Take a fresh look at your lifestyle.

Vera Koyi / Bermuda Üçgeninde Kadınlar

Vera Koyi / kürt yanımız vuruluyor

0 670
Vera Koyi  / Kürt Yanımız vuruluyor.
Dağ yaşamına ilişkin pek çok şey söylendi, yazıldı, çizildi ve dağa çıkmak her kürt için vazgeçilmez tek seçenek haline geldi, getirildi, özellikle kadınların dağa çıkmasına özel anlamlar yüklendi, toplumsal gelişimin dinamiği olarak ele alındı.
Gazete ve dergilerin yerli yabancı basının en çok tıklanan haberleri oldu dağ kadınları. Kuşkusuz kadınların toplumsal sorunların çözümünde aktif rol alması önemli ve değerlidir, ancak kadın özgürlük hareketini bu kadar önemseyenlerin dağdaki sorunlara kayıtsız kalması, sümenaltı etmesi hatta hatta yok saymasını anlamak olası değil.

Ben, dağa çıkmış kadınların günlüklerini okudukça, hikayelerini öğrendikçe yaşamın bir peri masalı olmadığını daha iyi anlıyorum. Bugünkü yazım yine kayıp bir kadının günlüğünden, önceki hikayenin devamı niteliğinde ve ben lafı uzatmadan sözü yine meçhul kürt kızına bırakıyorum:
‘… Oramarda bir süre kaldıktan sonra tekrar karargah alanına dönmemiz gerektiği söylendi. Yola koyulduk, ayaklarım yok hükmünde, fiziksel gücümle değil hayatta kalma mücadelesinin verdiği manevi güçle yürüyordum. Sakıncalı ve zorlu bir yol süreci vardı önümüzde ve birkaç günlük yol sürecinden sonra karargah alanına ulaştık.
Eski arkadaşların çoğu beni tanımakta zorlandılar, yüzlerindeki üzüntü ve çaresizliği anlıyordum, garip ve çaresiz bir suskunluk hakimdi. Ancak ben neyi neden yaşadığımı biliyordum. Arkadaş katlini vacip görmedim mevcut yönetimlerin günahına bu anlamda ortak olmadım, idam ve İnfazlara alkış tutmadım.
Ben bugün bunların bedelini ödüyorum ve benimle arkadaş yapısını etkileyip psikolojik savaş yöntemlerini çeşitlendiriyorlardı. İşte o zaman korkularımı kaybettim, çünkü korku belirsiz, muğlak kişiliklerin egemenlik sahasıdır. Bundan olsa gerek tüm özel savaş yöntemleri korkuyu büyütüp geliştirirler ve mevcut yönetim bu anlamda çılgına dönmüş derin vadilerde, taşlık ve kayalıklarda Kürtlüğe ait ne varsa yakıp yıkıyor. İşgal ve istila ediyordu…
Karargahta bir toplantı hazırlığı vardı, konu ortadoğuda örgütün rolü ve önemi, konuşmayı yapan görevli tam tamına şu cümleleri kullandı ” Suriye devleti işgalci güçlerin tehdidi altında bizler Suriyenin güvenliğini sağlamak zorundayız, silahlı güçlerimiz bulunduğu alanda rollerini oynamalı. ” biçimindeki konuşma karda kışta yalın ayak yaşamaktan daha çok canımı acıttı ve uzun bir süreden beri arkadaş yapısı üzerindeki psikolojik baskıların nedenini daha iyi anladım.
Kürt gençleri yönetimlerin ilah olarak gördükleri tanrılara adak olarak sunuluyordu Arkalarında İran önlerinde Suriye Baas rejimi ve korkarım bu daha ciddi yönelimleri de getirecek. Bu aralar dağda Türk rüzgarı İran ve Suriye tozu toprağı ile birleşince hayat yaşanmayacak kadar değersiz gerçekten.
Toplantı bitiminde yarasa Canan’ın birliğine gönderildim. Bu kadının More’den geri kalır bir yanı yoktu. O’nun şahsında şunu öğrendik: Bu sarp ve asi coğrafyada bir Türk belki dünyaya bedel olamıyor ama tüm Kürtlere bedel olabiliyor.
Yarasa  Cana’nın yaptığı ilk iş şuydu : Çantamı hamurla doldurup bu yetmiyor, gibi üzerine birkaç taş da yerleştirip topların atış menzilindeki tepeye göndermek oldu ve bunu parti talimatı olarak yapıyordu. Bu aralar her şey parti talimatı olmuştu gerçekten. Hiç itiraz etmedim. Çünkü ölmek istiyordum. Bir değil, bin defa ölmek istiyordum. Çünkü hayat benim için tüm anlamını yitirmişti. Tepeye gittim arkadaşlarım bir film izler gibi beni izliyorlardı, merakla heyecanla, top mermilerinden yanım ve yönündeki tüm kayalıklar paramparça oldu ben ordan da kurtuldum. Birliğe geldiğimde Yarasa  Canan, bağıra bağıra ” ya sen dokuz canlımısın, ölmedin hala, bize karşı direnç halindesin” dedikten sonra mangasına gitti. Artık bunların yaptığı hiç bir şey beni ilgilendirmiyor aç
kurtların önüne atılan bir insanın yalnızlığı ve mahzunluğundaydım…..’
‘Bugün kü yazı için bu kadar okudum ve tarihlerine baktığımda çeyrek asırdan fazla bir zaman önce yazılan bir günlüktü. Şu soruyu sormadan edemiyorum, acaba şimdiye kadar ne değişti ne gelişti onu bilemiyorum ama Kürtlerin hikayesinde günlüklerin çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum, sevgi ve saygıyla kalın.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

twelve + nineteen =