Take a fresh look at your lifestyle.

Vengma Editörü / Turhallı’nın PKK ye Çağrısı Üzerine

Hüseyin Turhallı PKK ye değiş çağrısı yaptı

1 1.357

Vengma editörü / Sayın Turhallı  kırk yaşına gelmiş PKK ye nasihat yapıyor.  Birincisi Diyor ki; PKK nin “terörist ” olarak sayılabilecek eylemleri yoktur. Yoktur da demiyor, vardır da demiyor. “Türk devletinin Kürtlere karşı yaptığı terörist eylemlerle karşılaştırılsa deve de kulak bile değildir” diyor.

Sayın Turhallı, sadece Türk devletinin yaptığı terörist eylemleri görüyor, ama PKK nin yaptığı terör eylemlerini görmüyor.

Hani görsem ve söylesem devletle aynı dili kullanırım, bu da benim şanıma ve duruşuma yakışmaz demeye getiriyor.

Ama  biz sayın Turhallı’ya söyleyelim, PKK nin sivillere karşı yaptığı katliam boyutundaki eylemler terör eylemlerinin daniskasıdır. Türk devleti bir Kürt köyünü haindir diye bombaladığı zaman, nasıl ki biz ona katliamcı ve terörist diyorsak, aynı şeyi PKK yaparsa, Ulusal kurtuluş mücadelesi veriyor diye suskun kalamayız!

İnsanları canlı bomba olarak kullanmak teröristlerin işidir. Hele canlı bombayı sivillerin içinde patlatmak insanlık dışıdır. Avrupa Ülkelerinde şiddet eylemlerine baş vurmak örgütü de devleti de terörist yapar.

Kendi içinde hukuka ve adalete yer vermeyen her devlet veya örgüt teröristtir.

PKK içinde hukuk ve adalet yoktur. Binlerce üyesini hukuksuz ve adaletsiz mahkemelerde yargılayıp infaz eden bir örgüt, teröristten daha öte bir şeydir. 

PKK adına bütün bunlar yapılmıştır. Sayın Turhallı, bunları benden daha iyi bilir  ama “doğal hukuk ulusal kurtuluş mücadelelerini haklı ve meşru sayarken, bunu bastırmaya çalışan baskıcı- sömürgeci uygulamaları da haksız ve gayri meşru saymıştır.” der ve PKK nin hukuksuzluğu karşısında susar bizi de susmaya davet eder! 

Sayın Turhallı’ ın doğal hukukuna göre, bir kişi veya bir örgüt, ben ulusal kurtuluşçuyum derse, eline silahı alır, beşikteki bebeği, camideki ihtiyarı, ekmek pişiren kadını öldürür, Avrupa da yolları ateşe verir, köylerde katliam yapar, kendi arkadaşlarını, hukuksuz ve adaletsizce yargılayıp idam ederse terörist sayılmaz. Ve biz ona terörist sayarsak devletin dilini kullanmış oluruz. Veya gerekçesi de,  bunları ulusun kurtuluşu için yaptığından doğal olarak hakkıdır, der.

Sayın Turhallı, sen bu hakkı kendinde görebilirsin. Veya PKK yöneticilerine  bir hukukçu olarak bu fetvayı verebilirsin! Ama dünyada kimse senin fetvanı kabul etmez! Bunun adı nerde olursa olsun, hangi kutsal dava adına yapılırsa yapılsın, terörizmdir.

Sen dünyayı haksız görmekle otobana ters giren adam gibisin! Hani “dikkat, dikkat biri otobana ters girmiştir” anonsunu duyunca, “ne biri, herkes ters girmiştir” diyen adam gibisin!

Sayın Turhallı der ki

“ı- PKK neredeyse bütün dünyada “terörist örgüt” olarak tanımlanıyor. Oysaki PKK’nin “terör eylemi” diye tarif edilen uygulamaları Türk devletinin sivillere, şehirlere, köylere, doğaya ve hayvanlara karşı işlediği suçların yanında devede kulak değil, birkaç kıl bile sayılmaz.

Deza Hüıs derki

Daha da ötesi, doğal hukuk ulusal kurtuluş mücadelelerini haklı ve meşru sayarken bunu bastırmaya çalışan baskıcı- sömürgeci uygulamaları da haksız ve gayrı meşru saymıştır.

Peki PKK niye terörist, Türkiye uluslararası meşru muhatap? Neden Erdoğan’ın başına değil de Murat Karayılan’ın başına ödül konuluyor? Yanlış nerede?

