Take a fresh look at your lifestyle.

Düşmanlar yek, Kürtler paramparça!

54

Selim Çürükkaya / 26 Kasım 2015 Perşembe 01:29

Bu yazı bundan iki yıl önce kalem alınmıştır. IŞİD’e karşı savaş devam ediyordu. Kerkük daha düşmemişti. Haşti şabi daha mütefikti. Afrin daha saldırıyı uğramamıştı. Zamanında ulusal görevlerini yapmıyanlar, birlik için  gerekli adımları atmayanlar bu gün kaçmak ve yinilmekle karşı karşıya geldiler. Makaleyi dikkatle okumanızı öneriyorum:

‘Arap baharı’ nın Irak ve Suriye bölümü gerçekten ‘cin işi şeytan işine’ benzedi.

Dünyanın tümü nerdeyse işin içine girdi, ama çıkamıyorlar!
‘Arap baharı’ olarak adlandırılan olay, aslında Arap kışı oldu, yani bahardan kış çıktı.

Batılılar ve dünyadaki liberaller, halkın katılımı ile gelişen ayaklanmaların, Arap dünyası ve Afrika’ daki diktatörleri yıkacağını, bunların yerine daha liberal rejimlerin kurulacağını sandı. Ama öyle olmadı. Bu coğrafyada, liberalizm ve demokrasi denilen yönetimler yaşayamaz!
Çölde bazı bitkilerin veya hayvanların yaşayamadığı gibi.

Libya ‘ya bakın, Tunus’a bakın, Mısır’a bakın gerisini anlarsınız!

Kaosun merkezi şu anda Suriye ve Irak’tır.
Neden Arap ve Afrika ülkelerinin başka yerinde değil de,“Veywe cındıu” (cinlerin düğünü)Suriye ve Irak ta koptu?

Bu soruya doğru yanıtlar vermek gerekiyor!
Birincisi ABD nin Irak’ta uyguladığı yanlış politikadır:

Saddam rejimine yapılan Müdahale sonucu, suniler iktidardan kovuldu ve iktidar şiilere devredildi.

İkincisi, Saddam’ın binlerce eğitilmiş subayı ve bürokrasisi yenilmiş sayıldı, ama bu gerçeği yansıtmıyordu.

Üçüncüsü, Irak’ta kendilerini mağdur sayan suni bir kitle ve bu kitlenin başına geçebilecek eğitimli subaylar ve bürokrasi mevcuttu..

Dördüncüsü, Suriye’deki rejim, Alevi bir rejimdi, dört başı mamur bir diktatörlüktü. Suni Müslümanların iflahını nerdeyse 40 yıldan beri kesmişti. Humus ve Hama katliamları ile Sunilere kan kusturmuş, içlerini atom bombası şiddetinde kin doldurarak susturmuştu.

Beşincisi, İran’ ın bölge üzerinde hegemonya kurma politikasıdır, bilindiği gibi özellikle İmam Hümeyni’den beri, iran devleti ‘devrim’ olarak nitelenen hegemonyasını Arap Ülkelerin’ e yaymak istiyordu. Bütün Arap ülkelerinde alevi, şii kitleler yaşıyor ve baskı görüyorlardı. Bu durumu bilen İran, şii ve alevi kitlelerin hamisi olarak kendisini görüyor, fırsat bulduğu anda ayaklanmalar yapıyor.

Altıncısı, Türkiye de İktidar olan AKP’ in suni, dinci, yayılmacı politikasıdır. Arap baharı kavramı ortaya çıkınca, Recep Tayip Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi, imparatorluk hayalleri kurmaya başladılar. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Davos’ta 29 Ocak 2009 günü düzenlenen Birleşmiş milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in de katıldığı toplantıda Perese’e: ‘one minute’ diyerek bütün Arap ülkelerini arkasına almaya çalıştı, muhaliflerin diktatörlere karşı ayaklanmalarına destek verdi. Hatta Suriye’den Libya’ya kadarki bir coğrafyada isyancılar, Erdoğan’ın resimlerini taşıdı.

İran’ın bölgedeki partnerleri nasıl ki radikal alevi ve şiiler idiyse, Türkiye’nin partnerleri ise radikal sunilerdi. Her kes kendi radikaline açık destek veriyordu!

Yedincisi, Irak, İran, Suriye ve Türkiye’de yaşayan kırk milyon Kürdün öksüz ve yetim olması idi. Sayıları kırk milyonu aşıyordu, ama onları koruyacak bir devletleri yoktu..

Sekizincisi, Kürdistan, Irak, bölgede ki su ve petrol kaynaklarından dolayı batılı devletlerin, ABD, Çin ve Rusya’nın bölge üzerindeki stratejileri, ‘böl, bir birine vurdurt, güçten düşür ve yönet’ biçiminde özetlenebilecek politikalarıydı.

Yukarda sıraladığım bütün etmenler bu coğrafyada bir araya geldi ve ‘veywe cındıu’ koptu.

Biz Kürtler bu hortumdan nasıl kurtulacağız?

Şii cephede mi, yoksa suni cephede yer alarak mı?

Bir cephenin başını İran çekiyor, diğer cephenin başını Türkiye.

İkisi de biz Kürtlere kan kusturan ve ulusal haklarımızın hiç birini bize vermeyen devletlerdir.
İkisi de Zorba, zalim, merhametsiz, tecavüzcü, namusuz ve de inkarcıdır!

Bunlarla birlik olmanın biçimleri üzerine tartışmak artık abes olmalıdır biz Kürtler için. Yüz yıllardır kocalarımızın karekterlerini anladık artık! Ama sıra boşanmaya gelince dilimiz tutuluyor!
Kem küm ediyoruz!

