Take a fresh look at your lifestyle.

İbrahim Güçlü’nün SEÇİM Değerlendirmesi

0 80

HDP, “MİLLET İTTİFAKININ” GİZLİ ÜYESİDİR…

 ULAŞ BOZ-HDP’nin her iki ittifak blokunca dışlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İBRAHİM GÜÇLÜ- HDP’nin iki seçim ittifakı tarafından dışlanması (ki CHP HDP ile ittifaktan yanaydı. CHP’nin HDP ile özel ilişkilerinin HALEN devam ettiği de biliniyor), HDP’nin Kürt ve Kürdistan partisi olmasından; Kürtleri temsil etmiş olmasından dolayı değildir.

Ayrıca HDP’nin bu iki ittifak dışında tutulması, HDP’yi Kürt ve Kürdistan Partisi yapmaz ve yapamaz. Çünkü kendisi halen de Kürt ve Kürdistan partisi olmadığını açıkça ifade etmeye devam ediyor.

HDP, diğer Türkiye partileri gibi iktidar/hükümet mücadelesi içinde. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, “Millet İttifakının” ikinci tura kalan cumhurbaşkanı adayına oy vereceğini söylüyor.

Onun ötesinde, “Millet İttifak”, genel seçimlerden sonra mecliste HDP ile hareket edeceğini de açıklıyor. Buna ittifak içinde karşı çıkanlar olmadığı gibi, HDP de karşı bir görüş belirtmiyor.

Aslında bu bağlamda, HDP “Milli İttifakın” gizli üyesi konumunda.

En önemlisi de HDP, Kürt ve Kürdistan Partisi olsaydı, her iki ittifakın dışında, Kürtleri ve Kürdistanlıları temsilen dururdu. Kendisi de bu ittifakı istemezdi. İttifak için önerinin yapılması halinde de ret ederdi.

Ne yazık ki HDP, “Millet İttifakına” katılmasının engellenmesine çok üzülüyor ve tepki duyuyor.

HDP’nin, PKK’dan dolayı ittifaka alınması bir yerde tutuldu. Türk kamuoyunda HDP’nin PKK’nın bir örgütü olduğu biliniyor, açıkça ifade ediliyor. Gerçeği de odur.

PKK de, Türk Devletine karşı milli kurtuluş savaşı değil devletlerin çıkarlarını gözeten bir vekâlet savaşı yürütüyor.

“Millet İttifakı”, “Cumhurbaşkanı İttifakı” karşısında üstünlüğü sağlamak, R. T. Erdoğan’ı ve AK Partiyi alt etmek için HDP ile ittifak yapmaya can attığı halde, kamuoyunun baskısı ve tepkisinden dolayı HDP’yi ittifaklarına almadılar. Oy kaybedeceklerini göze alamadılar.

Aslında olan oldu. Kamuoyu, HDP’yi “Millet İttifakının” üyesi olarak çoktan algılamaya başladı bile.

 PKK/HDP KÜRTLER TARAFINDAN CEZALANDIRILMALI VE BARAJ ALTINDA BIRAKILMALIDIR…

 ULAŞ BOZ- HDP’nin barajı geçmesini mümkün görüyor musunuz?

İBRAHİM GÜÇLÜ- HDP’nin barajı geçip geçmemesi matematik olarak beni çok ilgilendirmiyor. Bir görüşe göre, HDP barajın altında kalır; bir görüşe göre de barajı geçer, deniliyor. Verisel olarak PKK/HDP’nin yaptığı olumsuzluklar, kötülükler, Kürtlere verdiği zararlardan dolayı barajın altında kalması gerekir.

PKK/HDP’nin yaptıkları göz önüne alınırsa, siyaset ve toplum bilim açısından barajın altında kalması gerekir. Ben halkımızın ona oy vermeyerek barajın altın kalmasını sağlayarak cezalandırmasını savunuyorum.   

Hiç şüphe yok ki, HDP’den bahsederken PKK’den bahsediyoruz.

HDP, PKK olmadan var olmayan bir parti. Ayrıca bir proje ve taşeron bir örgüttür. Hükümetin bakanı Beşir Atalay “HDP’yi Öcalan MİT’le birlikte kurdu” dedi. Buna karşılık HDP’den hiçbir tekzip ve itiraz gelmedi. Görülüyor ki, HDP, PKK üzerinden devletin bir aparatı.

