Take a fresh look at your lifestyle.

NEDEN!

28

Azad Sağnıç / Sosyolog Sennett diyor ki “Saygı, tanımadan kaynaklanır” (Sennett, 2005: 60).*

Saygı tanımaksa ne yapmalıyız ki dünya insanlık ailesi biz kürtlerin de özlem ve talaplerine saygı göstersinler veya ne yapmamalıyız ki bizleri tanısınlar?

Biz Kürtler geleceğimiz ve yöneticilerimizle ilgili kararlarımızı verirken, demokrasinin işleyişlerinden olan seçim, seçilme refarandum gibi demokratik haklarımızı kullanırken bile açlıkla ölümle izolasyonla tehdit ediliyoruz.

Halbuki;

Uluslararası hukukun ön gördüğü demokrasinin olmazsa olmazı olan haklarımızı biz Kürtler kullandığımızda dünya devletleri ve buna bağlı kurumlar kendi söylem ve yazılı kararlarını görmezden geliyorlar.

Şöyle ki

1789 Fransız Devrimi’nden sonra kurulan ilk meclisinin kararı, 1917 Ekim Devrimi’nden sonra tüm sosyalistelerin canhıraş bir şekilde sahip çıktığı ve dahası 1919 Wilson Prensipleri’nin temelini oluşturan ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı ilkesi. Ulusal talepleri olan her millet için savunurlarken neden biz Kürtler söz konusu olduğumuzda bu ilke yok hükmündedir.

Sevgili hocamız Sosyolog İsmail Beşikçi’nin dünya devletlerinin biz Kürdlere bakışını şöyle izah ediyor. 

“Siz Kürdler, kendi geleceğinizi belirleme hakkına sahip değilsiniz. Sizin geleceğinizi ancak biz belirleriz. Siz kendinizi yönetemezsiniz. Siz şimdiye kadar hep, kültürde ve medeniyette sizden çok daha ileride olanlar tarafından yönetildiniz. Bundan sonra da böyle olacak, Ne faydalıdır, ne zararlıdır, ne doğrudur, ne yanlıştır, neyin zamanı gelmiştir, neyin zamanı gelmemiştir, siz bunları bilecek, ölçecek, anlayacak, kavrayacak güçte değilsiniz. Bu bakımdan, sizin geleceğinizi ancak “biz” belirleriz.”

Geleceğimiz belirlerlenirken ken neden bizi yok sayarak yapıyorlar?

Sosyolog Sennett ne demişti “Saygı tanımaktır.”

Saygı tanımaksa neden insan olmaktan millet olmaktan doğan haklarımıza saygı gösterilmiyor?

Aynı gök kubbe altında insanlık ailesinden olmak yetmiyor mu tanınmak için?

Medeniyetin beşiği olmak yetmiyor mu?

Özgürlüğümüz için yüz yıllardır savaşıyor olmak yetmiyor mu?

Yüz yıllardır her türlü mezalime uğramış olmak ve bu mezalime karşı mücadele etmek yetmiyor mu?

IŞİD gibi bir canavarla savaşıp onları tarihin karanlık sayfalarında ölüme mahküm etmek yetmiyor mu?

Yılların getirdiği özlemle tabandan gelen sesle tabii hakımız olan kendi kaderimizi kendimiz belirlemek için demokratik ve hukuka uygun bir biçimde yapılan refarandumda % 94’e varan bir sonuçla kaderimizi belirlemekten yana tavır aldığımızda bile bize saygı gösterilmedi. Bir diğer değişle refarandum sonuçları tanınmadı. Yok, hükmünde sayıldı.

25 Eylül 2017 tarihinde Güney Kürdistan’da yapılan referandum tüm yok sayılmaya rağmen %94’lük sonucu ile Kürt halkı kendi kaderini belirlemiştir. Refarandum sonucu tapu senedi hükmündedir.

25 Eylül 2017’de Güney Kürdistan’da yapılan referandumu öncesiyle sonrasıyla ve tüm yönleriyle inceleyen Eyüp Demir’in “Bağımsızlığın Anahtarı Referandum” adlı kitabı Havin Yayınları’ndan çıktı. Eyüp’ün kitabı bilineni bilinmeyenle, bildiklerimizi bilmediklerimizle flaşbeg yaparak vicdanlara sesleniyor. 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

fifteen + 10 =