Take a fresh look at your lifestyle.

Vera Koyi / Dağın Meçhul Kadınları

Bir süreden beri kayıp bir kadının günlüğünden bazı bölümler paylaşıyorum. Beğenen, beğenmeyen, kabul eden ve ret eden var. Hatta bunları yazmanın ne yeri ne zamanı bile diyenler var. Bir süreden beri kayıp bir kadının günlüğünden bazı bölümler paylaşıyorum. Beğenen, beğenmeyen, kabul eden ve ret eden var. Hatta bunları yazmanın ne yeri ne zamanı bile diyenler var.

1 664

Vera Koyi / Bir süreden beri kayıp bir kadının günlüğünden bazı bölümler paylaşıyorum. Beğenen, beğenmeyen, kabul eden ve ret eden var. Hatta bunları yazmanın ne yeri ne zamanı bile diyenler var.

“Neden?” diye sorduğumda sadece, “İŞTE” deniyor, başka da bir şey söylenmiyor.
Yaklaşık yarım asırdan bu yana dağ, silah, cesaret üçlüsü ivedilikle işlendi.

1980’sonrası sadece dağ – silah temel gündemdi. Bazı dergiler dağı turistik mekan, lojistik noktalarını süper market, mağaraları ise beş yıldızlı otel olarak lanse etti.

1990’larda dağ, silah kadın teması öne çıktı, bu tema merak ve Araştırma konusu oldu. Dağın ardına gidildi, kitaplar yazılıp öneriler sunuldu. Ancak gerçekçi bir şekilde bir medya grubu ya da aydın yazar, çizer veya siyaset kurumu dağın ardında ezilen, haksızlığa uğrayan, hakir edilen, yaşamı bir propagandadan ibaret olan, işkence gören, infaz edilen kadınları görmedi, sormadı ve anlamadı.

Toplum hala bu konuda karanlık ve bedbaht bir suskunluktadır. Velevki bir kadın maruz kaldığı yönelimleri anlatmaya görsün, başına kıyametler kopturulur, ne hainliği ne ajanlığı ne de düşmanlığı kalır ve malesef siyaset madrabazlarının kadına dayattığı ”ilerici ve onurlu bir suskunluktur!”

Yani hakarete uğrayabilirsin, taciz ve tecavüzlere uğrayabilirsin, bir mağarada sık elenmiş ince dokunmuş bir zulme uğrayabilirsin, haksız hukuksuz yargılanır, gerekirse idam edilirsin ama “savaş gerçeğidir susacaksın” denir.

Tıpkı eskiden olduğu gibi.
Neden?
Elimdeki günlükleri, anıları ve bu konudaki hikayeleri okudukça kadınların neler yaşadığını daha gerçekçi bir şekilde anlıyorum. O çokça eleştirilen ataerkil düzenin en katı halleri yaşama hakim olmuş!

Şu veya bu sebepten dağdan kopmuş, ya yaralı bırakılmış ya terkedilmiş bir erkeği toplum düzeni yeniden kolayca kabul etmiş ancak söz konusu bir kadın olunca aile, toplum ve yasal düzenler kadını yakıp yıkar, olmadık iftiralara maruz bırakır, hayatı cehenneme çevrilir.

Aslında imkanım olsaydı yarım asırdan bu yana dağdan kopan kadınları ele alan geniş bir araştırma yapmak isterdim. Ancak inanıyorum ki, bu zaman zarfında şanslı bir grup kadın dışında çoğunluk bir zulme maruz kalmıştır. Ben bugün kü yazımda yine çok eski bir günlükten, “Sorunlu Kadınlar Birliği”ni anlatan bir yazıyı paylaşacağım.

Daha önce okuduğum günlüğün arka sayfasına koli bandıyla eklenmiş başka bir kadına ait olduğunu düşündüğüm bir yazı ve yine tarih çok eski, o tarihlerde doğan çocuklar şimdi kocaman insan olmuşlar. Onu sizlere aktarmak isterim:

“Sorunlu Kadın Birliği (Sorunkeş) Duhok alanında kitle faaliyetleri yürütüyordum. Talimat gereği, Zap alanındaki karargah bünyesinde geniş katılımlı bir toplantının olacağı, bu toplantıda mücadelede kadının rolü ve yeni dönem perspektifleri hakkında bilgilendirme çalışmaları kapsamında bir grup arkadaşla karargaha gönderildik.

Çok heyecanlıydım ilk defa böyle bir toplantıya katılıyordum. Yol güzergahı Gare üzeri Zaptı. Gare dağı, bu coğrafyaların kalbi, dışardan bakıldığında katı, sert ve ürkütücü gelir insana, ancak buralar Saddam’ında hevesini kursağında bırakmış kutsal yerlerdi. Sert duruşunun yanında, dahiline girildiğinde bambaşka bir güzellikle karşılar sizi. Hani dersiniz ki gök tüm yönüyle dağa, taşa nakşedilmiş gibi.

 

Ve bir mola noktasına ulaştık, iyi karşılandık, ancak daha güvenli bir yol süreci için birkaç gün daha beklememiz gerektiği söylendi. Buna çok sevindik, çünkü buranın havası, suyu, doğası her bir şeyi çok güzel, her taşında ilahi bir nakış vardı gerçekten.

Cephe çalışmalarından geldiğim için arkadaşlarla alanı dolaşmaya başladık, bir su kaynağının başında mola verdik, ancak biraz uzaklara baktığımda, ekin tarlalarında bir manga kadın gücü fark ettim.

