Take a fresh look at your lifestyle.

ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor ?

228


ABD ve Rusya’nın bölgeyi paylaşım rekabeti, işgalci bölge devletlerin Kürdistan krizi, yedi yıllık Suriye savaşıyla birlikte trajik ve çetrefil bir hal aldı. Özellikle türk devlet stratejisinin sadece kürdlerin kayıplarına endekslenmiş olması bölge ve küresel güçler için muazzam bir fırsat kabilinde kullanıldı. Türklerin, Kürd paranoyası bütün ilgili devletler nezdinde bir manipülasyon gerekçesi oldu.Türkiye, yaşadığı ekonomik, siyasi bunalıma rağmen Rusya’da, S 400 füzelerin, ABD’de ise Patriot ve F-35 savaş uçakların hazır müşterisi olması bir ihtiyaç değil, Kürdleri yalnızlaştırma politikasıdır.

Ankara, ABD ile Rusya’yı birlikte idare ettiği ölçüde (ki onların büyük çıkarınadır) Kürd katliamların baş aktörlüğünü kimseye bırakmayacak. Trump, Dünya jandarmalığını bırakacağını, Bölge jandarmalığını ise Türkiye’ye vereceğini ima etti. Fakat Suriye ve Batı Kürdistan’dan çekilme kararı emperyal güçlerin danışıklı nöbet değişimi gibi görünüyor. Bu durum diktatör bölge rejimlerin vesayet kapışması ve Kürdlerle savaşın seyrine göre biçim alacaktır.

Ankara yönetimi, paniğe kapılmasın işbirliği içinde olduğu farklı cihadist çetelerle, IŞİD’e karşı ”savaşacağı” sözünü Trump’a verdi. Zaten rolünü oynadğı sürece fazla birşey değişmeyecektir. Sadece iki yıllık Rus çadırından müptelası olduğu ABD çadırına geçecek. Rus emperyalizmi ile ABD emperyalizmi yer değiştirdi. Türkler yine ”kahramanca’ saldıracaklar, Kürdlerde kahramanca öldürülecekler.! Şu ironiye bakın; Ankara, Suriye rejimin sınırları kontrol altına almasından memnun, PYD, Tev-Dem sorumlusu Aldar Xelil de yaptığı açıklamada Roj Peşmergelerine yol vermedikleri için memnun..! Ağaç baltaya demiş, sen beni kesemezdin ama, ne yazık ki sapın benden. Gerisi no komanter..! M

Kürdlerin devlet kuracağı korkusu ile muhalefet edemeyen ve cihadist terörle içiçe geçen Türkler, Cerablus, İdlib, Efrin batağına kimin çıkarına ve neyin karşılığında girdiğini halen anlamamış olacak ki hükümetini sorgulamıyor. Tayyip, illegal altın ticareti, kara para aklama ve Zarrab skandalından dolayı yaşadığı bireysel çıkar çelişkisini Rusya ve ABD’nin ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye politikası haline getirmeyi başardı.

Erdoğan, Rus atına binerek Cerablus, İdlib ve Efrin’i cihadist müttefikleri ile birlikte işgal etti. Henüz burnu yeterince sürtülmediğindan olacakki, Batı Kürdistan’ın Menbic ve Fırat bölgesinide ABD atına binerek işgal niyetinde görünüyor. Tabii sadece F-35 ve Patriot ihalesi kâfi gelirse. Erdoğan, Batı Kürdistan işgalin devamı için Trump’ın olurunu almış gibi konuşuyor ama Trump’ın şu açıklaması Erdoğan’ı yalanlıyor.

Trump, 25 Aralık 2018 Irak’ta ABD askerlerin Nöel bayramını kutlama konuşmasında şöyle dedi: ”Ulus inşa etmiyoruz. Suriye’yi yeniden inşa edebilmek için siyasi çözüm gerekiyor. Bunu zengin komşu ülkelerin ödemesi gerekiyor. ABD değil. Bırakalım ödesinler. Ve ödeyecekler. Suudi Arabistan harekete geçti ve kalkınma için önemli fonlar sağlayacağı sözünü verdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’da IŞİD’den geriye kalanları temizleme sözü verdi. Biz de onlarla birlikte çalışacağız.”diye bellirti. Tabi koalisyon güçlerin Trump’la sınırlı olmamaması, Batı Kürdistan direnişçilerin karşı duruşu, keza Fransa, Almanya, İngiltere ve bölge devletlerin karşı pozusyonları Erdoğan, delagasonunu yeniden Putin’in ayağına yolladı.