Bundan dolayı, PKK’nın Kürdistan’ın dört parçasında Kürt milli çıkarıylarla ilişkisi olmayan, sömürgeci ve uğruna vekâlet savaşı verdiği devletlerin çıkarlarına uygun işler yaparak Kürtlere her dört parçada zarar vermektedir.

PKK’nın Kürtlere verdiği zararı birkaç temel konuda ele alırsak:

1-Hendek Savaşı ile İran adına bir vekâlet savaşı vererek binlerce gencin ölmesine yol açtı. Birçok Kürdistan şehrinin yıkımına yol açtı. Kürtleri büyük bir maddi ve manevi zarar soktu.

2- Kürdistan’ın Güney Batısında Kürtlerin iradesini gasp etmiş durumda. Kürtlerin iradesi yerine sömürgeci devletlerin ve Arapların iradesini geçirmiş durumda. Baas ile oluşturduğu diktatörlükle, Kürt halkına zulüm yapıyor. Kürdistan parti yöneticilerini, Kürt yurtseverlerini gözaltına alıyor, işkence ediyor, evlerine ve mallarına el koyuyor, öldürüyor.

Baas zamanında bile hiçbir Kürt öldürülmediği halde, PKK diktatörlüğü dönemine yüzlerce Kürt katledilmiştir.

3-Şengal’i işgal etmiş ve Irak merkezi hükümeti adına yönetiyor. Kürdistan Federe Bölgesi yönetimi tarafından Şengal’den çıkması söylendiği halde, Türk Devleti’nin sözüyle oradan çıkmak zorunda kaldı. Şengal’de birçok pêşmergenin ölümüne sebep oldu.

Bunun yanında Kürdistan’ın Güneyinde işgal ettiği yüzlerce köy var.

4-Kürdistan’da bağımsızlık referandumuna karşı çıktı. Kerkük’üm işgalinde ihanetçi gruplarla ittifak ve birlik içinde oldu.

5-Kürdistan’ın Güney’indeki partileri, yönetimi meşru görmüyor. Sömürgeci devletlerle ve bazı Güneyli partilerle işbirliği içinde, tahribata, provokasyona, karışıklık yaratmaya devam ediyor.

6-Kürdistan’ın Kuzeyinde milli hareketi tasfiye etmek, amacından saptırmak için, milletvekilliklerini ulufe olarak dağıtarak Baas tarzı yeni bir tasfiyeyi de seçimler döneminde devreye sokuyor.

Ne yazık ki, dava adamları ve kadınlarının azlığından dolayı da başarı şansı elde ediyor. Geçmişte Şeraffettin Elçi, Dengir Mir Mehmet, Aden Gever, Şİmam Taşçıer, Altan Tan örneklerini yaşadık.

Bu seçimde de aynı plânı devrede. Bu gün de kendisine Kürdistan partisi ve örgütü diyen 5 ekiple bize yaşatmak istiyor.

7- Bütün bunların yanında, Kürtlerin oyunu alarak meclise girdiği, Kürtlerin sırtında çoğunluğu Türk olan milletvekillerini seçtirdiği halde, kendisinin Kürt partisi olarak nitelendirmesini ve tanımlamasını zül kabul ediyor.

Eğer normal insan ve millet olma ölçüleri kullanacaksak, biz de millet olarak başka milletlerin ve Türklerin yaptığını yapmalıyız.

Türkler, kendince “kötü” dedikleri ve karşı oldukları partileri tespit ediyor, oy vermiyor. Açıkça o partilere karşı mücadele ediyor.

Eğer biz Kürtler de aynısını yapacaksak, PKK/HDP’ye oy vermeyerek, ona karşı demokratik mücadele yürüterek, cezalandırmalı, baraj altında bırakmalıyız.

 

ALTI ÇİZİLECEK KATI GERÇEK: KÜRTLER İÇİN SEÇİMİN ANLAMI, TÜRKLERİN İKTİDAR MÜCADELESİNE TARAF OLMAK DEĞİLDİR. KÜRTLER İÇİN SEÇİM, KÜRT MİLLİ KURTULUŞ MÜCADELESİNİN VE DEVLET OLMANIN GELİŞTİRİLECEĞİ PLATFORM OLARAK ELE ALINMALIDIR. SEÇİM PLATFORMUNDA MİLLİ PROGRAMDAN TAVİZ VERİLMEMELİDİR…

 ULAŞ BOZ-Kürt seçmenin tavrı bu seçimde sizce ne olmalıdır?

