• Yavuz Binbay

    Yavuz Binbay

    HAYDİ KAHRAMAN KÜRT HAKLISIN GÖSTER KENDİNİ !

    Mim Yavuz Binbay

    Coğrafyamız yüzyıllardır, önceleri sömürgeci imparatorlukların, sonra küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillenmesi sebebiyle halklar soykırımlar, katliamlar, işgallerin sonucunda esarete mahkûm edilmiştir. Ne yazık ki günümüzde de bu politikalar tıkır tıkır işlediği için bir çıkış umudu gözlenmekten çok uzaktadır.

    Gerçek liderlik tehditler uydurarak, manipüle ederek var olan sorunların üstünü örterek, görmezden gelerek, tarafları bastırmaya çalışmak değil, gerçek sorunları görerek, ulusal bazda toplumu ve sorunların taraflarını, uluslararası bazda devletleri bu sorunların çözümü için birleştirmektir.

    Bu dogrultuda, Irak Federe Kürdistan Bölgesinde Kürt yönetiminin bu güne kadar ağır bedeller ödeyerek ve 25 yıldır yürüttüğü akli selim politikalar sayesinde, mazlum Kürt halkı için elde ettiği kazanımların değerli olduğunu ve her hal ve koşulda bu hakların korunmasında hassas bir politika güdülmesi gerektiğine ve Kürt halkının bu kazanımlarının korunması gerektiğine inanıyorum. Irak Kürdistan Federe Bölge yönetiminin bugüne kadar sürdürmüş olduğu başarılı politikasını devam ettirerek, marjinal politikaların etkisinde kalmadan bu kazanımları koruyup geliştirebilmesi politik ve liderlik alanlarında başarının göstergesi olacaktır.

    Ancak son dönemde gözlenen gelişmeler ne yazık ki Kürt halkını ve gerçek dostlarını kaygılandırmaktadır. Bu konuda mazlum Kürt halkının elde ettiği kazanımları garanti altına alacak akli selim politikaların hâkim olmasının kaosun hâkim olduğu coğrafyamızda istikrarın sağlanmasında önemli bir faktör olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu konuda tüm bölgesel güçleri ve Kürt halkının gerçek dostlarını aklı selim politikalarla sorunları küresel emperyalist güçlerin kaos politikalarının değirmenine su taşıyacak, coğrafyamızda yeni istikrarsızlıklara yol açacak tehditlere varan uzlaşmaz hamaset nutukları yerine diyalog yoluyla çözüm aramaları önümüzdeki dönemde kalıcı barış umutlarını arttıracaktır.

    Ağır bedeller ödenerek elde edilen kazanımlar uluslararası reel politikada karşılığı olmayan haklılık nutuklarıyla rizike edilemeyecek kadar değerlidir. Federe Kürdistan Bölgesinde Kürt yönetiminin elde ettiği kazanımlar uluslararası konjonktürde uzun süreli politikalarla kalıcı bir yönetim mekanizmasını inşa etme kazanımlarıdır. Sorunu bu bazda değerlendirerek sığ politikalardan uzak durulmalı, rizike edilmemelidir.

    Son dönemde belirli kesimlerce örtülü destekler adı altında HAYDİ KAHRAMAN KÜRT HAKLISIN GÖSTER KENDİNİ ! Kazanırsan arkandayım, benim örtülü desteğim sayesinde kazandın biat et, kaybedersen açıkça ikaz etmiştim şeklindeki küresel güçlerin alışılmış senaryosuna uygun olarak bu süreç hepimizce malum olan tarihin belirli dönemlerinde tekrarlanan senaryolarla rizike edilmiştir.

    Küresel güçlerin bu oyununu anlamak mümkünde, aynı tarafta olanlarla, dost olarak hamasetle karşılığı olmayan övgüler düzerek bu tür politikalara destek nutukları dizenleri anlamakta güçlük çekiyorum.

    Acaba arka planda küresel güçlerin kaos politikaları çerçevesinde çok daha kirli bir oyun mu var? Bu kaygı bana her ne kadar net bir statü kazanmamış olmasına rağmen 3 yıl süren çözüm sürecinin çatışmasızlık ortamının olumlu toplumsal etkileriyle HDP’nin 7 Haziran sonrası izlediği siyaseti hatırlatıyor. Düşünün 81 milletvekili kazanan bir parti, daha reel bir siyaset izleseydi ve bölgede yıkıma yol açan olaylar gelişmeseydi bugün Türkiye’de çok daha farklı şeyler konuşuyor olamaz mıydık?

    Belli ki bazı kesimlerce yapay olarak körüklenen konjonktürün “Kürt baharının” son aşamasına, meyvelerin toplanma zamanına geldiğini düşündürüyor. Hatırladınız mı, Arap coğrafyasında bir “bahar” değil de katliamlar ve yıkımlarla Arap coğrafyasını bir harabeye çeviren şiddetli bir “kış” getirdiği anlaşılınca oyunu devam ettirmek isteyen senaryo sahiplerince “Kürt baharı” kavramı ortaya atılmıştı. Bu kavram, 2010’un sonunda başlayan hareketliliğin Arapların değil “Kürt siyasetinin, aktörlerinin” önünü açtığını anlatmak için sunulmuştu. Tabi yerseniz!

    Hani neden verildiği belli olmayan Nobel Barış ödülü sahibi Başkan Obama’nın Arap halklarını Körfez ülkelerinin karşı- devrimci emellerine terk etmesiyle Mısır’da Sisi darbesi gerçekleşmişti;

    Libya, Yemen, Suriye ve tüm Arap coğrafyasını uzun bir iç savaşa sürükledi. Ve Musul’da yakılan Deaş ateşi Irak, Libya, Suriye’yi ve tüm Arap coğrafyasını bir çatışma cehennemine çevirmiş durumda. Net olarak gözlemlenen ABD başta olmak üzere büyük güçlerin ve bölgedeki etkili devletlerin Deaş sonrası cehenneme çevrilmiş bu bölge için kaos dışında ortak net bir politikası bulunmuyor.