Şaşırdım çünkü gündüz gözüyle düz ve çıplak bir alanda aleni bir şekilde dolaş dolaşmak pek mantıklı değildi. Yanımdaki arkadaştan dürbünü alıp daha yakın bakınca iki arkadaşın sırtında bir çuval, süklüm büklüm ve ağır aksak yürüyorlardı. Yanımdaki arkadaş mahcup bir şekilde bana: ”Heval, bunlar Sorunkeş (Sorunlu) birliktir, emek sürecindeler, parti talimatı gereği biz müdahale edemiyoruz ” deyince, daha da şaşırdım.

Kadın birliği bize yakındı ve birliğe doğru yola koyulduk. Bir müddet sonra birliğe ulaştık ve diri diri toprağa gömülen insanların yüz ifadesiyle karşılaştım. Kadın arkadaşların kimisi hasta, kimi yeni katılım, kimi uçak ve top seslerinden ürkmüş, kimi fiziksel aksaklıkları var ve hepsi çok genç.

Bir arkadaşımdan bunlara yapılan muamelenin anlamını sordum. Aynen şu cevabı verdi: “Uygulama gerekçesi şu: Bunlar yaşamda zorlanıyor, emek vermekten uzak yaşıyorlar, parti değerlerini tüketiyor ve imkanları üzerinde beleşçiliğe alışmışlar. Bu Sorunlu yapının ıslahı için emek süreci öngörülmüştür ”

Sonradan anladım ki kadınların çarptırıldığı ceza şudur, birlik açık arazide konumlanıyor, hiçbir lojistik destek sunulmuyor ve hepsi silahsız ve hiçbir güvenlik tedbirleri yok, sabah erkenden terk edilmiş köylerdeki ekin tarlalarına gider buğday başkalarını toplar, sonra bu başaklardan tek tek buğdaylar elle çıkarılır ve birliğin günlük yemek ihtiyacı bu şekilde karşılanır. Akşam olunca karıncaların böceklerin istilasına uğrarlar. Çünkü birliğin kaldığı alandaki pek çok ağacın köklerine şekerli su dökülerek o gün sorun çıkaran kimse bu ağacın dibine bırakılır, karıncaların saldırısına maruz kalır. Amaç ise askeri kural ve disiplini öğretmek ve yaşama uyumlu olmalarını sağlamaktı.

Ayrıca bu muamele rehabilite edici yöntem olarak kabul ediliyordu. Arkadaşlara dayatılan bu koşulları görünce kan beynime sıçradı arkadaşlık bizim için kutsal bir değer değil miydi dedim kendi kendime? İlk defa örgüt, dağ arkadaşlığından burada şüphe duydum, yasaklara rağmen çantamda ne var ne yok orda bıraktım.

Hayatımda ilk defa talimatlara karşı çıkmıştım. Hareket zamanı geldiğinde doğrusu pek de heyecanım kalmadı ama neyse ki yol süreci olumlu geçti ve zamanında karargaha vardık.

Kadın yönetimi, Dola Şiwe’deydi. Burası bir vadiydi, ince kıvrımlı bir yol hattını andırıyordu. O kadar derin bir vadiydi ki sanki yedi kat yerin dibi gibi bir yerdi. Vadide yürürken üç kadın arkadaşın daha tutuklu olduğunu duydum ve nihayet yönetim mangasına ulaştık.

Burada dikkatimi çeken bir şey, manganın hemen önünde taştan yapılı bir masaya Pet şişelerine konmuş çiçekler oldu ve hemen önünde akan blr derenin yanında yönetimde görevli olduğu söylenen bir kadının, çocuk yaştaki kızlara yüzme ve yürüme dersi vermesi oldu.

Tepemizde uçaklar vızır vızır dolaşırken kadın yönetimi güzelleşme ve modernleşme derdinde olsa gerek deyip geçtim.

Az ileride normal arkadaşları gördük. Bir kaç günümüz misafir gibi geçti ve toplantı süreci başladı, öneri karar ve sonuç belli oldu.Alınan karalardan ikisini,  burada yazacağım , “Gare’deki kadın birliğinin Zap’a alınması ve cephe çalışanları için kısa devre eğitim çalışmasının başlaması”

1 yorum
  1. Barzan diyor

    PKK,de askeri yeterlilik ve disiplin Mao nun kùltùr devrimi zùlmùdùr.
    Ozgùr dù§ùnme Abdullahin onder parti iradesine kar§i bozgunculuktur.
    Yaratci gùç ve emek Stalinin çali§ma kamplaridir.
    Neolitik olmak Pol pot rejimi gibi ilkel koylù gibi ya§amaktir.
    Kurd erkekigini oldùrdùm.
    Kadinlari PKK katmakla Fatma dan intikam aldim, diyen onderlik partisinin tek tip insan yaratmasi iki cinsiyeti bir mùrid yapmadir.
    Irkci Turkler asker dogduk derler.
    PKK ise niye asker dogmadin diye suçlar.
    Askeri sava§ sanatini bilmeyen ogretemezde.
    Durmadan askeri zafer ilan PKK nin askeri zaferin nerede sormak lazim.
    Dùnyada hiç bir fa§ist,Kominist,Islam partisi kadini sava§a sùrmedi.
    çùnkù onlarin kaçan Fatmasi yok.
    Kadindan intikam alan seroklari yok.
    PKK Fatma ve Seher hanimlari bulmak için çinayet i§leyip kendini ve biz Kurdleri teror listesine yazdirdi.
    I§galcilerin istedigide bu deyilmi?

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nine + 15 =