Take a fresh look at your lifestyle.

Bugün efkarlıyım

62

Sene 1979 Ankara Keskin Cezaevindeyiz. Dört kişi bir
hücrede yaşıyoruz. Bizi koğuşlara almıyorlar. Koğuştaki mahkumlar „komünistleri koğuşa verirseniz şişleriz diyorlar.“
Birkaç MHP’lin tezgahı. Cezaevi Müdürü bizi tehdit edenlere kovuşturma yapacağına, bize ölümü gösterip sıtmaya razı ediyor. Can güvenliğimiz yok ve bizi 8 metrekarelik bir hücrede yaşamaya razı ettiriyor.

 

Tam 6 Ay penceresi olmayan hücrede kalıyoruz. Biri PKK’lı, biri Halkın Kurtuluşu’ndan, Biri TIP den ben ise Devrimci Yol’dan. Bir tane de Fare var. Bazan Fare deliğinden çıkıyor. Biz ona korkudan ekmek veriyoruz, ki gece acıkıp
kulaklarımızı yemesin diye. Fare deliğini büyüterek tünel kazmaya karar veriyoruz. Sona varmak üzereyiz 15 Metre kadar gitmişiz. Tam üç aydır kazıyoruz. Tırnaklarımız toprağı kazmaktan bitmiş. Bir tane soba ayağı var elimizde. Sobanın ayağı üç ayda elimizde aşınarak bitiyor. Hepimizin parmak uçları iltihaplanmış. Toprağı parmaklarla açıyoruz. Ortak bir amacımız olmasina rağmen kavga etmediğimiz gün yok. Küfürlerimiz „Goşist, sosyal faşist,, şovenist, milliyetçi,
Revizyonist.“ Yani herkes birine bir küfür yakıştırıyor. Kavga ederek ve tünel kazarak ilerliyoruz.

Derken Yilmaz Güney’den „Halkın Kurtuluşu“ ndaki arkadaşa (Mehmet Kara) bir mektup geliyor. Okuyoruz. O zaman Yilmaz Güney Kayseri Cezaevinde. Yilmaz Güney „faşizm
devrimcilerin Hocasıdır“ diye bir makalesini yollamış.

Tabi bildik şeyler. Faşizm iktidara gelirse devrim yolu daha yakın olacakmış, ve Faşizm kitlelerin canına tak edeceği için devrim hızlanacakmış. Ve kavga ediyoruz „darbe devrimi
hızlandırır mi hızlandırmaz mi“ diye. Devrim iki yılda mi 10 yılda mi gelecek.
Ben 4 yıl diyerek orta yol buluyorum:-) Suni dengenin iki
yılda kırılacağını arkasında da devrimin iki yıl süreceğini
vurguluyorum.

Neyse, bu devrim her halükarda gelecek de ama kaç yılda gelecegi üzerine kavga ediyoruz. Yilmaz Güneyin dediği ya da öngörüsü oluyor. 12. Eylül ile „açık Faşizm” geliyor. Evren solun üzerinden silindir gibi geciyor. Anayasayı %99 la kabul
ettiriyor. Yani bize hocalık yapacak faşizm geliyor. Proleterya ve köylü güzel bir darbe yanlısı oluyor mu. Karadeniz ve
iç Anadoludaki aranan bir çok arkadaşımız kürt bölgelerine
çekiliyorlar. Kendi bölgelerinde ihbar yiyorlar kendi bölgelerinde bir çok insan artık kapılarını onlara kapatıyorlar. Ancak Adıyaman, Malatya, Sivas, Dersim bölgelerinde gezebiliyorlar. 5 yıl o daglarda kalıyoruz. Bir tane ihbar yemiyoruz.

12 Eylül döneminde kapılarını cesurca devrimcilere acan
bölgelerin çoğunluğu kürtlerin yaşadığı bölgeler.

Benimle birlikte dağda gezen17 arkadaşım öldürüldü. Ne tesadüf ki hepsi de kürt bölgelerini terk edince öldürüldüler. Ve genellikle ihbar yediler. Ya Karadenizde ya da iç Anadolunun kıraç topraklarında kanları toprağı ıslattı. Onların anısı önünde eğiliyorum.

Ve bugüne geliyorum. Bizim geride kalan bu „solcu
kardeşler“ büyük bir marifetle MHP ile yarışıyor. Barzani hala onlara göre Aşiret reisidir, ÖDP bildirisinde
“Ortadoğu’da sürmekte olan savaş, 25 Eylül’de Irak’ta gerçekleştirilmesi planlanan ‘Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’ ile derinleşme sürecine evriliyor.” diyor. Yani referandumu savaşı derinleştirme olarak sunuyor.

Referanduma karşılar, ÖDP’nin güney Kürdistan’daki referanduma ilişkin tutumunu okudukça arkadaşlarım oldukları için korkunç bir utanç duyuyorum. İçim acıyor.
Türkiye’de bu tür örgüt ve Partilerin bunu söyleyenlerin sol olabilme ihtimali bile bitmiştir. Tarih bu nankörleri solcu diye
yazmayacaktır.

Ve ben o hapis yıllarını özlüyorum. „4 yıl sonra devrim
olacağı“ hayallerini özlüyorum.
şimdi bırak 10 sene sonra devrimi, sol var mi, sol sokağa
çıkabiliyor mu, var olabiliyor mu onun kaygısına düştük.

Kimlerle bir arada olmuşum vay be!

Mahmut Canbay

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

one × 1 =