    Böylesi belirsiz koşullarda “Biz ölmeye hazırız, bedeli ne olursa olsun bu referandumu yapacağız.” Politikası ne kazandırır? Ne kaybettirir? 100 yıllık hassasiyete ne oldu? Tek seçenek ölüm mü? AB coğrafyasında Katalanların bile alamadığı bağımsızlığı Ortadoğu’da “dostane ayrılık” diyerek talep etmek gerçekçi mi?

    Talebin doğru olması yetmiyor, kafalarda çok sayıda soru işareti var: Sayın Barzani kendi tarihiyle örtüşmeyen, kimsenin de destek vermediği bir zeminde ve Türkiye’yle kurduklarını her iki tarafında her fırsatta dillendirdikleri stratejik ilişkilerini heba ederek neden bu çıkışı yaptı?

    Destek vermek amacıyla övgüler dizenlere bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Kürdistan’ın bağımsızlığını tek taraflı olarak ilan etmesinin ardından Birleşmiş Milletler üyesi olması için Güvenlik Konseyi (BMGK) tavsiye kararı gerekiyor. Bu konuda herhangi bir hazırlık yapıldı mı? Örneğin Kosova 100’den fazla ülke tarafından tanınmış olmasına rağmen hala Birleşmiş Milletler üyesi değil.

    Duygularımızı incitse de, özlemlerimizle çelişse de uluslararası hukuk ve ilişkilerde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi‘nin 25 Eylül’de düzenlediği referandumda ağırlıklı olarak bağımsızlığı destekleyen sonuç çıkması ortaya bir devlet çıkması için yeterli değil. Uzmanlar, bağımsızlığın bölge ülkeleri, uluslararası kuruluşlar ve Bağdat tarafından tanınmadan gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu belirtiyor. J. Hopkins Üniversitesi‘nden Çatışma Yönetimi Akademik Direktörü Daniel Serwer, bağımsızlık üzerine yapılan bir referandumun IKBY’nin devlet olma sürecini hızlandırmadığını aksine kısa sürede bunu neredeyse imkânsız hale getirdiğini, bir bağımsızlık ilanının ancak Bağdat yönetimiyle yapılacak detaylı müzakereler sonucunda gerçekleşebileceğini belirtirken, “Sınırların tam olarak ne olacağı belli olmadan bağımsız olamazsınız. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin müzakere etmesi gereken başlıklar içinde devlet mülkünün, hazinesinin, borçlarının bölünmesi, bir para birimi oluşturulması gibi zorlu konular bulunuyor. Irak Kürt Bölgesi’nde yaklaşık bir milyon Arap’ın yaşadığını ve bunların Bağdat’tan ayrılmayı desteklemediğini belirten Serwer, “1 milyondan çok daha fazla Kürt de bugün Bağdat’a bağlı bölgelerde yaşıyor. Bu kişilerin vatandaşlıkları ne olacak? Eğer göç ettirileceklerse, bunların malvarlıklarına ne olacak?” dedi. Ne yazık ki bu konularda herhangi ciddi bir çalışmanın yapılmadığı gözlenmektedir.

    Kürt halkının bu konuda ağır bedeller ödemiş bir dostu olarak bu yazıda 25 yıllık emeklerle ve yüzlerce yıllık ağır bedeller ödenerek ulaşılan mekanizmanın bizlerce malum olan eksikliklerini veya zaaflarını koşullar uygun olmadığı ve bir faydası olmayacağını düşündüğüm için yazma gereği duymuyorum.

    Unutmamamız gereken önemli bir nokta «Haklıyız, ölmeye hazırız» noktasından « amacımıza ulaşabilmek için uluslararası hukuk bize göre kendini uyarlamaz, bizim ona asgari ölçüde uymamız gerekir. » noktasına gelebilmemiz gerekir. Bu konuda, uluslararası konjektürde karşılığı olmayan övgüler ve ortamı gerecek hamaset nutukları değil, konjektüre uygun yapılabilecek eksiklikleri tamamlayacak katkılar kazanımları güçlendirecektir.

    Mim Yavuz Binbay

    Yazının tamamını okumak için linkler ;

    http://www.rojawelat.net/haydi-kahraman-kurt-haklisin-goster-kendini-makale,728.html

    http://diyarbakiryenigun.com/haydi-kahraman-kurt-haklisin-goster-kendini/

    http://beyt-nahreyn.com/?p=1331

     

    Mim Yavuz Binbay

    Yazarın biyografisi:

    İlk yorumu siz yapın

    Cevap bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


    *


    20 − 7 =

  • Tüm Yazıları

  • BEYT-NAHREYN ARAP-ARAMİ BİRLİĞİ SÜREÇ DEĞERLENDİRMESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

    Eylül 20, 2017

  • CENAZEYE SAYGI VE İNSAN OLMA KRİTERİ !

    Eylül 18, 2017

  • Amerika Baharı

    Eylül 1, 2017

  • KANLA ÇİZİLEN SINIRLAR !

    Ağustos 15, 2017

  • BİR YUDUM YAŞAM

    Ağustos 3, 2017

  • Savaş Baronları Kazandı

    Haziran 22, 2017

  • Beyt Nahren İstanbul İftarı

    Haziran 18, 2017

  • Ne Konuştuğunu Bilmeyen Kılıçdaroğluna İthaf Olunur!

    Mayıs 21, 2017

  • İdam Cezası

    Nisan 18, 2017

  • MUHALİF OLMAK !

    Mart 15, 2017