İBRAHİM GÜÇLÜ- Daha önce de yazdım: “Türkiye’deki seçimler, Irak’taki seçimler kadar önemli olmazsa da, Kürtler ve Kürdistan’ın Kuzeyi için de bir değeri ve anlamı var. Irak’ta Kürtler kendi federal devletlerinde ve kendi federal parlamentoları için, kendi partileriyle seçimlere katılıyorlar. Türkiye’de Kürtler, kendi devletleri olmayan bir devlette ve kendilerinin olmayan bir meclis için, seçime katılıyorlar. Ayrıca da kendi partileriyle de seçime katılamıyorlar.”

Bu tespitimden çıkan sonuç, Irak’ta Kürtler iktidar ve egemenliği paylaşmak, federal devleti yönetmek için seçimlere kendi partileriyle katılıyor. Türkiye’de, devlet ve meclis Kürtlere ait olmadığı için, iktidarı ve egemenliği paylaşmak, devleti yönetmek için seçimlere katılmaları imkânsızdır.

Demokratik devletlerde ve TC Devletinde, genel seçimler, yasama ve yürütme organını ya da başkanı seçmek için yapılır. Yasama organı ya da Başkan hükümeti kurar. Devleti bu hükümet yönetir.

TC Devleti bünyesindeki seçimler, Türk partileri arasındaki bir iktidar/hükümet mücadelesidir. Kürtler bu mücadeleye taraf olmamalıdır. Kürtler, kendi bağımsız tutumunu her açıdan ortaya koymalıdır. Bu da bağımsız bir seçim siyaseti, özgün bir seçim siyaseti, ant-sömürgeci ve milli kurtuluşçu bir seçim siyaseti ile olur.

Seçim siyasetimizin bağımsızlığı ve özgünlüğü, millet olarak milli kurtuluş ve devlet kurma aşamasında olmamızdandır. Bu aşamada Türkiye’de bulunan partilerin hepsinin (iktidar olan ve olmayan), milli mücadelemize ve devlet olmamıza karşı olmalarıdır.

Ne yazık ki buna rağmen, Kürtler bilerek ya da bilmeyerek, şahsi ve toplumsal menfaatle için Türk partileri arasındaki bu mücadeleye taraf olmuşlardır. Kürdistan partilerinin bu yanlışı yapması, en fazla millet ve Kürdistan davasına zarar vermiştir. Vermeye de devam eder.

Kürdistan partileri de, kendi ittifaklarını kurma yerine, HDP’ye teslim olmakla bu yanlışa düşmektedirler. Biliniyor ki, HDP bir Türkiye partisi, kendisinin Kürt ve Kürdistan partisi olmadığını söylüyor. Türkiye halklarının partisi kabul ediyor, ya da kendini öyle tanımlıyor. Böyle olduğu zaman da, HDP’nin derdi Kürt milletinin milli kurtuluşu ve devlet olması değildir ve olamaz. Türkiye’de tek başına ya da paylaşımla iktidar olmak için mücadele ve çalışma yürütüyor. Bundan dolayı, “Millet Seçim İttifakının” kendilerine dışarıdan tutmalarına büyük tepki göstermektedir.

Kürt Millet ve Kürdistan sorunu, Türk partileri arasında iktidar mücadelesine taraf olmak sorunu değilse; sorun, milli mücadele ve Kürtlerin devlet olması ise, seçim platformunda da buna uygun programla yer alınması gerekir.

Bu programda hiç şüphe yok ki en azından Federal, Bağımsız, Konfederal Kürdistan Devlet programıdır.

Tüm Kürtler ve Kürdistan partilerinin bu milli programı her yerde: Seçim platformunda, poliste, mahkemelerde, Türk tarafı ile çözüm için masaya otururken, saklısız, gizlisiz savunmaları gerekir.

Ama ne yazık ki, 5 Kürdistan Partisi, birilerini memnun etmek, en fazla da HDP’yi memnun etmek için kendi Federal, Bağımsız, Konfederal Kürdistan Devleti programından vazgeçerek, üniter devlet, sömürgeci egemenlik sistemi içinde kabul edilebilir talepleri seçim platformunda savunmaktadırlar.

Bu dava partisi iddiasında olanlar için büyük bir fiyasko ve geriye düşmedir. Türklerin, “Kürtler ne istiyor?” sorusunu sürekli sorduracak; Kürtlerin de kafa karışıklığı içinde “Kürtler ne istiyor?” saçma sorusunu sormaya yol açan bir durumdur.

