Seçimler Üzerine bir kaç söz

Gelişmiş toplumlarda birey olmak çağdaşlık ölçüsü olarak kabul edilip, toplumsal yapı birey olmayı başarabilmiş özgür yurttaşların üzerinden inşaa edilirken, bizde, okumayan, düşünmeyen, üretmeyen, az bilen ama çok inanan insanlardan oluşturulmaya çalışılan toplumsal yapı sadece kaos üretiyor.
Bunu yaşamın her alanında gözlemleyebiliyoruz. Bazen buna, insanın kendi özünde olması muhtemel olan bir yaratılış özelliğinin neden olduğunu düşünüyorum( Nede olsa insan çamur ve kan pıhtısından yaratılmıştır. Yani daha ortaya çıkışında çamur bir yanının olduğunu kadim kitaplar söylüyor). Sonra insanın “Uyarlanabilir” niteliğini gözönünde bulundurup, “dönüşebileceğine, gelişebileceğine ve değişebileceğine” olan inanca sarılıyorum. Çünkü bunun aksini düşünmek beni korkutuyor.

Bir süredir siyasal gündemi takip etmiyorum, en azından eskisi gibi takip etmiyorum. Ne olup bittiği çok fazla ilgimi çekmiyor. Türkiye’nin gündemine seçimler girince biraz izlemeye başladım. Rejim partileri bir yana Kürt partileri ne yapıyor, sürece ilişkin ne tartışıyorlar, ne tür hazırlıklar içindeler merak ettim. Ben de görüşlerimi paylaşmayı istedim.

HDP’in durumu belli çok fazla tartışmaya gerek yok. Seçime girecekler ve yine her dönemde olduğu gibi partilerine özgü ve tartışılarak sonuca bağlanmış bir programa sahip olmadan orada oturacaklar. Kimi zaman, Kürdistan, kimi zaman Kürt illeri, kimi zaman, konfederal ortadoğu, kimi zaman da Demokratik Türkiye söylemleri arasında bocalayıp duracaklar. Ne yazık ki, karşılaşmaları muhtemel haksızlıkların hiçbirisi, günümüzde olduğu gibi, kendi eylem veya söylemlerinden olmayacak. Onlar adına kararlar alıp, saçma sapan gündemlerini dayatanlardan dolayı olacak bu. Kürtlerin ulusal demokratik haklarını savunsalar olmuyor, Türkiyelilik kavramını savunsalar olmuyor iki arada bir derede bocalıyorlar. İnsanın inanmadıklarını savunmaya çalışması kötü bir durum. Kendisine olan saygısını yitiriyor, herşey anlamsızlaşıyor, yaşananlar katlanılır olmaktan çıkıyor. Aslında HDP milletvekillerinin, yöneticilerinin ve onların seçmenlerinin büyük bir kısmı onlara dayatılan anlamsız ve pratik değeri olmayan siyasal gündemlerden veya hiçte onaylamadıkları Hendek gibi eylemlerden rahatsızdır. Fakat çeşitli nedenlerle buna karşı çıkamıyor, engelleyemiyor ve kendi siyasal gündemlerini özgürce oluşturamıyorlar. İçlerinde ikbal ve makam peşinde koşmayan, samimi olanların sayısı oldukça fazladır. Aynı zamanda para, makam ve özellikle yerel yönetimlerde ortaya çıkan ranttan pay almak ,siyasal imtiyazlar elde etmek, belediye başkanı, meclis üyesi, milletvekili olmak için veya uğursuz bir takım amaçlar için HDP gelmiş olanlar da vardır.
Bu partinin dayandığı taban Kürttür ve Kürtlerin haklarının iade edilmesinden yana oldukları kesindir. Ne yazık ki bu yurtsever dinamik üzerinde egemen olan güç, yanlışlarla dolu siyaset ve eylem tarzı ile onları etkizsizleştirmektedir. Doğru olmayan gündemlerle enerjilerinin boşa akmasına neden olmaktadır.

Ülkemizin realitesi olan bu parti ve kitlesi ile ilgili varsa öneriler tartışılmalıdır.
Görmezden gelinemez, yok sayılamaz bir gerçeklik olarak orta yerdedir..

Diğer taraftan HDP ve Hak-Par dışında kalan Kürt partileri de uzun bir zamandır birlikte hareket ediyorlar. PSK- PAK-KDP ve diğerleri siyasal gündemlere ilişkin görüşüyor, kararlar alıyor ve birlikte uyguluyorlar.

Erken seçim kararı alınmasından sonra daha önce olduğu gibi birlikte hareket eden partiler konuyu tartışıp bir seçim bloku oluşturdular. Bu blok Hak-Par ile görüştü ve neticede Hak-Par seçime bağımsız adaylarla katılmaya karar verdi. Hak-Par’ın böyle bir karar almasında yadırganacak bir şey yok, sonuçta kendi yol haritasını böyle belirledi saygı duymak gerekir. Tek eleştiri noktası kamuoyuna açıkladıkları bildirgede HDP’le seçim birlikteliği konusunu görüşen diğer partileri “Milletvekilliği pazarlığı” yapmak ile suçlamasıdır. Bana göre yanlış bir yaklaşım. Eğer Blok partiler ve HDP arasında “Milletvekilliği Pazarlığı” varsa bu işin doğasına uygun olarak yapılan bir şeydir. Sonuçta seçimlerle ilgili birliktelik konuşuluyorsa, seçim programı, çalışma prensipleri tartışıldığı gibi milletvekilliği kontenjanı gibi konular da etraflıca konuşulur ve pazarlık yapılır. Ne var bunda!
Bu partilerden bir kaç kişinin Mecliste olması ve Kürtlerin ulusal demokratik haklarını orada savunmaları iyi bir şey değilmidir. Oraya gitmesi muhtemel olan arkadaşlar bulundukları her türlü platformda zaten bu değerleri neredeyse bir ömürdür savunmuyorlar mı? Nereye gittiğin değil, orada neyi savunduğun ve hangi duruş içinde olduğun önemlidir.

