Take a fresh look at your lifestyle.

Alman Taz Gazetesi Sordu, Çürükkaya Yanıt Verdi!

0 92

Selim Çürükkaya / Bundan yaklaşık bir hafta önce Berlin’de yayınlanan sol eğilimli Taz gazetesi, e mail üzeri bana ulaşarak Erbil’de mahsur kalmamla ilgili sorular sordu. Ben de yanıtlar verdim. Bu günkü gazetnin nushasında roportajımın haber halinde yayınlandığını gördüm. Konuyu yaklaşık olarak özetlemelerine rağmen röportajın tümünü vermedikleri için kendi köşemde sordukları soruları ve verdiğim yanıtları yayınlamayı uygun gördüm:

Taz -Türk devletinin sizi resmi olarak aradığını ne zamandan beri
bilmektesiniz? Son yıllarda seyahat ederken herhangi bir problemle
karşılaştınız mı?

Selim Çürükkaya / Diyarbakır Ağır ceza mahkemesinin benim hakkımda bir tutuklama kararının olduğunu biliyordum.(1) Ama İnterpol kırmızı listede adımın olduğunu önceden bir yerlede okumuştum, sonradan kalktığını tahmin ediyordum. Temmuz 2013 yılında ailem ile birlikte Tunus’a tatil yapmaya gittiğimizde dört saat kadar bizleri havalanında alıkoydular. Ardından, bir uçakla Berlin’e geri yolladılar. Nedenini sorduğumuzda, “Biz bilmiyoruz, merkez biliyor” dediler.

29.10. 2016 günü Erbil’den Viyana’ya gelirken, Havalanında bir saat kadar alıkonuldum. Tekrar serbest bırakıldım. Nedenini sordum, söylemediler.

05.11.2016 Tarihinde pasaportumla Bremen polsine gittim. Dedimn ki; “Pasaportumu bir inceleyin, İnterpol veya Avrupa-Pol tarafından aranıyormuyum?” Pasaportumu incelediler, “Türkiye ve Avusturya da proplemin var” dediler.

Taz-Erbil’e hangi sebeple ve ne zaman seyahat ettiniz? Dönüşünüzü ne zaman
yapmayı planlıyordunuz? Erbil’de gözaltına alınmayacağınızdan nasıl emin
oldunuz? Bağdat üzerinden ya da komşu ülkelerden dönerken başınıza böyle
bir şey gelebileceğini düşündünüz mü?

Selim Çürükkaya: Erbil’e 19.10. 2017 günü Düsseldorf ‘tan kalkan uçakla geldim. Buraya gelmemin nedeni “IŞİD kurbanlarını anmak için Dünya konseri” hazırlık toplantısına katılmaktı. Daha önce de Erbil’e gelip gittiğim için gözaltına alanacağıma dair bir kuşkum yoktu. Bağdat, Türkiye, İran ve Suriye üzeri dönemeyeceğimi, biliyordum. Çünkü 25 yıldan beri, bu ülkelerle aram iyi değildi. Kitaplarımda ve makalelerimde bu ülkelerin politikalarını ve yöneticilerinİ çok sert biçimde eleştirmiştim. Erbil’ e gelirken, Irak tarafından Erbil ve Süleymaniye havalanlarının kapatılacağını bilmiyordum. “Işid Kurbanlarını anmak için Dünya konseri” ile ilgili toplantımız 29.10.2017 günü bitti. Aynı gün uçakların kalkması yasaklanmıştı. Bağdat Üzeri dönme konusunda araştırma yaptım, havalanın bilgisayarında adımın olduğunuğunu öğrendim ve Erbil’de mahsur kaldım.

Taz-Erbil’de yaşam şu anda nasıl?

