Take a fresh look at your lifestyle.

“Bir daha bana böyle şeyler anlatma!”

3 2.088

Abdullah Öcalan’ın bir dönem avukatlığını üstlenen A. Zeki Okçuoğlu  İmralı Adası’ndaki işleyişi ve Öcalan’la aralarında geçen bir dialoğu Facebook hesabında yazdığı bir makaleyle paylaştı. Biz de VengMA olarak o makaleyi sizlerle paylaşıyoruz.

İşte o makale…

 

PKK MERKEZ KOMİTESİ
1999’da Abdullah Öcalan’ın avukatlığını üstlendiğim kısa süre zarfında İmralı’da kendisiyle yaptığım toplam altı görüşmede ısrarla onu, üstlendiği misyona layık bir savunma yapmaya ikna etmeye çalıştım. O da her defasında bana, devlet yetkilileriyle sürekli görüşme halinde olduğunu, birlikte toplantılar tertiplediklerini, ‘barış ve çözüm’ün an meselesi olduğunu, çok yakında bir takım sürpriz haberlerinin olacağını söyleyerek savunma meselesini geçiştiriyordu.
Abdullah Öcalan Bu iddiasını kuvvetlendirmek için yine her defasında benden ve diğer avukat arkadaşlardan, kendisi için özel bir Pişmanlık Kanunu’nun çıkarılacağını söylüyor ve bizlerden bu konuda TBMM’de bir gelişme olup olmadığını soruyordu.
Bir defasında Türklerin verdiği söze güvenmemesini söyleyerek Şeyh Said’in hikayesini anlattım kendisine.
Hikaye kısaca şöyle…
Türk devleti adına hapishaneye giden Kerkük Kürtlerinden hakim Ali Saip, Şeyh’e, mahkemede devletin kendisinden istediği ifadeyi vermesi halinde ona mecburen verilecek olan idam cezasının müebbet hapse çevirileceği ve iki yıl sonra da çıkarılacak affı umumiyle serbest bırakılacağı vaadinde bulunuyor. Ali Saip buna ilaveten Şeyh’e şahsi şu sözü de veriyor:
“Dışarı çıktığında sizi ziyaret etmek için Hınıs’a geleceğim. Birlikte kuzu çeviririz.”
Ali Saip’in devleti temsilen verdiği söze inanan Şeyh mahkemede, kendisinden istenen şekilde ifade verir, ancak Türk devleti ona verdiği sözü tutmaz.
Şeyh Said ve arkadaşlarına verilen idam cezası (aynı gün yürürlüğe konan özel kanunun ‘Şark İstiklal Mahkemesi tarafından verilen idam cezalarının infazı için Temyiz Mahkemesi’nin tasdik şartı aranmaz.” hükmüne dayanarak yine aynı gün infaz edilir.
Şeyh Sait’in hikayesini anlattıktan sonra da kendisine şunu söyledim:
“Türkler bugüne kadar Kürt’lere verdikleri hiçbir sözü tutmadı. Şeyh Sait gibi sana verdikleri sözü de tutmayacak bunlar.”
Abdullah Öcalan bir sonraki görüşmemizde bana şunu söyledi:
“Geçen görüşmemizde anlattığın Şeyh Said’in hikayesi yukarıdakilerini hoşuna gitmemiş. Bir daha bana böyle şeyler anlatma.”
Kendisiyle yaptığım son görüşmede Öcalan bana ve görüşmede bulunan diğer avukatlara, “Kimse benden mahkemede klasik bir savunma yapmamı beklemesin, Kriz Merkezi’nin önüme koyduğu bir çerçeve var. Savunmamda ona bağlı kalacağım.” diyerek savunma tartışması son verdi.
Abdulah Öcalan, daha önce Kriz Merkezi dediği Türk istihbarat servisleri elemanlarından teşkil edilen organizasyondan, aşağıda sözünü edeceğimiz kitapta, Heyet ya da Devlet Heyeti ismiyle söz edilmektedir.
Kriz merkezi, muhtemelen NATO bünyesinde aynı isimle mevcut olan organizasyona bağlı olarak faaliyet yürütüyordu.
*
Abdullah Öcalan’ın siyasi geçmişi tetkik edildiğinde, sadece İmralı’da değil, onun faaliyetlerinin ondan önceki safhalarının da Türk gizli servislerinin himayesi altında ceryan ettiği görülür. Onunla alakalı ileri sürdüğümüz bu kanaati destekleyen yeterli kaynağa sahip bulunuyoruz. Bu kaynakların başında da bizzat Abdullah Öcalan’ın kitaplarında yaptığı itiraflar yer almaktadır.
Misal olarak…