 

EĞER MEVCUT VERİLİ DURUM FELAKET İSE, HER İKİSİNİN DE KAZANMASI HALİNDE BU DURUM DEVAM EDECEK. BİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK. AK PARTİ KÜRTLERİN MİLLİ HAKLARINI TESLİM ETMEDİ VE. EDEMEZDİ DE. KEMALİSTLERİN PİRİ MUHARREM İNCE BUNU HİÇ YAPAMACAKTIR. DEVLETİN GERÇEK SAHİPLİĞİNE GÖRE DAVRANACAKTIR. DEVLET, ANTİ-KÜRT OLMAYA GÖRE YAPILANMIŞTIR. MUHARREM İNCE’NİN SEÇİLMESİ HALİNDE, TÜRKİYE GENELİNDE BİR İSTİKRARSIZLIĞA YOL AÇACAĞI VE TÜRKİYE’Yİ YÖNETEBİLİR OLMADIĞI GENEL BİR GÖRÜŞ…


ULAŞ BOZ-Seçimin Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce arasında geçeceği görülüyor. Seçimin galibi R. Tayyip Erdoğan olursa neler olabilir, Muharrem İnce kazanırsa ne olur?  Kürtleri nasıl bir gelecek bekliyor?

İBRAHİM GÜÇLÜ-Kürtlerin anti-sömürgeci seçim siyaseti, cumhurbaşkanlığı seçimleri için de geçerlidir. Kürtler her aşamada ve her platformda, devletin, en azından federal bir devlet olması için çaba göstermeli ve mücadele etmelidir.

Yoksa her zaman Kürtler, Türklere ve onların devletine payanda olur.

Cumhurbaşkanları, devletin yönetimi için seçiliyor. Devlet de, Türklerin devleti, hem de som sömürgeci bir devlettir.

Bu bağlamda, bizim Türk Devleti’nin cumhurbaşkanının seçimine yardımcı olmamız ve katılmamız bir günah, milli menfaatlerimize, Kürtlüğümüze aykırıdır. Kürdistan’da işgal ve sömürge yapısının devamını isteme anlamına gelir.

Bu nedenlerden dolayı, herhangi bir cumhurbaşkanına oy vermek rezalet, milli davamıza bir karşıtlık, milli çıkarlarımıza aykırıdır.

Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığına da Kürtlük adına oy vermek daha büyük günah ve milli davadan tam anlamıyla sapma anlamına gelir.


KÜRDİSTAN SEÇİM İTTİFAKININ ANLAMI VE BU ALANDA YAPILAN ÇALIŞMALAR…

 ULAŞ BOZ- Azadi Hareketi, PAK, Kürdistan Demokratlar Platformu, KDP-T ve PSK Türkiye’deki seçimlerde ortak hareket etmek amacıyla protokol hazırladı. Bu ittifaka şiddetle karşı çıkıp küçük partilere yönelik olarak “koltuk sevdası” diyen de var, son derece olumlu bulan da. Siz ne düşünüyorsunuz?

 İBRAHİM GÜÇLÜ- Kürdistan Seçim İttifakı,  yukarıda belirlediğim paradigmalar çerçevesinde, Kürt ve Kürdistan Davasını açıkça savunan kişiler, çevreler, kurumlar, siyasi partiler arasında gerçekleşecek bir ittifaktır. Bu ittifakın da, kendilerini Kürt ve Kürdistan partisi diyen kuruluşların öncülüğünde ve başlamasıyla örüleceği tartışmasızdır.

Kürdistan’ın Kuzeyinde, 5 Kürt Aydın ve Siyasetçi (Ben, M. Celal Baykara, Mehmet Vural, Behlül Yavuz, Şah İsmail Bedirhanoğlu), Kürdistan’ın 7 partisinin (HAK-PAR, PAK, PDK-BAKUR, TKDP, PSK, Azadi Hareketi, ÖSP) onayıyla bir toplantı başlattık.

Toplantının çerçeve anlayışı: 1-Kürdistan partilerini toplantıya çağırmak. 2-Kürdistan Partileriyle bir seçim ittifakı ve politikası oluşturmak. 3-Bu ittifakın, sömürgeci sistem partilerine, HDP’ye karşı Kürt ve Kürdistan seçim ittifakını oluşturmak. 4-Milli kurtuluş programını seçim platformunda savunmak, olarak tespit edildi.

ÖSP, HDP toplantıya çağrılmadığı ve HDP ile “ittifak” gündemde olmadığı için toplantıdan çekildi.

Aynı toplantıda, HDP ve HÜDA-PAR şemsiyesi altında seçim katılınmayacağı da açıkça ifade edildi.