Selim Çürükkaya: Erbil’de mahsur kaldığımı anlayınca, Kardeşim, Dr. Sait’in yaşamını anlatan bir roman yazmaya başladım. Kadeşim,1990- 2000 yılları arasında, Kürdistan dağlarında Türkiye’ye karşı Kürtlerin hakları için savaşmış bir komutandı. 2000 Yıllarında PKK yi terk etti. Almanya’ya gelip iltica etti. Dr. Sait, Daha önce Türkiye’de Tıp fakültesinde okumuştu. Bremen’de Hoch Schulede sosya pedegojiden mezun oldu. Alman vatandaşlığını kazandı. Hamburg’da İki adet Kuru temizleme dükkanı vardı, yaklaşık olarak 15 işçi çalıştırıyordu. İŞİD Şengal’e saldırınca, “Ben Işid’e karşı savaşmaya gideceyim” dedi. Şengal, Naveran, Başika bölgelerine geldi. Özel bir birlik kurdu, onları eğitti ve İşid’e karşı iki yıl kadar savaştı. 26.10.2016 Günü mayın temizlerken, bir bombanın patlamasıyla yaralandı. Özel ambulans bir uçakla Koblenz askeri hastahanesinde tedavi görürken yaşamını yitirdi. Ben böyle bir insanın yaşadıklarının romanını yazıyorum şimdi.. Erbil’ de kendime çok, ama çok dikkat etmek zorundayım. Dışarı hiç çıkmıyorum. Yazmak, yemek yemek, spor yapmak dışında bir işle uğraşmıyorum. Yaşamım bunlarla sınırlıdır.

Taz-Alman konsolosluğu size kırmızı bülten hakkında ne zaman bilgi verdi?

Selim Çürükkaya: Ben Erbil’deki Almanya konsolosluğuna gitmeden önce Kızım Soma Madiya Almanya P.E.N. Zentrum Geschaft Führerin Claudia Crause’ ye durumumla ilgili bir mektup yollamıştı. Bunun üzerine Bayan Crause Erbil’deki Almanya konsolusluğunu bilgilendirdiğinden, konsolosluk bana aşağıdaki satırlarla termin verdi.

Sehr geehrter Herr Cürükkaya, (sayın Çürükkaya)

 Sie können gerne morgen, Donnerstag, 2. November 2017, 13:30 Uhr, zum Generalkonsulat kommen. (Yarın perşembe 2. kasım 2017 saat 13 te Pasaportunuz ile birlikte konsolosluğa gelirmisiniz, Selamlar)

Bitte weisen Sie sich am Einlass durch Ihren Reisepass aus.

 Mit freundlichen Grüßen

Verilen gün ve saatte Erbil’deki Almanya konsolosluğuna gittim. Erbil ve Süleymaniye’den uçakların kalkmadığını, Türkiye, İran, Bağdat ve Suriye üzerinden gidemeyeceğimi, Erbil’de mahsur kaldığımı söyledim ve yardım İstedim. Konsolos yetkilileri Alman vatandaşı olduğum için pasaportumu kontrol ettiler, kopyasını çektiler, Passaportun bir kopisinin Berlin’e, bir kopisinin Bağdat’taki Almanya konsolusluğuna gönderileceğini ve beklemem gerektiğini söylediler. Ben de teşekür ederek konsolosluktan ayrıldım. Birkaç gün sonra e mailime gelen mektuptan adımın İnterpol kırmızı listede olduğunu anladım. Konsolosluktan gelen ikinci mektubu aşağıya alıyorum: ehr geehrter Herr Cürükkaya,

Sehr geehrter Herr Cürükkaya,

Hinsichtlich Ihres Eintrags bei Interpol werden Sie gebeten, sich direkt an das Generalsekretariat von Interpol in Lyon zu wenden und eine Löschung der türkischen Fahndung zu beantragen. Dort sollten Sie entsprechend Ihre Argumentation und Nachweise vorbringen. Das Generalkonsulat kann bei der Beantragung selbst nicht behilflich sein.

Nachstehend nochmals die bereits übermittelten Daten über die Zuständigkeit bei Interpol, wo Sie eine Löschung beantragen können:

Generalsekretariat INTERPOL, „Commission for the Control of Interpol’s Files (CCF)“, Lyon.

www.interpol.com

(Özet olarak Liyondaki İnterpol merkezine baş vurun ve kendi adınızı kırmızı listeden çıkartın diyor?

