Avrupa Bizi Bölmek İstiyor Yalanı

Vengma / Türkiyede bir araştırma yapılmış. Bu araştırmaya göre “Türklerin yüzde 87 si, Avrupalılar Türkiyeyi bölmek istiyor” demiş. Araştırmaya göre Eskiden Osmanlıyı böldüler şimdi ise Türkiyeyi bölmek istiyorlarmış. Ve Türkler sevr sendromu yaşıyormuş.

Yalan yanlış bilgilerle, Irkçılık, fetih, işagallerle bir halkın kafasını doldurursanız, o halk sendromdan kurtulmaz.

Birincisi “Osmanlıyı böldüler” yalanına bakalım. Osmanlı ne yapmıştı? Neden bölünmüştü?

Biliyoruz ki  Osmanlı 16 tane ülkeyi işgal etmiş bölmiş  parçalamıştı. O ülkelerin haklarını esir etmişti. Esir edilen bu halkların kurtulması, kendi devletlerini kurması  neden Osmanlı’nın parçalanması olsun ki?

Osmanlı’ nın kendi toprağı neresiyse, orası onun toprağıdır. Zorla aldığın toprak senin değildir. Ve zorla aldığın taprakların sahipleri senden topraklarını alırsa, sen parçalanmıyorsun!

Sen işgalci olduğun için haklı olarak kovuluyorsun!

Onun toprağını işgal et, şunun toprağını işgal et, ondan sonra benim toprağım bölünüyor diye yırtın! ve üstelik kendini haklı gör!

Bir kere o topraklar nerden senin oluyor? Türkler artık bu söylemlerden utanacağına, başkalarının topraklarına “bizim topraklardır” deyip övünüyorlar!

Şimdi ellerinde Kürtlerin toprakları kaldı.

Onları vermiyorlar.

Yüz yıldır Kürtleri öldürüyorlar. Topraklarını gasp etmişler ve şimdi sendroma yakalanmışlar.

“Kürtler toprakları bizden alacaklar” diye korkuyorlar. Bir de utanmadan sahtekarlık yapıyorlar! Bu gerçeği kitlelerden gizliyorlar. “Avrupa bizi bölmek istiyor” diyorlar.

Siz Kürtlerin topraklarını bölmediniz mi?

Şimdi işgal altında tutmuyormusunuz?

Kürtler kendi topraklarını istiyorlar! Siz neden sendruma yaklanıyorsunuz.?

Çünkü haksızsınız. Bunun için psikolojide ne kadar sendrom varsa hepsine yaklanacaksınız. Bu satırlardan sonra sömürgeci kafaların haberine göz atabilirsiniz.:

Tİme Türk haberi / İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları” araştırmasına göre katılımcıların yüzde 87’sinden fazlası Avrupa’nın Osmanlı gibi Türkiye’yi de bölüp parçalamak istediği görüşünde.

“SEVR SENDROMU”

Araştırmada “Sevr Sendromu” başlığı altında yer verilen “Avrupalı devletler geçmişte Osmanlı devletini bölüp parçaladıkları gibi şimdi de Türkiye’yi bölüp parçalamak istemektedirler” tezine olumlu yanıt verenlerin oranı 87,6.

“AB ÜYELİĞİ SEVR ANLAŞMASI GİBİ”

“Avrupa Birliği’nin Türkiye’den talep ettiği reformlar geçmişte Sevr Anlaşması’nda istenenlerle benzerdir” cümlesine “Evet” diyenlerin ise yüzde 73,2 oranında olduğu belirtiliyor.

ERDOĞAN: HERHALDE ELİMİZDE KALAN TOPRAK PARÇASINA DA GÖZ DİKTİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Ak Parti grubunda yaptığı konuşmada “Biz sabırı bir millet ve sabırlı bir devletiz. Barış için, huzur için kendimizle birlikte tüm dostlarımızın da güvenliği ve refahı için elimizden geleni yapmaktan çekinmeyiz. Fedakarlıkta üstümüze yoktur. Son iki asrı hep fedakarlıkla geçirdik. Gözümüzün önünde yalanla, dalavereyle, ayak oyunlarıyla, diplomatik sahtekarlıklarla 5 milyon metre karelik vatanımız adeta talan edildi. Geriye kala kala 780 bin kilometre kare bu ülke kaldı. Anlaşılan o ki birileri bunu da bize herhalde çok görüyor. Bizi öyle çok zorladılar ki sonunda uyuyan devi uyandırdılar. Bunu böyle bilsinler” demişti.

