Take a fresh look at your lifestyle.

Bir Kürt Mucizesi: Abdullah Öcalan

133

Her ulusun mücize anlamına gelecek yarattığı bir değeri olmuştur mutlaka…
Bir süredir kuzey Kürtlerinin mücizesi nedir? deyip izini sürdüm.
Çoğunluk Kürtler için Abdullah Öcalan olduğunu söylemek hiç abartı olmaz.
Nasıl yani, şöyle; eline hiç silah alma, 2 gün bile dağa çıkma (kendisi söylüyor) ama gerilla savaşı yürüten bir partinin başkanı ol.
19 yıl Şam’da bir evde saklan, sonra 19 yıl da bir hapishane hücresinde tek başına kal, sonra Kürt halk önderi ol.

Gerilla da hiç kalmamak ama gerilla önderi olmak, 40 yıl halktan kimselerle hiç ilişkin olmazsın ama halk önderi olmak!

Peki Kuzeyli Kürtler bunu nasıl başardı…?
Mücizeler de böylesi şeylerdir, yani yaratılan bu gibi mücizelere akıl erdirmek kolay değil.
Sadece anlamaya çalışıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz ama bu konuda da bir sorun var.
A. Öcalan diyor ki, “Bizim militanlar beni anlamıyorlar ama benim için ölüyorlar.”

Hapishanede Fahri adında bir arkadaşımız vardı.

“Hevaller ben Başkanın kitaplarını okuyorum okuyorum valla bir türlü anlayamıyorum.”

Bunu duyan örgüt sorumlusu buna benzer sitem edenlere, “Peki, kaç defa okudun?” bu soruya karşılık da, “Üç defa okudum.” Diyene, sorumlunun cevabı, “Anlamadığın buradan belli bir defa daha oku!” olurdu. Yedi defa okudum deseniz de cevap aynı olacaktır, “Bir defa daha oku!”

Bu kitaplarda ya anlaşılacak bir şey yoksa… bundan dolayı anlaşılmıyor olamazlar mı?

İnsan soru sorarak özgürleşir. Etrafınıza bakın kendi mahallelerindeki (Sağ-Sol fark etmez) şeyhlerine soru soramayan müritlerin hiç biri nefes alamıyor.

Diyelim ki Kürtler canlarını yakan bu mücizeyi yarattı. Ya bu yalan hikayeyi görüp de susan, yazmayan yazarlar, siyasetçiler? Benim kuşağımdan olan çoğunluk, düşkün alçak çıktılar. Başkalarının diktatörlerini her gün linç edenler, kendilerininkini baş tacı ettiler.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 × 3 =