“Kürt seçmenin önünde kırk katır ile kırk satır duruyor”

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Ulaş Boz-HDP nin her iki ittifak blokunca dışlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Selim Çürükkaya- Çok iyi buluyorum desem belki acayip karşılarsınız. Ama bu durum bir gerçeği ifade ediyor. Türkiye’deki sistem, Kürtler’in varlığını kabul etmiyor. Kürtler adına Türkiye’de politika yapılamaz diyor.

Bakın Türkiye anayasasına, Kürtler’in varlığını kabul ediyor mu, Kürtler’in bir ülkesinin olduğunu kabul ediyor mu? Hayır! Bu iki olgudan söz edenler, nihayetinde terörist sayıldı, öldürüldü, hapishanelerde çürütüldü, sürgünlere yollandı, illegal sayıldı. Güç olmaları güç kullanılarak engellendi.

Türkiye’nin sağı da solu da bu gün aynı noktaya gelmiştir. “Türkiye’de Kürtler adına politika yapılamaz” veya “yapanları muhattap almıyoruz” diyorlar.

Parlementoya gitmek isteyen HDP’nin temsilcileri, Kürt’ten de Kürdistan’dan da vazgeçtiler. Buna rağmen sistem onlara yer vermiyor. Çünkü tabanları Kürt ve Kürdistan’a bağlıdır. Milletvekili olmak isteyenler ister istemez biraz tabanları gibi görünmek zorundadır.

Her iki ittifak bloku birbirine karşı olmalarına rağmen konu Kürt partileri olunca milli bir duruş sergilemişlerdir.

Kürt partilerinin bir ulusal stratejileri olsaydı, bu, ulusal bir kopuşu getirirdi. Sömürgecilikten kopuş, sömürge halkı için çok olumlu bir gelişmedir. Bu kopuşa üzülmek yerine sevinmek gerekiyor. Ama Kürt partilerinin çoğu ulusal bir stratejiye sahip olmadıkları için, “Bizi neden dıştalıyorlar? Biz onlarla birleşmek bütünleşmek istiyoruz” diyerekten üzülüyorlarlar! Bu tamamen kölece bir ruh halidir.

Bir köleyi düşünün… Efendisi onu adam yerine koymak istemiyor, onu çiftliğinden kovmak istiyor. Özgürlüğün ne olduğunu bilmeyen köle, efendisinin yaptıkları karşısında üzülür ve onun yanında kalmak için yalvarır. HDP ve onunla ittifak yapmak isteyen diğer partilerin yöneticilerinin ruh halleri de malesef kölenin ruh hali gibidir.

Ulaş Boz-HDP’nin barajı geçmesini mümkün görüyor musunuz?

Selim Çürükkaya- HDP’nin barajı geçmeme durumu söz konusu olabilir. Çünkü bir önceki seçime göre dezavantjları çok fazladır. Var sayalım ki HDP barajı geçti. 40 – 50 milletvekilini meclise gönderdi. Bunlar mecliste ne yapacaklar? Bir kere seçilen bu milletvekillerinin bir iradesi var mı? Önümüzdeki 28 yıllık pratiğe bakmak gerekir. Bu 28 yılda HDP ve önceki varyantlarının hiçbir zaman kendi iradeleri olmadı. Onlar adına ya Öcalan ya da Qandil karar alırdı. Kendileri uygulayıcıydı. Bu günden itibaren bu konuda bir değişiklik olacak mı? Ben inanmıyorum. Aynı tas aynı hamam devam edecekler. Var olan stratejilerini İmralı’da Hakan Fidan ile Abdullah Öcalan hazırladılar: “Ortak vatan, Kürdistan’ı altın tepside sunsalar kabul etmeyiz, büyük Türkiye, Ortadoğuyu demokratikleştirme, ekolojik, jinekolojik” ve bir sürü hikaye ile Kürtler’i Kürdistan davasından, bağımsızlıktan uzaklaştıracaklar. Umutsuzluk yaratacaklar ve kitlenin sömürgeciliği kabul edip sindirmesini sağlayacaklar. Bunun karşılığında maaşlarını alacaklar.