SEVR ANTLAŞMASI NEDİR?

Sevr Anlaşması; Birinci Dünya Savaşı’nı kazanan İtilaf Devletlerinin yenilgiye uğratmış olduğu diğer ülkeler olan Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile derhal barış antlaşması imzaladıktan sonra Osmanlı Devleti’yle imzalamak istedikleri ve Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandıran anlaşmadır.

SEVR ANLAŞMASI’NIN ÖNEMLİ MADDELERİ

İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak, ancak Osmanlı devletinin antlaşma maddelerine uymaması durumunda İstanbul Türkler’den alınacaktır.

Çanakkale ve İstanbul Boğazı her zaman tüm devletlerin gemilerine açık tutulacak, uluslararası bir komisyon boğazları yönetecek; ancak bu komisyonda Türk üye bulunmayacaktır. Ayrıca bu komisyonun ayrı bir bütçesi ve bayrağı olacaktır.

Anadolu’nun doğusunda iki yeni devlet kurulacaktır.

Ege Bölgesinin büyük bir bölümüyle İzmir Yunanlılara verilecektir. Ayrıca Midye-Büyükçekmece çizgisinin batısında bulunan Trakya bölümü de Yunanlıların olacaktır.

Arabistan ve Irak İngiltere’ye verilecektir.

Antep, Mardin, Urfa ve Suriye Fransa’ya verilecektir. Ayrıca Adana’dan Kayseri ve Sivas’ın kuzeyine kadar uzanan bölge de Fransa’nın nüfusu altında bulunacaktır.

İzmir bölgesi dışında bulunan tüm Batı Anadolu, Afyon’dan Kayseri’ye kadar olan bölümün güneyinde kalan topraklar İtalyan nüfuz bölgesi olacaktır.

Osmanlı Devletinin askeri gücünün sınırı 50.700 olacaktır. Ayrıca ordunun ağır silah ve uçakları bulunmayacak, deniz kuvveti de 13 savaş gemisi ile sınırlı olacaktır.

İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecek

Azınlıklara geniş haklar verilecektir. Tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;

Osmanlı’nın 1914’te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;

Mali ve adli ayrıcalıklar en ağır şekilde müttefik devletlere açık olacaktır.

SEVR İMZALANDI

Antlaşma 10 Ağustos 1920’de İtilaf Devletleri Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı. ABD Osmanlı İmparatorluğu ile savaşmadığı, SSCB ise henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için imza atmadılar.

Osmanlı heyetinde şu isimler yer alıyordu: Eski Maarif Nazırı (milli eğitim bakanı) Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey.

ANTLAŞMAYI İMZALAYANLAR VATAN HAİNİ İLAN EDİLDİ

Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce Meclis-i Mebusan’ın antlaşmayı görüşüp kabul etmesi, sonra da imzalamak üzere Vahdettin’e göndermesi gerekiyordu. Fakat antlaşma imzalandığı tarihte Meclis-i Mebusan kapalı (Mart 1920’de faaliyeti sonlandı ve Nisan 1920’de kapatıldı olduğundan antlaşma mecliste görüşülemedi ve padişahın önüne gelmedi.

Ankara’daki Büyük Millet Meclisi antlaşmayı sert bir bildiri ile kınadı ve Antlaşmayı imzalayanlar ile Saltanat Şurası’nda olumlu oy kullananları 19 Ağustos 1920 tarihinde vatan haini ilan etti.

Antlaşmada imzası bulunan heyet üyeleri 23 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından 150’likliler listesine eklendi. 28 Mayıs 1927 tarihli yasayla ise yurttaşlıktan çıkarıldılar

Bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin imzalamış olduğu son anlaşmadır ve Osmanlı’nın siyasi varlığını tamamen bitiren anlaşma olarak tarihe geçmiştir.

LOZAN İMZALANDI

24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni devlet Türkiye Cumhuriyeti ve Misak-ı Milli sınırları düşman devletler tarafından resmen tanınmıştır.

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


one × one =