Yukarda sözünü ettiğim 2015’te PKK’ye ait Mezopotamya Yayınevi tarafında yayınlanan Abdullah Öcalan’a ait, DEMOKRATİK KURTULUŞ VE ÖZGÜR YAŞAMI İNŞA (İmralı Notları) isimli kitap, sözde ‘barış ve çözüm süreci’nde onun ve PKK’nin Türk gizli servisleri tarafından kurulan mekanizma vasıtası ile nasıl idare edildiği hakkında hayli aydınlatıcı bilgiler ihtiva etmektedir.
Söz konusu kitap bize ‘İmralı’da kurulan mekanizma hakkında net bilgi vermektedir. Mekanizma iki heyetten oluşmaktadır: biricisi, PKK’yi sevk ve idare eden merkez komitesi pozisyonuna sahip Devlet Heyeti; ikincisi, Devlet Heyeti’nin PKK Merkez Komitesi sıfatıyla aldığı kararları icra organı Kandil’e tebliğ eden (postacı) HDP yöneticilerinden oluşan Tebliğ ve Teftiş Heyeti.
Kısaca İmralı Notları adlı kitap, iki bölümden ibarettir…
Kitabın birinci bölümde, sözde barış ve çözüm süreci namına HDP temsilcileriyle yapılan periyodik görüşmelerde yapılan bir kısım konuşmalar yer almaktadır.
Kitabın İkinci bölümde ise, PKK ve ona bağlı olarak teşkil edilen legal organizasyonların sevk ve idaresi için devlet tarafından tesis edlen mekanizmanın esasını teşkil eden Heyet ya da Devlet Heyeti toplantılarından bazı bölümler yer verilmektedir.
İmralı Notları’ndan anlaşıldığına göre, PKK literatüründe isminden ‘önderlik’ diye söz edilen ve bu organizasyonun Merkez Komitesi olarak faaliyet yürüten Devlet Heyeti’nin başında Kamu Güvenlik Kurumu Müsteşarı yer almaktadır.
Devlet Heyeti’nin bir mensubu olan Abdullah Öcalan aynı zamanda onun sözcülüğü mevkiine saip bulunuyor.
Yine kitapta yer alan konuşmalarından Abdullah Öcalan’ın MİT Müsteşarı (artık başkanı) Hakan Fidan’la yakın temas halinde olduğu ve zaman zaman görüştükleri anlaşılıyor. Bundan hareketle Hakan Fidan’ın da bu toplantılara katıldığı söyleyebiliriz.
Devlet Heyeti sözcüsü sıfatıyla Abdullah Öcalan’ın vazifesi, alınan kararları onun adına Tebliğ ve Teftiş Heyetine vasıtasıyla PKK icra organı Kandil’e bildirmek…
Tebliğ ve Teftiş Heyeti mensupları daha ziyade yazılı olarak aldıkları kararları Güney Kürdistan’a giderek Kandil’e tebliğ ederken ayrıca, daha önce tebliğ edilen kararların icra edilip edilmediğini teftiş etmektedir.
Bunun yanında başta HDP olmak üzere PKK’nin legal orgaları Devlet Heyeti tarafından (Abdullah Öcalan vasıtasıyla) direkt olarak yönetilmektedir.
HDP yöneticileriyle yaptığı toplantılarda Abdullah Öcalan vasıtasıyla bu parti ve mevcut diğer legal organizasyonlar hakkında alınan kararları tebliğ edilmesinin yanında, yine Heyet’in aldığı karar çerçevesinde onların tepeden en alta kadar bütün teşkilatlarının idarecileri ile milletvekili ve belediye başkanı adayları tespit ve tayin edilmektedir.
Yine İmralı Notları isimli kitaptan, Devlet Heyeti’nin Kürt kökenli mensupları arasında Hatip Dicle’nin de yer aldığını öğreniyoruz. Ayrıca Devlet Heyeti’nin bazı toplantılarında HDP Heyeti mensuplarının da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Abdullah Öcalan bir defasında Devlet Heyeti’nin bazen üst üste günlerce toplantı yaptığı söylemektedir, ki bu da toplantıların kesinlikle İmralı’da değil büyük ihtimalle Ankara’da yapıldığına delalet etmektedir.
Devletin önemli mevkilerindeki kişilerin her gün Abdullah Öcalan için Ankara’dan İmralı’ya taşınması zaten akla da uygun değil.

