Take a fresh look at your lifestyle.

Bilge / Bir Komutanın Portresi

Dr. Sait Çürükkaya'nın komutanlık Özelliklerini anlatan bir yazi.

0 125

Bilge/ Dr.Sait Çürükkaya’nın ardından yazı yazmak bana çok zor geliyor. Ölüm bütün şehitler için olduğu gibi onun için de çok erkendi. Hele Dr.Sait gibi savaş üzerinde çok yoğunlaşan, yarım kalmış projeleri, henüz hayata geçmemiş fikir ve tasarıları olan bir komutanın şehadeti Kürdistan için büyük bir kayıptı.

Onunla ilk kez 1994 baharında Sason kırsalında karşılaşmıştık. Genç, dinamik, oldukça hareketliydi. Çok zeki olduğu konuşmalarından ve konulara yaklaşım tarzından belliydi. Tanışıp konuşmaya başlayınca onun PKK içindeki kadrolardan ve ARGK içindeki komutanlardan oldukça farklı bir karaktere sahip olduğunu, savaşta farklı bir çizgi, tarz ve taktik peşinde olduğunu hemen anlamıştım.

Doktor açık sözlü ve niyetini, düşüncesini, saklamadan dobra konuşan bir arkadaştı. Savaştaki cesareti kadar medeni cesarete de sahip olduğunu hemen farketmiştim. Bu çok hoşuma gitmiş, kendisiyle her konuda tartışma imkanı bulduğuma çok sevinmiştim.

1994 yılı gerilla savaşında bir dönüm noktasıydı. Devletin klasik savaş ve operasyon yöntemleri değişmiş ama bizim gerillamızın eğitim, üslenme,hareket ve savaş tarzında hiç bir değişim olmamıştı.

Bunun sıkıntısını yaşıyorduk. Bu konuların askeri kurmay aklıyla konuşulup tartışışılması, sonuçlar çıkarılması ve sonuçların hayata geçirilmesi gerekiyordu. Ne yazıkki örgüt yapısı bu ihtiyaca cevap verecek bir kurumsal yetenekten ve işleyişten çok uzaktı.

Bu durum Doktorla yaptığım tartışmaların odak noktasını oluşturuyordu. Tabi bu konuların bireylerin yetki ve insiyatifini aştığını örgütsel yaşam tecrübesi olan herkes bilir. Bizdeki gerillacılık araziye sıkı sıkıya dayalı bir komutan, savaşçı ve savaş tarzı yaratmıştı.

Silahlı propoganda dönemi ve vurkaç biçimi eylem tarzı için zorunlu olan bu tarz 1993 yılında en son başarısını göstermiş,1994 yılı itibariylede hızla sorunlu bir hal almıştı. Devlet 1994 te köyleri boşaltarak gerillayı erzaksız, istihbaratsız ve halk desteğinden yoksun bırakma, Özel eğitilmiş birlikleri savaşa sürerek daha öncesinden farklı operasyon, saldırı ve sızma biçimleri uygulama, arazinin stratejik noktalarına sürekli konumlanarak gerillanın hareket ve manevra imkanlarını daraltma olarak özetleyebileceğimiz üç taktikle başladı.

Bu yönelime hemen çare bulunup tedbirler alınmazsa durumumuzun gün be gün kötüleşmeye gideceğini farketmiştik,nitekim öylede oldu. Doktor Sait 1990 başlarında partiye ve savaşa katılmış, ikinci kuşak kadrolardandı. İkinci kuşak kadroların özelliği daha genç, daha korkusuz ve endişesiz olmalarıydı.12 Eylülü yaşayan ilk kuşak kadroların daha temkinli, daha tutucu, daha endişeli olduğunu, ikinci kuşak arkadaşları tanıyınca farkettim. İkinci kuşak kadrolar daha çok şehir ve üniversite çevrelerinden geliyordu.

Sahip oldukları bilgi ve kültür düzeyleriyle çoğunluğunu Botan köylülüğünün oluşturduğu komutan ve savaşçılara göre farklı bir profil çiziyorlardı.1990 daki serhıldanların ardından hızla ve yoğun olarak gerilla saflarına katılan bu kuşak ne yazıkki idealindeki örgütü ve savaşı bulamadı.

Parti ve gerilla bu kuşakla ivme kazanıp daha modern ve nitelikli bir düzeye gelebilirdi ama eğitim alanındaki yetersizlik ve tutucu yaklaşımlar bu kuşağın köylü savaş tarzı ve kültürü içinde eriyip etkisizleşmesini getirdi. “Günümüzde sadece araziye dayalı savaş ve savaşçı kişilikle sonuç alınmaz.

Klasik parti ve örgüt yapıları da düşmana karşı yetersiz kalıyor. Çağımızda her devrimci bir kızıl siyasi üs olmalıdır.Bu yetenekli,sorumlu ve insiyatifli devrimci birey olmazsa düzene karşı zafer elde etmek imkansızdır” Doktorla yaptığımız tartışmalarda ulaştığımız sonuçların özeti buydu.Benim içimde bir eğilim gibi olan bu fikirleri Doktor daha sesli ve cesur biçimde dile getiriyordu.Tabi bunlar gittikçe merkezileşip tutuculaşan bir örgüt yapısı içinde fantezi gibiydi,fikirlerimiz bize kalıyordu. Kırdaki savaşın şehire taşınmaması, kır gerillacılığının zamanla marjinalleşmesini getirir.Şehir olmadan devlet ve uygarlık olmaz.

PKK nin dağa uyarlanmış bir hareket olarak kalması,savaşını şehirde süreklileştirememesi her zaman büyük bir eksiklik olarak kaldı ve bunun nedenleri üzerinde tartışılmadı.Doktorun sık sık vurgu yaptığı konu buydu.Arazi savaşmaz,insan savaşır.Savaşan insan ise her yerde savaşabilecek bir performansa ulaşmak,ulaştırılmak zorundadır. Bir komutan olarak Dr.Sait savaşta eylem ve çatışmaları planlayabilen,mevzide çakılıp kalma yerine çatışma içinde yaratıcı ve sonuç alıcı manevra ve hareket biçimlerini hemen bulup uygulayabilen ender arkadaşlardan biriydi.Özellikle Amed sahasında bunun başarılı örneklerini kendisiyle birlikte kalan herkes bilir.Savaşta düşmanı aldatma,düşmanı yanlış hareketlere yönlendirme ve düşmana yanlış yaptırma bir dizi hazırlık ve yaratıcı zeka gerektirir.Dr.Sait bu zeka ve soğukkanlılığa sahip çok az komutandan biriydi.Bu yetenekleri hayata geçirmek eğitimli birlikler ve buna ortam ve imkan sağlayan bir savaş konumlanması ile savaş tarzı ister.

Doktorun bütün çabaları ve ideali bu olmuştur.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

16 − 7 =