Açıktırki, Trump’ın, ABD askerlerini Suriye ve Batı Kürdistan’dan çekme açıklaması türlü çelişkilerle yüklü taktik, stratejik hesapları, yeni ittifaklar ve farklı dengeleri bölge ve küresel güçler nezdinde aktüel hale getiriyor. Bu gelişmeler doğrultusunda yeni mevzilenmeler ve bölgesel paylaşımlar barış, savaş sarmalından birine yüklenerek çözüm ve çözümsüzlük tezleri sıralanacaktır.

Malum Astana süreci Rusya, Türkiye ve İran’ın çıkmazına Evrilmişti. Birleşmiş Milletlerin (BM) Cenevre nezdinde devreye gireceği bir aşamada Trump’ın ani çekilme açıklaması, bütün müttefik devletler için şaşırtıcı bulunsada özellikle, Fransa, İngiltere, Almanya gibi Batı devletlerin daha çok öne çıkma ve aktif rol almasını tetikleyecektir. O nedenle Türk ordusu ve çeteleri, Rus vizesi ile girdiği topraklara, ABD’ye dayanarak kalıcı olamayacağı gibi, nasıl çıkarılacağı tartışılıyor.

Elbette R.T. Erdoğan, gibi ”bir gece ansızım gelebilirim” türü kâbus, liderlere yeni görevler vermeyecekleri anlamına gelmiyor. İnsan öldürmeyi hevesle anlatan, liderleri hevesle kullanırlar…Kuzey Kürdistan’ınSur, Cizre, Nusaybin gibi tarihi şehirleri eserleriyle harabeye çeviren, kadın çocuk, genç yaşlı demeden üç ayda yedi bine yakın insan öldüren, on binlerce insani göçe zorlayan ve Türkiye’yi anti demokratik, korku ve şiddet politikasıyla yöneten bir diktatöre Suriye ve Batı Kürdistan’ın Cerablus, İdlib, Efrin işgali ne amaçla verileceğini anlamak için fazla zeki olmak gerekmiyor.

Kürdler, işgalaltında kurtulmak ve ulusal bağımsızlık için savaşıyor. Rusya Suriye’deki üslerini, 50 yıllık emperyalist çıkarlarını korumak için savaşıyor. İran, Suriye ve Hizbullahıİsrail ve Sudilere karşı ön karakol haline getirdiği ve Akdenize uzanma stratejisi için savaşıyor. Peki Türk devleti, Kürdlere kayıp ettirmekten başka, kimin için? kime karşı? ve neyi kayıbetmemek veya kazanmak için savaşıyor? Stratejisini bilen varmı? Türkiye Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın, yedi yıllık Suriye politikası; Emevi camii’de namaz kılma krizini saymazsak, Rusya ve İran’ın şartlı isteği ile girdiği Cerablus, İdlib ve Efrin işgali oldu.!

Oda Trump’ın, çekilme startı ile birlikte geri sayıma başlamak zorundadır. Zaten Trump’ın Batı Kürdistan’da çekilme kararı diğer koalisyon güçlerince kabul görmemesi Türk işgaline karşı caydırıcı bir pozusyon aldı. Bütün dünya kamuoyu biliyorki, Türk devleti, Rusya veya ABD olurunu almadan Suriye ve BatıKürdistan’ın bir milim toprağını bile işgal edemez. O nedenle Erdoğan, ABD şemsiyesinden Rusya şemsiyesine, ama mutlaka birine sığınmadandiğerine cephe almayacağınıdüşürülen uçak vakkasından bir gün sonra Putin’inayağına giderek anlamıştı.

Bilindiği gibi Putin,Suriye veBatı Kürdistan’ın Cerablus, El Bab bölgelerini Türk operasyonlarıyla tehdit etmişti. Kürd tarafına isteklerini kabul ettirmeyince ”Kürdler devlet kuruyor” politikasıyla Efrin işgalinede onay vermişti. Çünkü Rusya, Kürdleri Suriye yönetimi gibi yönlendirmek istemişti. Fakat Batı Kürdistan siyasi otoriteleri bu duruma ittiraz edince sonuç Türk işgali olmuştu. O nedenle Rusya, ABD ile hesaplaşmasını Kürd, Türk çelişkisini azdırarak sürdürdü.