Taz-Bu durumunuzun ne kadar süreceğini tahmin ediyorsunuz? Bir çıkış yolu
görebiliyor musunuz? Herhangi bir başka ülke üzerinden? Bu konuda
yeterli desteği alabiliyor musunuz?

Selim Çürükkaya: Benim buradan çıkmamın yolları şunlardır:

1. Almanya’nın Erbil veya Bağdat Konsoloslukları Bağdat yetkilileri ile görüşüp beni Bağdad’ta uçağa bindirebilirler. Zira Alman devlet Yetkilileri, Türk devletinin İnterpol nezdinde benim hakkımda yaptıkları suçlamaların hiç birisinin doğru olmadığını çok iyi biliyorlar.

  1. Erbil veya Süleymaniye Havalanları açılırsa yine Alman konsolosluğunun yardımıyla tutuklanmadan uçağa bindirilebilirim.

    3. Alman Hükümetinin yetkilileri ve Avukatım bir an önce adımı İnterpol’ün kırmızı listesinden çıkarabilir, o zaman konsolosluk aracılığıyla Bağdat üzeri gelebilirim.

    4. Alman Aydınları, Alman basını, politikacıları, Türkiye’nin baştan sona kadar yalan olan İnterpol suçlamalarını gündeme getirip bir çözüm bulabilirler. Ben Alman vatan daşıyım, Alman Hükümetinden destek bekliyorum.

    Taz-Sizce Türk devletinin sizi aramasının sebebi nedir? Sizi 1991’den beri
    siyasi ve finansal olarak PKK’yi desteklemekle suçluyorlar. Fakat siz
    1993’de PKK’den ayrıldığınızı belirtiyorsunuz. 1991 ve 1993 arasında
    yaptığınız ve sizi suçlayabilecekleri faaliyetler var mı?


Benim yazdıklarımı okuyan her kes, bilir ki ( Bunu en iyi Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri bilir) Ben 01. mayıs 1980 tarihinde Diyarbakır’da siyasi nedenlerle tutuklandım. 1991 mayıs ayının başında Bartın cezaevinden tahliye oldum. Haziran 1991 tarihinde yasadışı yollarla Meriç Nehri üzerinden Atina’ya, Haziran ayının sonunda PKK kampının olduğu Bekaa vadisine ulaştım.

Burada tam olarak sekiz ay kaldım. Öcalan ile farklı düşündüğümden dört ay boyunca bir nevi gözetim altındaydım. Dört ay sonra, Kamptaki gerillalara teorik dersler verdim.

07.03.1992 Tarihinde sahte bir pasaportla, Şam’dan Frankfurt’a geldim. PKK nin Avrupa’daki basın sorumluluğunu üstlendim. Mayıs, 1992 tarihinde BONN da iltica başvurusu yaptım. 07.03 1993 tarihinde tekrar Sahte bir pasaportla Farankfurt’tan Şam’a uçtum. 28 Mart 1993 tarihinde Şam’da Öcalan’ın talimatıyla tutuklandım. Lübnan’ın Barelias kasabasında PKK nin bir hapishanesine konuldum.

Burda bana zorla Öcalan’ı öven bir kitap yazmayı dayattılar. Ya yazacak, ya da öldürülecektim.

Yazmadım.

05.07.1993 günü tutulduğum hapishaneden kaçarak aynı gün Beyrut’a gittim. Burada Almanya konsolosluğundan yardım istedim. Yeterince dil bilmediğimden durumumu izah edemedim.

Kızılhaç ve Birleşmiş Milletler’in Beyrut’taki temsilciliklerine sığındım. 1993 Kasım ayının sonuna kadar bu kurumlarının denetiminde kaldım. Alman PEN’i, Uluslararası gazeteciler birliği, Af Örgütü, Günter Wallaraf, Kürt PEN’ in başkanı Hüseyin Erdem ve adını burda yazmadığım bazı kişilerin yardımı, Alman Hükümetinin onayı ile Almaya’ya geri geldim.