Bence bu arkadaşların HDP ile görüşmelerinde ve mümkünse bir seçim ittifakın oluşmasında hiç bir sakınca yoktur. Sonuçta bu arkadaşlar siyaset yapıyorlar. Düşüncelerini söyleyebilecekleri, örgütlenebilecekleri ve temsil etmek istedikleri halkla buluşabilecekleri kanallar yaratmak istiyorlar. Bunun için yıllardır emek sarfediyorlar. Büyük fedekarlıkta bulunuyorlar. Bir çok şeyi göze alıyorlar. PAK’lı, PSK’li, Hak-Par’lı olmak fedekarlık yapmak demektir. Bu partilerin yöneticilerine, üyelerine sağladığı bir imtiyaz, ekonomik çıkar olanakları varmı?
Meclis platformunda Mesut Tek, Mustafa Özçelik, Kemal Burkay, Serhat Bucak veya yıllardır özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bedel ödemiş arkadaşlar yer bulabilse ve Kürtlerin ulusal demokratik haklarını savunsalar kötü bir şeymi yapmış olurlar. Kürtlerin yararına olmazmı? HDP’te siyaset yapan dürüst kesimleri etkilemez mi? Siyasal gündemin farklı oluşmasına katkı sunmazmı? Muhataplık sorununda yeni bir imkan yaratmış olmazmı? Daha da çoğaltabiliriz.

Kurdi blokun HDP’le görüşmesine ve seçim ittifakı yapma istemine karşı çıkanların ileri sürdükleri argumanlar bana göre yanlıştır. Özellikle de sosyal medya da yazılanların, politik muhtevasının olmasını bırakalım, insani değerlerin ve genel terbiye kurallarının dışına taştığını ve vicdansızlık yapıldığını görüyorum. Kuşkusuz hiç bir parti veya kişi eleştiriden muaf değildir. Eleştirebiliriz. Eleştirmeliyiz fakat söylediklerimiz öncelikle aklın ve vicdanın terazinde tartılmalıdır. Eleştirilerimiz, yanlış yaptığını düşündüğümüz kişileri düşündürecek nitelikte olmalı, katkı sunmalı. Aklına estiğini söylemek ve işi neredeyse küfür boyutuna taşımanın kime ne faydası var.

HDP kapısının önünden geçmeyi bile suç sayanlara tekrar düşünmelerini salık veririm. Ve bu yazıyı bir örnekle kapatayım. Bugün Güney Kürdistan’da KDP ve YNK uzun yıllar boyunca birbirleriyle savaştı. Bu savaşlarda Saddamın onlardan öldürdüklerinden daha çok insan öldü.Sonuçta ne oldu şartlar onları bir araya gelmeye ve birlikte çalışmaya zorunlu kıldı. PKK için yapılan eleştirilerin büyük çoğunluğu doğrudur. Bu eleştirileri ben de yıllarca yaptım. Hemde şimdi PKK’yi eleştiren bir çok kimsenin korkudan PKK’nin P’sini ağızlarına alamadıkları en zorlu süreçlerde yazdım, dillendirdim. Fakat geçen zamanda gördüm ki, sadece eleştirmek yetmiyor. Eleştirmeli, karşı çıkılmalı ve korkulmamalı ama aynı zamanda politika da üretilmeli, çareler bulunmalı. İşte görebildiğim kadarı ile bu arkadaşlar bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Beğenmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, İçlerinde yanlış amaçları olanlar, koltuk sevdalısı olanlar olabilir fakat bu arkadaşlar saygıyı hakkediyorlar.
Kürtlerin bir araya gelmelerinden rahatsız olanlar veya Kürtleri bir araya getirip devletin şemsiyesi altına sokmak isteyenler de olabilir. Olabilir de, bu tür planlar her zaman netice vermez. Siz kendi doğrularınızı savunmak ve bu türden amaçları boşa çıkaracak politikalar geliştirebilir, uygulayabilirsiniz.

Sonuç olarak: Kürt bloğunu oluşturan parti ve hareketlerin ortak bir güç oluşturmak amacıyla bir araya gelmelerini ve ittifak arayışı temelinde başta HDP ile olmak üzere görüşmeler yapmalarını olumlu buluyor destekliyorum. Eğer olabilirse meclise milletvekili olarak girebilmelerini orada görüşlerini dillendirmelerini ve partilerini temsil etmelerini arzuluyorum.

 

05.05.2018

Murat Dağdelen Yazıları
muratdagdelen21@hotmail.com

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


nine + 1 =