R. Maraşlı: “Erdoğan kaybederse kaos çıkarır”

Ulaş Boz- HDP’nin her iki ittifak blokunca dışlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Recep Maraşlı- HDP’nin zaten iktidar bloku içinde olması düşünülemezdi. CHP’nin başını çektiği blok içinde yer almaması ise çok isabetli olmuştur.

CHP’nin başını çektiği blokun amacının da zaten Erdoğan diktatörlüğünü devirmek değil “sınırlandırmak” olduğunu düşünüyorum. HDP’nin baraj altı bırakılarak meclis dışına atılmasını en az Cumhur ittifakı kadar istedikleri -en azından umursamadıkları- açık. Herkes için demokrasi diye bir dertleri kesin yok!

AKP rejiminin tüm hışmını Kürtlere ve FETÖ adıyla kendi “iç muhaliflerine” yöneltmesine zaten razılar. Yeter ki herhangi bahaneyle kendilerine de bulaşılmasın… Onların amacı Erdoğan iktidarını bu yönüyle sınırlamak…

Bu konuda iyimser yorum ve tahminlerin hepsi yanıltıcıdır bence.

‘HDP kendisi de zaten bir İTTİFAK PARTİSİ’dir. Eğer bu özelliğini iyi kullanabilirse, gerçekten demokrat ve özgürlükçü tüm güçlerin toplanabileceği bir ODAK olma ve daha da büyüme şansı yakalayabilir.

Ve dahası bu ittifak, iki ana gerici akımın tersine Kürtlerle, coğrafyamızın kadim halkları, inançları ve kültürleriyle EŞİT HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE SAYGI TEMELİNDE BİR ARADA YAŞAMAKTAN BAŞKA BARIŞÇIL BİR ÇÖZÜM olmadığının bilincinde olanların ittifakıdır.

Ben bu ittifakı destekliyorum.’

İnce, Erdoğan’ın tam dişine göre bir adaydır ve eminim çok rahatlamıştır.

Ulaş Boz- HDP’nin barajı geçmesini mümkün görüyor musunuz?

Recep Maraşlı- HDP’nin rahatlıkla seçim barajını geçebileceğini düşünüyorum. Fakat iktidar ve muhalefetin amacı da HDP’yi parlomento dışında bırakmaktır. Seçimle ilgili çıkarılan yasal düzenlemelerin çoğunun bu amaca yönelik olduğu açıkça görülebiliyor. Çok büyük oranda hırsızlık ve yolsuzluk olması muhtemel. Bunlar önlenebilir mi? Bilemiyorum. Ama normal koşullarda, HDP’nin mağdur edilmiş olması, iktidar ve muhalefetin ise Kürt seçmenine inkar ve zulümden başka bir şey vaat etmemesi karşısında, demokrat çevreler için çok daha iyi alternatifler bulunmaması karşısında HDP’nin baraj sorunu olacağını sanmıyorum.

Fakat genele bakarsak, mevcut tablo ile Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi için sandıkta “mucize” kabilinden şeyler olması gerekiyor.

Çünkü bırakalım “sıfır” barajı, aşılması gereken çok yüksek engeller var:

BİRİNCİSİ: AKP-MHP milliyetçi cephesinin elinde çok büyük iktidar olanakları, medya gücü var. Denetlenmesi çok zor alan bir manipülasyon imkanı var. Çok eşitsiz koşullarda, OHAL şartlarında, keyfi, adaletsiz bir seçim ortamı olacak.

İKİNCİSİ; Sandıkların hiçbir güvencesi yok. Seçimi garantilemek için çok ayrıntılı hesaplamalar yapılmış, neyin nasıl çalınacağı ince ince hesaplanmış, gerektiğinde polis ve askerin zorbalığını kullanacağı belli. En son olarak sandık sonuçlarını YSK’da değiştirme imkanı da dahil bunlara…

ÜÇÜNCÜSÜ: Seçmenden hiç beklenmedik bir tepki olur da hiçbir hile ve eşitsizlik işe yaramayıp da Erdoğan ve şürekâsı SEÇİMİ KAYBETSE bile barışçıl biçimde terk etmeyecektir iktidarı. Anında kaos çıkarmayı, iç savaşı dahi göze almayı deneyecektir. 2015 Haziran seçimleri ortada. Şimdi daha hazırlıklı ve örgütlüler.

Muhalefein ise bunu engellemeye ne niyeti ne gücü var…
Bu üç büyük baraj aşılabilir mi? Sanmıyorum.

Ulaş Boz- Kürt seçmenin tavrı bu seçimde sizce ne olmalıdır?


Recep Maraşlı-  HDP’nin desteklenmesinin çok önemli olacağını düşünüyorum.

Kürt ulusal demokratik güçlerinin, yurtseverlerin başta olmak üzere, demokrasi güçlerinin yapacakları şey HDP etrafında toplanarak, önce bu sahte muhalefeti tasfiye etmenin yolunu açmaları olabilir. Demirtaş’a ve HDP’ye verilecek destek; hem iktidarın hem muhalefetin uyguladıkları politikaların REDDEDİLDİĞİNE DAİR BARIŞÇIL BİR İRADE BEYANI olacaktır.

