Take a fresh look at your lifestyle.

Birleşmiş Milletler Efrin’de Yeni Bir Halepçe mi Bekliyor?

0 3

Mehmet Kobal 16/03/2018

Efrîn işgal ihalesinin Türk devletine verilmesi, Rusya ve İran için ABD önderliğindeki koalisyon güçlerine karşı Kürd katliamınıda içeren tehlikeli bir hamle oldu. Kürd halkı ve direniş kuvvetleri bu işgal planına karşı 57 gündür direniyor. BM. Koalisyon güçlerin Türk işgaline dur dememesi bütün Kürdler için kaygı ve öfke patlamasına dönüşmüş. Batı devletlerin karşı hamlesi henüz net bilinmiyor. Ancak bildiğim kadarıyla oyun kurucu devletler, Türkiye gibi uluslararası itibarı sıfırlanmış rejimleri kullanarak birbirlerine yoklama çekmeleri, ortak çıkarlardan anlaşmaya götüren stratejilerine engel görünmüyor. Efrîn işgali, Doğu Guta ve İdlib’e karşılık Erdoğan’a pazarlandığı biliniyor. Ankara hükümetinin, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerine karşı, Rusya ve İran elini güçlendirme şantajıTürk devletine getirisi olacaktır.

Erdoğan hükümeti için Batı Kürdistan galinin esas hedefi, Efrîn’i Kürdlerden arındırmak, demografik yapısını değiştirmek ve Menbiç işgaline yeni bir basamak yaparak 7 yıldan beri işbirliği içinde olduğu ve yönettiği paramiliter islamist terör çetelerini yerleştirmektir. Bu plan çok ağır katliamlarla birlikte bölgeyi Filistinleştirme, cihatçı örgütlere açma politikasıdır. Bilindiğ gibii İran bu taktiği Hizbullah üzerinde uygulayarak daimi bir strateji haline getirdi. O nedenle Filistin’de, Filistinli’lerin dışında herkes mevcuttur. Filistin ve Lübnan’da onlarca örgüt ve hepsinin patron devletleri vardır. Savaş süreklidir, fakat kimin kiminle ve ne için savaştığı belli değildir.

Rusya, Türkiye ile Batı’nın çelişkisini derinleştirmeyi’ ABD ile problemli olduğu alanlarda pazarlık gücünü artırmayı Efrîn işgalinden daha kârlı bulmuş gibi görünüyor. Putin’in, Batı Kürdistan kuvvetlerini Suriye stratejisine angaje etme ve Kürd silahlı güçlerine tamamen hakim olma projesi yanlıştır, boşa düşecektir. Rusya, Esad rejimi sonrası oluşacak yönetimin Batı ile ortak konsensüs zorunluluğundan dolayı yerli güç olan Kürdlere mutlaka ihtiyaç duyacaktır. Kürd siyasi liderleri bu duruma hazırlıklı olmalı, ortak strateji belirlemelidir.

Kürdlerin uzun yıllara dayalı devletsizliği, milli dinamikleriyle yaşama tutkusu, topraklarını bütün işgalcilere karşı savunma ısrarı ve ulusal geleceğini öz iradesiyle belirleme bilinci ilgili devletlere Federasyon veya bağımsızlık çözümünü dayatmıştır. Ortadoğu’da oyun kurucu devletler için üç parçaya bölünmüş Suriye’nin nasıl yönetileceği pazarlığı devam ediyor. Türk devleti cihatçı çeteleriyle birlikte bütün cephelerde Kürd Milletine saldırması, Kürdleri dünya devletleriyle işbirliğine mecbur bırakmıştır. Kürdler, Ulusal Kurtuluş mücadelesi veriyor. İsgalci, istilacılara karşı evini, topraklarını savunuyor. Bu haklılığından dolayı kazanacaktır. Efrîn, Türk devletine ve kiralık cihatçılarına yedirilmeyecektir.

Kürdistan ve Kürdleri, çağ dışı Türk, Acem ve Arap devletleri arasında paylaşan Batı devletleri, Kürd trajedisinin mimarlarıdır. 25 Eylül 2017 Kürdistan Bağımsızlık Referandumundan beş ay sonra aynı riyakârlık ve ihaneti Efrîn özgülünde gerçekleştiriyorlar. Rusya ve ABD koalisyonun Suriye rekabeti Türk işgalci ordusunu Efrîn batağına getirdi. Çünkü emperyal planların uygulanması için savaş ve katliamların veya ”bir gece ansızın gelebiliriz” türü ruh hastası, mitomani yöneticilerin olması lazım. Küresel güçler, yeterince kullandıkları ve artık kendileri içinde zararlı hale geldiğine ikna oldukları diktatör rejimlerin yıkılmasında gerçekten önemli rol oynuyorlar. Ancak yerlerine Kürdler gibi örgütlü, bağımsızlıkçı güçlerin yönetmesini pek içlerine sindiremiyorlar.