Kürt partilerinin söylemlerine ve eylemlerine baktığımızda, çoğunluğu Türkiye ile özerklik, federasyon, Suriye ile özerklik, İrak’la birlikte yaşama peşindeler.

Sömürgecilerimizle birleşme yerine, birbirimizle neden birleşmiyoruz?

Örneğin İrak Kürdistan’ı parçasında İrak ın tek bir askeri kalmamış, Suriye Kurdistan’ı Parçası da Kürlerin kontrolünde olduğu söyleniyor.

Bu iki parçadaki yönetim birleşmenin formüllerini neden tartışmıyor?

Kendi aralarındaki sınırları niçin kaldırma çabası içinde değiller?
Şam ile Kamuşlu’ nun birliği üzerine kafa yoranlar, neden Kamışlu Erbil birleşmesi üzerine fikir üretmiyorlar?

Süleymaniye’yi Bağdat’ta bağlamayı düşünenler, neden Erbil ile birliğin güçlü temellerini atmıyorlar?

Suriye Kurdistan’ı ile Güney Irak Kürdistan’ı arasındaki sınırları kaldırmak, çok mu riskli, çok mu imkansız?

Kürt halkının can, mal ve namus güvenliği çok ama çok ciddi bir tehdit altındadır.

Bütün dünya bunu görüyor, biliyor!
En ufak bir tehlike karşısında Peşmerge Kamışlu üzeri Afrin’ e kadar gitmeli, yine bir tehlike karşısında PYD li gerillalar Afrin’ den Süleymaniye’ ye kadar gidebilmelidir. Bu birleşmeye kim karşı çıkabilir?

Dünya mı?

Yani Amerika ve batı mı?

Rusya ve Çin mi?

Nato mu?

Birleşmiş Milletler mi?

Bunların hiç birisi karşı çıkmaz!

Kürtlerin birleşmesi ve baş aktör konumuna yükselmeleri için medeni dünya hazırdır.

Hazır olmayan Kürdün sömürgeciler tarafından kirletilen ruhudur!

Ortadoğu savaşında veya ‘veywe cındu’ da sayın Mesut Barzani bir Kürt Aktör olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
Artık kimse bunu inkar edemez.

KDP ve Sayın Barzani’nin omuzlarına, Kürt halkını bir numaralı aktör haline getirme görevi yüklenmiştir.

Bu kutsal ve milli görevi nasıl yapabilirler?

KDP ve Sayın Barzani radikal adımlar atmakla yükümlüdürler.
Tarihi ve büyük işleri yapan liderler ve partiler gibi davranmak gibi bir zorunluluk kapılarını çalmıştır.

Atılması gereken adımları sıralarsam:

1. Derhal bir ulusal ordu kurulmaya başlanmalıdır. Var olan KDP ve YNK peşmergeleri veya paralı askerleri ile ulusal bir ordu kurmak zordur. Eğitim görmüş gönüllü ve profesyonel subaylar ve zorunlu askerliğe alınan askerlerden profesyonel bir ordu kurulmalı, şimdiki paralı peşmergelerin tümü süre içinde tasfiye edilmelidir.

2. Ülkenin istihbaratı çift başlılıktan derhal kurtarılmalı, milli bir istihbarat teşkilatı kurulmalı, istihabaratta çalışan elemanlar, hiç bir partiye resmi üye olmamalıdırlar.

3. Milli ve modern ordu , milli istihabarat teşkilatı kurulurken, Ülkenin bütün zenginleri seferberlik ruhu ile servetlerinin önemli kısmını buna ayırmalıdırlar.

4. Hiç gecikmeksizin seferberlik veya kurucu meclis gibi bir meclis oluşmalı, acil olarak toplumu bir arada tutan, ona ruh veren Milli ve demokratik bir anayasa yapmalıdır.

5. Güney Kürdistan federasyonunda oluşan ‘aracılar tabakası’ derhal tasfiye edilmeli, hata aracılık yapıp haksız yere kazanç sağlamak suç sayılmalı, şimdiye kadar bu işi yapıp zengin olanların mal varlıklarına el konulmalıdır.

6. Güney Kurdistan’ da bu adımlar atılırken, Suriye Kürdistan’ ı ile birlik nasıl gerçekleşebilir?

Bunun üzerinde çalışmak, bunun zeminlerini yoklamak zaruridir. İki parça kendi aralarındaki sınırları nasıl kaldırır?

Çok partili bir sistem nasıl kurulur?

Ortak bir ordu nasıl yaratılır?

Tek bir başkent üzerinde nasıl anlaşılır?

Tek Meclis nasıl inşa edilir, tek hükümet olmanın koşulları nasıl sağlanır?

7. Irak ve Suriye Kürdistan’ı birleşebilirse, artık kimseler veya hiçbir güç, kuvvet, sınır Türkiye ve İran Kürtlerini tutamaz.

Tarihi adımlar ve görevler bunlardır, bu adımları Sayın Barzani atabilirse, Kürdistan halkını Ortadoğu’da bir numaralı aktör haline getirir. Ve bu halk son yüz yıla damgasını vurur!

Bu adımlar atılamadıysa, İŞİD yenildikten veya etkisizleştikten sonra, Kerkük ve Musul’da Şii milisler Kürtlere karşı harekete geçer!

Süleymaniye Erbil’ e düşman olur!

Qandil ve PYD KDP ye savaş açar!

Bir kısmımız Türkiye’nin bir kısmımız iran’ın elinin sopaları olur, birbirimizin kafasına ineriz.

Sömürgecilerimizin bu senaryosu çoktan hazırlanmış sahnelenmeye ramak kalmıştır.

Bu oyunu bozma görevini tarih, sayın Mesud Barzani’ye vermiştir!
Allah onun yardımcısı olsun…….

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

four × five =