HDP barajın altına düşerse, Kürtlere yalan söyleyecek, onları sömürgeciliğe adapte edecek, mecliste “vatanın birliğini ve bütünlüğünü savunacağıma şerefim ve namusum üzerine yemin ederim” diyecek eli kişi olmayacak. Ve dıştalanan Kürtler bu paralı sahtekarların tasallutundan kurtulacakları için bir arayış içine girer, belki doğru yolu bulurlar.

Ulaş Boz- Kürt seçmenin tavrı bu seçimde sizce ne olmalıdır?

Selim Çürükkaya-Kürt şeçmen HDP yöneticilerinin gerçek yüzünü kavramadığı için, bir kısmı HDP’e oy verir. HDP yöneticileri ve bu yöneticileri yönetenler yirmi yıldan beri “Biz Türkiye partisiyiz” diyorlar. Kürdistan sorununun önüne Türklerle kardeşleşmeyi, ekolojiyi, lezbiyenleri, homoseksüelleri korumayı ve Türkiye’yi demokratikleştirmeyi koydular. Kürdistan sorununu çöp sepetine attılar. Kürtleri yukarda sıraladığım sorunlarla uğraştırdılar. Bakalım bunlardan hangisini gerçekleştirdiler? 20 yıldır “Biz Türklerle kardeşiz” dediler, bunun propagandasını yaptılar. Kaç Türk onlara “Tamam, biz kardeşiz” dedi? Afrin işgal edildiğinde, bu işgale karşı çıkan, “Kürtler katledilmesin” diyen Türk sayısı iki kamyonu doldurmayacak kadardı! Ekoloji konusunda ne yaptılar? Haberim yok! Lezbiyenlere yer yurt buldular mı? Onu da bilmiyorum. Yalınız Asya Elmas’ın bıçaklandığını biliyorum.

Türkiye’yi güya demokratikleştireceklerdi ama faşistleştirdiklerini görüyorum. Kürt seçmenin bir kısmı bu zihniyete tekrar oy verirse söyleyecek sözüm çok. Seçmenin önünde kırk katır ile kırk satır duruyor. AKP ile MHP kırk katırdır. CHP ile İyi Parti kırk satırdır. HDP yöneticileri de Kürtleri kırk katır ile kırk satır arasına getirip birisini tercih etmemizi sağlayan gardiyanımızdır.

HDP ve diğer Kürt partilerinin oyları Cumhurbaşkanı seçmeye yeterli değildir. Kürtler İkinci turda kırk katır ile kırk satır arasında kalacaklar. İmralı garidiyanı onları kırk katıra, Qandil gardiyanları onları kırk satıra teslim etmek isteyebilir. Ama eğer ada ile dağ gardiyanları arasında çekişme olur ve bir sonuca bağlanamazsa, kitleler serbest bırakılabilir. Başsız kalanların kimi katırlara, kimi de satırlara gider. HDP’nin seçmeni de tam irade sahibi değildir. Seçeceği kişiler, daha önce “dağ”ın, “ada”nın ve “devlet”in seçtiği kişilerdir. Kitle “seçilenler” arasında bazılarını seçmek mecburiyetindedir.

Ulaş Boz- Seçimin Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce arasında geçeceği görülüyor. Seçimin galibi R. Tayyip Erdoğan olursa neler olabilir, Muharrem İnce kazanırsa ne olur?  Kürtleri nasıl bir gelecek bekliyor?