Sayın Turhallı derki: ”

ıı- 40 yıllık mücadele sürecinde PKK’ye üstün yetenekli yüzlerce ve hatta binlerce kadro katıldı, sempati gösterdi. PKK bu katılımları yeteneklerine göre değerlendireceğine “ideolojik-politik yapısını bozmaya gelmiş düzenin çocukları olarak gördü- Öcalan’ın çözümlemeleri ve Karasu’nun onlarca defa tekrarlanan açıklamalarından)

Yüksek Atom Mühendisilerini, Elekrtirik elekronik mühendislerini lojistikçi diye katırların peşinden koşturdu. Uzay bilimcilerini, fizik kuramcılarını ajan diye yargıladı, siyasal bilgiler, sosyal bilimler ve hukuk bilimi alanında uzman olanları amele diye istihkam bölümlerinde çalıştırdı.

Neden?

Savaş tarzını yıllarca yaşayarak gördük. Şimdi de görüntü ve açıklamalardan izliyoruz. Kurmaylık düzeyi yoktur, kurmay diye tarif edilebilecek tek bir isim de. Kurmaylık yetenekleri bulunan komutanlar neden çete-düşkün- ajan denilerek yargılandı, kaçırtıldı?

Bu kadrolara ve komutanlara yönelik yapılan hatalar ve haksızlıklar için üst yönetim neden hata yaptığını kabullenmiyor?

Legal alanda ortaya çıkan yetenekleri de buna dahil etmek gerekiyor. PKK basınının kullandığı dil ve üst yönetiminin gösterdiği tutum ve umursamazlığa bakıldığında “Demirtaş’ın zindana atılmasından son derece memnun oldukları” biçiminde bir izlenim doğuyor.

Parti yönetimi, başta Demirtaş olmak üzere binlerce HDP kadrosunun zindana atılmasından, zindanda tutulmasından memnun mu?

ııı- Üst düzey yöneticilerin yaptığı açıklamalara bakan, kadroların yaptığı uygulamaları izleyen, sempatizanların yaptığı konuşma ve açıklamaları dinleyen dışarıdan üçüncü bir göz-beyin “bunların nesnel gerçeklikle, reel dünyayla ilişkileri kopmuştur” diyerek ürküyor. Bu bir çeşit delilik olabilir mi?”

Sürekli hataların ve gerilemenin nedeni reel gerçeklikten kopmuş böylesine bir deliliğin doğal sonucu mu?
PKK Abdullah Öcalan ve çetesi tarafından 186 tarihinde üçüncü kongrede ele geçirildi. Abdullah Öcalan ve çetesi PKK yi Türkiye İran İrak ve Suriye nin  güdümüne soktu. Ve PKK, Kürtlerin devlet kurmaması için bu devletlerin kullandığı bir alet haline getirdi. Deza Hüıs’ın yukari da izah ettiği uygulamalar bunun ürünleridir.  Nesnel gerçeklikle bir ilgileri yoktur PKK yi ele geçirenler Kürtlerin düşmanlarıyla birlikte çalışıyorlar Deza Hüıs bu nesnel gerçeği görmüyor. PKK yi ele geçirenleri nesnel gerçekleri görmemekle suçluyor.

Sayın Turhallı Der ki;

ıv- PKK’nin temel sorunu kendisini yenilemiyor olmasıdır. Bunu 1998’de bizzat Öcalan’a resmi bir yazı ile de ifade edenler oldu ve yenilenmenin önünde baraj oluşturan yönetimin baştan sona yenilenmesini önerdiler.

Öcalan da “Çekilip size devredebilirim. Ancak bana ne yapacağınızı bilmiyorum” demişti. En üst yönetimin de bu türden bireysel kaygıları var mı?

Size düşman olmayan, yakınlık gösteren dışarıdaki herkesten, onlarca cephe çalışanı, her düzeyden kadroyla yapılan konuşmalarda duyulan ortak bir cümle var “değişimi en çok en üst yönetim istiyor. Ancak değişimin önündeki en büyük engel de onlar” diyorlar.

Acaba yönetim de kendisini değişimin önünde bir engel olarak görüyor mu? İdeolojik, politik- askeri alanlarda stratejik olarak radikal bir biçimde değişim gösterilmediğinde Kürdleri ve partiyi bekleyen sonu görebiliyor mu?”

Sayın Turhallı, binlerce PKK kadrosunu katl edenler, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesini Kürt halkının düşmanlarıyla işbirliği sonucu yenilgi aşamasına getirenler, ve kendi kaderlerini düşmanlarımızın kaderine endeksleyenler nasıl değişebilir ki? Parti içine demokrasiyi getiremezler, çünkü kendileri demokrasisizliğin örünleridirler. Demokrasinin olduğu bir ortamda onlar yoklar, demokrasinin olmadığı bir ortamda onlar vardırlar.  Hangi diktatör örgüt veya devlet kendini değiştir di ki? Saddam mı, Esat mı? Stalin mi, Hitler mi?   
****

Sayın Turhallı derki:
“Bir hatırlatma ve öneri

– 19 yıl önce Dola Kokê’de yapılan 7. Kongre’de Osman KDP ve YNK’ye karşı savaş kararı aldırmak isterken çoğunluk olarak bizler karşı koymuştuk. Görünürde Osman’a gerçekte ise Ergenekon’a karşı cesaretli bir duruş sergileyemediğiniz o gün boğazlandık.