Ahmet Zeki

3 Yorumlar
  1. Barzan diyor

    Rica ederim ne demek.
    Diyarbakir Turk zindaninda Kurd u Kurdistan vatanseverligini temsil edenler siz boyun egmezlersiniz.
    Ulusumuzu temsil edenler sizlerle ovùnmek ve te§ekùr etmek benim duygularim.
    Ben Esad Oktay Tùrk canisini ve zùlmùnù gormedim.
    Lakin Cezaevinde bana mavi pelur kagidindan bir kaç sayfalik Hawar isimli bir bro§ùr hemen okuyup teslim etmem için verildi.
    O sayfalarda Sizlerin Kurd u Kurdistani direni§i yaziliydi.
    Hatirladigim kadari ilà, merhum Mazlum Doganin biti§igindeki hucrede olan arkada§a 5 Nisan 1980 tarihli eski bir Gùnaydin gazetesi sayfasinda sarili cama§irlari verilir.
    O gazetenin ilginç olaylar ko§esinde ABD -Alkazar hapishanesinde ilginç bir intihar yontemi yazildir.
    Bu gazeteyi okumak için merhum Mazlum Doganin için verilir.
    Ve “okudunmu” diye sorulur.
    Ve bildigimiz gibi Mazlum Dogan intihar eder.
    Bu intihari hapishanede açlik grevinin bitirilmesi için Mazlum Doganin cabasi oldugu soylenir.
    Ayrica 4 Kurd evladinin kendinilerini alevlere verdiginde “kahrolsun ihanet ” slogani birileri için soylendigi ima edilir.
    Bu okuduklarim dogrumu?
    Uygun gorùrseniz yazabilirsiniz yada yanitsiz birakin.
    Dortlerin kibrit ve boya tinerini duvarlara resim yaparken masa ùzerinde birakilan kibritin içeri alindigi yaziliydi.
    Okudugum ve bildigim kadariyla mantikli aciklama yapan ve yazan siziniz.
    Benim okuduklarim dogrumu?
    Merhum Mazlum Doganin eline neden 5 kibrit çopù deyilde 3 kibrit çopù tutu§turuldu.
    Selam ve hùrmetle.

  2. Barzan diyor

    Abdullahin imrali avukat gorù§meleri avrupada cehpe cali§anlari okudukca hepisi evine dondù.
    Bu insanlar evlerini ùstùndeki giysilerle terk eden ve gece gùndùz halkin arasinda vatanimiz Kurdistanin istiklàl ve hùrriyeti için cabalayan vatanseverlerdi.
    Tùmùde Kurdistana sava§maya yazili gerilla adaylariydilar.
    Mahsun Korkmazin,Kemal Pirin,Mazlum Doganin yigitligine siginan odlek ve itirafci Abdullahi okuyan bu saflari terk etti.
    Kurdistan ulusal kurtulu§cu merhum azizlerimiz için “ùç ay dayanamadilar” diyen bùyùk avci 3dakika dik duramadi.

    1. Vengma diyor

      Barzan teşekür ederim. Diyarbakır cezaevinin değerlendirmesi iyi olmuş. Bu değerlendirmeye karşı kimin bir sözü varsa yazabilir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

two + thirteen =