Take a fresh look at your lifestyle.

ÖNYARGI

2 11

Aynur Engin/ Önyargının, bizleri her zaman yanıltabileceğini, yanlışa sevk edebileceğini, hakikate ulaştığımızda ise, bizi utandırabileceğini unutmayalım!

Önyargı, kişi ya da olaylara ilişkin bir bilgi edinmeden, herhangi bir araştırma-analiz yapmadan, direk karar-hüküm vermesi, yâda mantıksız olarak en acımasız ve adaletsiz nitelendirme olduğunu, bu davranış biçimi salt yaşayanlara yönelik olmadığını, canlı cansız her şeyi kapsadığını biliyoruz.

Bana göre, önyargılarımız, bizleri birbirimize mesafeli kıldığı gibi, olaylara bakış açımızı ve çözümlemelerimizi de ciddi anlamda sekteye uğratıyor. Önyargı; aile ortamında, sosyal topluluklarda, kurum-kuruluşlarda, maalesef çokça karşılaştığımız bir durumdur.

Bizler toplumsal olarak(ben dahil) kendimizi geliştirmek, bakış açımızı genişletmek, algı sorunumuzla ilgilenmek gibi durumlar karşısında acizlik gösteririz. Bu acizliğimiz çevremize, yaşadığımız topluma, hele ki Kürdistan da bunca yaşanan sorun ve problemlerin karşısında, ne yazık ki çözümsüzlüğe sürüklemektedir.

Oysa bizler birey olarak, kendimizi her zaman yetiştirebilecek güç ve konuma sahip olduğumuz gibi, elimizin altında bulunan teknoloji dehasından da ciddi olarak yararlanabilir, kendimizi çok daha iyi seviyelere taşıyabiliriz.. Benim bakış açımda; önyargının, tümüyle kişi yâda kişilerin iç dünyası ile çelişmesi ve de algı probleminden kaynaklandığıdır.

 

Bizler, belli okullardan geçmiş olabiliriz. Belli meslek sahibi, yazarçizerde olabiliriz. Ama illaki bir şeyler eksik bırakıyoruz. Yukarıda da değindiğim gibi, kendimizi yetiştirme ve bu yetiştirmeyi de içselleştirmeden geçiyor.

Bizler, geniş yelpazeden bakmayı, olup bitenleri etkenleriyle birlikte değerlendirmeyi, sorun problemler karşısında, yapıcı, arabulucu, tamamlayıcı yada kurtarıcı olmayı, hele ki araştırmacı yönümüzü, empati kurmayı ve de iletişim kurmayı hiiiiç beceremiyoruz.

Bizler, belli misyon’ları yüklenmiş isek; kendimizi baştan aşağı önce bir güzel denetimden geçirmemiz gerekiyor. Eksikliklerimizi, hatalarımızı alabildiğince azamiye indirmemiz gerekiyor. Burada mükemmelliyatı aramıyorum. Ancak, kendimizi denetlemek, mükemmelliyata yakın olmak zorundayız.

Bunları kendi üzerimizde beceremeyip, başaramazsak, başkaları üzerinde nasıl etkili yâda örnek olabiliriz! Başkalarını, hangi hakla eleştiri bombardımanına tabi tutabiliriz. Gülê were gowendî. Yok, böyle bir şey bizim kendimize doğru adımlarımız atıp, kendimizi tartıp biçmeliyiz.

Halk olarak, birbirimize her anlamda ihtiyacımız var. Bu ihtiyaçları giderebilme noktasında da yetkinliğimiz olabilmeli, olabilmeli ki, yine çarelerimizi kendimiz bulabilelim. Bir birimize derman olabilelim.

Böyle bir makaleyi ele alma ihtiyacını; birbirimizle olan iletişim bozukluğu, anlamaya çalışmama, tanımama, samimi olamamamızdan ve ufacık bir problemde, çok rahat birbirimize karşı, saldırgan tutum içerisine girebilmemizden duydum…

Bu makaleye kendimi de dahil ederek, kendimize karşı, daha objektif, daha somut, daha samimi adımlar atarak, bir denetimden geçirip, yanlışlarımızı bilinçle yoğurup doğruya çıkabilmek içindir.

Hiç kimseyi hedef almayarak, genel gidişattaki çarpıklıklara bakarak, hepimizin kendisini, kendi süzgecinden geçirmesi gerektiğine inandığımdan!

Saygılarımla. 14.05.2018/Van/Aynur Engin

2 Yorumlar
  1. Aynur diyor

    İnceliğiniz için sağ olun üstad! Acıklı olan, aydın dediğimiz yazar çizerlerin başı çekiyor olmasıdır… Saygılar

  2. Ali BURAN diyor

    Çok güzeel ve doğru bir belirleme kuytlarım.keşke her şeyden önce bizler tartışma üslubumuzu bir düzeltsek.Sevgi Saygılarımla

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

6 + three =