Türk devleti neden beni suçluyor? Sorunuza gelince; bildiğiniz gibi ben 1993 Yılının Ağustos ayında Beyrut’ta iken “Apo’nun Ayetleri” adlı bir kitap yazmıştım. Bu kitap daha sonra Günter Wallaraf’ın yardımı ile Almanca olarak “PKK Die Diktator Des Abdullah Öcalan” adıyla yayınlandı.

Ben bu kitapla Kürt halkına ve Alman kamuoyuna Abdullah Öcalan’ın bilinmeyen bir yüzünü göstermiştim. Öcalan 1999 yılında Türkiye’ye gidip teslim oldu ve sergilediği tavırla benim kitabımda anlattıklarımı doğruladı.

Öcalan ve Türkiye’nin Ortak korkusu, o tarihlerde şudur: Öcalan’ın hainliği giderek anlaşılacak, Selim Çürükkaya, Almanya hükümetinin desteğini (2) de alarak, Kürt halkını ikna edecek ve Kürt sorunun çözümü için siyasi bir yol bulacak, bu da Bir Kürt devletinin kurulması ile sunuçlanacaktır. Bunun olmaması için İnterpol kırmızı listeye Selim’in adını pek çok cinayet işlemiş bir kişi olarak geçirip terörize etmeyi düşünmüş olabilirler.

Taz – BKA’ya gelen belgede yöneltilen kişisel suçlama, “PKK-WEJIN’ e büyük miktarda Keleşnikow ile ona ait mermiyi 1991 den 1995 yılları arasında tedarik etmiş olmak.” Bu suçlamaya karşı neler söylemek istersiniz?


Selim Çürükkaya: “PKK VEJİN” adı, 1991 tarihinde, Abdullah Öcalan ve onun egemen olduğu PKK ye muhalefet eden Mehmet Cahit Şener’ tarafından Öcalan’a karşı kaleme alınan yazılarda kullanıldı. Zaten 1991 Yılının Kasım Ayında PKK ile Suriye istihbaratının ortak eylemi ile Mehmet Şener Kamuşlu’da öldürüldü. “PKK VEJİN” Mehmet Şeneri’n öldürülmesi ile bir ad olarak kaldı.

Ben bu örgütün üyesi olmadım. Sadece Mehmet Cahit Şener’in haksız yere öldürüldüğünü yazdım. “PKK VEJİN” 1991 yılından bu güne kadar tek bir silahlı eylem yapmamıştır. Ben PKK’den Ayrılınca, Almanya ya geldim. Yazdığım Kitaptan dolayı Abdullah Öcalan Hakkımda ölüm kararı almıştı (3) 10 Yıl boyunca Almanyada gizli yaşadım. O dönem Alman PEN in yetkilileri, Günter Wallaraf, Alman İç İşleri bakanları benim durumumu çok yakından bilir. Almanya’dan, olmayan “PKK vejin’e” olmayan ‘Keleşkof transport etme’m kocaman bir yalandır.

Taz: Onun dışında PKK’nin 1991-1995 arasında yaptığı faaliyetler sıralanmış
ama sizi doğrudan bu suçlarla itham etmiyorlar. Siz de zaten
yazılarınızda bu tarihlerde Suriye’de ve ardından Almanya’da olduğunuzu
yazmıştınız:

Selim Çürükkaya: Hayır Türkiye’nin Benim hakkında İnterpol’e verdiği suçlama listesinde 1991 ile 1996 yılları arasında tam olarak 20 eylemle 50 kişi öldürdüğümü söylüyorlar.

Örneğin Nisan 1995 tarihinide benim Adana Dörtyol’da 7 köy korucusunu öldürdüğümü yazmışlar.

Oysa ben ve Eşim Aysel 1995 Nisan ve Mayıs ayında, kalacak yerimiz olmadığından (Yazdığım kitaptan dolayı PKK benim hakkımda ölüm kararı almıştı, Kitabımı okuyan okuyucular Bremen ve Hamburg’da saldırıya uğrayarak komalık olmuştu) (4)

Günter Wallraff’ın Onkel’deki evinde kalıyorduk. Günter Wallraf bunun tarihi tanığıdır.