Rusya, Kürdler nezdinde garantörlük özelliğinikayıbedince sürekli Kürd karşıtıaçıklamalarla Türklere şirin görünmeyi ve Zarrab skandalından kaynaklı Ankara, Waşhingtonçelişkisini tepe tepe kullandı. Putin, Erdoğan’ın içte ve dışta yaşadığı krizi, izolasyonu ve ruh halini kontrol altına almıştı. Neyi gösterip neleri elde edeceğini, nasıl bir psikolojiye sahip olduğunu ve özellikle ABD’ye karşı bir kart olarak değerlendirdi.

Putin, Trump’ın Suriye ve batı Kürdistan’dan çekilme kararından sonra, danışıklı dövüş içinde değilerse nasıl bir pozusyon alacaklarını göreceğiz. Açıktırki ABD, Rusya’nınkazancını kendi kayıpları üzerinde gelişmesine emperyal menfaati gereği kabul etmeyecektir. Trump’ın Suriye ve Batı Kürdistan’da çekilme açıklaması, dünya kamuoyunun yoğun tepkisi ile karşılandı.

Dünya medyası ABD önderlikli koalisyon güçlerin, Kürd halkını Türkiye ve cihadist terörün saldırısına terk ettiğini ve islmcı teröre karşı kahramanca savaşan Kürdlere ihanet ettiğini, Kürd müttefiklerini arkada hançerlediğini yaygın tartışıyor. Trump’ın çekilme kararı, ABD savunma Bakanı Mattis’in ardından, ABD’nin IŞİD ile mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk içinde istifa nedeni olmuştu. Tabi henüz yürürlüğe girmeyen bu kararın, ABD yasaları için geçerliliği bulunmadığı gibi, Amerika’da Kongre, Anayasa Mahkemesi ve Beyaz Saray üçlüsü arasında güçlü bir kuvvetler ayrılığı ilkesinin varlığı tüccar kafalı Trump’ın manevra alanını daraltmış görünüyor.

ABD savunma Bakanı Jim Mattis’in istifa mektubu, Trump’ın Suriye politikasına karşı bir çıkıştır. Mattis, “Güçlü ittifaklarımızı korumadan ve o müttefiklere saygı göstermeden çıkarlarımızı koruyamayız” dedi. Browne, Twitter hesabında: “Savunma yetkililerinin bana söylediğine göre, Mattis Suriye’yi konuşmak üzere Beyaz Saray’a gitti. Türkiye Savunma Bakanı Akar’ın, ABD destekli Kürtleri ABD çekildikten sonra öldürüp hendeklere gömme tehdidine dair haberleri okuduktan sonra çok öfkeliydi. Bir müttefike böylesine ihanet edilmesi fikri onu çok öfkelendirmişti.” diye belirti.

Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) Suriye oturumunda konuşan Fransa’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi François Delattre, tüm dikkatlerin Suriye’nin kuzey doğusuna çevrildiğini belirterek, “Fransa, önümüzdeki haftalarda Demokratik Suriye Güçleri de dahil ABD’nin tüm ortaklarının güvenliğinin sağlanmasıyla yakından ilgileneceğini” açıkladı.

ABD’nin Suriye’den çekilmesi, 1991’de Irak, Güney Kürdistan’da uygulanan “Uçuşa Yasak Bölge” tarzı bir bölgenin Fransa, İngiltere gibi devletlerce Batı Kürdistan için uygulanbileceği belirtiliyor. Sonuç olarak gelinen aşamada Esad rejimi, istesede Suriye’nin bütününü kontrol edemez. Zaten Rusya ve İran’ın yardımı ile ayakta duruyor.

O nedenle Batı kürdistan yönetimi ile ittifak yapmaktan başka sansı görünmüyor. Rusya son iki yıldır. ABD ile çelişkisini Türk, Kürd gerginliğine bindirerek sürdürdü. Rojava Kürd direnişçilerini (YPG) sürekli Ankara yönetimine hedef gösteren Moskava yönetimi, her hafta Dışişleri Bakanı Lavrov, ve yardımcıları nezdinde aleyhte açıklamalar yapması Ankara yönetimin psikolojisini yönlendirdi. Rusya ile ABD’nin küresel çelişkileri Soviyetler Birliğinde günümüze uzanan tarihsel bir kapışmadır. Özcesi Putin, ABD ile anlaşmış-da olabilir. Ama Türk devletine, ordusuna ve cihadist çetelerine Suriye, Planını İran ile birlikte kabul ettirmesini kutlamalıdır. medkobal@gmail.com

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

four × 1 =