İngiltere, ABD Rusya ve AB devletleri, 25 Eylül 2017 Kürdistan Bağımsızlık Referandumunda Kürdleri İran, Irak ve Türk devletin kuşatmasına terkettiler. Hergün İran’a tehdit savuran ABD yönetimi, İran’ın Kuddüs gücü ve Haşdi Şabi gibi paramiliter çeteleri ve Irak ordusu Kürdlere hücum ettiğinde ABD ve İngiltere komutanları olanları sesizlik içinde izlediler. ABD önderlikli koalisyon güçlerin Batı Kürdistan’da 30 bin kişilik güvenlik gücü söylemini sık sık tekrarlaması pratik olarak Türk işgaline davetiye işlevini gördü. Şimdi bütün bu emperyal devletler, NATO donanımlı Türk işgalci ordusu, cihatçı cellatlarla birlikte Efrîn işgal kuşatmasını 57 gündür izliyorlar. Batı devletleri 1916 Sykes-Picot anlaşmasıyla kendine bağlı dört uyduruk gerici memur devlet oluşturdu. Bu devletleri kendine politik,ekonomik olarak bağlama karşılığında Kürdistan ve Kürdleri aralarında paylaştı. O tarihten bu yana Kürdler sayısız katliam ve jenosidlerde geçirildi. Peryodik katliamlardan farkli olan 16 Mart 1988 Halepçe jenosidi, Kürd trajedisini dünya kamuoyu gündemine taşıdı.

Güney Kürdistan şehri Halepçe, 16 Mart 1988 Tarihinde Baas rejimin uçaklarla attığı zehirli hardal, sarin gazı ile onbine yakın insan ölmüştü. Bu enfal katliamın sürdürülmesiyle öldürülenlerin sayısı 180 bine dayanmıştı. Irak Baas rejimi Kürdlere karşı başlattığı ölüm operasyonuna Enfal adını vemişti. Enfal ismini kuran süresinde alan Saddam, Türk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi dini kullanarak Kürd soykırımı yapmıştı. 30 yıl önce Halepçe jenosidine sesiz kalan ABD, Rusya, AB devletleri aynı politikayı 25 Eylül’de Güney Kürdistan’da tekrarladı. Son 57 gündür TC’nin NATO ordusu, cihatçı terör çeteleriyle birlikte karada ve havada Efrin bölgesini bombalıyor

Tarihte defalarca yapılan ihanet EFRÎN somutunda retorik ediliyor.! Neden? Çünkü işgalci devletlerce kuşatılmış Kürdler, Batı kamuoyun dayanışması ve devletlerin desteği olmadan bağımsızlığını kazanamayacağını biliyorlar. Rusya devleti, ABD önderliğinde koalisyon güçleriyle rekabet savaşında Türk devletini Kürdlere saldırtması ve Rejim güçlerine Türk işgâlini kabul ettirmesi gösteriyorki, Suriye özgülünde bölge çıkarları için herkesi birbirine kırdıracak kadar gözü kararmıştır. Özcesi Türkiye, 20 Ocak 2018 Tarihinde, işgalci ordusuyla birlikte öso semsiyesi altında kordine ettiği cihatçı cellatlarını Kürdlerin üzerine yollamış zafer bekliyorlar !

Türkler vatan sever değil ırkçıdır. Totaliter Türk devleti bir korku cumhuriyetidir.Türkiyede vatan millet, bayrak edebiyatı Türkleri manipüle etmede bir iktidar oyunudur. Ankara hükümeti, yıkımını bütün ülkenin, toplumun yıkımına eşitlemiş ve Kürdlerin dışındakı bütün politik, sivil kurumlara kabul ettirmiştir. Yaşanan felaketi şöven, ırkçı körelmeden dolayı anlamayan Türkler, kullanılıyorlar. Türkiye’nin bütün kurumları tek tip Sünni islam faşizme göre dizayin edilmiştir.

Osmanlıcı yayılmacılığı askeri olarak SADAT, PÖH, JÖH ve cihatçı paramiliter örgütlerin, yeni islam ordusu biçiminde Ortadoğuya yayılma hedefindedir. Türkiye, o bilinen ordu yapısını kayıbetmiştir. Normal askere giden fakir, fukara çocukları islamcı cellatların denetiminde mayın eşeği olarak kullanılıyorlar. Türkiyenin parçalanması kendi yöneticilerin izlediği kitlesel şiddet, kan ve savaş politikalarıyla yaşanıyor. Çünkü kansız, savaşsız yönetemiyorlar. Kuzey Kürdistan’da 4 ayda 10’dan fazla şehri haritadan silen, kadın, çocuk demeden yediden yetmişe 8 bine yakın insan öldüren Türk rejimin, Baas rejiminden ne farki var?

HDP genel başkanı, Selhattin Demirtaş, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Ahmet, Mehmet Altan kardeşler gibi fikirlerinden dolayı hapsedilen insanlara aldırış etmeyen Türkiye toplumu, ahlaki olarak çökmüştür. Türklerin bu sesizliği iktidarla ”muhalefetin” ayni kaynakta beslenmesi oluyor. Kürd katliamlarına, sınır ötesi işgallere, islamist terör çeteleriyle işbirliğinde devletiyle arasındaki mesafenin kapanması ciddi bir çöküstür. O nedenle Türk çoğunluğun vatanseverliği parayla satın alınan, farklı etnisite ve inançlara karşı kullanılan bir cehaletten ibarettir.

Türkiye, 30 milyonu aşkın Kürd vatandaşına rağmen bütün cephelerde Kürdlerle savaş halindedir.

Üstelik bu savaşı, insanların kafasını pirasa gibi kesen uluslararası cihadist terör örgütleriyle birlikte yürütüyorlar. Kuzey ve Güney Kürdistan’dan sonra şu sıralar Batı Kürdistan-Efrin işgal girişimiyle sürdürüyorlar. Türklerin, bütün sistem partileriyle birlikte Kürdlere cephe açması, ırkçı bir fütursuzlukla saldırmasısavaşın oblektif koşullarının adım adım örülmesidir.Türk totaliter rejimi, benzerlerinden farklı olmayacak, ne ektiyse onu biçecektir. Medkobal@hotmail.fr

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nineteen + five =