Selim Çürükkaya-Recep Tayıp Erdoğan birinci turda kazanmazsa büyük bir ihtimalle kendisi ile Muharrem ince yarışacaktır. Recep Tayyip Erdoğan tek kişilik bir dikta heveslisidir. Bu durum açık ve nettir. Kendisi ile birlikte AKP’yi kuran bütün arkadaşlarını tasfiye etmiş, partide kendisini tek bırakmıştır. 12 Eylül 1980 askeri rejimini aratmayacak bir diktatörlük kurmuştur. Türkiye’yi olağanüstü hal ile yönetiyor. Kendisi cumhurbaşkanı seçilirse, muhtemelen olağanüstü hali olağan yapar. AKP, MHP’leşmiştir. Kürt sorununu kafa keserek çözme dışında bir yöntemi yoktur. Devleti “din devleti” haline getirir, Suudi Arabistan, İran gibi kelle kesme ve darağaçları gündeme gelir. Kadınları penguenleştirir, gayri müslimlerin yaşamı tehlikeye girer.

Muharrem İnce bireysel bir diktatör olmaz, devleti din aracıyla yönetmez. Alevilerin, dinsizlerin, Hristiyanlarınların, Ezidilerin inançlarına karışmaz.

Kitleselleşmiş bir faşizmin örgütleyicisi olmaz. Ama CHP zihniyeti biz Kürlere yabancı değildir. Meral Akşener gibi azılı bir faşistin ortaklığını da hesaba katarsanız, devletin diğer soğuk yüzüyle biz Kürtler karşı karşıyayız. Yukarda “kırk katır ile kırk satır” örneğini boşuna vermedim. Ve bizi bu seçeneğe mahkûm eden de malesef “dağ” ve “ada”daki gardiyanların politikasıdır. Daha doğrusu devlet politikasının tam da kendisidir.

Eeee, “Bana bir şey deyin?” diyeceksiniz, biliyorum. Kürtler açısından düşünürseniz, size diyorum ki, ne katır ne de satır; ne de gardiyanınıza oy verin. Bu üçünden kurtulmaya çalışın. Ve üçünü de reddedin!

Ulaş Boz-Azadi Hareketi, PAK, Kürdistan Demokratlar Platformu, KDP-T ve PSK Türkiye’deki seçimlerde ortak hareket etmek amacıyla protokol hazırladı. Bu ittifaka şiddetle karşı çıkıp küçük partilere yönelik olarak “koltuk sevdası” diyen de var, son derece olumlu bulan da. Siz ne düşünüyorsunuz?

Selim Çürükkaya-Yukarıda adlarını sıraladığınız hareketler 12 maddelik bir ittifak bildirgesi yayınladılar. HDP’nin stratejisinde bir değişiklik var mı? “Ortak vatan, büyük Türkiye, Eşme ruhu, İmralı bizim irdemizdir…”  Qandil’den günlük talimatlar almada değişiklik olacak mı?

HDP’nin İmralı ve Qandil gardiyanlarını reddetme durumu var mı? “28 yıldır bizi yanlış yönettiniz. Kırk katır ile kırk satıra mahkûm ettiniz. Oturun oturduğunuz yere! Kendi kararlarımızı kendimiz vereceğiz” diyecek durumu var mı?

HDP kendisi ile ittifak yapacak Kürt partileri ile birlikte bir karar mekanizmasının oluşumuna yanaşır mı? Yanaşmayacağına göre, güçleri olmayan Kürt partileri de iradesizlerin iradesizleri olmaya gidiyorlar.

Ulaş Boz- Vakit ayırdınız, çok teşekkür ederim sayın Çürükkaya.

Selim Çürükkaya- Ben de size teşekkür ederim, sağ olun. Başarılar diliyorum.

 

Selim Çürükkaya Yazıları
1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Yorum Yap

  1. Secimle ilgili okudugum en saglikli yorum.
    Ama mahlesef biz Kurdlerin siyasi akli pek kàmil ve kemal deyil.
    Abdullah gibi bir zorba ve ittirafcinin xainligine siyaset diyoruz.
    PKK,yi sava§ filmi tutkusu ilà seyredenlerin yikilan ve oldrùlenin Kurdistan ve Kurd oldugu umurunda deyil.
    Cennet pezevenklerinin biletciligi son gaz.
    PKK yonetecileri”biz §ehidler partisiyiz”derken dù§ùnen yok.
    Dùnyada hiç bir parti biz olùm ve mezarlik partisiyiz deme çùretini gostermez.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


17 − 3 =