Take a fresh look at your lifestyle.

Aysel’in Sesi

0 24

ULAŞ BOZ  / Facebook’u açtım ve Selim Çürükkaya’nın şu paylaşımını gördüm; diyor ki:

“EŞİM Aysel Çürükkaya 1979 yılında Diyarbakır Kurtoğlu’nda gördüğü işkencelerden dolayı sesi kısılmış ve kalınlaşmıştı. Doktorlar bunun nedenini yeni buldular ve giden sesinin geri gelmesi için ameliyata aldılar”

Ve Aysel Abla’nın hastaneden fotoğraflarını koymuş.

Yine bir başka paylaşımda “1979 da Diyarbakır işkencehanesinde yitirdiğimiz sesi, 39 yıl sonra Hamburg’un bir hastahanesinde arıyoruz.” diye yazmış.

Şimdi Aysel Abla’yı bu ameliyat vesilesiyle böyle gördüm ya, şimdi gel de Aysel Abla’ya dair bir makale yazma!
Yazsam, kiminiz şunu diyebilir : “İyi de adam, sen kaç yıldır tanıyorsun ki Aysel Çürükkaya’yı da, kalkıp uzunca bir şeyler yazacaksın?” Evet, şunun şurasında iki senedir Aysel Abla’yı tanıyorum, çok uzun bir zaman sayılmaz, haklı olabilirsiniz. Ama şunu belirtmem gerek: Ben, evlerine gitmiş, misafirleri olmuş, kendisinin belgeselini çekmiş, ona hemen her soruyu sormuştum. Belki 5 saat kamera karşısında kalmıştı. Aysel Abla hakkında bildiklerimin yanında hiç bilmediklerim de varmış, onu da o çekim esnasında öğrenmiş oldum.

Çekim bitince o akşam da orda kalmış, misafirleri olmuştuk Hülya Abla ile birlikte. Yine geçen sene tam bugünlerde kendilerine misafir olmuştum Norveç dönüşü. Arada bir bir de telefon konuşmalarımız olmuştur. Aysel Abla’yı bu vesilelerle tanıdım.
Aysel Çürükkaya ismi ne zaman geçse Sakine Cansız’ı anımsarım nedense, Sakine Cansız ismi geçince de Aysel Abla’yı. Bunu aynen Aysel Abla’ya da söylemiştim. Belki ikisinin de Dersimli oluşundan ve ikisinin de beraber ölüm orucuna yatmalarından dolayıdır bu çağrışım. Zihnime onlar, bir elmanın iki yarısı gibi nakşolmuş. Aysel Abla benim için bir direniş sembolü. Benim kadın kahramanım. O, duruşuyla bir fedakarlık timsali. İnandığı davaya canını ortaya koyabilen bir sıra neferi. Son derece doğal, mütevazi bir insan. Misafirperver. Bizim ora insanının özellikleri işte.  Benim Ablam. 4 Ablamdan sonra kendisi 5.si. Biz, insanlara olan sevgimizi çoğu zaman yüzlerine karşı söylemeyiz, çoğunlukla onlar bu dünyadan göçüp gidince arkalarından söyleriz.

Ben öyle yapmayacağım, bugüne kadar bu kadar net söylememiştim, şimdi bu vesileyle söylüyorum. Belki hemşericilik dersiniz, belki kiminiz yalakalık olarak nitelendirirsiniz, bilemeyeceğim. Ama ben genel anlamda zaten Diyarbakır Cezaevinde kalıp da o işkencelere maruz kalmış her kim var ise, hele hele her kimi tanımış elini sıkmışsam, onlara gönül kapılarım ardına kadar açılır. Belki ondandır Fuat Çavgun’u, Selim Çürükkaya’yı, M. Can Yüce’yi, Şükrü Gülmüş’ü, Aysel Abla’yı bu kadar çok sevmem. Selim Abi ile dialoğum daha yoğun olmasına karşın, ne yalan söyleyeyim, ben Aysel Abla’yı nedense kayırırım. Dedim ya, benim kahramanım O’dur. O, hayatı film olacak insandır. Bunu söylemekle adını saydıklarım ve saymadıklarımın Aysel Abla’dan eksikleri olduğu anlamı sakın çıkarılmasın. Aksine, kimi yönlerden Aysel Abladan çok daha ileri düzeydeler, o ayrı. Ama dönemin şartlarını düşününce kendisinin bir kadın olarak o dönem siyasetin içinde oluşu, duruşu, direnişi, ve başına olmadık şeyler gelmesi, O’nu diğerlerinden ayrı kılıyor. Tıpkı Sakine Cansız ve diğer kadın kahramanlar gibi.

Aysel Abla, Türkiye’nin o en karanlık devrinde, haydutlar sürüsünün elindeyken, işkencede başına gelenlerden sonra hasar gören sesini düzeltebilmek için ameliyata girmiş. Geçmiş olsun Aysel Abla. Sesin sesimizdir.

Görüntünün olası içeriği: Aysel Cürükkaya, iç mekan
Görüntünün olası içeriği: Aysel Cürükkaya, yakın çekim
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Aysel Cürükkaya dahil, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve iç mekan

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 × 3 =