Bu toplantıda, seçimlere (Yerel, Genel, Cumhurbaşkanlığı), bağımsız milletvekili adayları, PSK’nin itirazına rağmen, seçime katılma hakkını elde eden Kürdistan parti ya da partilerin ittifakı şemsiyesi altında seçimlere katılması olarak ele alındı.

Erken seçim kararının alınması, bazı dış müdahalelerden sonra, son toplantıda bu konsepten sapma görülmeye başlandı. Kürdistan Partilerinden HAK-PAR dışındaki partiler, HDP ile görüşmeler yapıldıktan ve HDP olumlu cevap vermediği zaman, “bağımsız” ve kendileri için bir seçim siyaseti oluşturacağına karar verdiler. O noktadan sonra, Kürdistan Partilerinin seçim ittifakı çalışmaları son buldu. HDP ile ilişkilerin bir ittifak olmayacağı, Kürdistan ittifakı olmayacağının altı kalın çizgilerle çizilmesine rağmen, 5 Parti rotalarını, seçim platformunda milli mücadele rotasından, Türkiyelilik ve de milletvekilliğine rotasına çevirdiler. 

Kürdistan partileri bu tutumlarıyla, bir kez daha milli hareketin ve milli mücadele konseptinin önünü karattılar.

 BEŞ PARTİNİN HDP İLE İLİŞKİSİ “KÜRDİSTAN İTTİFAKI” İLİŞKİSİ OLAMAZ

Seçim platformunda, seçim dışı platformlarda, genel ve uzun vadeli ortak çalışma platformunda Kürdistan İttifakı, Kürdistan partileri, örgütleri, sivil güçleri arasından yapılacak bir ittifaktır.

Kürt ve Kürdistan partisi olarak kendisini tanımlamayan bir parti ile yapılacak ittifak, Kürdistan ittifakı olamaz. Böyle bir çaba da beyhudedir.

Bir partinin Kürtlerden ağırlıkla oy alması da onu Kürdistan partisi yapmaz. Eğer böyle olursa bugüne dek Kürtlerden oy alan Türk partilerinin hepsi de Kürdistan partisi olurdu. Oysa Türk partileri hiçbir zaman böyle saçma bir görüşü ileri sürmemişlerdir.

Bir partiyi Kürdistan partisi yapacak argüman, partinin kendisini Kürdistan partisi olarak tanımlaması “olmazsa olmaz” şarttır. Bunun yanında bir Kürdistan partisi, en azından federal devlet olmak üzere, Bağımsız ve Konfederal Kürdistan Devleti milli programına sahip olması, bunun için mücadele etmesi gerekir. 

Bu kriterlerle ve özellikle HDP’nin kendisi hakkındaki tanımlamasıyla, HDP’nin bir Kürt ve Kürdistan Partisi olmadığı aşikârdır. Bu gerçeği kimse de ret etmiyor.

Bu gerçeği 5 parti ve örgüt de (PAK, PSK, PDK-BAKUR, TKDP, Azadi hareketi) bilmekte ve ifade etmektedirler.

Bu gerçek karşısında, 5 Partinin HDP ile ilişkisi en genel anlamıyla bile olsa “Kürdistan İttifakı” olmaz ve olamaz.

5 Partinin HDP ile ilişkisi “ittifak” ilişkisi içinde de hiçbir zaman tarif edilemez.

Birincisi, bu partilerin hiç biri seçimlere katılma hakkına sahip değiller. Bu bağlamda HDP ile ittifak etmelerinden söz edilemez.

İttifak, daha önceki satırlarda ifade ettiğim gibi, aynı niteliklere sahip olanlar arasından yapılır. 5 Parti ile HDP’nin farklı nitelikte partiler olduğu en azından isimlerine bakıldığı zaman görülmektedir.

İttifak, seçimleri etkileyecek, oy gücünü ve toplumsal gücü eşit düzeyde etkileyen parti ve örgütler arasında yapılabilir. HDP’nin oy gücü ve toplumsal gücü, 5 parti ile mukayese edilemez. 5 Partinin gücü bu kriterler çerçevesinde, sıfıra yakın.

Bu durumda 5 Partinin HDP ilişkisini, siyaset bilimi, sosyolojik anlamda “ittifak”, güç birliği gibi kavramlarla tanımlamak olanaklı değil. Sadece 5 Partinin HDP’ye eklemlenmesi, iltihakı olarak tanımlanabilir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

15 − fifteen =