• Süleyman Güney

    Süleyman Güney

    ”Kürdistan neresidir ?”

    Meclis başkanı,Osman Baydemir’e ”Kürdistan neresidir ?”diye bir soru yönelttiğinde,Osman Baydemir de elini kalbine götürerek ”aha burada ” diye cevaplarken,aklıma 12 Eylül sıkıyönetim duruşmaları geldi.

    Egemen ulus yöneticilerinin,Kürd ve Kürdistan söz konusu olduğu durumlarda hep aynı kalıptan çıkmışçasına sorduğu sorulardan biri,her zaman bu olmuştur.

    Kürdistan neresidir ?

    12 Eylül duruşmalarında yapılan siyasi savunmalarda duruşma hakiminin sorduğu bu soruyu 37 yıl sonra tekrar duymam beni şaşırtmadı.

    Çünkü aklın yolu birdir ve sömürgeci siyasetin argümanları da hep aynı aklın ürünüdür.

    Sömürgeciler bu derece dik dururlar ve bu derece birlik ve bütünlük halindedirler.

    Darısı sömürge halkların başına diyelim.

    O zamanlar henüz 20’li yaşlarda olmamıza rağmen,henüz bu uğurda bu kadar insan ölmemişken,bu kadar travma yaşamışken,Kürdler uluslararası zeminde bu kadar popüler olmamışken,Kürd devleti hayali bu kadar olgunlaşmamışken ve bu kadar yakın olmamışken,daha bıyıklarımız terlememişken;

    Hakim bey;Hakkari’den Sıvas’a kadar bütün topraklar KÜRDİSTAN’dır diyebilme mutluluğunu yaşayarak,buna mukabil 8 yıl ceza almayı bir rahatlama vesilesi olarak görmüştük.

    Belki o zaman Osman Baydemir gibi kıvrak bir zekaya sahip olsaydık,biz de elimizi kalbimize götürür aynı cevabı verirdik ve hakim ” de git lan zırto,ne sorduğumu gayet iyi biliyorsun” diyerek bizi azarlayıp gülünç duruma düşürebilirdi.

    Muhtemelen,meclis başkanı da Osman Baydemir’in cevabına mukabilen,”iyi iyi Kürdistan o kadar ise orada kalsın” diye düşünmüştür.

    İşin aslına dönelim.

    Osman Baydemir böyle bir cevap ile sorunu gündemleştirmesi bile bir şeydir ama daha politik davranıp Kürdistanı metrekare esasına göre açıklamış olsaydı,sanırım kendini daha samimi ifade etmiş olurdu.

    Çünkü insanın yüreğindeki sevdanın pratikteki bir karşılığı yoksa platonik bir aşka tutulmuş sayılır.

    Bir Türk’e ”Türkiye neresidir ? ” diye bir soru sorarsanız hemen Türkiye haritasını gözünüze sokar ve ondan sonra da her tarafınızı Türk bayraklarıyla donatır.

    Gerçeklik budur.

    Eğer Kürd ve Kürdistandan bahsediyorsanız,bir toprak parçasından ve bir bayraktan bahsediyorsunuz demektir.

    Bunu dile getirmek de ne ayıptır ne de günahtır.

    Hatta milyonlarca insanın yüreğinde yanan ateşin odunu olacağınız için sevaptır.

    Yazarın biyografisi:

    1960 Diyarbakır/Ergani' de doğdu .Ergani Lisesi mezunudur. 1980-1985 Diyarbakır 5 No'lu Askeri cezaevi ve 1987/1988 arasında 11 ay Ergani Cezaevinde Rızgari ve Ala Rızgari dava dosyasından tutuklu kaldı. Diyarbakır Ceza evinde yatmış olduğu yılları konu edinen bir anı kitabını 2012 yılında yayınlandı. Halen Diyarbakır'da yaşıyor.

    İlk yorumu siz yapın

    Cevap bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


    *


    seventeen + six =

  • Tüm Yazıları

  • İSTEMEK ve OLMAK

    Ağustos 28, 2017

  • Neden Türkçe yazıyoruz?

    Temmuz 5, 2017

  • Kırmızı Fularlı Kız Yada Xalé HÛS

    Haziran 4, 2017

  • KIRMIZI FULARLI KIZ VEYA ANTİ-EMPERYALİZM

    Haziran 3, 2017

  • ZAZA PARTİSİ YADA NUMUNE SÖMÜRGE

    Mayıs 25, 2017

  • KÖR ÖLÜR BADEM GÖZLÜ OLUR

    Mayıs 20, 2017

  • KÛRDÉN BI ŞEREF U KÛRDÉN BÉ ŞEREF

    Mayıs 17, 2017

  • RIZGARİ,NASIL PIZGARİ OLDU ?

    Mayıs 15, 2017

  • ANNENİN YURDU EVLADIDIR

    Mayıs 12, 2017

  • İHANET ZİNCİRİNİ TUTAN UTANSIN

    Mayıs 8, 2017

  • PAK’IN DİYARBAKIR KONGRESİ

    Mayıs 7, 2017

  • KURBAN OLAM O BAŞ’a Kİ,ELLİ TANE DÜŞMANI OLMASIN.

    Mayıs 5, 2017

  • ”YAP İŞLET DEVRET”

    Mayıs 3, 2017

  • ÜLKE DERKEN… 

    Nisan 29, 2017

  • Karısız kocasız!

    Nisan 29, 2017

  • Şengal, PKK ve PDK

    Nisan 26, 2017

  • Siverek Barut Qoxi

    Nisan 4, 2017

  • KERKÜK KÜRDLERİNDİR

    Nisan 1, 2017