Size soruyorum, nasıl oluyor da, ben hem PKK tarafından Öldürülmek için aranıyorum, bu yüzden Günter Wallaraf’ın evinde kalıyorum, hem de Adana Dörtyol’a gidip PKK gerillası olarak 7 kişiyi öldürüyorum? (Türkiyenin İnterpol’e sunduğu belge)

1993 Eylül ayında Birleşmiş Milletler Lübnan Temsilciliği ve Kızılhaç Lübnan bürosunun kontrolünde Lübnan’ın Hasrun kasabasında bir kilisede kalmama rağmen, Türk devleti nin İnterpol’e sunduğu raporda ben; Türkiye’de askeri karakol basmışım!

Peki hem Lübnan da Birleşmiş Milletlerin himayesinde olmak, hemde Türkiye ‘de askeri karakol basmak nasıl mümkün oluyor? (Türkiye’nin İnterpol’e sunduğu belge)

Taz: 26 Kasım’da yazdığınız yazıda, yukarıdaki suçlamalarla ilgili, bir
gazeteci arkadaşınızın sizi kardeşiniz Sait Çürükkaya ile karıştırmış
olabileceğini yazmışsınız. Bunu biraz açıklayabilir misiniz?

Selim Çürükkaya: Yazdığım yüzlerce makalem ve kitaplarımda, ben cezaevinden tahliye olup yurt dışına çıktıktan sonra bir daha Türkiyey’e gitmemişim. 1991 Haziranından sonra Türkiye topraklarına ayak basmayan ben, nasıl Türkiye’ye gidip 50 kişi öldürebilirim ki?

Türkiye neden böyle yapmış olabilir? Bunun iki nedeni olabilir. Birincisini yukarıda anlattım.

Abdullah Öcalan Türkiye’ye 1999 yılında dönünce, Öcalan’ın korkusu devletin korkusu oldu. Bu korkudan dolayı, beni terörize etmek için İnterpol kırmızı listeye adımı geçirdiler.

İkincisi, çok az bir ihtimal ile ben ile Kardeşim Sait Çürükkaya’yı karıştırdılar. Çünkü kardeşim Dr. Sait Çürükkaya 1991 yılından 2000 yılına kadar PKK nin gerilla komutanıydı. Ve dağda savaşıyordu.

Türkiye’de hukuk devleti olmadığı için kolaylıkla bir kardeşin yaptığı eylemlerin intikamını diğer kardeşten alabilirler.

Bizim aile daha önce böyle bir örneği yaşamıştır. Eşim Aysel Öztürk 1986 yılında Diyarbakır Cezaevinden tahliye olduktan sonra tekrar tutuklanıp işkence görmemek için dağa çıktı. Oradan Bekayka’ya, Bekaa’dan Almanya’ya gidip iltica etti. Aysel’i yakalayıp öldüremeyen Tük askerleri, 27 temmuz 1992 günü kız kardeşi Ayten Öztürk’ü kaçırdılar. 08. Ağustos 1992 günü, kafa derisi yüzülmüş, gözleri çıkarılmış, burunu ve dudakları kesilmiş halde bulundu.(5) Böylece Aysel’e duyulan kinin intikamını Ayten’den alan bir devlet, Sait’e duyulan kinin intikamını kolaylıkla Selim’den alır. Alman tv Selim in durumunu anlatıyor. 6. 

  1. http://madiya.net/index.php?option=com_content&view=article&id=622:tuerkiye-de-adalet-var-mi&catid=50:makalelerim&Itemid=67

2) https://ruclip.com/video/-04AZoX2fzo/abdullah-%C3%B6calan-almanya-su%C3%A7%C3%BCst%C3%BC-yakaland%C4%B1.html
3) http://www.taz.de/!1538960/

4) http://www.taz.de/!1538960/

5) http://madiya.net/index.php?option=com_content&view=article&id=538:aytenin-doyas&catid=48:belgeler&Itemid=64

6.

https://www.ardmediathek.de/tv/Mittagsmagazin/Haftbefehl-gegen-deutsch-t%C3%BCrkischen-Schr/Das-Erste/Video?bcastId=314636&documentId=47572256

Çok sağolun
Saygılarımla

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

12 − 1 =