Su anda HDP’nin onbinlerce kadrosu cezaevindedir. Pek çok milletvekili, belediye başkanı ve parti yöneticisi içeridedir. Miting düzenlemek için bile deneyimli kadro dışarıda kaldı mı emin değilim. Türkiye’deki hem  iktidarın hem muhalefetin Kürtlere yönelik tavrı ortada. Böyle bir durumda HDP’ye yönelik eleştirisi, küskünlüğü, kızgınlığı her neyse erteleyip destek olmak, “ulusal birlik” adına da “demokratik birlik” adına da çok anlamlı bir cevap olacaktır.

Ulaş Boz-Seçimin Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce arasında geçeceği görülüyor. Seçimin galibi R. Tayyip Erdoğan olursa neler olabilir, Muharrem İnce kazanırsa ne olur?  Kürtleri nasıl bir gelecek bekliyor?

 

Recep Maraşlı- Sonuçlar çok net görülebiliyor. Ama yine en güzel sürpriz şu olabilir: Selahattin Demirtaş’ın ikinci tura kalarak herkesin ezberini bozması…

 

  1. tura kalırsa eğer demokrat ve Kürt seçmenler Muharrem İnce’yi destekler mi? HDP grup kararı alsa bile kitlenin buna ikna olması çok kuşkuludur.

Kuşkusuz Akşener gibi bir “özel savaş suçlusu”na göre Muharrem İnce’nin Kürt seçmeninden 2. Tur desteği almak için daha fazla şansı olduğu söylenebilir. İnce’nin seçim çalışmaları sonrasındaki söylem ve tavırları bu ihtimali güçlendirebilir veya zayıflatabilir.

Kürt oylarını çantada keklik gibi görmeme ve ancak doğru dürüst, ilkeli bir programla gelinirse destek vermek önemlidir derim.

Seçim sonrası Erdoğan’ın iktidardan düşmeyi kolayca sindirmeyeceği, savaş ve şiddeti boyutlandıracağını düşünüyorum. Her halükarda taşlar yerinden oynar. Kazanması halinde ise çok büyük değişiklikler olacağını beklemiyorum doğrusu.

Ulaş Boz- Azadi Hareketi, PAK, Kürdistan Demokratlar Platformu, KDP-T ve PSK Türkiye’deki seçimlerde ortak hareket etmek amacıyla protokol hazırladı. Bu ittifaka şiddetle karşı çıkıp küçük partilere yönelik olarak “koltuk sevdası” diyen de var, son derece olumlu bulan da. Siz ne düşünüyorsunuz?

Recep Maraşlı- Kürt partilerinin seçimlerde ortak hareket etme kararı almalarını olumlu buluyorum. Tabi ittifakların sadece “seçim”le sınırlı tutulmayıp, daha ilkesel ve kalıcı bir zemine oturtulması çok daha önemli. Sadece seçim için yapılmış olsa da bu da önemlidir çünkü partilerin, grupların büyük-küçük, taktik-stratejik ne olursa olsun birlikte çalışmaya açık olmalarının her halükarda siyasi getirisi olacaktır.

Demokrasi mücadelesini “Türkiye’deki demokrasiden bize ne!” diye küçümsemek, reddetmek çok konformist bir yaklaşımdır. Türkiye’nin demokrasi olup olmaması bizi ilgilendirmiyorsa, Türkiye’nin sömürgeci, işgalci bir güç olması da bizi ilgilendirmiyor demektir. TC’nin sömürgeciliği, işgalciliği, barbarlığı, demokrasi olup olmaması Kürtleri ilgilendirmiyorsa daha kimi ilgilendiriyor?

Diyelim bağımsız bir Kürdistan bile olsa, bütün kara, hava, deniz yollarının üzerine oturmuş her an bizi yutmaya hazır saldırgan bir komşumuz mu olsun isteriz, yoksa bizimle uyumlu geçinen demokrat bir komşumuz mu?

Keza Kürdistan ayrıldığında bile Türkiye içinde yine çok büyük oranda Kürt toplulukları olmayacak mı? Onların demokrasi ve ulusal hak sorunları bulunmayacak mı?

Dünyanın öbür ucundaki güçler Türkiye’nin iç işleriyle, demokrasi olup olmamasıyla ilgilenecek, bunun en büyük mağduru olan bizler ise “bize ne bizi ne ilgilendirir” diyeceğiz . Böyle şey mi olur?

Sorun nedir?

Önemli olan özgürlük ve bağımsızlık perspektifinin kaybedilmemesidir. Mücadelenin demokratik ve bağımsızlıkçı iki yönünün bulunduğunu akıldan çıkarmamak ve ikisini de ihmal etmemek. Yanlış olan birinin diğerine feda edilmesi, birinin yerine diğerinin ikame edilmesidir.

 

Kürt ulusal demokratik güçleri elbette ellerindeki en küçük imkânla bile Türkiye’deki iktidarı etkilemek, kendi sorunlarının çözümlü için de yol açacak değişimleri zorlamak veya kötü gelişmeleri barajlamaya çalışmakla yükümlü. Yoksa ne diye siyaset yapılıyor?

 

Ulaş Boz- Çok teşekkür ederim sayın Maraşlı, sağ olun.

Recep Maraşlı-Okurlarınıza içten selam ve sevgilerimi iletiyorum. Başarılar dilerim.

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


11 − two =