Selahattin Demirtaş

Demirtaş bir Sorun, Çok Soru

Milyonlarca insanın bağrında besleyip büyüttüğü Selahattin Demirtaş partisi ve avukatlarınca sahipsiz bırakılmıştır.

Nasıl?

Demirtaş, yasal bir partinin genel başkanı ve milletvekili iken yaka paça gözaltına alınmış, tecrit edilerek zindana atılmıştır. HDP, Kürd siyasi parti ve liderleri bu haksız, hukuksuz ve zulüm uygulamasına karşı ulusal ve uluslar arası alanda ne tür bir çalışma yürüttü?

Uluslararası kurumlar ve hükümetler düzeyinde ne tür siyasi, hukuki ve diplomatik girişimlerde bulundu?

Bilen varsa söylesin.

İşin hukuki boyutuna gelince, tam bir vurdumduymazlık, bir rezalet.

Demirtaş, Türkiye Cumhurbaşkanlığı makamına talip bir aday. Bu makama talip birinin hakları ne, haklarının gasp edilmesi uygulamasına karşın ne tür hukuki girişimlerde bulunuldu, bulunuluyor bilen var mı? (Tahliyesi için YSK’ya başvuru hariç)

Demirtaş’ı siyasi rehin olarak zindan attıran, tecride tabi tutan Recep meydanlarda bas bas bağırıyor.

“Sen hangi hakla Cumhurbaşkanı adayı oluyorsun. 53 kişinin katilisin” diyor.

Demirtaş hücresinden cevap veriyor.

“Değil böyle mahkumiyet kararı, bu konuda açılmış bir dava bile yok. Bu iftiran için benim bir beyanımı bul. Senin lehine adaylıktan çekileceğim. Bu katillerin araştırılması için meclise 12 tane genelge sunduk. Tümü genel başkanı bulunduğun partin tarafından ret edildi. Suçlu ben isem neden gizliyorsunuz” diyordu.

Recep’in sarf ettiği sözlerin hukuk düzleminde karşılığı ne?

ı- Yargıya açık bir müdahaledir. Yargıya müdahale etmek suç mu, suç. Cezai ve hukuki yaptırımları var mı var? Peki avukatları neden herhangi bir girişimde bulunmuyor?

ıı- Böyle bir mahkeme kararı ve hatta açılmış bir dava bulunmamasına karşın, “53 kişinin katilisin” sözü bir iftira mı, iftira. Hukuk düzeni müfterinin bu söz ve eylemini cezai ve hukuki yaptırıma tabi tutmuş mu, evet. Peki, avukatları neden herhangi bir girişimde bulunmuyor?

ııı- Seçim kanununda haksız rekabet suç olarak telaki edilmiş mi, edilmiş. Zindanda siyasi rehin olarak tutulan Demirtaş haksız bir rekabete maruz kalmış mı, kalmış. Peki, avukatları neden herhangi bir girişimde bulunmuyor?

Say sayabildiğin kadar.

Diyeceksiniz, yargı taraflı ve Recep’in emrinde. Bu doğru. Lakin hukuk öyle hemen sonuç veren bir uygulama değil, Aziz Nesin’in “Güvercin Kakaları” isimli drama-komedi hikayesinde olduğu gibi belki de Çaldıran savaşından Cumhuriyet Türkiye’sine kadar süren bir dava konusu da olabilir. Olsun, hukuki ve tarihi birer belge olarak bazı bilgi ve belgelerin elimizde bulunması da bir kazanç. Günün birinde bunun mutlaka hesabı görülecektir.

“Uzun çöp kısa çöpten mutlaka bir gün hesabını soracaktır”

Onlarca avukatın savunduğu davaların nasıl bir felaketle sonuçlandığını iyi biliyorum. Roboski davası rezaleti bir hukuk ve avukatlık utancı işte karşımızda duruyor.

320 kişinin yargılandığı 1991 Cizre Newroz davasında 61 avukat ortak savunmaya imza atmıştık. Birinci duruşmaya avukatların tümü geldi. İkinci ve üçüncü duruşmalara da iki üç avukat. Sonraki duruşmalarda ise ben tek kaldım.

Annemin meşhur bir sözü vardı “Tavukların ismi olmaz. Kış, kış dediğinde hepsi başını kaldırır ve sana bakar. “benim ismim ünlenmedi, bana söylenmedi” diyerek bostanı gagalamaya devam eder” diyordu.

Çözüm ve yol….

Demirtaş’ın hakkını, hukukunu savunmak için iki ya da en fazla üç avukat belirlenmeli, masrafları karşılanmalı, açılmış veya açılacak davalardan bunlar sorumlu tutulmalıdır.

Ya Kürd parti ve siyasileri?

Yetenek fukarası,bencil, düşük profilli. Doğrusu hiç ümidim yok.

Başta da söyledik. Bir sorun ve cevabını arayan çok soru var ve Demirtaş tecrit edilmiş hücresinde İskoçyalı William Wallace “Cesur Yürek” olarak çarpışırken milyonların yüreğinde hüzün içinde.

Sahipsiz…..

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


15 + 4 =