KURD’UN AHI

Hasan Dere

Hasan Dere 1954 Malatya´da doğdu. Sosyalist Parti Kurucuları arasında yer aldı.1983/84 yıllarında Kawa üyesi olmaktan yargılandı. 1989’dan beri Almanya’da siyasi ilticacı ve 2000’den beri Alman vatandaşı olarak yaşıyor.

Tüm Yazıları

KURD’UN AHI

TC devletinin sahipleri olan aileler genel olarak ikiye ayrılırlar. Bir kısmı açık, bizim ‘Sağ’ dediğimiz cenahta konumlanır ve sistemin tepesine (asker sivil) yerleşerek yönetici kimlikleriyle devletin rutin işlerini yürütürler. Bunların yüzleri görünür olduğundan hepimiz onları biliriz. Günümüzde başta yüksek rütbeli Askerler olmak üzere AKP, CHP, MHP vd. yöneticileri gibi.

Diğer kesim genelde ‘demokrat’ veya ‘Sol’ kimlik taşırlar. (Altan, Belge, Cemal, Berktay, Baydar, Çandar, Perinçek gibi…) Solcu ve demokrat kimliklerine rağmen, düzenin yeniden tesisine (Statükonun sürekliliğine, sistemin kendini yeniden üretimine) katkılarıyla kendilerini belli ederler. Sistemin bir nevi hekimleridirler. Mesela kriz dönemlerinden nasıl çıkılacağına çare sunarlar. Bu açarlar, genelde baskıcı dönemlerde sunulduğu için sistemi kurtaracak kadar ‘demokratik’ görünüm arz ederler. Demokratik görünümlü düşünceleri nedeniyle de baskıdan bunalar halkın ve azınlıkların gözünde demokrat ‘aydınlar’ olarak değer kazanırlar!

Geçenlerde aynı amaçla Perinçek Erdoğan için “Çin, Rusya gibi ele ele verdiği devletler de ona güvenmiyor” biçiminde bir düşünce beyanında bulundu.
Perinçek’in solculuğu yukarıda parantez içinde saydığım isimlerden ne bir adım fazla ne de geridir. Hepsinin ortak özelliği sistemi kurtarmak ve devamını sağlamaktır. Teorik olarak kimin daha derin olduğu öyle önem kaydeden bir durum değildir. Teorik derinlikten söz edecek olsaydık başa Halil Berktay’ı yerleştirirdik.

Konuya dönersek, ’TC devletine ne Çin ne de Rusya güveniyor, bunların güvenini kazanmadan birlikteliği yürütmek mümkün değil’ demek istiyor. Bu izahat hem sitemi kurtarma hem de çare sunma faaliyetidir. Bir bakıma Erdoğan hükumetine bir dost uyarısıdır.

Erdoğan hükumetli TC, güven kazanıcı hamleler yapar mı bilmeyiz, çünkü bu ABD ve AB ülkelerinin takınacakları tavra bağlıdır. TC kurmaylarının Rusya yakınlaması, Kurdler konusunda ABD ve AB ülkelerine uygulanan bir şantaj ürünüdür. ‘Kurdlere tanıyacağınız her alan hakimiyeti karşısında bizi bulursunuz!’ mesajı gereğidir. Ancak Kurdler devlet olamamanın temel engelinin TC devleti olduğunun bir bütün olarak ayırtında değildirler. KDP-TC yakınlaması en azından tehlikenin kimden kaynaklandığının bilinmediğinin bir göstergesidir.
Dolaysıyla Rusya ve Çin’e daha fazla güven hissettirici hamlelerde belirleyici kutup Batı’dır.

İşte bu noktada Kurdistan meselesi devreye giriyor.
Her ne kadar başlıkta bir ahtan söz etmişsek de Kurdlere yapılanlar, Kurdlerdeki ulusal uyanış zayıflığı nedeniyle hep kar hanesinde kaldı. TC de en fazla, işgal ettiği alanı Esed güçlerine teslim ederek çekilmek durumunda kalır. Kurd’un ahı bu kadarla sınırlıdır.
Zaten Lawrow’un açıklamaları da buna işaret ediyor.

Kurd’un ahı, TC devletini , ABD Suriye savaşına doğrudan müdahil olduğunda tutacak gibi görünüyor. O anda Perinçek’in uyarıları dinlenir de TC-Rusya yakınlaşması derinleşirse…
O zaman, belki(!) Kurd’un de kurtuluşu mümkün hale gelebilir!

Hasan Dere Yazıları
Hasan Dere 1954 Malatya´da doğdu. Sosyalist Parti Kurucuları arasında yer aldı.1983/84 yıllarında Kawa üyesi olmaktan yargılandı. 1989’dan beri Almanya’da siyasi ilticacı ve 2000’den beri Alman vatandaşı olarak yaşıyor.
Contact: Website

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


2 × two =