Rusya Ne Yapmak İstiyor?

Mehmet Kobal // Putin yönetimi, Erdoğan Türkiyesinin cihadist politikasının bir geleceğı olmadığını biliyor. Sağa sola toslayan Ankara hükümetinin sığınacak bir liman arayışını hiç süphesiz kullanacak ve Erdoğan üzerinde planlarını gerçekleştirme fırsatını ıskalamayacaktır. Rusya, ABD ile emperyal rekabetini, kendisine mecbur kalmış Türkiye üzerinde bölge pazarlığına dönüştürmesi İdlib’i boşalt Afrine saldır politikasıyla devam ettiriyor. Görünen o ki, Kürd sorunun çözümsüzlüğü Türkiyenin bütün bağlantılarına ihale kapısı olmuş.

Türkiye Kürd karşıtlığı politikasıyla Irak ve Kürdistan’da İran’a kazandırdı. Şimdi Suriye politikasından da Rusya’ya yatarak rejime, olmazsa cihadist terör örgütlerine kazandırma çabasıyla Kürdlere kayip ettirmeye çalışıyor. Türk devleti, Afrin ve İdlib’de ÖSO şemsiyesi altında silahlandırdığı cihatçı terör örgütlerin hamiliğini östlenmekle başaramayacaktır. Globalleşen dünyanın bölge çıkarları ve 50 milyonu aşkın Kürd milletin devletsizliği keza Kürdlerin cihatçı terör çetelerine karşı duruşu ve siyasi otoriteleriyle bütünleşmış coğrafik hakimiyeti görmezlikten gelinmeyecektir. Kürd Milletinin, kendi siyasi otoriteleri tarafından yönetilmesi ulusal, insani bir hakdır. Dünya devletleri ve Birleşmiş Milletler (BM), ölü sayıcı Türk devletin Afrin, Batı Kürdistan işgal girişimini durdurmalıdır.

Türk devleti, dünya’nın en tehlikeli kafa kesici islamist terör örgütleriyle stratejik işbirliği içinde olması, Rusya’nın müslüman azınlığı ve Ceçen hassasiyetiyle uyuşmazsada, Tahran’la birlikte Ankara’nın Kürd düşmanlığından kaynaklı Suriye politikasını başa sarmanın keyfini çıkarmaya devam edecektir. Rusya, PYD-YPG’ nin karşılıklı çıkarların örtüşmesiyle kualisyon güçlerin müttefiği haline gelmesini Suriye ve İran özgülünde bölgesel menfaatine aykırı buluyor. O nedenle Batı Kürdistan halkını ve direniş kuvvetlerini Türkiye’nin tehdit ve saldırılarıyla kendine muhtaç bırakma politikası doğrultusunda bölgesel çıkarlarına uygun ABD’ye karsı pozisyon almasını istedi.

Rusya, Türkiye’nin, cihadist örgütler üzerindeki etkisini kullanarak İdlib gibi yerlerden çekilmelerini sağlama temelinde Afrin saldırısanı tolere etti. Özetle Putin, Erdoğan’a 2016’da Haleb’ı cihatçılardan Suriye rejimine bırakma karşılığında Cerablus’ta YPG’nin ilerleyişini durdurması, 2 yıl sonra Afrin’e saldırtma karşılığında İdlib’i cihatçı gruplardan boşaltma retoriği ile devam ettiriyor. Düşman güçler olan Türkiye, Suriye ve İran’nın Kürd hakimiyetini zaiflatmada zımmi birleşmesi Rusya’nın son dönem politikası oldu.

İran idam cumhuriyeti, umudunu Türk devletin tarihsel Kürd düşmanlığının Erdoğan üzerinde yeni işkallerle Türk, Kürd, Arap savaşına evrilmesine bağlamış. Zaten Erdoğan’da iktidarda kalmak için uyguladığı kitlesel şiddetle iç savaşı göze almış politikasıyla bu konsepte hizmet ediyor. Kürd ulusal meselenin çözümsüz bırakılması ve Kürdlerle koloniyalist bölge devletlerin sürekli hasım ve çatışır pozisyonda tutulması emperyalist devletlerin bölgesel rekabet ve paylaşımını kolaylaştırıyor.

O nedenle Afrin, Batı Kürdistan’ın istikararsızlaştırılmasında Türk devleti ve işbirliği içinde olduğu cihadist terör çeteleri kürdlere karşı kullanılıyor. Bu realite batı devletlerin bilgisi dahilinde ve dünya medyasinca işleniyor. Batı basınına göre Türkiye, Afrin işgaline karşılık İdlib ve benzer bölgeleri söz konusu cihadistlerden boşaltarak işgal edeceğı Afrin, Rojava’ya aktarma planı Moskova, Tahran ve Şam’ı, kualisyon güçlerine karşı ayni konsepte ortaklaştırıyor.

