor ve sınırlıyor.

Kürt dili ve edebiyatının inkar edilmesi , bir suç unsuru haline getirilmesi özünde Kürt ulusunun inkarıdır. Çünkü Kürtçe var olduğu sürece Kürtler de var olacaktır, o yüzden Kürtçe konuşmak bir cinayet gerekçesi olabiliyor.

Güney Kürdistan dışında Kürtlerin yaşadığı hiçbir bölgede Kürtçenin bir resmiyeti ve bu anlamda bir meşruluğu bulunmamakta ve Kürt siyaseti adına söz söyleyen, Kürdü kendi tekelinde gören siyaset kompradorları dile gereken önemi vermemiş, dil ve anlatımın ulusla bağını kurmamış ve Kürtçe için hava su kadar ihtiyaç olan mücadeleyi vermemiştir.

Örneğin Şehname, Firdevsi’nin İran edebiyatına kazandırdığı çok önemli bir eserdir. Firdevsi bu eseri hazırlamak için tam otuz üç yıl çalıştı. Daha önceden bir İran Şahı’nın yazıya döktürdüğü İran masal ve hikayelerini şiir diliyle anlatmak, onları kendi kişisel yeteneği ile birleştirip Şehname’yi yazdı. Bu eser kuşkusuz Farsçayı geliştirmiş, Farsçaya önemli anlatım olanakları sunmuş ve Fars ulusal bilincinin gelişimine çok önemli katkılar sunmuştur.

Ancak bizler de durum faklı işiliyor, her geçen gün Kürt aydınları Kürtçeden uzaklaşıyor, Kürtçe okumuyor, yazmıyor ve Edebiyat, sanat olarak bunun gerçek mücadelesini vermiyor, vermek isteyenlerde bir ölçüde yalnız bırakılıyor. Bunun en

somut örneği Kürtçe yayınlanan kitap, gazete, dergi vb ürünlerin satış blançolarıdır. Yıllarca belli çevreler şu gerekçelerle hem kendilerini hem de toplumu yanılttılar, ”Dil öncelikli bir sorun değildir, daha önemli konular var, önce özgürlükler konusu çözülsün, dil nasıl olsa gelişir ” biçimindeki uslup ve yaklaşım yanlıştır. Bu yanlış kasıtlı olmasa bile ulus ve dil arasındaki bağı yeterince görememekten kaynağını alır. O yüzden diyorum ki ” Yaşasın Kürtçe ”.

2 Yorumlar
  1. Barzan diyor

    Salè Tazè piroz bit.
    Malbàta VèngMa salà taze li wè piroz bit.
    Bi niyàzi salèk azad,asude u bijdàr .
    Barzan.

  2. Barzan diyor

    Neden yazinizi Kurdi yazmadiniz?

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

4 + eight =