Ergenekon generallerinden gelen bu talimat Osman ve İmralı baskısıyla uygulandı. Yüzlerce arkadaşımız ve insanımız can verdi.

ı- PKK’yi ve bir bütün olarak Kürdistan davasını bitirilişe götürecek olan süreç Öcalan’ın esir düştüğü 15 Şubat’ta değil, PKK’nin iradesini İmralı zindanına hapsettiği 15 Mayıs 1999 günü başladı. Komplo o gün başarıya ulaştı. Bu bir delilikti.

**Önce iradenizi İmralı zindanından çıkarın. Delilik marazından kurtulursunuz**”
PKK nin iradesi 15 Mayıs 1999 da gasp edilmedi. Çok daha önceleri gasp edilmiştir. Bu tarihi, Kürtler bulmalıdır. Ve bu gün PKK nin başında bulunanlar bu gaspın sanıklarıdır.

Sayın Turhallı derki;

“Dostlarınızı düşmanlarınızı birbirinden ayıramayacak kadar bir akıl hastalığına tutulmuşsunuz. Sizler için en büyük kahraman Eifel Kulesi’ne Öcalan posterini asan Ömer Güney’di/r. Vahşice canınızı/canımızı alıncaya kadar.”

PKK tepesini gasp edenler, Kürt halkının düşmanları olan dört sömürgeci devleti stratejik dost, Kürdistan örgütlerini ve Bütün Kürdistanlı yurtseverleri stratejik düşman olarak görüyorlar. Yani dost ile düşmanı karıştırmamışlar. Yer değiştirmişler. Eyfel Kulesine Apo nun posterini Asan Ömer Güney’i kahraman, 18 yıl  Türk ordusuna karşı savaşan Şemdin Sakık’i hain ilan etmeleri bundandır. 

Sayın Turhallı  derki:

“Belki duyarsınız diye söylüyorum. Yanlışların militanı yalancı, yalaka ve korkaklarla maaşlı ajanların ortak bir görevi var:
Hakikate tetik çekmek……

**Bu aptal beleş ajanlarla maaşlı ajanları kulaklarından tutup çekin. Mümkünse kıçlarına tekme vurup kovun!**
….
40 yaş bir olgunluk alametidir. PKK yönetimi bu olgunluğu 4 soruda gösterebilecek mi?

Belki……”

Sayın Turhalı, PKK yi Kürt halkının düşmanlarının güdümüne sokanlara, yanlışların militanları, yalancı, korkak, maaşlı ajanlar, üçkağıtçılar, ceplerini doldurmak isteyenler lazımdır. Dürüst yurtsever, cesur adamları düşman görürler, onların kulaklarını tutup atarlar, kıçlarına tekmeyi de vururlar.  Kör gözden yaş akmaz, karga yumurtasından güvercin yavrusu çıkmaz.
Bu ulusun, bu hainlerin elinden rehine olarak kurtulması lazımdır. Biz Kürtlerin gücü yetmedi. Ya Allah, ya da başka güçler yapar.  

1 yorum
  1. Barzan diyor

    Kuzey Kurdistanda Kurd avukatlari,doktorlari ve eczacilar sorunlu ve vesikali mesleginden olanlardir.
    Doktor olan yolda§i ve parti sekreterini oldùrùyor.
    Eczacilar doktorlarla ilaç mafiasi kuruyor.
    Avukatlar sosyalist ve kominist olmayanlara olùm fermani biciyor.
    Hele ogretmen okulunu daha bitirmeden Kurdi siyasete Turk dilini ve kemalizim hocasi olanlar ayri bir sorun.
    Kurd siyasetinde etkin olanlar hatta siyasi lider olanlar bu meslekten olanlardir.
    Burjuva hukukunu ele§tirenler orgùt ve partilerin halk mahkemesi denilen olùm mahkemelerini gormek istemezler.
    Okuyup diploma aldiklari evrensel hukuku deyil okumayip diploma almadiklari Stalin hukuksuzlugunun avukatligini yaparlar.
    Hukuksuzluk kendilerine dokundugunda hemen dosya açipyillarca hukuksuz olarak savunduklari orgùt ve partileri tehdit edip”bak ta§ çekersem duvar yikilir” derler.
    Ordùgù duvari yikan duvar ustalari.
    ANF ve diyer yalan makinasi basinin sorumlusu bir hukukcu avukatir.
    Ama Hizbullah artiklari ve sizintilari hergùn Kurd u Kurdistan dù§manligi yaptiran kendisidir.
    Galiba diplomalari bol§evik Stalin parti okulundan.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nine + 15 =