Sömürgeci bölge devletlerin hedefi, Kürd direniş kuvvetlerini istedikleri anlaşmaya zorlamak, Afrin gibi sınır bölgelerine Arapları yerleştirerek Kürd nufusunu elimine etmek ve Kürd politik otoritelerin ABD önderliğindeki kualisyon güçleriyle ilişkisini kesmeye zorlayarak yalnızlaştırmaktır. Rusya Dışişleri sözcüsü Zaharova’nin, insiyatifi Kualisyon güçlerine bırakmama adına ve insan yaşamını hiçe sayan retorik açıklamalarla Afrin işgal girişimine sesiz kalması söz konusu könsepti savunma politikasidir.

Türkiye’nin Kürdlere kayibettirmeye endeksli ortadoğu bölge politikası başından çökmüştü.Türk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gaza getirilidi. Muslüman kardeşleri Suriye’de iktidara getirme hesabı tutmadı. Uluslararası cihadist çeteleri milli kuvvet kabilinde silahlandirarak 3 ay içinde Suriy’de iktidar yapma ve Emevi camii’de namaz kılma hevesi gerçekleşmedi. Kafa kesici mücahit cellatlarla birlikte Kürdleri Kobane’de gömme planı, Kürd ulusal kuvvetlerin harikulade direniş ve dayanışmasıyla bozguna uğratıldı. Suriye’nin yıkımında baş rol oynayan Ankara hükümeti, şu sıralar Perinçek’ın topal aklıyla kelesini istediği Beşar Esad’a işbirliği teklifiyle Afrin işgaline kalkışmasıda yenilgi ile sonuçlanacaktır.

Kürdlere kılıç çekmede başka bir mahareti olmayan Türk devleti, Kürdlere saldırdıkça bağımlılığı artacak, zaiflayacak ve parçalanacaktır. Müttefik ilişkisini Kürdlerin kayıbı üzerinde inşa eden Ankara hükümeti, Batı Kürdistan Federe statüsünün yıkılması için kendini pazarlamadık devlet ve cihadist örgüt bırakmadi. Putin, Erdoğan hükümetinden, Afrin saldırısına karşılık İdlib’e yığılmış cihadist örgütlerin çıkarılması sözü almış. Erdoğan’da mevcut cihadistleri ÖSO şemsiyesi altında Rojava savaş sahasına aktarmak için ikna edeceğini belirtmiş.

Türk devleti, Rusya, İran’la anlaştığı gibi cihatçı yandaşlarını İdlib’te Öso şemsiyesi altında Afrin ve Rojava’ya taşıması için Kürd özgürlük küvvetlerini yenilgiye uğratması lazım. Ancak bu planin gerçekleşme şansı sıfır olduğuna göre asıl problm bundan sonra başlayacaktır. Özetle TC’nin son yedi yıllık Suriye politikası Kürd, Arap ve gayri müslüm toplumların kırılmasından başka bir işe yaramadi. Tabi bu cihatçı kirli savaş politikası CHP’nin katkılarıyla başarıldı. CHP’nin vatan, millet algısı AKP’ninkinden daha faşist ve 1930’ların gerisindedir. Beyinleri fosilleşmış CHP yöneticileri ve medyası halen AKP hükümetini, PKK ile ateşkes süreci üzerinde eleştiriyorlar.

Bütün dünya devletleri kabul ediyorki Kürdler Türk, Arap ve Acem devletlerince yönetilemiyor. O nedenle ilgili devletler Kürdistan ulusal meselenin Türkiye, İran, Irak ve Suriye ile çözümünü Federasyon mu? Bağımsızlık mı? tartışmasıyla Kürd siyasi otoritelerini en üst düzeyde ağırlıyorlar. Kendini Irak, Suriye gibi başedilmez bulan Türk devletin sınırsız Kürd düşmanlığı, Türkiye’yi yıkıma, Kürdleri ise daha güçlü devletlerle işbirliğine zorlamaktan başka bir işlevi olmayacaktır.

NATO’nun ikinci ordusuna sahip Türk devleti, hertürlü kara, hava üstünlüğüne rağmen, Öso’nun şemsiyesi altında topladığı islamcı örgütlerle birlikte Kürdlere karşı zafer naraları atması bütün Türkler için bir utançtır. Sanki İngiltere, Fransa, Rusya gibi bir devletle savaşıyorlarmış gibi medyalarıyla birlikte seferberlik ilan etmişler… Devlet adabına, edebine sahip bir kuvvet, dengine karşı savaşı kazansa bile bu denli alçalamaz.!

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


nineteen + 3 =